SPOR

SPOR, bireysel ya da kolektif oyunlar biçiminde yapılan,bir yarışma temeline dayanan ve belirlenmiş kesin kurallar çerçevesinde uygulanan bedensel hareketlerin tümüne verilen ad. Spor, genelde çeşitli dallara ayrılır: atletik sporlar (atletizm, jimnastik, halter); döğüş ve mücadele sporları (Boks, güreş, judo, karate, taek-won-do); takım sporları (futbol, basketbol, voleybol, hentbol, hokey, rugbi, amerikan futbolu), atlı sporlar (binicilik, at yarsşları, polo, cirit); su sporları (yüzme, yelken, kürek, kano, sörf, sutopu); kış sporları (kayak, patinaj, bobsleigh, atlama, buz hokeyi); mekanik sporlar (bisiklet, motosiklet, otomobil, deniz motörü); havacılık sporları (uçak, planör, paraşüt) vb. Genel olarak spor, bedene sağlık ve sağlamlık kazandırmak amacıyla yapılır. Bunun için sistemli, disiplinli bir çalışma gerekir. Bedensel ve ruhsal yarar sağlamak için yapılmasının yanı sıra, zevk için spor yapanlara “amatör” adı verilir. “Spor” u bir geçim aracı olarak benimseyen ve bunu meslek edinmiş olanlar da “profesyonel” olarak adlandırılır.Spor, bedeni geliştirme, kas ve eklemleri çalıştırma, dolaşımı hızlandırma yönlerinden sağlığa yarar sağladığı gibi, ruhsal gerginlikleri ve bellek yorgunluklarını giderme açısından da yararlıdır. Spor, özellikle 2O.yy’da, ulusları birbirlerine yaklaştıran, toplumlar arasında dostluk İlişkileri kurulmasına yardımcı bir öğe sayılmıştır. Günümüzde spor, aynı zamanda turizm sanayiinin önemli bir dalı durumuna gelmiş bulunmaktadır. Sportif ilişkiler nedeniyle, çok sayıda meraklı ve taraftar için spor karşılaşmalarını izlemek üzere geziler düzenlenmektedir. Spor her zaman insana sağlık ve yarar sağlayan ve toplumları biibirine yaklaştıran bir öğe değildir. Spor alanında çeşitli kazalar nedeniyle sakatlanan, yaşam boyu sakat kalan ve hatta yaşamını yitiren sporcular vardır. Spor çekişmesi yüzünden, büyük taraftar yığınlarının birbirleriyle döğüştükleri, bu çatışmaların çok sayılarda ölüm ve yaralanmalara yol açtığı da sık rastlanan olaylardır. Tarih. Spor’un geçmişinin İnsanlıkla yaşıt olduğu varsayılır. Sinir sistemiyle kas ve eklemlerinin kendisine verdiği olanakları kullanan insan, avlanıp karnını doyurmanın, avını ya da düşmanını kovalamanın, onlardan kaçmanın, karşısına çıkan doğal engelleri, bu olanağı kullanarak aşmaya çalıştı ve başarılı oldu. İlkel insan, hayvanlarla ya da kendi cinsinden olanlarla yakından savaşmak zorunda kalınca, yine kas gücünden ve beden ağırlığından yararlanma yoluna gitti, bu da boks, güreş gibi doğuş mücadele sporlarına teme! oldu.İnsan, bu arada beden gücüyle hemcinslerinden üstün olmak ve onlara karşı üstünlük sağlamak gereksinimini de duydu, bu da sporun temel felsefelerinden biri olan “rakibe üstünlük sağlama” içgüdüsünün ortaya çıkmasına yol açtı. Beden kültürüyle ilgili bu etkinliklerin ilk izleri,ilkçağlarda Ortaasya, Önasya, Mezopotamya, Nil ve Akdeniz havzalarında görülür. Asya’da Türk, Çin ve Hint kültürleri; Nil Deltası’nda Mısır; Mezopotamya’da Sümer, Asur-Babil Uygarlıkları; Anadolu’da Hitit ve daha sonra da İyon kültür’ve uygarlıkları bu konudaki büyük gelişmelere de sahne oldu. Bu uygarlıkların tümünde beden kültürüne verilen önemin gerçek nedeninin, o çağların belirli niteliği olan savaşla ilgili olduğu görülür. Var olma, başka uygarlıklar üzerinde egemenlikler kurma zorunluk ve tutkusunun sonucu olan savaşlarda, başarılı olabilmek, ancak beden gücü ve dayanıklılıkla gerçekle, edileceğinden beden kültürü üzerine önemli eğilinildi. Eski çağlarda Yunanlılarda görülen “gymnasium” adını taşıyan spor salonları bu amaca yönelik kurumlardır. Kölelerin alınmadıkları bu kurumlar, beden kültürüne olduğu kadar genel kültüre de önem veren kurumlar oldu; zamanın en ünlü şairleri, filozofları bu gymnaisum’lardan yetiştiler. Buralara’devam etmeyenler toplumca hor görüldü, dışlandı. Eski Yunan’da Tanrı ve Tanrıçalara ancak güçlü beden ve bedensel güçle lâyık olunabileceği inancı var olduğundan, Spor, aynı zamanda kutsal bir anlam ve değer de kazandı., Tanrılar Tanrısı Zeus adına düzenlenen kutsal “Olimpia” şenlikleri de bunun sonucuydu. Olimpia şenliklerinde yapılan çeşitli spor karşılaşmalarında kazananlar, halkın gözünde ulusal kahraman katına ulaşıyorlardı. Bu kahramanlar, çağın en güçlü şairlerinin dizelerinde yer alırken en ünlü heykeltraşlar da onları mermer üzerinde ölümsüzleştiriyorlardı. Eski Yunan’dan sonra Eski Roma’da da spor geniş ilgi gördü, ancak burada daha başka bir kimliğe büründü. Zırhlı eldivenlerle yapılan boks, rakibinin kolunu, bacağını, boynunu kırma, onu boğazlamayı sakıncasız sayan güreş, insanlarının vahşi hayvanlarla yaptıkları mücadele, kanlı gladiyatör gösterilerine kadar uzandı.Roma’da Spor, “stadion” adı verilen eski Yunan spor alanlarından çıkıp, “circus” adı verilen kanlı posteri alanlarına girdi. Spor, gittikçe gelişerek yüzyıllar ve çağlar atladı, geçtiğimiz yüzyıl içinde en büyük aşamaya uğradı. “Gymnasion’un Büyükustası” diye anılan ve Napolyon işgaline karşı yurtsever bir amaçla jimnastik çalışmaları düzenleyen Alman yazarı F.L. Jahn: dünya sporuna “İsveç Jimnastiği” ni sokan jimnastikhaneyi açan eski İspanyol askeri F. Amoros, spor konusunda bu büyük devrimi yaratan kişiler oldular. Bu arada İngiliz tarih ve Tanrıbilim öğretmeni T. Arnold da, öğretime getirdiği reformlar arasında sporun gelişmesine yol açan reformları da kattı. İngilizlerin “Fair Play” adını verdikleri spor anlayışı, bu şekilde kökleşti, bu okuldan tüm kolejlere, üniversitelere yayıldı. Rugby Koleji’nde başlayan halk okullarını eğitim önderliği, o güne kadar centilmen sporunun öykünmesinden öteye gidemeyen etkinlikleri, sportif temellere dayandıran bir beden eğitimine dönüştürdü. Genç kuşaklar bu yeni sporu uygulayıp onu geniş halk yığınlarına benimsettiler. İngiliz sporunun üçüncü ve önemli gelişme evresi, Rugby Okulu’nun eski öğrencilerinin 1858′de Londra’da bir semt adı altında kurdukları “Blackheat Football Club” ile başladı. 1863′te, yine İngiltere’de futbol ortaya çıktı, bunu 1880′de atletizm kulüplerinin kurulması izledi. Bu arada sporun bir takım mücadelesi biçiminde doğması da bir başka önemli aşama oldu.Spor, İngiltere’den ABD’ye sıçradı, bu ülkede daha başka ve özgün bir nitelik kazanarak genişledi. Bu da kişisel üstün başarı amacına, yani “rekor”a bağlı, adam adama mücadele niteliği oldu. Öte yandan Amerikan liberalizminin serbest rekabet sistemi spora da yansıdı. En kısa yoldan, en az güç harcayarak sonuca ulaşma ön plâna çıktı. Aşırı değer ölçüleri, rekor, kazanma tutkusu, iş yaşamının ve çevrenin koşulları arasında geçerli öğeler oldu. Teknik ve disiplinli çalışma başarıya giden yolun anahtarı durumuna geldi. Böylece spor, çağdaş bir biçime dönüştü, gerçek anlam ve değerini buldu. Spor, günümüzde tüm dünyada belirli kurallara uygun olarak yapılmakta, bu uluslararası kuralların gerek belirlenmesi gerekse yürütülmesi, uluslararası federasyonlarca sağlanmaktadır. Türklerde ve Türkiye’de spor. Türklerde sporun geçmişi, Orta Asya’daki Türk boylarına kadar uzanmaktadır. Bu ve daha sonraki çağlarda Orta Asya’daki Türk boyları arasında en yaygın spor türlerinin binicilik, okçuluk, kılıç-kalkan, ağırlık kaldırma, koşu, güreş olduğu görülmektedir. Bu sporların pek çoğunda, hatta güreşte bile kadınların da etkinlik gösterdikleri-belgelerden anlaşılmaktadır. Orta Asya bozkırlarında vahşi sürüler biçiminde dolaşan atı evcil leşti ren Türkler, yapılan araştırmalara göre IÖ 3000′lerde binicilik sporuyla uğraşmaya başlamışlardı. Ayrıca Gök-Börü, Beyge, Çöğen ve cirit gibi at üzerinde yapılan sporlar da yine Orta Asya’daki Türk boylarının belli başlı eğlence ve sporlarıydı. Bunlardan Çöğen daha sonra yine Türk boylarınca Hindistan’a kadar götürüldü, orada bu sporu tanıyan, İngilizler, bunu Polo adıyla dünyaya tanıttılar. Yine eski Türk boylarının bir idman ve eğlencesi olan; içi havayla şişirilmiş bir kuzu postunu tekmeleyerek karşılıklı dikilmiş mızraklardan yapılma kalelere sokma temeline dayanan “Tepük” de, futbolun dünya üzerindeki eski şekli olarak tanınmaktadır. Tepük adı.Kaşgârlı Mahmut’ça 1072-1074′te kaleme alınan “Divan-ı Lûgat-it Türk” adlı eserde de geçmektedir. Okçuluk da Türklerin büyük önem verdiği, kutsal saydığı bir spor dalı olarak tanınmaktadır. Ayrıca, yine bu Türk boylarının boks ve güreşle ilgilendikleri yine belgelerden anlaşılmaktadır. Londra’da Bri-tish Museum’da bulunan eski bir kabartma, Uygur Türklerinin, ırmaklarda yapılan yüzme yarışlarında, bugünkü modern kravl stilini uyguladıkları net biçimde görülmektedir. Bu sporlar, Anadolu’da Osmanlı Türklerince de uygulandı. Özellikle okçuluk, binicilik, güreş Osmanlılarda büyük ilgi gördü; büyük kentlerde kurulan O k meydanları, Okçu tekkeleri, pehlivan tekkeleri bu spor dallarında kaydedilen büyük gelişmeleri kanıtlar. Ayrıca askeri eğitimlerde ağırlık kaldırma, gürz sallama, kılıç, ok, koşu gibi sporlar ön planda yer aldı. Br ok Osmanlı padişahının okçuluk ve güreş sporlarına özel bir ilgi gösterdikleri bilinir. Çağdaş sporlarsa, 1839′da “Batıya açılan pencere” kimliğiyle etkinliğe geçen Mekteb-i Sultanrye (Galatasaray Lisesi” Fransa’dan getirtilen öğretmenlerden M. Mouroux ve arkadaşlarının girişimleriyle başladı. Bunların başında aletli jimnastik yer aldı. Ticaret amacıyla İstanbul ve İzmir’e yerleşmiş bulunan İngiliz aileleri de, geçtiğimiz yüzyılın sonulannda çeşitli çağdaş sporların (futbol, tenis, yelken vb) Türkiye’ye gelmesini sağladılar. Özellikle, Türk gençleri arasında ilgi uyandıran futbol, gizli olarak yayıldı. Ailelere egemen olan tutuculukla devlete egemen olan baskı rejimi, Müslüman Türk genç-İerinİn futbolla uğraşmalarını engelledi. Buna karşın, her türlü tehlikeyi göze alan Bahriye Mektebi {Deniz Harb Okulu) öğrencisi Fuat Hüsnü Bey İle arkadaşlarının bir İngiliz adt altında kurdukları “Black Stocking (Siyah Çoraplılar)” futbol takımı daha ilk maçı sırasında, dönemin hafiye ve zaptiyelerinin baskınına uğradı, yakalananlar hakkında ağır cezalar uygulandı. İlk Türk spor kulüpleri, 1900′lerin başlarında kuruldu. 1903′te Beşiktaş Jimnastik Kulübü, 1905′te Galatasaray ve 1907′de Fenerbahçe ilk Türk spor kulüpleri olarak ortaya çıktılar, özellikle, Meşrutiyeti’n ilânından sonra spor kulüplerinin sayısı büyük hızla çoğaldı, bu durum karşısında Türk sporunda bir örgütlenmeye gidilmesi zorunluğu doğdu. 1922′de kurulan ilk spor örgütü “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı”, 1936′ya kadar etkinlik gösterdi. Aynı yıl yarı resmî bir kimlikle kurulan “Türk Spor Kurumu” bu görevi üstlendi; 1938′de çıkarılan 3570 sayılı yasayla Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü kuruldu ve böylece Türkiye’de spor, devlet yönetimine girdi. Günümüzde Türkiye’de spor etkinlikleri, 1987′de Beden Terbiyesi ve Spor Genel Müdürlüğü adını alan kuruma bağlı 22 federasyon eliyle yürütülmektedir. Türkiye’de spor basını. Türk basınında spor konusunda ilk yazıya 1891′de rastlanır. 14 Mart 1891 tarihli “Servet-i Fünun” Dergisi’nde, Ali Ferruh Bey’in Paris’ten yazdığı “Eskrim” konusundaki makale, Türk basınında yer alan ilk spor yazısı; 28 Eylül 1910′da yayın yaşamına atılan Futbol ilk spor dergisi oldu. Bu dergiyi o zaman ki adıyla Üsküdarlı Mehmet Burhanettin Bey (Burhan Felek) yayımladı. Bunu, 1911′de Selim Sırrı Bey’ce Tarcan) çıkarılan “Terbiye ve Oyun”, 1913′te Cam’i Bey’ce.yayımlanan “İdman” dergileri izledi. Bu arada Donanma Cemiyeti’nce çıkarılan “Donanma” dergisi de spor geniş Ölçüde yer vermeye başlayınca günlük gazetelerin de spor konusu üzerine önemle eğilmeye başladıkları görüldü. “Tasvir-i Efkâr” Gazetesi’ndeAbidin Daver Bey, her gün spor yazıları yazarken, “Tanin” Gazetesi’nde Bedri Bey, “Peyam” Gazetesi’nde Hayri Bey, çeşitli gazetelerdeyse Burlhan Asaf Bey (Belge), ilk spor yazıları yazan kalemler arasına katıldılar. 1920′de, Çelebizade Sait Tevfik Bey (Çelebi), Türk basının ilk Batılı anlamda spor dergisi olma özelliğini taşıyan “Spor Alemi” ile yeni bir çığır açtı. 1920′lerde Türk sporundaki Fenerbahçe-Galatasaray çekişmesi, gazete sütunlarına yansıdı. “AkşanY’da Ali Naci Bey (Karacan) Fenerbahçe’yi savunan, “Cumhriyete de Abidin Daver Bey (Dav’er), Galatasarayı tutan yazıları, bu konuda birbirleriyle giriştikleri şiddetli polemiklerle Türk spor basınına renk kattılar. Bu dönemde Talât Mithat (Hemşeri), Sadun Galip (Savcı), Kemal Ragıp (Üner) gibi genç imzalar Türk spor basınına katıldılar. 1925′te, Suat Hayri Bey’in (Ürgüplü) çıkardığı “Şa şa şa” spor dergisi, sayfaları arasında spor mizahına yer veren ilk dergi olarak göz çarparken Türk spor basınındaki ilk mizah yazılarını “Yalı Çapkını” imzasıyla Vedat Abit Bey (Abut) yazdı. Yine bu sıralarda dönemin ünlü futbolcularından Refik Osman Bey (Top), “Gol” adı altında yeni bir spor dergisi yayımlamaya başladı. Refik Osman Bey, bu dergide spor işlerindeki aksaklıkları önce mizahi bir üslûpla ele almış, daha sonra gittikçe sertleşmeye başlamıştı. 25 Mayıs 1926 tarihli “Gol” dergisinde yayınlanan “Yağma Hasan’ın Böreği” başlıklı yazısından dolayı, Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nca yaşam boyu futbol boykotu cezasına çarptırıldı ve mahkemeye verildi. Böylece Türk basınında ilk kez bir spor dergisi ve spor yazarı mahkemeye düştü (28 Mayıs 1926).”Spor Alemi” dergisi’nin 1928 sonunda yayın yaşamına son vermesiyle Türk basınında büyük bir boşluk oluştu. Talât Mithat Bey (Hemşeri), 3 Ekim 1929′da yayın yaşamına soktuğu “Türk Spor” adlı dergiyle bu açığı kapatmaya çalıştı. “Türk Spor”, Türk spor basınına ayrı bir hareket, güzellik katan unutulmaz bir dergi oldu.1934′te İzzet Muhittin Bey (Apak), “Haber” Gazetesi’nin arka sayfasını spora ayırmakla, Türk basınında büyük bir dönemin öncüsü oldu. Arka sayfada “spor”u başlatan İzzet Muhittin Bey, sevdirense “Vatan” Gazetesi’nde Con Kemal (Onan) oldular.1930′larda “Türk Spor”a rakip olarak Sadun Galip (Savcı) ve Eşref Şefik (Atabey) beylerin çıkardığı “Olimpiyat” yayın yaşamına atıldı. Bu iki dergi arasındaki rekabet, zamanla her ikisini tehdit eder duruma dönüştüğünden dergi “Top” adı altında birleştilerse de, yeni derginin de yayın yaşamı pek uzun sürmedi. “Top”un kapanmasından sonra, Talât Mithat Hemşeri, 1937′de Kırmızı-Beyaz adı altında yeni bir spor dergisini devreye soktu. Uzun bir döneme adını veren bu dergi, çok sevilen ve tutulan bir yayın oldu. Kırmızı-Beyaz yayınını sürdürürken, Kerim Kanok ve Ali Radvan “Spor Postası”, dönemin spor örgütü Türk Spor Kurumu da kendi adını taşıyan dergileri yayımlamaya başladılar. Bu arada İstanbul dışında da bazı spor dergilerinin yayın hayatına atıldığı gözlendi. Edirne’de yayımlanan “Trakyaspor” Adana’da yayımlanan “Çukurovaspor” Balıkesir’de çıkan “Gençler Yolu bunların başlıcatarıydı. Ayrıca, İzmir’de at yarışı sevenlere seslenen “Jokeyspor” ile Ankara’da bir havacılık dergisi “Havacılık ve Spor” yayınlanmaya başlamıştı.Yine 1937′de, Fenerbahçe Kulübü Genel Sekreteri Hayri Celâl Atamer’ce Türk spor basınının ilk renk dergisi “San-Laciverî” yayım yaşamına girdi. 1938′de Kalgay Sami (Karayel) ile Con Kemal (Onan) “Futbol” adında bir dergi çıkarmaya koyuldular. Bunu, Ali Naci Karacan’ın yayınladığı “Sporcu” adlı dergi izledi. Bir yıl sonra da Adil Yurdakul, Nejat iren, Ulvi Yenal’ın kurdukları “Stad” dergisi yayım yaşamına girdi. Bu dönemde Ankara’da Ferit Karslı “Ankara Sporu yayımlamaya başladı. Öte yandan, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü “Beden Terbiyesi ve Spor” Millî Eğitim Bakanlığı da “Okul ve Spor” dergilerini yayınlamaktaydı. Bunlara, 1943′te, Hüsnü Yılmaz’ca çıkarılan “Şut” dergisi katıldı. Muvaffak Menemencioğlu, 1944′te gazete biçimindeki ilk spor dergisi olan “Spor’”u yayımlamaya başladı. Bunu, 1945′te, Abdullah Ziya Kozanoğlu ile Mahir Yıldız’ın yayımladıkları “Futbol” izledi. 1946′da, Füruzan Tekil ile Sedat Taylan “Fener’” çıkarmaya başladılar. Bu, bir “renk” dergisi olmasına karşın, satış rekorları kırdı. Bunun üzerine, 1947′de Cihat Arman “özfenerbahçe’ yayıma soktu. Aynı kulübün taraftarlarına seslenen bu iki dergi bir süre birlikte yayınlarını sürdürdüler. Renk dergilerine artan bu bilgi karşısında, Mustafa Kızıltaş “Beşiktaş’, Muslihittin Peykoğlu da “Galatasaray çıkarmaya başladılar (1948). 1953′te, Nuri Bosut, Cem Atabeyoğlu, Atıf Sakar, Türk basınının ilk spor haberleri ajansı “Spor Haberleri Ajansı’rv (SHA) kurdular. Yine aynı yıl, Habib Edip Törehan, Türkiye’nin ilk günlük spor gazetesi “Türkiye Spor’”un yayımını gerçekleştirdi. Daha sonra da Osman Kermen, İlhan Selçuk, Dilâver Uzgören ve Nazım Özbay’ca “Gündelik Spor Gazetesi” adı altında yeni bir gündelik spor gazetesi yayımlanmaya başlandı. Ancak, bu gazetelerin yayım yaşamları uzun olamadı. 1950′lerin ikinci yarısında günlük gazateler spora büyük ağırlık vermeye başladılar. Siyasal gazetelerin arka sayfalarını spor haberleri kapladı. Günlük gazetelerin spora bu kadar büyük yer vermeleri, spor dergiciliğini önemli ölçüde baltaladı. O tarihlerden bu yana pek çok spor dergisi denemesi yapıldı. Bunlardan ikisi, gerçekten başarılı olmasına karşın, çeşitli teknik ve İdarî nedenlerle kapanmak zorunda kaldı. Bu dergiler; Haldun Simavî’nin çıkardığı “Foto Spor” ile Mehmet Rado’nun çıkardığı “Hayat Spor” oldu. Bu iki dergi de yüksek tirajlara ulaştılar. Spor dergiciliğinde uzun bir suskunluk döneminden sonra, 1988 sonbaharında, Gelişim Yayınları’nca çıkarılan “Gelişim Spor” dergisi devreye girdi.

Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.

Sağlık Ana Sayfa Biyografiler Akademisyenler, Antropologlar (İnsanbilimciler), Arkeologlar Askerler > Besteciler Bilim Adamları Biyologlar Coğrafyacılar Dansçılar Denizciler Devlet Adamları - Politikacılar Dilbilimciler Din Adamları Diplomatlar Doğa Bilimciler Düşünürler Edebiyatçılar Eğitimciler Ekonomistler Felsefeciler Fizikçiler Fotoğrafçılar Gazeteciler Gezginler Gökbilimciler Gravürcüler Heykeltraşlar Hukukçular İktisatçılar İmparatorlar-Hükümdarlar İş Adamları İstatistikçiler Karikatürcüler Kaşifler Kimyagerler Koreograflar Mankenler Matematikçiler Mimarlar Minyatürcüler Mucitler Mühendisler Müzisyenler Oryantalistler Osmanlı Padişahları Pilotlar Psikologlar Ressamlar Şairler Sanatçılar Sanatkarlar Sendikacılar Seramik Sanatçıları Sinemacılar ve Tiyatrocular Sosyologlar (Toplumbilimciler) Sporcular Araba Yarışçıları Futbolcular Tarihçiler Tıpçılar Veterinerler Yazarlar Yöneticiler Yönetmenler

Toplum ve Yaşam Toplum Millet Aile Antropoloji Hayvanlar Sosyoloji Cinsellik Ev Evlilik Felsefe Aşk Biyografiler

Bilim ve Teknoloji Bilim Bilgisayar Bilim Kurgu Matematik Aritmetik Arkeoloji Biyoloji Bilim Adamları Bilişim Ekonomi Fizik Yıldızlar Astronomi Uzay Arkeoloji Jeoloji Nükleer Enerji Kimya Zooloji Mantık Pedagoji Enerji Elektronik Elektrik Telekomunikasyon Teleskop Ses Tıp Tarım

Kültür Kültür Dil Tarih Edebiyat Eğitim Felsefe Adet Müze Müzik Mitoloji Basın Spor Sinema Tiyatro Coğrafya İklim İlçeler İller Biyocoğrafya

Din ilahiyat Allah Musevilik Hristiyanlık Kuran-ı Kerim Mitoloji

Aşk Mesajları Özlü Sözler Atatürkün Hayatı Yemek Tarifleri Kadınlar Sağlık Sağlık Bilgileri Teknoloji kadın Eğitim Sağlık Bilgileri Pasta Tarifleri Kpss Soruları Bayram Mesajları

site ekle