TAPINAK, içinde Tanrı’ya kulluk edilen, tapınılan yapı, mabet. Tarihöncesi dönemlere ait ilk tapınaklar, mağara, orman vb. açık kült alanlarıydı. Zaman içinde ortaya çıkan, oturulan evlere benzeyen kült evleri, Tann’nın eviydi ve dahasonra o Tann’ya tapanların toplanığı yerlsr haline geldi. Kutsal kabul edilen bu alanlar yüzyıllar boyu kokundular. En eski tapınak örneklerinde Mezopotamya’da rastlanır. Mezopotamya’da tapınak Tann’nın evi olduğu kadar kentin yönetim ve ekonomi merkeziydi. Başlangıçta tapınak, kare planlı tek bir odaydı (Eridu, İÖ 4000). Sümer döneminde ise dikdörtgen planlı, nişli cepheli, uzun orta avlulu, ön avlulu ve cellalı (Tanrı heykelinin bulunduğu oda) bir saray evi tıpı gelişti, eksen düzeninde geniş odalardan oluştu. Yeni Sümer dönemine ise tapınağı giriş yeri yandayken öne alındı. Dicle Irmağı’-nın doğusunda yer alan Mezopotamya kentlerindeki tapınakların kutsal alanı genellikle dar yanda bulunan bir nişte, giriş ise uzunlamasına olan yerde bulunuyordu. Asur tapmaklarında giriş, Tanrı heykelinin karşısındaki dar yandaydı. Mezopotamya’nın karakteristik tapınağı olan zigurrat ise yapay bir teras üzerinde, çok basamaklı bir kule biçiminde yapılmıştı. Anadolu’daki en eski tarihli tapınak, erken Kalkolitik Çağ’da tarihlenen Hacılar Höyüğü’nün ikinci batındaki 35X70 m boyutundaki yapılar topluluğudur. Tarihsel çağlar içindeki en eski tapınaklar ise Hititlere aittir. Başkent Hattuşa’da yapılan kazılarda beş tapınak açığa çıkarıldı. Bunların en büyüğü olan 1 numaralı tapınak Fırtına Tanrısı’na aittir. Öteki dört tapınağın hangi Tanrılara ait olduğu henüz saptanamamıştır. Hattuşa’nın yakınlarında yer alan Yazılıkaya ise bir açık hava tapınağıydı. Hitit tapmağı, genel çizgileriyle, ortada bir avlu, yan odaları bulunan anıtsal bir giriş, Tanrı heykellerinin saklandığı hücrenin hemen ulaşılamayan ve yan odalara bağlanan bir plan gösterir. Suriye’de bulunan tapınakların özelliği ise, öne çekilen duvarlar ve basamaklarla girilen celladır. Genellikle zengin bezemeye sahip ve sık sık yenilenen bu tapınaklar, eski Doğu kentlerinin en iyi ayakta kalmış yapılarıdır.Mısır’daki Tanrı tapınakları ve ölü kralların tapınakları hemen hemen tümüyle Yeni Krallık (10 1550-1071) döneminden kalmadır. Tapınağın ana mekânı düz bir eksen etrafına yerleştirilmiştir; geçit yolunun iki yanı sfenksler, dikili taşlar vo kral heykelleriyle görkemli bir görünüme kavuşturulmuştur. Bu öğeleri, kapı kuleleri (dilon). sütunlarla çevrili avlu, kapalı sütunlu salon, kutsal alan ve başka kült odaları izliyordu. Duvarlarda zengin kabartma süslemeler (Tanrı ve kült sahneleri) vardı. Yunanistan’daki peripterosa (etrafı tek sıra sütunla çevrili olan ve sütunla yan var arasındaki uzaklığın iki sütun arasındakine eşit olduğu tapınak planı) benzeyen küçük tapınaklar ise ender olarak yapılıyordu.Kudüs’teki Süleyman Tapınağı, tapınak alanı üzerinde kuruluydu, ekseni doğu-batı yönündeydi ve ana girişi doğudaydı. İÖ 586′da tapınak Babillilerce yıkıma uğratıldı. Ancak İÖ 520-515 arasında yeniden yapıldı. Büyük Herodes döneminde, İÖ 19′dan sonra ise yenilendi. İS 7O’te Romalılarca tümüyle yıkıldı. Tapmak planlarmdaki büyük gelişme Eski Yunan döneminde görülür. Bilinen en eski Yunan tapınağı Samos (Sisam) Adasındaki Hera Tapmağı’dır İÖ 8, yy’ın birinci yarısına tarihlenen bu yapı, dar ve uzun bir mekândan oluşur, ilk kez ahşaptan yapılan Yunan tapınakları, İÖ 570-550′lerde taştan yapılmaya başlandı. İÖ 7. yy’da Eski Mısır sanatından etkilenen Yunan dünyası. İonia Bölgesi’nde dipteros (çevresi çift sıra sütunla çevrili tapınak planı) planlı tapmaklar yapmaya başladı. Başlangıçta, kutsal alan kült heykeliyle sunaktan oluşuyordu. Tapınağın giderek Tanrı’nın evi haline dönüşmesi üzerine anıtsal yapılar ortaya çıktı. Eski Yunan tapınaklarına Tanrı’nın Evi olduğu için halk giremezdi. Ancak tapınağın önündeki sunağın çevresinde toplanırlar ve rahiplerin yönettiği töreni izlerlerdi. Eski Yunan tapınağının temelinde Miken evi olan megaron (dar cepheli, derinlemesine ince uzun ev planı) planı vardır. Tapmakta Tanrı heykelinin bulunduğu kutsal mekân olan naosyada cellanın çevresinde sıralanan sütun dizilerine göre çeşitli planlar geliştirildi. Cellanın önünde bir sıra sütun prostylos, bu sütun dizisi arka cephe önünde de yer alırsa amphyprostylos planı ortaya çıkar. Cellanın dört yanının bir sıra sütun dizisiyle çevrelendiği plan tipi peripterostur. Sütun dizisi iki sıra olursa dipteros adını alır. Bazı tapınaklarda dipteros plandaki iç sütun sırası kaldırılmış ve görünüşte dipteros anlamında pseudo dipteros ortaya çıkmıştır. Cella duvarına yarım sütunların yerleştirilmesiyle peripteros görünümü kazanmış tapınaklar ise pseudo peripteros adını alır; bu plan daha çok Roma donemi tapınaklarında uygulanmıştır. Yuvarlak planlı tapınaklar olan thoioslar, hem Yunan hem de Roma döneminde yapılmıştır. Cellanın önünde giriş mekânı olan pro-naos, cellanın arkasında ise opistodomos yer alır. İÖ 6. yy’da Eski Yunana mimarlığında egemen olan Dor ve İon düzenleri tapınaklarda da egemendi. Kara Yunanistan’daki tapınaklarda Dor. Batı Anadolu ile Ege Adaları’nda İon düzeni uygulanıyordu. Anadolu’da Neandria Tapınağı’nda uygulama alanı bulmuş olan ve İÖ 7. yy’ın sonlarına tarihlenen bir başka mimarlık düzeni de Aiol düzenidir. Batı Anadolu’daki ionia Bölgesi’ne özgü olan dipteros planlı anıtsal tapınaklara örnek olarak Efes’teki Artemision ve Didyma’daki Apollon tapınakları gösterilebilir. Hellenistik dönemde ise mimarlık biçemlerine Korinih düzeni de eklendi. Özellikle Hellenistik dönemde Anadolu’daki tapınaklarda eski planlar da uygulanmakla birlikte, sütunların daha ince ve uzun, boşlukların daha büyük olduğu görülür. Roma dönemi tapınaklarında Yunan etkisi görülmekle birlikte, Etrüst tapınak mimarlığının da önemli bir yeri vardır. Etrüsk tapınağı, yüksek bir taş podyum üzerinde yükselir. Planı kareye çok yakındır. Cellası üçe ayrılmıştır ve her birinde birer Tanrı heykeli bulunur. Sütunlar basık ve aralan geniştir. Pişmiş topraktan yapılmış olan bezemeler çok renklidir. Tuskan düzenindeki sütun başlıkları Dor başlıklarına benzer. Etrüsk tapınağında taş ve kerpicin yanında ahşap da kullanılmıştır. Roma’daki Ceres, Liber, Libera ve Jüpiter Capitolinus tapınaklarında İÖ 6. ve 5. yy’lara ait Etrüsk mimarlığına ilişkin bilgiler öğrenilmektedir. Roma cumhuriyet dönemine ait tapınak mimarlığında ise İtalik-Etrüsk ve Yunan-Hellenistik mimarlık biçemleri bir arada kullanılmıştır. Uzakdoğu’daki en eski tapınaklar Hindistan ve Çin’de görülür. En eski Hint tapınakları kayalar içine oyulmuştur. Taştan yapılmış dayanıklı ilk tapınak örnekleri ise İS 4.-5. yy’lar arasına tarihlenir. 6.-7. yy’lar arasında değişik yapı biçimleri ortaya çıktı.. Dekkan, Tamil Nadu ve Kuzey Hindistan’da Nagara biçemi, Güney Hindistan’da ise Dravida biçemi uygulanmaya başlandı. Hinduizm Öğretisine göre, tapınak, geometrik düzenli bir kare üzerinde (Mandala) yükselir. Bunun merkezinde bulunan cellada (Garbhagriha) baş Tanrı oturur. Cella bir dönüşük koridoruyla da çevrilmiş olabilir. Tanrı grupları için tüm yapı bölümlere ayrılabilir. Baş Tann’nın ve öteki Tanrıların resimleri ya da kabartmaları cellanîh ve öndeki toplantı odalarının (Mandapa) dış duvarlarını süsler. Gökyüzünün değişik yönlerinde Dikpalalann koruyucu işlevleri vardır; girişte (Torna) sık sık ırmak Tanrıçaları Ganga ve Yumuna, girişin üstünde yer alan arşitravda ise orada oturan Tanrı betimlenmiştir. Cella üzerindeki kule, dünyasal ve göksel alanı, dünya dağı Meru gibi birbirine bağlar. Zamanla kült biçimlen, dinsel törenler ve danslar için birçok oda eklenerek tapınak kompleksleri genişletildi. Güney Hindistan’da Hola döneminde başlayarak çok sayıdaki rahibin barındığı etrafı çevrili yerleşim alanları ortaya çıktı. (Madauri, Tiruvannamalai, Srirangam, Çidambaram gibi). 8. yy’dan sonra Keşmir’de mandapasız kare ve dikdörtgen cella yapıları (Martand Hindu Tapınağı, Pandrethan gibi) ortaya çıktı. Kısmen nişli duvarlarla çevrelenmiş özel mimarlık biçemierinde Gandhara Bölgesi’nin mimarlık öğeleri yaşamayı sürdürdüler. Güneybatı Hindistan’daki çok basamaklı, sivri cephede son bulan çapraz çatı konsîrüksiyonlan. kuiesiz taş tapınakların üstünü örterdi. Ahşap ve tuğla tapınaklarda da benzer çatı biçimleri görülür. Bunlar daha çok Himalaya Bölgesi’nde, özellikle Nepal’de Mafla döneminden başlayarak pagoda tipinde 2-5 kademeli kesilmiş tahta konsollarla desteklenen piramit çatılı yapılardır. 17.-19. yy’lar arasında özellikle Bengal’de pişmiş topraktan tapınaklar yapıldı. En iyi örneklerine Birbhum ve Bişnupur bölgelerinde rastlanır.Çin’deki tapınaklar bir salon (tien) zincirinden oluşurlar. Bu salonlar avlu oovro-sinde gruplanırlar ve kuzey-güney ekseni üstünde bulunurlar. Kent dışında bulunan tapınakların yapımı için dağ yamaçları yeğ tutulmuştur. Giriş kapısından çeşitli salonlara giden, genellikle üstü kapalı koridorlardan geçen yolun iki yanında çan ve davul kuleleri yer alır. Kuzeyde ana salon olan “Chentien” bulunur. Salorılar genellikle güneye yöneliktir. Arka avlu kenarlarında keşiş ve rahiplerin barındıkları yapılar sıralanır. Ana mekân 1-3 kaderneli taş bir platform ve korkulukla çevrili bir teras biçimini alabilir. Salon ahşap iskeletten oluşan bir yapıdır. Ağır kirişlerle bağlanmış düz sütunlar temel planda dikdörtgenleri oluştururlar. Çevredeki bir direk dizisi ya iç alanı büyütür ya da bir dış galeri, ya da bunun destekleri yalnızca cephede açık bir on avlu oluşturur. Üzerlerinde öne çıkan bir çatı vardır. Daha ayrıntılı yapılarda üç köşeli eyer çatının altında rahle çatı olarak adlandırılan bir çatı pervazı salonu çevreler ki, bu da yapıyı ıkı katlı gösterir. Çatı kiremitleri gri, imparatorluk ailesine ait tapınaklarda sarı, gök tapınaklarında mavi camsı renktedir. Kuzey biçeminin çatılan köşelerde hafif kalkıktır ve yalnızca bir sıra küçük hayvanla süslüdür. Buna karşın güney biçeminde mahyalar ve uçlar, ejderhalar, masal kuşları, söylence figürleri ve renkli tuğlalarla süslüdür. Erken döneme ait tapınaklardan çoğu günümüze ulaşmamıştır. Japonya’daki Budist tapınakları genellikle Çin’deki örnekler gibi bir eksen üzerinde kuruludur. İki katlı bu yapılarda Nio heykeli ve ana salon (hondo) ya da altın salon (kondo) bulunur. Son salona kült heykeli bulunduğu için Buda salonu (Butsuden) adı da verilir. Ayrıca kodo denilen bir konuşma ya da okuma salonu ve törenler için dharma adı verilen bir salon daha vardır. Ana eksenin etrafında sıralanan öteki yapılar ise şunlardır: Çan kulesi (şoro), davu! kulesi, kutsal emanet yeri (genellikle çok katlı bir pagoda biçimindedir), meditasyon salonu (zendo), kitaplık, hazine binası, birkaç değişik amaçlı yapı, konukevı. keşiş ve rahiplerin yaşadıkları yapılar. Son yapılar topluluğu genellikle bir bahçe içinde ya da yanındadır. Tüm yapı topluluğunun bulunduğu alan duvarlarla çevrilidir. Bu tapınak tipine en eski örnek olarak Nara’daki Horyuji gösterilebilir.Kolomb öncesi Amerika’daki en eski tapınak örneklerine Orta Amerika ile i!e And Dağlan’ndaki yüksek bölgelerde rastlanır. And Bölgesi’ndeki tapınaklar yüksek bir platformda genellikle kademeli bir piramit üzerinde bulunurdu, Orta Amerika’daki piramitlerin yüksekliği fazladır, çok sayıda küçük odaları olan bu tapınakların ön bölümü ön avluya yöneliktir ve girişler kabartmalarla süslüdür. Bu tapınakların çoğu ispanyollarca yıkıldı. En iyi örneklere Tenochtıtlan’da rastlanır.
Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.
.
You can leave a response, or trackback from your site.
Sağlık Ana Sayfa
Biyografiler
Akademisyenler,
Antropologlar (İnsanbilimciler),
Arkeologlar
Askerler >
Besteciler
Bilim Adamları
Biyologlar
Coğrafyacılar
Dansçılar
Denizciler
Devlet Adamları - Politikacılar
Dilbilimciler
Din Adamları
Diplomatlar
Doğa Bilimciler
Düşünürler
Edebiyatçılar
Eğitimciler
Ekonomistler
Felsefeciler
Fizikçiler
Fotoğrafçılar
Gazeteciler
Gezginler
Gökbilimciler
Gravürcüler
Heykeltraşlar
Hukukçular
İktisatçılar
İmparatorlar-Hükümdarlar
İş Adamları
İstatistikçiler
Karikatürcüler
Kaşifler
Kimyagerler
Koreograflar
Mankenler
Matematikçiler
Mimarlar
Minyatürcüler
Mucitler
Mühendisler
Müzisyenler
Oryantalistler
Osmanlı Padişahları
Pilotlar
Psikologlar
Ressamlar
Şairler
Sanatçılar
Sanatkarlar
Sendikacılar
Seramik Sanatçıları
Sinemacılar ve Tiyatrocular
Sosyologlar (Toplumbilimciler)
Sporcular
Araba Yarışçıları
Futbolcular
Tarihçiler
Tıpçılar
Veterinerler
Yazarlar
Yöneticiler
Yönetmenler
Toplum ve Yaşam
Toplum
Millet
Aile
Antropoloji
Hayvanlar
Sosyoloji
Cinsellik
Ev
Evlilik
Felsefe
Aşk
Biyografiler
Bilim ve Teknoloji Bilim
Bilgisayar
Bilim
Kurgu
Matematik
Aritmetik
Arkeoloji
Biyoloji
Bilim Adamları
Bilişim
Ekonomi
Fizik
Yıldızlar
Astronomi
Uzay
Arkeoloji
Jeoloji
Nükleer
Enerji
Kimya
Zooloji
Mantık
Pedagoji
Enerji
Elektronik
Elektrik
Telekomunikasyon
Teleskop
Ses
Tıp
Tarım
Kültür
Kültür
Dil
Tarih
Edebiyat
Eğitim
Felsefe
Adet
Müze
Müzik
Mitoloji
Basın
Spor
Sinema
Tiyatro
Coğrafya
İklim
İlçeler
İller
Biyocoğrafya
Din
ilahiyat
Allah
Musevilik
Hristiyanlık
Kuran-ı Kerim
Mitoloji