RRR
ORDU, Karadeniz Bölgesi’nin Orta Karadeniz Bölümü’nde il ve bu ilin merkezi kent. Yüzölçümü 6.001 km2, toplam nüfusu 763.857, merkez nüfusu 151.361, nüfus yoğunluğu 127.2 kişi/km2 (1985). 40° 18′-41° 08′ kuzey enlemleriyle 36° 52′-38° 12′ doğu boylamları arasında yer alan il, kuzeyden Karadeniz, doğudan Giresun, güneydoğudan Sivas, güneyden Tokat, batıdan Samsun illeriyle çevrilidir. Yüzey şekilleri. Toplam yüzölçümün °/o83.6’sı dağlarla kaplıdır. Dağlar üzerindeki yaylaların oranı %15.9′la sınırlı kalırken ovaların oranı ancak binde 5′tir. 200 m yüksekliğindeki yerler, denize koşut uzanan dar bir şerit görünümündedir. Kıyıdan içerilere girildikçe artan yükselti, güneyde Sivas, Tokat sınırlarında 2.000-3.000 m’ye ulaşır. Dar kıyı şeridi ırmak ağızlarında biraz genişler. Kıyı dağları adıyla anılan ve kıyıya koşut uzanan Canik Dağlan’nın yükseltileri doğudan batıya doğru azalır. Ordu-Giresun sının yakınlarında Karagöl Dağı (3.105 m), ilin en yüksek noktasıdır. Daha batıda Göndeliç Tepe (2.789 m), Yaylıtepe (2.619 m), Eğriçu (2.288 m), Kabaktepe (1.910) Fatsa’nın güneyinde Kuşkaya’da (1.900 m) yükseltiler görülür. Fındıkkalan Tepe’de 1.660 m olan yükselti, Kargan’da 1.000 m, Kumru’da 750 m’ye düşer. İlin güneydoğusunda Karagöl Dağları adı verilen, kuzeye doğru hafif eğimli kütle, kıyıdan 50 km içeridedir. Ortalama yükseltisi 1.500-1.600 m olan kütlenin kuzeybatı ucunda Elmalı Göl yer alır. Buzulların oluşturduğu yerşekilleri göze çarpar. Bu oluşumlar arasında yer yer duvar gibi dik yamaçların çevrelediği küçük göller (Camiligöl, Aygır Gölü, Bağırsak Gölü) vardır. Kıyıdaki Boztepe (450 m) eteklerinde11 merkezi yer alır. Boztepe, sekiler oluştururarak denize iner. Başlıca yaylalar, Çambaşı (1.850 m), Keyf Alanı (1.200 m), Perşembe Yaylası’dır (1.350 m). Perşembe Yaylası’nın bir bölümü Yeşilırmak Havzası’na girer, ildeki ırmakların tümü Karadeniz’e dökülür. Genelde yağmurlarla beslenen ve sağnak yağışlardan sonra taşan ırmaklar kısa akışlıdır. Melet Irmağı, Bülbül Deresi, Civil Deresi başlıca sularıdır. Melet Irmağı (126 km): en büyük suyudur. İlin 2.400 m yükseltide dağlık alandan doğar. Bülbül Deresi (60 km), Boztepe’nin doğusunu izleyerek akar, Melet ile Bülbül Deresi arasında akan, 60 km uzunluğundaki Civil Deresinin vadisi tarım açısından önem taşır. Karagöl, Gaga Gölü, Ulugöl başlıca göllerdir. 136 km’lik kıyı şeridi genelde dik yamaçlı olup küçük ve sığ koylara rastlanır. Jeolojik yapısı; ikinci, Üçüncü çağlarda oluşmuştur. Aybastı’nın doğusunda ikinci jeolojik çağdan kalma granit anakayası görülür. Ulubey’in kuzeyinde, Fatsa’nın Çamaç Bucağı çevresinde Kumru ilçesi çevresinden kıyıya doğru uzanan alandaki üst kretasede oluşan bölge, püskürük bir katmanla Örtülüdür. Kıyıda ırmak ağızlarında lığlarla örtülü düzlükler vardır. İklim koşulları, toprak oluşumuna çok uygundur. Sarı-kırmızı podsolik topraklar, geniş alanlar kaplar. Irmak boylarında lığlar, yüksek kesimlerde kayaların parçalanmasıyla oluşan koluviyal topraklar göze çarpar.İklim ve bitki Örtüsü. Ordu ili, Karadeniz ikliminin etkisi altındadır. Kıyı kesiminde kışlar ılıman, yazlar serin geçer, yağış tüm mevsimlere dağılır. İç kesimlerde yükselti artışına bağlı olarak sıcaklık düşer, kar yağışı artar, iklim sertleşir. İl merkezinde yapılan ölçümlere göre yıllık ortalama sıcaklık 13-14°C’dir. En soğuk ay ocak (ortalama 6.6°C), en sıcak ay Temmuz (ortalama 21.8°C), bugüne değin ölçülen en düşük sıcaklık -7.2°C (1964), en yüksek sıcaklık 33.0°C (1964), sıcaklığın 0°C’ın altına düştüğü günler sayısı 8-9. yıllık ortalama bağıt nem %76′dir. Yıllık ortalama yağış 1.960 mmdir.Yağış bütün aylara düzenli dağılış gösterir. Kış ve sonbaharda aylık ortalama 100 mm’nin üzerine çıkan yağış tutan, yaz aylarında 60-70 mm’dir. Yıllık yağışlı gün sayısı 178, karlı günler sayısı 6, Ölçülen en yüksek kar kalınlığı 72 mm’dir. Ortalama rüzgâr hızı 2.2 m/sn, egemen rüzgâr yönü güneydir.Yükselti artışına bağlı olarak iklim koşullarında görülen değişime örnek olarak Mesudiye İlçesi gösterilebilir. Deniz düzeyinden 1.050 m yükseltideki ilçede yıllık ortalama sıcaklık 8.8°C, yağış tutarı 518.5 mm’yken Ulubey’de 863.6 mm, Kargan’da 860.3 mm, Aybastı’da 913.7 mm, Akkuş’da 1.140.5 mm, kıyı kesimindeki Ünye’de 1.089 mm, Perşembe’de 1.252 mm’dir.Karadeniz ikliminin orman yetişmesi için yarattığı elverişli ortam, tüm Karadeniz kıyıları gibi Ordu İli’nde de geçerlidir. Ancak, tarla açma, hayvan otlatma, aşırı kesimler nedeniyle, günümüzde orman alanları daralmış, verim düşmüş, doğal yapı bozulmuş durumdadır. Ormanın kalıntıları ve ormanın kalkmasından sonra, zemini kaplayan ormanaltı çalı türleri ve kısmen Akdeniz çalı türleri hemen her yerde görülür. Geniş yapraklı orman ağacı kuşağı, 1.200-1.300 m yükseltiye kadar çıkar. Daha yukarılarda iğne yapraklı ağaçlar yer alır. 2.000 m’nin üzerindeki yaylalar, zengin çayır otlarıyla kaplıdır. Her mevsim yeşil görünümlü ilde, ilkbahar aylarında renklenen yayla bitkileri, doğal görünümü zenginleştirir. Yapraklı orman kuşağını oluşturan başlıca türler gürgen, kayın, meşe, kestane, akçaağaç, kızılağaç, kızılcıktır. Yükseklerde karaçam, göknar Karadeniz ardı yamaçlarda meşe ve kurakçıl bitkilerden oluşan bir örtü yayılır. Akkuş kayın ormanları, ülkemizin en zengin kayın ormanlarının başında gelir. Toplumsal yapı ve ekonomi. 1985 nüfus sayımı sonuçlarına göre nüfus büyüklüğü sıralamasında 22. sırada yer alan ilin toplam nüfusu 1927′de 202.354, 1950′de 373.028, 1970′de 605.721 ve 1980′de 713.535 iken 1985′de 763.857′ye ulaşmıştır. Nüfus yoğunluğu açısından ülke ortalamasının (66) çok üzerinde olan ilin Merkez ile birlikte toplam on ilçesi vardır, Merkez, Ünye, Fatsa, Gölköy, en kalabalık. Mesudiye, Korgan, Kumru, Ulubey, en az nüfuslu ilçelerdir. Mesudiye, Perşembe, Ulubey ilçelerinde son on yılda, göç nedeniyle nüfus azalması vardır. Ekonomi, büyük ölçüde tarım ve balıkçılığa dayalıdır. Engebeli yapı nedeniyle tarım çok sınırlı bir alanda yapılır. Fındık, tarımsal üretimin en önemli ürünüdür. Toplam 104.337 hektar alandan yılda ortalama 250.000 ton ürün alınır. En çok mısır (103.750 t.) yetiştirilir. Tahıllardan buğday (17.756 t.), arpa (7.750 t.), çavdar (2.700 t.), yulaf (4.135 t.), pirinç (451.); baklagillerden bakla (60 t.), bezelye (R ), nohut (51.), fasulye 1.850 t.), mercimek (51.), fiğ {4 t.); sanayi bitkilerinden kenevir (771.); yağlı tohumlardan soyafasulyesi (760 t.); yumru bitkilerden soğan (250 t.), sarmısak (50 t.), patates (112.7401.) yetiştirilir. Fındık dışında meyvecilik fazla önemli değildir. Meyve veren yaştaki yaklaşık 68 milyon meyva ağacının 67 milyonu fındık ağacıdır. Yıllık fındık üretimi 84.480 tondur (Türkiye fındık üretiminin %27’si). Fındığın yanı sıra sert kabuklulardan ceviz (1.950 t.), kestane (4101.); yumuşak çekirdeklilerden armut (11.1001.), ayva (4081), elma (13.8501.), muşmula (671.), yeni dünya (151.); taş çekirdeklilerden erik (1.265 t.), kızılcık (231.), kiraz (1.2541.), şeftali (4751.), vişne (156 t.}, zeytin (16 t.); turunçgillerden mandalina (2531.), portakal {511.), üzümsü meyvelerden çilek (30 t.), dut (2.670 t.), incir (7501.), nar (241.), Trabzon hurması (564 t.), üzüm (3.2151.), yetiştirilir. Uygun alanlarda çay yetiştirilme çalışmaları sürdürülmektedir İlin doğusundaki topraklarda 70 hektar alanda yapılan üretimde 1801. dolayında yaş çay yaprağı alınmaktadır. Yem bitkisi olarak yetiştirilen mısır, fiğ, burçak, yonca, korunga vb. bitkilerin yıllık üretimi tane olarak 351., yeşilot olarak 3.0441, kumot olarak 48.150 tondur. Sebze üretim alanları yalnızca 198 hektardır. Irmak boylarındaki uygun yerlerde ve küçük parçalarda yapılan yıllık üretim 50.000 ton dolayındadır. Yaprağı yenen sebzelerden lahana (43.481 t.), marul (501.), ıspanak (1791.), pırasa (640 t.); meyvesi yenen sebzelerden balkabağı (60 t.), sakızkabağı (470 t.), hıyar (1801.), patlıcan (2061.), domates (412 t.), biber (100 t.); baklagil sebzelerden fasulye (9151.), bezelye (3211.), bakla (1471.), barbunya (2051.); soğansı yumru ve koksebzelerden tane sarmısak (241.}, taze soğan (1471.), turp (181.), yetiştirilir. Yaylalarda koyun, keçi türü küçükbaş hayvanlar, kıyı kesiminde sığır yetiştirilir. 350.000 dolayında büyükbaş ve 330.000 dolayında küçükbaş (koyun, kılkeçi, tiftikkeçi) hayvan varlığı vardır. Hayvansal ürünler üretimi şöyledir: Yılda kesilen 41.760 hayvandan 1.865 t. et, 59-090 adet deri, sağılan 264.390 hayvandan 96.1451. süt, 62.335 adet kovandan 1.8821. bal. 691. balmumu, 747.000 dolayındaki kümes hayvanından 52 milyon adet yumurta. Ormanlar dağlık alanda geniş alanlar kaplar. Fındık ve öteki tarım alanlarının genişlemesi karşısında yukarılara çekilen ormanların doğal yapısı bozulmuş, verimi azalmıştır. Eldeki ormanlardan yılda 20-000 m3 tomruk, maden ve tel direk, 40-50.000 ton yakacak ve sanayi odunu sağlar. Yeni kurulan orman fidanlığında üretilen fidanlar, çevredeki verimsiz orman alanlarının ağaçlandırılmasında kullanılmaktadır. Balıkçılık, kıyı kesiminde yaşayan halkın bir bölümünün en önemli geçim kaynağıdır. Hamsi, palamut, en fazla avlanan balıklardır. Fatsa, Gölköy’de bakır, Fatsa, Ulubey’de manganez, Mesudiye, Gölköy’de demir yatakları vardır.Ordu’nun 1970′lerde kalkınmada öncelikli iller kapsamına alınmasından sonra sanayide somut bir gelişme başladı. Ordu Un Fabrikası, Efendioğlu Besin Sanayii, Demas Su Ürünleri A.Ş., Orsan Gıda, İnşaat ve Maden Sanayii, Ünye Çimento Fabrikası, Çamsan Ağaç Sanayii, Ulutaş Toprak Sanayii, Gölköy Toprak, Orman, Hayvan ve Demir Sanayii, bu dönemde üretime geçen başlıca kuruluşlardır, ilin ilk sanayi kuruluşu, 1956′da işletmeye açılan, 1960′ta tam kapasiteye ulaşan, Ürünleri Sanayii (ORUS) Genel Müdürlüğü’ne bağlı etkinlik gösteren Akkuş Kereste Fabrikası’dır. Fabrika, çevredeki zengin kayın ormanlarının ürününü işlemekte, elde edilen kayının bir bölümü nü fırınlayarak dış pazarlara satmaktadır. Soya bitkisini işlemek amacıyla Sümerbank tarafından Ordu Soya Fabrikası (SOFA) 1965′i izleyen yıllarda kurulan sanayi kuruluşlarının başında gelir, ilde dokuma, orman ürünleri, metal, oto bakım onarımı,, besin dallarını kapsayan 1.750 dolayında küçük işletme bulunmaktadır.Eğitim düzeyi ve olanakları ülke ortalamasının altındadır. Nüfusun büyük bolümü ilkokul eğitiminden yoksundur. Kıyı kesiminde eğitim düzeyi daha gelişmiştir. °/o 50 dolayındaki okuryazarlık 1980′lerde biraz yükselmiştir. 1923′te toplam 23 olan ilkokul sayısı 1986′da 1.083′e, öğrenci sayısı 105.400′a, öğretmen sayısı 3.206′ya; 1955′te 6 olan ortaokul sayısı (ilk, ortaokul 1860′ta açıldı), 86′ya, öğrenci sayısı 12.172′ye öğretmen sayısı 527′ye; 1947′de 1 olan lise sayısı (Ordu Lisesi), 18′e, öğrenci sayısı 7.300′e, öğretmen sayısı 461′e yükselmiş bulunmaktadır. Ayrıca, orta ve lise düzeyinde eğitim veren 39 teknik ve meslek okulunda (İmamHatip, Endüstri Meslek, Kız Meslek, Ticaret, Akşam Ticaret, Sağlık Meslek, Denizcilik Meslek, vb) 10.559 öğrenci, 551 öğretmen; Karadeniz Üniversitesi’ne bağlı Ordu Meslek Yüksek Okulu Motor, inşaat, Elektrik, Makine,Resim,Konstrüksiyon bölümlerinde 450 öğrenci öğrenim görmekte ve 11 Öğretim elemanı görev yapmaktadır. İlde, 8 halk kitaplığı, 1 tiyatro, 8 sinema, günlük 14 gazete, 31 basımevi bulunmaktadır. Eğitimde olduğu gibi, sağlık hizmetleri açısından da ülke düzeyinin oldukça altındadır. Ordu, Fatsa ve Ünye’de birer devlet hastanesi, il genelinde 62 sağlık ocağı ve 213 sağlıkevi, 945 hasta yatağı (yatak başına düşen hasta sayısı “755″ ülke ortalamasının çok üzerindedir), 25 uzman, 4′ pratisyen hekim, 30 diş hekimi, 350 hemşire, 110 sağlık teknisyeni, 350 ebe, 90 eczacı vardır. İlde 2 stadyum, 2 spor salonu, 1 açıkhava tesisi, 1 bölge hizmet binası, 1 dinlence tesisi bulunmakta; atletizm, basketbol, boks, futbol, güreş, halter, hentbol, judo, masa tenisi, voleybol, yelken ve yüzme dallarında, 1.662 lisanslı sporcu etkinlik göstermektedir.il merkezi, Boztepe’nin doğu eteğinde, deniz kıyısında kuruludur. Karadeniz kıyısı boyunca uzanan düzenli karayoluyla doğu, batı ve İç Anadolu ile bağlantısı vardır. Giresun’a 47, Samsun’a 164, Trabzon’a 197, Tokat’a 241, Rize’ye 276, Sivas’a 340, Ankara’ya 581, istanbul’a 910 km uzaklıktadır. Karadeniz ardı iç kesimle bağlantı, Ünye-Akkuş-Niksar, Fatsa-Aybastı-Reşadiye ve Ordu-Ulubey-Gölköy-Koyulhisar üzerinden sağlanır. İstanbul ve öteki Karadeniz limanlarına ulaşam, Denizyollarının.vapur ve feribotlarıyla gerçekleştirilir. Merkez, Perşembe, Fatsa, Ünye’de liman, iskele tesisleri balıkçı barınakları vardır. Tarih. Ordu Bölgesi’nin tarihine ilişkin bilgiler çok azdır. Gerek tarihöncesi, gerekse tarih çağlarında bölgede büyük yerleşme yerlerine rastlanmamıştır. Hititlerin Anadolu’nun büyük bir bölümünü egemenlikleri altına aldıkları sırada Ordu da içlerinde olmak üzere Karadeniz kıyılarında yarı yerleşik bir toplum olan Kaşkalar yaşıyorlardı. İÖ 16. yy’dan Hitit İmparatorluğunun yıkılmasına kadar Kaşka-Hitit savaşını sürdü. Kaşkaların bu bölgedeki egemenliklerinin ne zamana kadar sürdüğü bilinmemektedir. Ordu dolaylarındaki en eski yerleşme merkezi bugün il merkezinin 9 km kuzeybatısında yer alan ve Bozukkale diye adlandınian yerde yıkıntılarına rastlanan Kotyora’dır. Burası Miletos kökenli Sinoplu göçmenlerce İÖ 7. yy’da kuruldu. Yunan tarihçisi Ksenofon Onbinierin Dönüşü (Anabasis) adlı eserinde, Pers İmparatorluğu’ndaki taht kavgasında Prens Kyors’a yardıma giden onbin Yunan askerinin, bozgundan sonra (IO 401) buradan geçtiğini yazmaktadır. Ordu Bölgesi’nin Pers İmparator-luğu’nun ve daha sonra iskender impa-ratorluğu’nun egemenliğine geçip geçmediği kesin, olarak bilinmemektedir. İskender İmparatorluğu’nun parçalanmasından sonra, Karadeniz Bölgesi’nde kurulan Pontos Devleti uzun süre bölgedeki egemenliğini sürdürdü (İÖ 302-63). Uzun ve çetin savaşlardan sonra son Pontos Kralı VI. Mithradates Romalılara yenilince (İÖ 71) Pontos Devleti’nin toprakları aynı adı taşıyan bir eyalet olarak Roma İmparatorluğu’na bağlandı. Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılması üzerine Ordu dolayları Bizans’ın yönetimine geçti ve bu durum Osmanlı fethine kadar sürdü. Malazgirt Zaferi’ni izleyen yıllarda Anadolu’nun büyük bir bölümü Türklerce fethedildi. SüleymanŞah’ın komutanlarından Karatekin, Karadeniz kıyılarıyla birlikte Ordu’yu da Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağladı. Ancak bu durum uzun sürmedi ve Birinci Haçlı Ordularfnın gelmesi ve Türklerin Orta Anadolu’ya çekilmesi üzerine (1097) bölge yine Bizans’ın egemenligine geçti. Dördüncü Haçlı Seferi’nde (12Ö4) Latinler istanbul’u Bizans imparatorluğu dağıldı ve yeni devletler ortaya çıktı. Komnenos sülalesinden Aleksios ve David kardeşler, merkezi Trabzon olmak üzere Trabzon Rum Devleti’ni kurdular. Bu devletin sınırları Ereğli’ye kadar tüm Karadeniz kıyısını kapsıyordu. Trabzon Rum imparatoru II. İoannes döneminde (1280-1297) Giresun’a kadar olan bölge Türkmenlerin eline geçti. Bu dönemde bölgeye çok sayıda Türkmen yerleşti. Anadolu Seluklu Devleti’nin güçsüzleşmesi ve Moğol baskınının artması sonucu, Samsun’dan ordu’ya kadar uzanan ve Canik adı verilen bölgede Tacettinoğulları Beyliği kuruldu. Bu tarihlerde Ordu Bölgesi’ndeTürkmen emiri, Hacı Emirzade Süleyman Bey egemendi. Daha sonra Tacettinoğullarmın eline geçen bölge, 1428′de Osmanlı topraklarına katıldı. Ordu yöresinde Türklerin kurduğu en önemli yerleşme yeri kıyıdan 10 km içeride bulunan Bayramlı’dır (bugün Eskipazar). Hacı Emiroğullarmca kurulduğu ileri sürülmektedir. Bayramlı, Şebinkarahisar Sancağı’na bağlı bir bucak merkeziyken, 1547′de kaza merkezi durumuna getirildi. 17. yy başlarından sonra Bayramlı önemini yitirmeye başladı ve batıdaki Bucak onun yerini almaya başladı. Bucak 19. yy ortalarında Ordu adını aldı. 1883′te büyük bir yangın geçiren Ordu, kısa sürede yeniden gelişti. 1890′da nüfusu 6.000′e yaklaşıyordu. Önce Giresun’a bağlı bir köyden daha sonra Trabzon’a bağlı bir kaza oldu. 20. yy’ın ilk yıllarında hızla gelişerek sancak merkezi, Cumhuriyetle birlikte de il oldu.Güzel sanatlar. Günümüzdeki Ordu çok yakın zamanlarda kurulduğu için Merkez ilçe’de tarihsel değertaşıyan yapılar çok azdır, çoğunluğu da 19. yy gibi geç bir döneme aittir. Bunların başlıcaları şöyle sıralanabilir: Günümüzde yıkıntı halinde olan Eskipazar Köyü yakınlarındaki 16. ve 17. yy’a ait olan cami ve hamam; 1800′lerin başında yapılmış olan ibrahim Paşa Camisi’nin doğu kapısının üstündeki yazıttan ahşap bir caminin yerine Tayyar Mahmut Paşa ile Salih ve Ali ağaların yeniden yaptırdıkları yazılıdır, özgün mihrabı’ Selimiye Camisi’ndedir. Kiremit kaplı çatısı olan yapının minaresi çift şerefelidir. Ordu’nun ikinci en eski camisi Hükümet Camisi adıyla da bilinen Hamidiye Camisidir. 1891′de Kaymakam Cordanzade Mir Mehmet Bey’ce yaptırılmıştır. Taştan yapılmış olan caminin çatısı ahşaptır ve iki minaresi vardır. Kıyıda yer alan ve bir adı da Aziziye Camisi olan Yatı Camisi, Ordu’nun en eski camilerinden biri olmakla birlikte 1883′te geçirdiği yangından sonra tümüyle yıkıntı durumuna gelince 1894-1895′te Kadızade Hacı Hasan Efendi’ce yeniden ayağa kaldırıldı. Kesme taştan yapılmış olan olan caminin çatısı ahşap, minaresi tek şerefelidir. 1956′öa ibadete açılan Selimiye Camisinin tarihsel niteliği yoktur. İbrahim Paşa Camisi’nden getirilen mihrabı dikkate değerdir. Folklor (Halkbilim). Karadeniz Bölge si’nde Samsun’dan sonra, bir yandan yalı boyu, öte yandan iç Anadolu’ya açılan ve her iki bölgenin folklor akımlarını kıyaslama olanağı veren merkez kentlerden biri de Ordu’dur.Fındık bölgesi olan Ordu’nun türkülerinin ve manilerinin çoğu fındık üzerine yakılmıştır.Giyim-kuşam Kadın kılıkları: Başa atma çember denilen, kenarları oyalı ve dallı yazmalarla saçların dağılmaması için, kundak biçimi başlık sarılır, önü, arkası ve yanlan sırmaca da kaytan işlemeli cepken ya da ipek dokuma çiçekli entari ve üçetek giyilir.Entari ya da üçetek altına paçaları görünecek biçimde ipek şalvar giyilir. Yerli tezgâhlarda dokunan, yanları saçaklı peştemal altına uçları püsküllü, yün dokuma ya da ibrişim kuşak sarılır. Ayağa, elde örme, çeşitli renklerde motiflerle süslenmiş çorap ve genellikle dana derisinden yapılmış çarık biçimi papuç giyilir. Süs olarak altın beşibirlik gerdanlık, elmas küpe, altın bilezik takılır. Erkek kılıkları: Kokula-kabalak denilen genellikle siyah çuhadan yapılmış, külah biçimi laz başlığı giyilir. Laz başlığının bir ucu poşuvari biçimde omuza sallandırılır. Beyaz ya da siyah’ketenden, yakasız, boyun kenarından düğmeli gömlek ve siyah çuhadan yapılmış, gümüş ya da kaytan düğmeli bol cepken ya da çapraz düğmeli yelek giyilir. Aynı kumaştan, yanları ve cep kenarları kaytanlı’, önü ve arkası kırmalı, bacak kısmı dar zıpka giyimi tamamlar. Ayağa genellikle keçi derisinden tabaklanmış kısa borçlu ince ve yumuşak çizme giyilir. Gümüş sallantılı bel kayışı, sapı gümüş savatlı, kını’meşin üstüne gümüş kaplı kama, hamayli denilen ve bir zincirle sağ omuzdan çapraz biçimde, sağ koltuk altına glecek biçimde sallandırılan, dört köşe ve içinde “enâm-ı şerif” yazılı gümüş kutu, ayrıca üç köşeli gümüş kutu içinde, dua yazılı boyun muskası, yöfe erkeklerinin süs takılarıdır. Gerek kadın gerek erkek kılıkları Karadeniz Bölgesi tipik kılığının temel özelliklerini taşır.Halk müziği ve oyunları. Ordu, Karadeniz yalı boyu kemence ve horon bölgesinin birinci bölümü içinde kalır. Ancak, horon, oturarak, kırık hava, karşılamave yer yer zeybek (2/4 – 4/4 – 5/8 – 7/8 – 8/8 – 8/9 – 9/8 – 10/167) havası özelliği taşıyan renkli bir halk müziği ve oyunları geleneği vardır.Bölgenin tipik çalgısı olan kemence, Ordu’da pek yaygın olmamakla birlite ilde, Ordulu Yunus gibi ünlü kemence ustaları yetişmiştir. 1939′daSadi Y. Ataman’ın yönetimi altında Ankara Radyosu halk müziği yayınlarında, ilk kez Karadeniz kemençesi ve türkülerini mikrofona getiren Ordulu Yunus olmuştur. Başlıca türkü ve oyunlar. Al tavandan belleri, oy gemici gemici, Ordu’nun dereleri. Müdür beyin yeşil kürkü, Bahçeye gel bahçeye, Suların akışına, Yine yeşerdi fındık dalları (Giresun’un da benimsediği bir türküdür), Oy minnoşum minnoşum, Hekimoğlu, Telli gelin, Külbastı, Karşılama, Kırık hava ve Horon türü oyunlar , Arabi oyunu, Dik horon, Kol oyunu, Mendil oyunu, Sürümeie, Sarı kız. Düğün görenek ve gelenekleri. Bölgede pek çok ilginç düğün göreneği vardır.Bunlardan kimileri şunlardır: Güveyi ve sağdıcı ağaca bağlayıp bahşiş alırlar. Gelin koca evine geldiği sırada, kapının önünde bir horoz kesip gelinin ayağını kanına bastırırlar. Gelin koca evine gelince ilk iş, aynaya baktırırlar. Yanan ocağa bir topak yağ attırırlar. Bu, bereket dileyen bir uygulamadır. Güveyi gerdeğe girmeden önce, annenin, babanın elini öper, hayır duasını alır. Ana baba evden giderler, evde yalnız yaşlı bir kadın kalır. Bu kadın, (yenge), kızlarının bekâret muştusunu anaya babaya götürecektir.
Sağlık Ana Sayfa
