Tevrat‘a göre Tanrı ilk kez İÖ 1800′de Mezopotamya‘nın Ur kentinde, Musevilerin atası ibrahim’e vahiy indirdi. Yine, İbrahim’e Suriye‘den Kenan Ülkesi‘ne (Filistin) gitmesini bildiren, ona toprak ve soy bağışlayacağına söz veren de Tanrıdır. Bu tarihten birkaç kuşak sonra 600.000 israilli, Mısır’da köle olarak yaşadı. Daha sonra Tanrı (Yehova).Musa’yı, halkını çölden Sina Dağı’na götürmekle (İÖ 1300) görevlendirdi. Orada kendisine, yeni dinin temel ahlak ilkelerini içeren On Emir bildirildi. Böylece Musevilik, her tür putperestliğe karşı olan sağlam, tektanrılı bir din özelliğini kazandı. Filistindeki ilk Musevi Krallığı (İÖ 1000 dolayında), önce Kral Davut, sonra Kudüs‘teki, ilk Tapınak‘ı yaptıran oğlu Süleyman‘ın yönetiminde 12 boyu içeren bir konfederasyon durumundaydı. Süleyman’ın ölümünden sonra krallık ikiye bölündü. Bunlardan biri, 10 boydan oluşan İsrail, öteki başkenti Kudüs olan ve Davut’un Evi’nden yönetilen Yahuda idi. Babilliler. İÖ 722″de İsrail Krallığını ortadan kaldırdılar. İÖ 586′da Yahuda Krallığı’nı da ele geçiren Babilliler, Yahuda halkının çoğunu Babil’e sürgüne gönderdiler.Düşüncenin geliştiği bu dönemde, Yahuda halkının tarihinin yazılmasına başlandı. Daha sonra Keldani ya da Babil imparatorluğu’nun Pers Kralı Kyros‘un baskısıyla karşılaştığı donemde, Musevilerin ülkelerine dönmelerine (İÖ 536) izin verildi. Ancak, Musevilerin hepsi ülkelerine dönmedi. Ülkelerine dönen sürgünler, 2.Musevi Devleti’ni kurdular. Böylece, yabancı yöneticilerin birbirini özlediği, ancak yoğun bir dinsel yaşamın sürdüğü güç bir dönem başladı. Bu arada, eski dinsel törenler ya kaldırıldı ya da tek tanrılığın gereklerine uygun duruma getirildi. İS 70′te, Romalıların Kudüs’ü yıkmasıyla bağımsızlığı sona eren Museviler, dünyanın çeşitli ülkelerine dağıldılar. Dinsel yaşamın merkezi Filistin’den Babil’e geçti. Burada Musevi akademileri gelişti. Ayrıca, günümüzde de Musevi yasasının temeli olan ve Sözlü Yasa’yı açıklayan yasal, ahlaki, tarihsel Özellikte 63 yazıdan oluşan Talmut, yaklaşık İS 500′de Babil’de tamamlandı. Zamanla Musevilik toplulukları Orta Asya, Mısır ve Etiyopya‘da, daha sonra da Avrupa’da yayıldılar. İS 8.yy’da Musevilerin ispanya’da toplanmasının, Musevilik tarihi açısından özel bir anlam taşıdığına inanılır. Bu ülkede islam yönetimi (Endülüs Emevileri) altında yaşayan ispanyol Musevilerin doğa bilimleri ve edebiyat gibi alanlara önemli katkıları oldu. l0.yy’dan sonra Musevilerin bulunduğu başlıca merkezler Orta Avrupa’dan Doğu Avrupa’ya kaydı. 19.yy sonuna doğru, dünyadaki Musevi halkının büyük çoğunluğu Rusya ve Polonya’da toplandı; buradan da Batı’ya ve ABD’ye büyük göç dalgaları başladı; Musevilik tarihi içinde birçok mistik akım ortaya çıktı. Bunlar arasında başlıcası Kabbalah’tır. Bu akımı 13.yy’da, ibrani alfabesinin şifreye benzer özelliğine dayanarak Tevrat’a mistik bir yorum getiren ve Mesih‘in (Hz. isa) dönüşünü hızlandırmayı amaçlayan bir Musevi bilgini başlattı.18.yyda Doğu Avrupa’da ortaya çıkan bir başka mistik hareket olan Hassidizm de, Kabbalah akımından etkilenmiştir.Museviliğin çağdaşlaşması, 1 S.yy’da bir Musevi Aydınlanma Akımı olan Hackalah ile başladı. Bu akımın öncüsü, Alman Moses Mendelssohn’dur. (1729-86). Haskalah, Musevi yasasına, din törenlerinin katı ilkelerine ve Talmut’a bağlı Hahamların yetkisine karşı çıktı. Çağdaşlaşma döneminde Musevilere yurttaşlık hakları verildi. Bu konuda ilk uygulama 1791′de Fransa’da oldu. Ayrıca Museviler gettoda (Musevilerin zorunlu olarak yaşadıkları mahalle) yaşamayı da bırakmaya başladılar. Bunun yanında ilk kez dinsel eğitim dışındaki eğitim olanaklarına da kavuştular. Haskalah gittikçe peygamberlerin ahlak öğretilerini vurgulayan, ancak Tevrat ve Talmut’un yasal yetkisine karşı çıkan Musevi Reform Hareketi’ne yol açtı. Bu reform, yalnız insan yaşamını zenginleştiren ve yücelten din törenlerini benimser; buna karşıiık, örneğin bazı perhiz kuralları gibi, eski geleneklere karşı çıkar. Üstelik, yalnız Tevrat’ın ahlak yasalarının bağlayıcılığını savunur. Bununla birlikte son yıllarda bu ilerici hareket, yasaya ve hahamların yetkisine karşı olumsuz tutumundan vazgeçmiştir.Tutucu Musevilik Akımı, geleneksel inançlarla reformcu tutum arasında orta yolu arayan bir akımdır. Bu akımı 1845′te Almanya‘da Zechariah Fraenkel başlattı. Fraenkel, Museviliğin değişen koşullara uyarlanmasının gerekli olduğuna, ancak çağdaş sorunların Talmüt yasalarıyla çözülebileceğine inanıyordu. Yüzyılın sonunda Solomon, Schechter, Tutucu Musevilik Akımı’nı ABD’de tanıttı. Bu akım, günümüzde ABD‘de gücünü korumaktadır. “Ortodoks” Musevilik akımı, dinsel geleneklere bağlıdır ve Musevi dininde çağdaşlaşma gereğini onaylamaz. Dinsel akımlar içinde en çok yandaş bulan akımdır.Musevilikte din adamları arasında bir sıra düzen yoktur. Üç dinsel akımın da dinsel merkezi sinagogtur. Öğretmenlik ve bilim adamlarının işlevlerini üstlenen haham, topluluğun lideridir. Yasayı yorumlayan ve onaylayan hahamdır. Ancak, kararları bağlayıcı olmadığı gibi, aforoz etme yetkisi de yoktur. Geçmişte hahamların bütünüyle din görevleriyle uğraşmamalarına karşın, günümüzde yüksek din okullarında eğitilebilir ve topluluğun önemli sosyal işlerinin tümüne katılırlar. Sinagogların hepsi bağımsızdır ve hahamları Musevi Cemaatlerince atanır. Hahamlar ve kantorların (din törenlerinde ilahi ve mezmur söyleyenler, bunlar genellikle müzik ve din eğitimi görürler) topluluk içinde önemli görevliler olarak görülmelerine karşın, onlarsız da bir din töreni yürütülebilir. Tören kurallarını bilen her Musevi, töreni yönetebilir. Sinagog, dua edilen ve toplum yaşamının merkezi olan bir yerdir. Toplu dinsel törenin yapılması için 10 erkekten oluşan bir kurula gerek vardır. Hıristiyanlık döneminin başlangıcında Musevilerin en üst düzeyde yetkili kurulu, millet meclisiydi (Sanhedrin). 72 üyesi olan bu kurul, güncel sorunları tartışmak ve karar vermek amacıyla Kudüs’te toplanırdı. Günümüzde dünya çapında yetkili böyle bir Musevi kuruluşu yoktur. Ancak birçok sinagog, ulusal ya da uluslararası federasyonlar biçiminde birleşmişlerdir. Bunların bazıları, “Ortodoks Musevilik” akımınca denetlenir. Musevilik, resmi bir inanç olmamakla birlikte, dindeki ahlak öğretilerini vurgular. Museviliğin temel doktrini, tek Tanrı’ya onanmaktır. Kişinin Tanrı’ya inancı, özel ve toplumsal yaşamında ahlak konusundaki tutumuyla belirlenir. İnanan kişide bulunması gereken erdemler arasında, başkaları için çalışma, komşularını sevme, insanlara acıma, onları bağışlama, hayırseverlik ve temiz ruhluluk vardır. Tanrı’nın belirli bir görüntüsü (sureti) olmayacağı gibi belirli adı da yoktur. O, töresel bir varlıktır ve ahlak yasalarını çiğneyen herkesi cezalandırır. Tanrı, kendisini Tevrat ile (Eski Ahit) açıklar. Musevilikte, yaşamın kendisi temel değerlerden biridir. Din, insanı dünyadaki yaşamında Tanrı ile birleştiren bir yoldur, ancak dünyayla ilişkiyi kesmeyi amaçlayan bir yöntem değildir. Museviliğin yüzyıllar boyunca birleştirilen ilkelerini, 13. yy’da ispanyol bilgini Maimonides yeniden düzenledi. Ancak bu düzenleme, hiçbir zaman resmi bir doktrin olarak benimsenmedi. Ortodoks Museviler, gelenekler ve din törenleri konusunda çok bağnazdırlar. Tora (Tevrat’ın beş kitaptan oluşan ilk bölümü, öteki bölümler Nebiim ve Ketubim’dir). Tevrat’ın en kutsal bölümü sayılır. Şubat günü (Musevilerin kutsal saydıkları cumartesi günü), sabah ibadeti boyunca Tora’dan bir bölüm (musaf duası) okunur. Talmut (sözlü yasaları düzenleyen ve yazılı yasaları tamamlayan dini kitap) Toranın yorumlarını içerir. Tora ve Talmud, birlikte Musevi yaşamının temel ilkelerini oluştururlar. Bununla birlikte ilke olarak Talmut yasaları, sürekli değişik biçimde yorumlanan sözlü yasalardır. Dinsel törenleri hemen her yerde büyük ölçüde aynıdır. Ancak, Museviler yaşadıkları ülkelerin kültür ve geleneklerini alıp özümsediklerinden, kimi yerlerdeki törenlerde küçük ayrıntı farkları görülür. Yine de bu farklılıklar, Museviliğin ahlak ve ruh birliğini etkilememiştir. Tora’nın yetkisi hiçbir zaman tartışılmamış ve din başlangıcındaki kırsal ve tarımsal özelliğini korumuştur. Tüm tören ve gelenekler “Yasa’yı koruyucu” öğeler olarak görülürler. Tören ve gelenekler bir amaç değil, insanın din ilkelerine uygun yaşaması için gerekli araçlardır. Doğum, cemaate katılma (bar mitzvah), evlilik ve cenazelerde dini tören yapılır. Tanrı ile bağ kurma yollarından biri olan dua, günlük yaşamının tüm kesitlerinde Ortodoks Museviye yol gösterir. Başlıca dua saatleri belirlenmiştir (sabah, ikindi, akşam). Kişi, yalnız kendisi için değil, genel olarak toplum için de dua edeceğinden, toplulukla birlikte dua edilmesi yeğlenir. Şabat günü, cuma günbatımında başlar ve cumartesi yine günbatımında sona erer. Dinsel açıdan yenilenme anlamını taşıyan bu gün, aileyle birlikte geçirilir. Erkekler sinagoga ibadete giderler. Şabatların yanı sıra, Museviler çeşitli mevsimlerde şenlikler de yaparlar. Tora’nın perhiz yasalarına göre, yalnız geviş getiren hayvanlar, çatal tırnaklılar, belirli kuşlar, pullu balıkların etinin yenmesine izin verilir.Tamud’da “ülkenin yasalarına saygı gösterilmeli” diye yazar. Museviler bunu, Musa ilkeleri ve ahlak yasalarına karşı olmadıkları sürece, bulundukları ülkenin yasalarına uymanın bir din görevi olduğu anlamında yorumlarlar, israil dışında yaşayan Musevilerin de yurttaşlık haklarından yararlandıkları ülkeye bağlılık duymaları istenir. İsrail’in Musevi Devleti olmasından sonra, Şabat günleri ve çeşitli Musevi şenliklerinin yapıldığı günler, yasal tatil günü. olmuştur. Bununla birlikte, ülke din önderlerince yönetilmez; Musevi geleneği, din adamlarının dünya işlerine karışmalarına her zaman karşı olmuştur. Evlilikle ilgili yasalar dışında, İsrail yasaları laik özelliktedir. Bir Din işleri Bakanlığı vardır; ancak din örgütleri devletten bağımsızdır ve baş-hahamların yetkileri yalnız dinsel sorunlarla sınırlıdır. Ülkede siyasal düzenle yönetilen dinci siyasal partiler de bulunmaktadır. Başlıca dinsel partiler arasında Ulusal Din Partisi (Mizrachi), birçok koalisyon hükümetinde yer almıştır. Aşırı tutucu Agudat İsrail ise teokrasiyi, din yasalarıyla yönetilen bir devleti savunur. Ancak bunlar azınlık gruplardır. Daha küçük ve en Ortodoks görüşlü grup olan Neturai Karta da, Musevi egemenliğinin yalnız Mesih’çe gerçekleştirileceğine inandığından İsrail Devleti’ni tanımaz. Böylece israil, sürekli olarak çağdaş ve çoğulcu bir demokrasiyle Ordodoks geleneğin gereklerinin uzlaştırılması sorunuyla karşı karşıyadır, israil’de yaşam belirgin biçimde laik ye dindışı bir özellikte olmakla birlikte, halkta geleneklere bağlılık duygusu da güçlüdür. Musevilikte aile, kişi için en yüksek amaç olduğundan, evlenmemiş ve aile kurmamış bir Musevi günahkâr sayılır. Bu nedenle, bekâr kişiler, laik ya da dinsel görevler için uygun aday sayılmazlar. Boşanmaya izin verilmekle birlikte, genellikle desteklenmez. Çağlar boyunca Museviliğin, çeşitli başka kültürlerden etkilenmesinin sonucu olarak, değişik Musevi topluluklarında evlenme gelenekleri de büyük değişiklikler gösterir. Çocuklar Tanrı’nın bir bağışı olarak görülür ve çocuksuz yuvanın kutsal olmadığına inanılır. Erkek çocuklara genellikle kız çocuklardan daha çok değer verilir. Anne ya da baba öldüğünde kadiş duasını (her açık dinsel törenden sonra okunan iki duadan biri) erkek çocuk okur. Öte yandan, Musevi olabilmek için, Musevi bir anadan doğmak gerekir. Bununla birlikte, kadınlar din ve toplum geleneğinde genellikle önemli roy oynamazlar. Yalnız ev ve aileden sorumlu olan kadınlardan evde bir dindarlık havası yaratmaları ve Musevilik ideallerini çocuklarına aktarmaları beklenir. Bu durumda, Musevi yasalarının kadınlara karşı ayırım yaptığı öne sürülebilir. Boşanma, çiftlerin her ikisinin de onaylaması sonucu gerçekleşebilire de, olağandışı durumlarda karısının onayına gerek kalmadan yeniden evlenebilmesi için, kocanın ona belli bir ödenek vermesi yeterlidir. Çağdaş Musevi reformuyla kadınlar hahamlık eğitimi görebilirler ve tutucu sinagoglarda Tora’dan sureler okuyabilirler. Musevilikte, soyun tükenmemesi için doğum kontrolü yasaklanmıştır. Bununla birlikte, örneğin hamilelik, anaya da çocuğun yaşamı açısından tehlikeliyse, doğum kontroluna izin verilir. Gerek tutucu, gerekse reformcu akımlar, gebelikteki bu tehlikeyi daha geniş anlamda yorumlar. Örneğin, çok yoksulluk, barınma olanaklarının yetersizliği ya da aile geçiminin tehlikede olması durumlarında, aile planlaması desteklenir. Hayvanlara kötülük etmek yasaktır. Bitki ve hayvanlar, ancak insanların yararına kullanılabilirler. Maimonides şöyle yazar: “Yalnız meyve ağaçlarını yok etmek yasak değildir. Bir kabı kıran, giysisini yırtan, bir yapıyı yıkan, bir kaynağı kurutan, bir yiyeceği savurganca kullanan ya da ona zarar veren herkes “öldürmeyeceksin” emrini de çiğner. Musevi dininde doğayı korumayla ilgili çağdaş ilkeler bulunmamasına karşın, Musevi geleneği doğayı Tanrının yarattığı, o nedenle de doğaya zarar vermenin yasak olduğunu öngörür. Başlangıçta hahamların öğretileri, çevre kirlenmesi ile ilgilenmeyi de içerirdi. O nedenle, çevrede çöplerin boşaltılacağı ve hayvanların otlatılacağı yerler belirlenmişti. Savaşların zararlı olduğu, yalnız savunma koşuluyla onaylanacakları görüşü benimsenir. Çoğu kişi hâlâ, İsrail’in jeopolitik durumunun devletin varlığı için tehlike oluşturduğu görüşüyle, İsrail Devletinin kendi sınırları dışında yaptığı savaşları bile savunma için gerekli görür. Bununla birlikte Musevi dininde barış, temel bir kavramdır. Museviliğin başlıca bildirisi, ruhun, güç ve şiddetten daha sürekli olduğudur. “Güç ya da kuvvetle değil ruhunla” (Zekeriya 4:6). İnancı yüzünden savaşa karşı olanlar, orduda görev almak zorunda değildirler.Ortodoks Museviler, hak dininin Musevilik olduğuna inanırlar. Ancak bu öteki dinlerin tümüyle yanlış olduğuna inanıldığı anlamına gelmez. Her dinin gerçek içinde bir payı ve kendine özgü değerleri olduğu, bu nedenle onların da belli ölçüde doğruluğu onaylanır, ibadetin her biçimi, Tanrı’ya hizmet olarak görülür. Museviler, Hıristiyanlık kavramları ve ideallerinin çoğunu benimserler. Ancak isa’nın kurtarıcı (Mesih) olduğu inancını ve “ilk günah” düşüncesini onaylamazlar. Musevi dininin, islam diniyle ortak yönleri çoktur. Yasal düzenleri, birçok duaları ve kimi perhiz kuralları çok benzerlik gösterir. Buna karşın, Musevilik ile öteki büyük dinler arasındaki farklılık daha derindir. Hindu dini ve Budizm ile karşılaştırıldığında, Musevilikte toplumsal, ekonomik ve başka ilişkilerde eşitlik düşüncesinin daha çok vurgulandığı görülür. Çağdaş Musevilik, aşırı Ortodoks akımlardan, reformcu hareket ve az sayıda üyesi olan Amerika’daki Musevi yenilik hareketini de içeren gelenekselliğe karşı akımlara dek çeşitli inançları içerir. Bu arada, Batıda Hassidizmin yeniden canlanması da ilginç bir gelişmedir. 18.yy’da Doğu Avrupa’da ortaya çıkan bu akımın laik görüşlü birçok Musevi gencini çektiği görülmektedir. Bu akım, Musevi geleneğiyle yüksek düzeyde mistik bir ruhçuluğu (İnsan-Tanrı arasında aracılık rolünü üstlenmiş bir haham olan Zaddik’ten etkilenen) birleştirir. Ancak, çağdaş Musevilik’te laikleşme yönünde önemli bir eğilim vardır. İsrail dışındaki çoğu Musevi topluluklarında evliliklerin yarısı, büyük ölçüde benlik kaybıyla sonuçlanan başka din ve uluslarla yapılan evliliklerdir. Sovyetler Birliği’nde hükümetin desteklediği din dışı propagandanın yanı sıra, Museviliğe karşı hareketler, son iki kuşağın yaşamları üzerinde derin bir etkisi olmuştur.Bununla birlikte. Musevilere karşı resmen ayırım yapılması, çoğu kez onlardaki benlik duygusunu güçlendirmiştir. 19.yy’da Musevi yaşamının sinagog çevresinde merkezleşmesine karşın, çağdaş topluluklarda bu durum değişmiştir. Musevilerin toplumsal ilişkileri artık benzer dinde olanlarla sınırlı değildir. Musevi kimliklerini korumak isteyen, ancak dine bağlı olmayanlar için, dindışı birkaç örgüt vardır. Ayrıca, yalnız erkeklerin üye olduğu din dernekleriyle yardım dernekleri ve Siyonizm grupları da ortaya çıkmış ve Batı dünyasında yayılmışlardır. Örneğin, Batılı Musevilerin yaptığı geniş kapsamlı bir anlaşma programı, Sovyetler Birliği’nde ezilen Musevilere yardım etmeyi amaçlar. En tanınmış Musevi kuruluşu, 1843′te New York’ta kurulan ve çoğu ülkelerde toplam 500.000′i aşkın üyesi olan Bnai Brithdir. Bu kuruluşlar Musevilerin kendi sorunlarıyla uğraşmalarına olanak verir. Bir başka laik hareket (yine Haskalah ile ilişkili) Doğu Avrupalı Musevilerin Aşkenazi dili ve kültürünün geliştirilmesidir. Bu kuruluş, yine dinsel ya da ulusal amaçları olmayan, ancak Musevi geleneği ve tarihiyle ilgilenerek bundan kültür açısından gurur duymayı ilke edinen daha sonraki akımların öncüsüydü. Musevi yaşam biçimi sürmekle birlikte, Musevi dini eski önemini koruyamamaktadır. Musevilerin çoğu artık dinsel ilkelere uymamaktadırlar. İsrail Devleti’nin kurulmasıyla Musevi ideallerinden bir çoğunun gerçekleştirilmesine karşın, bu ülkede gittikçe öteki ülkelerdekine benzer gelişmeler görülmektedir. Bir Musevi devletinde, dindar olmayan ya da dine karşı olanlar bile Musevi kimliklerini koruyabileceklerinden, İsrail’de Musevilik belli ölçüde laikleştirilmiştir. Laikleşme süreci 19.yy’da Doğu Avrupa’da, eski Museviliğin, Musevi tarih ve geleneklerine etnik olarak bağlı laik bir devlet içinde canlanacağına inanan düşünürlerin etkisiyle başladı. Kimi Museviler, Museviliğin dinsel özelliğini tehdit ettiği görüşüyle bu tür bir Musevi devletinin kurulmasına karşı çıktı.
Bakabileceğiniz diğer bölümler: Yemek Tarifleri, Pasta Tarifleri, Tatlı Tarifleri, Kek Tarifleri, Sütlü Tatlılar
Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.
Sağlık Ana Sayfa Biyografiler Akademisyenler, Antropologlar (İnsanbilimciler), Arkeologlar Askerler > Besteciler Bilim Adamları Biyologlar Coğrafyacılar Dansçılar Denizciler Devlet Adamları - Politikacılar Dilbilimciler Din Adamları Diplomatlar Doğa Bilimciler Düşünürler Edebiyatçılar Eğitimciler Ekonomistler Felsefeciler Fizikçiler Fotoğrafçılar Gazeteciler Gezginler Gökbilimciler Gravürcüler Heykeltraşlar Hukukçular İktisatçılar İmparatorlar-Hükümdarlar İş Adamları İstatistikçiler Karikatürcüler Kaşifler Kimyagerler Koreograflar Mankenler Matematikçiler Mimarlar Minyatürcüler Mucitler Mühendisler Müzisyenler Oryantalistler Osmanlı Padişahları Pilotlar Psikologlar Ressamlar Şairler Sanatçılar Sanatkarlar Sendikacılar Seramik Sanatçıları Sinemacılar ve Tiyatrocular Sosyologlar (Toplumbilimciler) Sporcular Araba Yarışçıları Futbolcular Tarihçiler Tıpçılar Veterinerler Yazarlar Yöneticiler Yönetmenler
Toplum ve Yaşam Toplum Millet Aile Antropoloji Hayvanlar Sosyoloji Cinsellik Ev Evlilik Felsefe Aşk Biyografiler
Bilim ve Teknoloji Bilim Bilgisayar Bilim Kurgu Matematik Aritmetik Arkeoloji Biyoloji Bilim Adamları Bilişim Ekonomi Fizik Yıldızlar Astronomi Uzay Arkeoloji Jeoloji Nükleer Enerji Kimya Zooloji Mantık Pedagoji Enerji Elektronik Elektrik Telekomunikasyon Teleskop Ses Tıp Tarım
Kültür Kültür Dil Tarih Edebiyat Eğitim Felsefe Adet Müze Müzik Mitoloji Basın Spor Sinema Tiyatro Coğrafya İklim İlçeler İller Biyocoğrafya
Din ilahiyat Allah Musevilik Hristiyanlık Kuran-ı Kerim Mitoloji
