ÖLÜM

ÖLÜM, canlılarda yaşamın tam ve kesin olarak sona ermesi. Nüfus istatistiklerinde ölüm olgusu iki bakış açısından ele alınmaktadır. Belirli bir bireyin ölüm olasılığı gerektiğinde onun özel durumuna ilişkin elde edilebilecek tüm bilgiler değerlendirilir. Yaşam sigortası söz konusu olduğunda da yaş temeline göre her iki cins için ölüm tehlikesi gösteren çizelgelerden yararlanılır. Bazı ülkelerde oturulan yer, medeni durum ve iş etkenleri de ölüm tehlikesi konusunda göz önünde bulundurulmaktadır. Bununla birlikte, bir toplumun tümünün ölüm oranlan hesaplanacağı zaman, tehlikeyi gösteren listeler çok ayrıntılı ve bu nedenle belirsiz olduğundan işlemi güçleştirir. Böyle durumlarda toplumdaki Ölüm tehlikelerini bir araya toplayan karşılaştırma ölçekleri kullanılmalıdır. Bu tür bir karşılaştırma ölçeği, toplumun bin üyesinden birinin ölümüyie ilgili yıllık sayılan veren ölüm oranıdır. Ölüm oranı çabuk ve basit bir biçimde hesaplanabilir. Bu hesaplama için iki konuya ilişkin bilgi gereklidir: Belirli bir yıl içinde toplumda görülen ölüm sayısı ve aynı yıl boyunca ortalama nüfus büyümesi. Çeşitli toplumlardaki yaş dağılımına ölüm oranı düzeyi üzerinde saptırıcı bir etkisi bulunduğundan, bu oran toplumların genel ölüm miktarı arasında Karşılaştırma yapılmasında kullanılamaz, Ölüm oranı bireylerin yaşlarına göre büyük ölçüde değişkenlik gösterir. Oiüm tehlikesinin yüksek olduğu yaşamın ilk yılları bir yana bırakılırsa, yaş ilerledikçe ölüm olasılığı artar. Her yaş grubu için eşit ölüm oranlarının ortaya çıkmadığı durumlarda,yaşlıların ağırlıkta bulunduğu toplumlarda, genç toplumlara göre daha yüksek ölüm oranları görülecektir. Bu nedenle, Küba, Kostarika, Kuveyt ve Hong Kong gibi kalkınmakta olan ülkelerde ölüm oranı, gelişmiş ülkelerdekinden daha düşüktür. Ancak, bu olguyu yaratan neden, sağlık olanaklarının daha gelişmiş bir düzeyde bulunması değil, yaş dağılımında ağırlığın gençlerde toplanmasıdır. Herhangi bir toplumda ölüm düzeyinin belirlenmesini sağlayan daha doğru bir karşılaştırma ölçeği, ortalama yaş süresidir. Ölüm oranı gibi bu ölçek de tüm yaşlardaki ölüm tehlikesine dayalıdır, ancak onun tersine toplumun bileşimiyle ilişkili değildir. Ortalama yaşam süresi kavramıyla anlatılmak istenen, ölüm çizelgelerinde sıralanan tehlikelere bağlı olarak, yeni doğmuş sıradan bir bireyin yaşama süresidir. Çoğunlukla iki cins için ayrı ayrı hesaplanan bu sayı, bir toplumdaki ölüm düzeyine ilişkin bilgileri yeterli doğruluk derecesiyle yansıtır.Ölüm düzeylerinde ortaya çıkan dünya genelindeki son gelişmeler konusunda, özellikle kalkınmakta olan ülkelerden gelen istatistik verilerin düşük niteliğine bağlı olarak, sonuçların kuşkuyla ele alınması gerektiği unutulmamalıdır. 1950′den bu yana dünyada ölüm düzeyleri düşmektedir, ancak 1960′ların ortalarından sonra, düşüş hızı yavaşlamıştır. Bu durum, hem kalkınmakta olan ülkeler hem de gelişmiş ülkeler için geçerlidir. Batıda tıp biliminin ve sağlık hizmetlerinin ileri düzeyde gelişmesi sonucunda ölüm oranında sağlanan düşme sınırına ulaşılması gibidir. Gelişmekte olan ülkelerdeyse, Batının tıp teknolojisinden yararlanılmaya başlanmasıyla birlikte, başlangıçta büyük başarılar elde edildiyse de, bu kez de ülkelerin sosyoekonomik koşullan nedeniyle ilerlemeler sınırlı kalmıştır. Bu sınırlan zorlamak için beslenme düzeyinin yükseltilmesi ve kanalizasyon, içme suyu sağlanması, ulaşım sistemleri ve özellikle gelişmekte olan ülkeler toplumlarının özel gereksinmelerine uyan, daha çok ve nitelikli sağlık hizmetlerinin verilmesi gibi konularda yatırım yapılması gereklidir. Oldukça yüksek giderler gerektiren bu ilerlemelerin, ancak, normal düzeyi aşan bir ekonomik büyümeyle mali yönden karşılanması olanaklıdır. Bu nedenle, gelişmekte olan ülkelerde ve dünyada köklü sosyal ve ekonomik değişikliklerin gerçekleştirilmesi zorunludur. Üçüncü Dünya ülkelerinde, bir toplumun genel sağlık durumunun belirlenmesini sağlayan en iyi araçlar arasında bulunan bebek ve çocuk ölümleri, hâlâ çok yüksek düzeydedir. Gelişmiş ülkelerde, bugünkü tıp bilgisiyle bu oran olanaklarının elverdiği en düşük düzeye indirilmiştir. Özellikle, çocuk ölümleri (1-4 yaşlar arasındaki ölümler) söz konusu olduğunda, gelişmekte olan çeşitli ülkeler arasında, Batı ülkeleri arasındakinin birkaç katı farklılıklar doğar. Bu gerçekler, özellikle, önlenebilir bulaşıcı hastalıklarla ishalin söz konusu yaş grubunda yol açtığı ölümler nedeniyle Üçüncü Dünya ülkelerinin içinde bulunduğu olumsuz koşulları yansıtmaktadır. Dünyanın hemen her yerinde erkeklerle kadınlar arasındaki fark, azalacağı yerde çoğalmaktadır. Kadınlarla ilgili Ölüm oranlarında hâlâ olumlu gelişmeler ortaya çıkmakta; erkeklerdeyse, özellikle orta yaşta bulunanlarda gelişmenin durmuş olmasının yanı sıra gerileme de görülmektedir. Karşılaştırmalar, yaşam süresinin en az gelişmiş ülkelerde en düşük ve en fazla gelişmiş ülkelerde de en yüksek düzeyde bulunduğunu göstermektedir. Belirli bir ulus örnek alındığında, her iki cins için yaşam süresi kişi başına düşen kalori miktarı, sağlık görevlileriyle ilişki kurabilme, halk sağlığı için yapılan hükümet harcamalarının düzeyi, kişi başına düşen ulusal gelir ve ülkenin kentleşme düzeyi gibi etkenlerle yakından bağlantılıdır. Tüm bu etkenler, bir ülkenin gelişiminin sosyoekonomik yönünün göstergesidir. Herhangi’ bir ülke içinde yaşam süresine ilişkin ortaya çıkan farklılıkların, çoğunlukla bireylerin ve grupların sosyoekonomik durumlarıyla doğrudan bağlantısı vardır. Bunun nedeni, yüksek bir sosyoekonomik düzeye genellikle daha elverişli yaşam koşullarının, iyi beslenmesini, sağlık hizmetlerine kolaylıkla ulaşma ve bunlardan etkin bir biçimde yararlanmanın eşlik etmesidir. Bunların yanı sıra, ülke içindeki ölüm düzeyi farkları, medeni durum, doğurganlığa ilişkin tutum {bir kadın ne kadar çok doğum yapmışsa, yaşam o oranda tehlikeye girmiştir), kültürel ve etnik yollarla belirlenen görenekler ve kentleşmenin ölçüsü gibi etkenlerle de ilgilidir. Gelişmiş ülkelerde, kentlerle kırsal kesim arasında yaşam süresi yönünden büyük ayrılıklar yoktur. Kimi zaman kentlerde, kimi zaman da köylerde yaşam süresi daha uzundur. Gelişmiş ülkelerde, hemen hemen her zaman ölüm oranı, kentlerde, kırsal bölgelerdekinden daha düşüktür. Batı “ülkeleriyle Üçüncü Dünya ülkeleri arasında olduğu gibi, büyük bölgeler arasındaki gelişmelerle ilgili karşılaştırmalar da yapılabilir. Ancak, bu bölgelerde yer alan ülkelerin kendi içlerindeki farkların, bölgeler arasındaki farklardan çoğunlukla daha büyük olabileceği de unutulmamalıdır. En yüksek ölüm oranlan Afrika’da görülmektedir. Afrika’da toplam ölüm oranı binde 20′yi aştığından, tüm bölgelerdekinden yüksek düzeydedir. Erkeklerin yaşam süresi 36.5 (Yukarı Volta ve Etiyopya) 63.7 (Moritus) yıl arasında; kadınlarınki 39.6 (Yukarı Volta ve Etiyopya) 64.9 yıl arasında değişir. Kuzey Afrika ve Ortadoğu arasında ölüm oranı açısından önemli bir fark yoktur. Ancak, Ortadoğu’da ülkeler arasında büyük farklar görülür. Kıbrıs ve İsrail’de yaşam süresi Avrupa ülkelerindekilere yaklaşırken, en düşük sayılar (Kuzey Yemen ve Suudi Arabistan’da erkekler için 44, kadınlar için 46 yıl) Afrika’ya ilişkin sayılar dolayındadır. Güney Asya’daki oranlar, Afrika ve Ortadoğu’nun arasında yer almakla birlikte, Ortadoğu’nunkilere daha yakındır. Kuzey ve Güney Kore ile Hong Kong’daki olumlu gelişmeler, Doğu Asya’daki durumu olumlu yönde etkilemiştir. Bu bölgedeki düşük toplam ölüm oranı, ülkelerin nüfusunun çoğunlukla gençlerden oluşmasının da bir sonucudur. Aynı durumun Çin için de geçerli olduğu söylenebilir. Ancak, Çin’deki yaşam süresi göz önüne alındığında, ölüm oranının ulaştığı düzeyin en olumsuz durumdaki Batı ülkeleriyle eş düzeye geldiği de anımsanmalıdır. Tümüyle değerlendirildiğinde, Latin Amerika bölgesinde aynı durum söz konusudur. Güney Afrikalı zencilerin ölüm oranı tüm Afrika ortalamalarıyla, Beyazlarınkiyse Batı ortalamalarıyla eş değerdedir. Toplu olarak gelişmiş ülkeler denilebilecek öteki bölgeler, yaşam süresine ilişkin, karşılıklı bir biçimde birbirine uyan ölüm oranları ortaya koymaktadır. Ortalama yaşam, süresi erkeklerde 65-70, kadınlarda 70-75 yıldır. Toplam ölüm oranındaki değişkenlik daha büyüktür (Japonya’da 6.6 iken, Kuzey Avrupa’da 11,2′ye çıkar). Bu farklılaşma, ölüm düzeyindeki gerçek değişmelerden çok, yaş durumundaki ayrılıkların bir yansımasıdır. Gelişmiş ülkelerde geleceğe ilişkin görünüm, kalkınmakta olan ülkelerdekiyle taban tabana karşıttır. İleri ülkelerde yaşam süresinin belirgin biçimde artmasıyla ilgili herhangi bir beklenti söz konusu değildir, 1960′lardan bu yana, doğumların azalması ve böylece toplumların yaşlanması sonucunda, uzun dönemde toplam ölüm oranının artacağı sanılmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde, sosyoekonomik değişimin hız ve niteliğine bağlı olarak, süreç içinde yaşam süresinde önemli bir artış beklenmektedir. Ölüm oranındaki bu olumlu gelişmenin etkisi, en belirgin biçimde bebekler ve küçük çocuklarda görülecektir. Aynı zamanda doğurganlık oranında daha az göze çarpan bir azalma ortaya çıkarsa, toplumun geniş çapta yeniden gençleşmesi olanaksız değildir. Bu koşullar altında ölüm oranındaki olumlu bir gelişme, kalkınmakta olan ülkelerde toplam ölüm oranı düzeyinin büyük ölçüde azalarak çok düşük değerlere inmesine yol açabilir.

Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.

Sağlık Ana Sayfa Biyografiler Akademisyenler, Antropologlar (İnsanbilimciler), Arkeologlar Askerler > Besteciler Bilim Adamları Biyologlar Coğrafyacılar Dansçılar Denizciler Devlet Adamları - Politikacılar Dilbilimciler Din Adamları Diplomatlar Doğa Bilimciler Düşünürler Edebiyatçılar Eğitimciler Ekonomistler Felsefeciler Fizikçiler Fotoğrafçılar Gazeteciler Gezginler Gökbilimciler Gravürcüler Heykeltraşlar Hukukçular İktisatçılar İmparatorlar-Hükümdarlar İş Adamları İstatistikçiler Karikatürcüler Kaşifler Kimyagerler Koreograflar Mankenler Matematikçiler Mimarlar Minyatürcüler Mucitler Mühendisler Müzisyenler Oryantalistler Osmanlı Padişahları Pilotlar Psikologlar Ressamlar Şairler Sanatçılar Sanatkarlar Sendikacılar Seramik Sanatçıları Sinemacılar ve Tiyatrocular Sosyologlar (Toplumbilimciler) Sporcular Araba Yarışçıları Futbolcular Tarihçiler Tıpçılar Veterinerler Yazarlar Yöneticiler Yönetmenler

Toplum ve Yaşam Toplum Millet Aile Antropoloji Hayvanlar Sosyoloji Cinsellik Ev Evlilik Felsefe Aşk Biyografiler

Bilim ve Teknoloji Bilim Bilgisayar Bilim Kurgu Matematik Aritmetik Arkeoloji Biyoloji Bilim Adamları Bilişim Ekonomi Fizik Yıldızlar Astronomi Uzay Arkeoloji Jeoloji Nükleer Enerji Kimya Zooloji Mantık Pedagoji Enerji Elektronik Elektrik Telekomunikasyon Teleskop Ses Tıp Tarım

Kültür Kültür Dil Tarih Edebiyat Eğitim Felsefe Adet Müze Müzik Mitoloji Basın Spor Sinema Tiyatro Coğrafya İklim İlçeler İller Biyocoğrafya

Din ilahiyat Allah Musevilik Hristiyanlık Kuran-ı Kerim Mitoloji

Aşk Mesajları Özlü Sözler Atatürkün Hayatı Yemek Tarifleri Kadınlar Sağlık Sağlık Bilgileri Teknoloji kadın Eğitim Sağlık Bilgileri Pasta Tarifleri Kpss Soruları Bayram Mesajları

site ekle