ÖLÜM CEZASI

ÖLÜM CEZASI, huk., bir bireye yasada gösterilen belirli cürümleri işlemesi durumunda, mahkemelerce yerilen yaşama son verme cezası, idam. Ülkemizde ölüm cezalan genel olarak 1965′te yürürlüğe giren Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun ile asılarak yaşama son verme biçiminde düzenlenmektedir. Ancak askeri Ceza Kanunu’nda ölüm cezasının bazı durumlarda asma, bazı durumlardaysa kurşuna dizme biçiminde infaz edilebileceği belirtilmektedir. Ölüm cezasının uygulanması sırasında yerine getirilmesi gereken, koşullar, Cezaların infazı Hakkındaki Kanun ile düzenlenir. Buna göre, mahkûm bağlı bulunduğu din ve mezhebin Özel günlerinde, gebe kadınlar doğum yapmadan, akıl hastaları iyileşmeden önce, cezaları infaz edilemez. Aynı suçtan ötürü birden fazla bireyin ölüm cezasına mahkûm edilmesi durumunda, cezanın infazı karşılıklı olarak”yapılamaz. İnfazın yerine getirilmesi güneş doğmadan gerçekleştirilir ve bu durum öteki tutuklu ve hükümlülerden saklı tutulur. İnfazı gerçekleştirilen mahkûmun cenazesi dinsel tören yapılmaksızın ailesine teslim edilir. Ancak mahkûmun mirasçılarının bulunmaması ya da bunların cenazeyi almayı kabul etmemeleri durumunda gömü işlemi belediyece gerçekleştirilir. Ölüm cezasının verilmesi öngörülen cürümler Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmektedir. Buna göre: 1- Devletin topraklarının tümünü ya da bir bölümünü yabancı bir devletin egemenliği altına sokmaya, devletin bağımsızlığını zedelemeye ve birliğini bozmaya ya da devletin egemenliği altıda bulunan topraklardan bir kısmını devletin yönetiminden ayırmaya yönelik eylemlerde bulunanlar, 2- Devletin güvenliği, ulusal ya da uluslararası çıkarlarıyla ilgili her türlü dokümanı kısmen ya da tamamen yok edenler, bunlara zarar verenler, üzerlerinde sahtekârlık yapanlar ya da bunları kullanım için ayrıldıkları yerin dışında kullanan, hileyle alan ya da çalarak bu eylemleriyle devletin savaş hazırlıklarını savaş güç ve yeteneğini ya da askeri hareketini tehlikeye düşürenler, 3- Gizli kalması devletin güvenliği, ulusal ve uluslararası çıkarları açısından, yetkili makamların yayımlanmasını ya da açıklanmasını yasakladığı bilgileri ele geçirip, bu eylemiyle devletin savaş hazırlıklarını, savaş güç ve yeteneğini ya da askeri hareketlerini tehlikeye düşürenler, 4- Yabancı devlet kuvvetlerine komuta eden ya da bunları sevk ve idareye yönelik bir görev yapan vatandaşlar, 5- Türkiye Devleti’ne karşı savaş açmasını yada düşmanca davranmasını sağlamak amacıyla, başka bir devletle anlaşan ve bu eylemlerinden dolayı savaş çıkmasına neden olanlar, 6- Savaş alanında ülkenin zararına düşman kuvvetlerinin hareketlerini kolaylaştırmak ya da Türkiye Devle-ti’nin askeri hareketine zarar vermek amacıyla yabancılarla anlaşan ya da bu amaca yönelik eylemler yaparak, amaçlarına ulaşanlar, 7- Askeri ya da devletin silahlı kuvvetlerinin hizmetine ayrılmış bulunan, her türlü taşıma aracına, kurum, depo ve öteki araç gerece (bunlar tümüyle tamamlanmamış olsalar bile) geçici bile olsa zarar veren ve kullanılmaz duruma getirenler, bunu Türkiye ile savaş durumu olan bir ülkenin yararına yapanlar ya da bu eylemlerin sonucunda devletin savaş hazırlıklarını, savaş güç ve yeteneğini ya da askeri hareketini tehlikeye düşürenler, 8- Devletin güvenliği, ulusal ve uluslararası siyasal çıkarları açısından gizli kalması gereken bilgileri, siyasal ya da askeri casusluk amacıyla elde eden ve bu eylerrii Türkiye ile savaşmakta olan bir devletin çıkarlarına hizmet etmek için işleyenler ya da eylemleriyle devletin savaş hazırlıklarını savaş güç ve yeteneğini ya da askeri hareketini tehlikeye düşürenler, 9- Yetkili makamlarca açıklanmasının ve yayınının yasaklandığı bilgileri casusluk amacıyla elde edip bu eylemi Türkiye ile savaş durumunda bulunan bir devletin çıkarlarına kullanıp devletin savaş hazırlıklarını, savaş güç ve yeteneğini ya da askeri hareketini tehlikeye düşürenler, 10-Yerine getirmekte olduğu görev ya da hizmetten dolayı, öğrendiği ve devletin güvenliği gereği gizli kalması gereken, bilimsel buluş, icat ya da sanatsal yenilikleri, Türkiye ile savaş durumunda bulunan bir devletin çıkarına ya da devletin savaş hazırlıklarını ya da askeri hareketini tehlikeye düşürecek biçimde kullanan memurlar ve kamu hizmetlerini yerine getirmekle yükümlü olanlar, 11 – Türk Cra Kanunu’nun 141. maddesinde belirtilen suçlara yönelik derneklerin birkaçını ya da tümünü sevk ve idare edenler, 12- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın tamamını ya da bir bölümünü başkalaştırmaya, değiştirmeye ya da ortadan kaldırmaya ve anayasaca oluşturulan Türkiye Büyük Millet meclisi’ni düşürmeye ya da görevini yapmaktan yasaklamaya yönelik zorlayıcı girişimlerde bulunanlar, 13- Türk Ceza Kanunu’nun 65. maddesinde gösterilen biçim ve yollarla gerek tek başına gerekse birkaç kişiyle birlikte yazıtı, sözlü ya da fiili fesat çıkararak ya da meydan, sokak ve insanların toplandığı yerlerde söylev vererek, yafta asarak ya da yayın yaparak bu cürümleri işlemeyi, yapılan fesat girişim derecesinde kalsa bile özendirenler, 14-. Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nu zorla düşüren ya da zor kullanım yoluyla görevini yerin getirmekten alıkoyanlarla bunları özendirenler, 15- Hükümete karşı halkı silah, uyuşturucu, boğucu ya da yakıcı gazla her türlü patlayıcı maddeyi kullanarak ayaklanmaya ya da halkı birbirine karşı silahlandırarak birbirini öldürmeye Özendirip bunun sonucunda savaş çıkmasına neden olanlar ve ayaklanmayı yönetenler, 16- Devletçe memuriyeti ya da kabul edilebilir bir nedeni bulunmaksızın, bir askeri kıtanın, donanmasının, savaş gemisinin kale ya da üst mevkinin, bir liman ya da kentin yönetimini efine alan ya da memur olduğu askeri komutanlığı terk etmesi için devletçe verilen emirlere yine kabul edilebilir bir neden olmaksızın uymayarak başında tutanlar, 17- Cumhurbaşkanına karşı suikastta bulunanlarla buna kalkışıp eylemleri tam teşebbüs derecesinde olanlar, 18- Her türlü uyuşturucu maddeyi ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak üretme dışalım ya da dışsatım eylemlerini işleme amacıyla kuruluş oluşturanlarla bu kuruluşa girenler, bu cürümleri meslek, sanat ya da geçim kaynağı durumun getirenlerle’ bu cürümlri aralarında anlaşma olmaksıın iki ya da daha çok kişiyle birlikte işleyenler, on sekiz yaşından küçükleri ya da ceza ehliyeti bulunmayanları cürümlerini işlemekte kullananlar, 19- Uyuşturucuyla ilgili eylemlerinden dolayı bireyin ölümüne neden olanlar, 20- Türk Ceza Kanunu’nun 403. maddesindeki ömür boyu hapis cezasını gerektiren cürümleri işleyenlerden hekim, veteriner, kimyacı, eczacı, diş hekimi, sağlık memuru, dişçi, eczane sahibi, ebe, hemşire ve hastabakıcılar, 21 – Bu madde de ve 404. maddenin 1. bendinde yazılı cürümleri “her türlü taşıt araçlarında ya da genele açık yerlerde, bunların sahip ve hizmetlileri ya da memuriyet görev ve yetkisini kötüye kullanarak İşleyen memur ve hizmetlilerden işledikleri suça ömürboyu hapis öngörülenler, 22- Zorla kaçırılan bireyin ya da kaçırma sırasında ölümüne yol açanlar, 23- On beş yaşını bitiren ya da bitirmeyen birinin cebir ve şiddet kullanarak tehditle ya da ırzına geçerek ya da akıl ya da beden hastalığından ya da kendi eyleminden başka bir nedenle ya da kullanılan hilli araçlardan dolayı eyleme karşı koyamayacak durumda bulunan bireye ya da on beş yaşını bitirmeyen bir küçüğün ırzına geçerek ölümüne neden olanlar, 24- Adam öldürme eylemini kan ya da sıhrî akrabalarından birine karşı işleyenler, 25- Adam öldürme eylemini, görev anında ya da görevinden dolayı bir devlet memuruna karşı işleyenler, 26- Zehirleyerek adam öldürenler, 27- Öldürme eylemini, alt ve üst soydan Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinden birine karşı işleyenler, öldürme eylemini, işkence ve eziyetle ya da oraya çıkmamış bile olsa, bir başka suçu hazırlamak, kolaylaştırmak ya da İşlemek için yapanlar, öldürme eylemini önceden planlayarak işleyenler ya da birden çok bireye karşı işleyenler, bir suçtan doğacak yararı elde etmek, bu amaca ulaşmak için yapılan hazırlıkarı gizlemek ya da izlenen amaca ulaşamamaktan doğan gücenmeyle işleyenler, bu cürümü başka bir suçu gizlemek, kanıtları ortadan kaldırmak için işleyenlerle kendisini ya da bir başkasını cezadan kurtarmayı amaçlayarak işleyenler ya da kan davası nedeniyle adam öldürenlere Türk Ceza Kanunu’nda yer alan hükümlere göre ölüm cezası verilebilir.Bir ülkede yürürlükte olan ceza yasaları, o ülkenin siyasal sisteminin özgürlük anlayışının ve toplumsal koşullarının en önemli göstergelerindendir. Türk Ceza Kanunu, 1889 İtalyan Zanardelli Yasasından esinlenerek hazırlanmışken İtalya’da bu yasanın 1930′da kaldırılarak yerine yeni bir yasanın konmasından sonra Türk Ceza Kanunu’nda da yeni düzenlemelere gidildi. Bugün yürürlükte olan ceza yasamız 1930′larda İtalya’da yaşayan otoriter rejimin izlerini taşımaktadır. Ancak unutulmaması gereken en önemli konu cezaların zamana ve toplum koşullarına göre ortaya çıktığı, zamanla değişen toplumsal koşullar ve siyasal yapılanmalara göre değiştiğidir. Ölümün bir cezalandırma biçimi olarak görülmesi, yalnızca bireyin en doğal hakkı sayılan yaşama hakkının resmi güçlerce elinden alınması değil, aynı zamanda insanlığın gelişimi adına yapılan tüm çabalarında sonuçsuz kalması anlamına gelmektedir. Ölüm cezası çağlar boyu hukukun ve adaletin güvencesi olarak değerlendirilmiş olsa bile, aslında bu cezasının verilmesinde ve uygulanmasında her dönemde ve her ulusta belirleyici olan toplumsal koşullar ve siyasal iktidarlardır. Oysa hukuk değişmez, nesnel bir kavram, aşkın bir değerdir. Ancak 1800′lerde İngiltere’de kırmızı turp çalana ölüm cezasının verilmesini öneren bir milletvekilinin kırmızı turp tarlasına sahip olmâSı, böyle bir cezanın ne gibi öznel temellere dayandırı-labileceğini göstermektedir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra McCarthy döneminde ABD’de gelişen yabancı düş-manlığıysa tarihe Saccro ve Vanzetti Davası diye geçen ünlü davayı miras bırakacaktır. Suçları yalnızca yabancı olmak olan bu iki İtalyan işçi aslında bir yandan yabancı olmalarının, öte yandansa o dönemde İtalya’da gelişmekte olan komünist harekete karşı, ABD’de duyulan kaygının sonucu olarak yargılandılar ve ölüme mahkûm edildiler. Yıllar sonra suçsuz oldukları anlaşıldı. ABD’den’bir başka örnek, yine McCarthy döneminde iki Yahudi karı-koca Rosenbergler Davası olarak tarihe geçecek olan davada, Sovyetler Birliği yararına casusluk yaptıkları savıyla yargılanarak ölüme mahkûm edildiler.’Atom bombasının Sovyetler Birliği’nce üretiminin gerçekleştirildiği bu dönemde Rosenbergler bombanın planlarını Sovyetler Birliği’ne satmakla suçlandılar. Ölümlerinden sonra suçsuz oldukları anlaşıldı.Bu tür davalar, ölüm cezaları verilirken, toplumsal koşulların ve siyasal eğilimlerin ne denli belirleyici olabildiklerini göstermektedir. Kaldı ki bu insanlardan bir kısmının suçsuz olduğu daha sonra çeşitli kanıtların ortaya çıkmasıyla anlaşılırken, geriye kalanlarınsa gerçekten suçlu olup olmadıkları konusunda kesin bir yargıya varılamadı. Çünkü ölüm geriye dönüşü olmayan bir sonuçtur. Ayrıca bugün birçok hukukçu, psikolog ve toplumbilimcinin üzerinde birleştikleri ortak görüş, bir suçlunun ölümle cezalandırılmasının toplumdaki suçluluğu azaltıcı ya da engelleyici bir etki yaratmadığı yolundadır. Ülkemizde 1961 Anayasası’nda olduğu gibi 1982 Anayasası’nda da mahkemelerce verilip, Yargıtay’ca kesinleştirilen ölüm cezalarının infaz edilmeden önce, TBMM’ce onaylanması öngörülmektedir. Bundan amaç, bir bireyin yaşamına son verecek ve bir daha geri dönüş olanağı olmayan böylesi bir karar verilmezken önce olayın ulusun temsilcileri gözünde son bir kez değerlendirilmesidir. Bu doğrultuda 1986′da infaz yasasında değişiklik yaparak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce bir yıl içinde onaylanmayan ölüm cezalarının ömür boyu hapse çevrilmesini öngören bir yasa tasarısı da meclise sunuldu. Bugün meclisin gündeminde bekletilmekte olan bir yasa tasarısı da tüm ölüm cezalarının ömür boyu hapse çevrilmesini öngörmektedir.Günümüzde ölüm cezası ülkemizde en çok tartışılan konular arasında yer almaktadır. Bu bağlamda ölüm cezasının halen uygulandığı Avrupa Konseyi’ne üye tek ülke durumunda bulunan ülkemizde de, son yıllarda verilen ölüm cezaları Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu’-nda bekletilmektedir. Bugün bu davaların sayısı 186′yı bulmaktadır {Mart 1988). Ölüm Cezasının Kaldırıldığı Bazı Ülkelerde Bu Cezayı Gerektiren Suçlardaki Gelişmeye İlişkin Olarak Yapılan Resmi Açıklamalar: Danimarka: Ölüm cezası 1892′den beri uygulanmamaktadır, 1933′te resmen kaldırıldı. Danimarka Hapishaneleri Genel Müdürü Eric Kamp-mann, ölüm cezasının kaldırılmasından sonra bu cezayı gerektiren suçlarda büyük bir düşüş olduğunu bildirdi. 1948′de bu konudaki açıklama Danimarka Hükü-meti’nce doğrulandı. Hollanda: Ölüm cezasını 1870′de kaldırdı. Hollanda Hükümeti’nin Kraliyet Komisyonu’na verdiği rapor, sivil ceza hukukundan ölüm cezasının kaldırılmasının suçları azaltıcı ya da arttırıcı yönde etki yaratmadığı yolundadır.Norveç: Ölüm cezası 1875′ten beri uygulanmıyordu. 1905′de resmen kaldırıldı. Norveç Hükümeti’nin Kraliyet Komisyonu’na sunduğu rapor, ölüm cezasının kaldırılmasının cinayet sayısında hiçbir artışa yol açmadığı yolundadır. İsveç: Ölüm cezası 1910′dan beri uygulanmamaktadır, 1921′de resmen kaldırıldı. İsveç Hükümeti’nce Kraliyet Komisyonu’na sunulan raporda ölüm cezası kaldırılmadan önceki beş yıl içinde, yani 1916-1920 arasında 38 kişinin cinayetle suçlandığı, bunlardan 32′inin suçlu bulunduğu ve 16’sının akli dengesinin bozuk olduğunun kabul edildiği bildirilirken, ölüm cezasının kaldırılmasını izleyen beş yıl içinde yani 1922-1926 arasında 38 kişinin cinayetle suçlanıp 30′unun suçlu bulunduğu 17′rnin akli dengesinin bozuk olduğunun kabul edildiği bildirildi. Ayrıca Upsala Hukuk Fakültesi Kriminoloji Profesörü Strahl’ın bir yazısına da yer verilen raporun sonuç bölümünde yaygın olarak kabul edilen düşüncenin ölüm cezasınm kaldırılmasının suçluluk oranında bir artışa yol açmadığı biçiminde olduğu belirtildi.İtalya: Ölüm cezası 1890′da kaldırdı, 1931′de bu ceza Mussolini’ce yeniden kondu. 1944′te ikinci kez kaldırıldı. Cinayet oranlarına 1880-1920 arasında bakıldığında bu oranın 1880′de 100.000 kişide 10,6 iken, 1920′de 100.000 kişide 3,5′e düştüğü görülmektedir. Ölüm cezasının ikinci kaldırılışı suçluluk oranlarının en yükseğe çıktığı bir döneme rastlamaktadır. Bu oran 1945′te 100.000 kişide 13 iken 1947′de8,8′e, 1948′de 6,9′a düştü, Birinci duruda bu gelişme toplumsal sürecin bir sonucuyken, ikinci duruda savaştan normal koşullara dönmeye bağlanabilir. Ancak önemli olan nokta bu nedenlerin varlığı değil, ölüm cezasının kaldırılmasının cinayet oranlarındaki düşmeyi engellememesidir. F. Almanya: ölüm cezası 1949′da kaldırıldı. Ölüm cezasının kaldırıldığı öteki Avrupa ülkeleri; İzlanda (1928), İsviçre (1942), Malta (1971), Portekiz (1976), İspanya (1978), Lüksemburg (1979), İngiltere’de de ölüm cezası kaldırıldı. Margaret Thatcher’ın iktidara geldikten sonra ölüm cezasını yeniden konması yolundaki girişimleriyse ülkede büyük bir tepkiyle karşılandı.Günümüzde çağdaş ceza hukuku anlayışının cezanın işlevini bireyin yeniden topluma kazandırılması olarak görmesi, günümüzde giderek tüm dünyada ölüm cezalarının kaldırılması yolundaki görüşlerin egemen olmasına yol açmaktadır. Ancak tüm bu gelişmelere karşın halen dünyanın en büyük iki ülkesinde (ABD ve SSCB) ölüm cezası bir cezalandırma biçimi olarak uygulanmaktadır.

Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.

Sağlık Ana Sayfa Biyografiler Akademisyenler, Antropologlar (İnsanbilimciler), Arkeologlar Askerler > Besteciler Bilim Adamları Biyologlar Coğrafyacılar Dansçılar Denizciler Devlet Adamları - Politikacılar Dilbilimciler Din Adamları Diplomatlar Doğa Bilimciler Düşünürler Edebiyatçılar Eğitimciler Ekonomistler Felsefeciler Fizikçiler Fotoğrafçılar Gazeteciler Gezginler Gökbilimciler Gravürcüler Heykeltraşlar Hukukçular İktisatçılar İmparatorlar-Hükümdarlar İş Adamları İstatistikçiler Karikatürcüler Kaşifler Kimyagerler Koreograflar Mankenler Matematikçiler Mimarlar Minyatürcüler Mucitler Mühendisler Müzisyenler Oryantalistler Osmanlı Padişahları Pilotlar Psikologlar Ressamlar Şairler Sanatçılar Sanatkarlar Sendikacılar Seramik Sanatçıları Sinemacılar ve Tiyatrocular Sosyologlar (Toplumbilimciler) Sporcular Araba Yarışçıları Futbolcular Tarihçiler Tıpçılar Veterinerler Yazarlar Yöneticiler Yönetmenler

Toplum ve Yaşam Toplum Millet Aile Antropoloji Hayvanlar Sosyoloji Cinsellik Ev Evlilik Felsefe Aşk Biyografiler

Bilim ve Teknoloji Bilim Bilgisayar Bilim Kurgu Matematik Aritmetik Arkeoloji Biyoloji Bilim Adamları Bilişim Ekonomi Fizik Yıldızlar Astronomi Uzay Arkeoloji Jeoloji Nükleer Enerji Kimya Zooloji Mantık Pedagoji Enerji Elektronik Elektrik Telekomunikasyon Teleskop Ses Tıp Tarım

Kültür Kültür Dil Tarih Edebiyat Eğitim Felsefe Adet Müze Müzik Mitoloji Basın Spor Sinema Tiyatro Coğrafya İklim İlçeler İller Biyocoğrafya

Din ilahiyat Allah Musevilik Hristiyanlık Kuran-ı Kerim Mitoloji

Aşk Mesajları Özlü Sözler Atatürkün Hayatı Yemek Tarifleri Kadınlar Sağlık Sağlık Bilgileri Teknoloji kadın Eğitim Sağlık Bilgileri Pasta Tarifleri Kpss Soruları Bayram Mesajları

site ekle