MEZOPOTAMYA, Güneydoğu Asya’ da tarihsel bölge. Eski Yunancada “iki ırmak arasındaki ülke” anlamına gelir. Kabaca sınırları Fırat ve Dicle ırmaklarının arasında kalan alanı içerir. Tarihsel dönemlerin ileriki evrelerinde Toros Dağlarının eteklerinden Basra Körfezi’nin güneyine oradan da Arabistan Yarımadasındaki çöle ve doğuda Zagros Dağlarına kadar uzanan bölgeye verilen ad oldu. Günümüzdeki Irak Devleti’nin kapsadığı topraklar, ilkçağdaki Mezopotamya topraklarını oluşturmaktadır.Mezopotamya birbirinden çok değişik iki coğrafya bölümüne ayrılır. Yaylalık Cezire bölümü ve ovalık Irakı Arap bölümü. Cezire, yukarı kesiminde ırmakların derin vadilere gömüldüğü geniş bir yayladır. Bu yaylanın aşağı kesiminde Hit ve Remadi arasında Fırat, Samerra ve Balad arasında Dicle, asıl Mezopotamya’yı oluşturan alçak Irakı Arap Ovası’na girerek burada birçok kol alırlar. Ova Fırat ile Dicle ırmaklarının ve bunların kollarının (özellikle Zagros Dağlarından inen kollar) zamanla Basra Körfezi’ni doldurması sonucunda oluşmuştur. Körfez kıyısının ilkçağda bugünkü Bağdat Kenti’nin biraz kuzeyinde olduğu sanılmaktadır. Dolma işlemi Dicle Irmağı’ nın kollarının ağızlarının yakınındaki kesimlerde aynı zamanda oldu, fakat lığ (alüvyon) birikintilerinin daha az olduğu delta bölgeleri ise uzun zaman bataklık olarak kaldı. Fırat ile Dicle ırmaklarının kavşak noktasının güneyinde oluşan büyük deltanın her yıl 30-50 m ilerlemekte olduğu anlaşılmıştır. Bir bozkırlar bölgesi olan Mezopotamya’da suyun bolluğu, toprakların verimli olması, Ortadoğu’nun merkezinde yer alması gibi elverişli yaşam koşulları, çeşitli toplulukların buraya gelerek yerleşmesine yol açtı. Zaman içinde bu toplulukların kaynaşmasından zengin ve üst düzeyde bir uygarlık doğdu.Mezopotamya’ya ilk göç eden topluluğun Asya bozkırlarından gelen Sümerlerin olduğu bilinmektedir. Onları Sami kökenli olan topluluklar izledi. Sümerler ilk kez Basra Körfezi’nin kıyılarına yerleştiler (İÖ 3500). Samiler ise Fırat ve Dicle’nin kaynağına yakın bölgelere yerleştiler. Çalışkan bir topluluk olan Sümerler, Fırat ve Dicle’nin oluşturduğu deltanın bataklık kesimlerini kurutarak tarımsal açıdan verimli alanlara dönüştürdüler. Sulama kanalları açarak verimi yükselttiler. Ur, Uruk, Lagaş gibi zengin ve bağımsız kent devletleri kurdular. Her bağımsız kentin bir yöneticisi ve tanrısı vardı. Kentlerin yönetiminde tüm yetkiler lugal “kral” denilen ve aynı zamanda kent devletinin en büyük din adamı olan kişinin elindeydi. Kentlerin baş tanrısına adanan tapınak, ekonomik ve toplumsal açıdan olduğu kadar yönetim merkezi durumundaydı, Toplumsal ve ekonomik gelişme, çiviyazısının bulunmasına yol açtı. Tarihsel dönemlerin başlangıcını oluşturan çiviyazısı, Sümerlerin insanlık tarihine en büyük armağanlarıdır. Çiviyazısının bulunuşuyla ilkçağ toplulukları arasındaki her türlü iletişim yaygınlık kazandı.İÖ 2350′de Akkat Kralı I. Sargon, Basra Körfezi’nden Doğu Anadolu’nun içlerine, bugünkü Lübnan’dan Elam’a kadar olan bölgeyi ele geçirerek Sümerleri de egemenliği altına aldı. Sümerlerin üstün uygarlıklarının etkisi altında kalan Akatlar,gerek toplumsal kurumların örgütlenmesinde, gerekse sanat alanında Sümerlerden yararlandılar. Çiviyazısını kendi dillerine uyarlayarak kullandılar ve günümüze ulaşan çeşitli alanlardaki binlerce belge yazdılar.İÖ 2. binyıl başlarında Mezopotamyadaki egemenlik, yine Sami kökenli bir topluluk olan Babillilerin eline geçti. Güçlü bir yönetim kuran Babilliler, zaman içinde tüm Mezopotamya’ya egemen oldular. Ünlü kralları Hammurabi (İÖ 1792- 1750) döneminde Babil uygarlığı doruk noktasına ulaştı. Suriye’den İran’a, Güneydoğu Anadolu’dan Basra Körfezi’ne kadar uzanan topraklar Babil İmparatorluğu’ nun sınırlan içine girdi. Hammurabi’nin yaptığı yasalar tüm bölgede etkin oldu. Baş tanrıları Marduk’a bölgenin tümünde tapınıldı. Bayındırlık alanında gerçekleştirilen çalışmalar ve ekonomik gelişmeler Babi! İmparatorluğunu bölgenin en güçlü devleti haline getirdi. Tüm gücüne karşın İÖ 1594′te Hitit Kralı J. Murşilİ, Babil üzerine bir sefer düzenledi ve kenti ele geçirerek 150 yıldır Babil imparatorluğu’nu yöneten Hammurabi Hanedanı’na son verdi.Ancak Hititlerin başkenti Haîtuşa’ya bugünkü Boğazköy) çok uzak olan Babil, uzun süre Hititlerin elinde kalamadı ve kısa bir süre sonra Sümerlerle akraba olan Kassitlerin eline geçti.Barbar bir topluluk olan Kassitler, Babillilerin kurdukları üstün uygarlığı benimsediler ve zamanla bu uygarlığın etkisi altında kaldılar.İÖ 12. yy’da yine Sami kökenli bir topluluk olan Asurlular, Kassitleri yenilgiye uğratarak İran’dan Mısır’a, Basra Körfezi’nden Orta Anadolu’ya kadar yayılan bir alanda güçlü bir imparatorluk kurdular. Özellikle Sargon Hanedanı (İÖ 721- 610) döneminde en parlak çağlarını yaşadılar. II. Sargon (İÖ 750- 705) başkent Ninova’da büyük bayındırlık hareketlerine girişti, imparatorluk en geniş sınırlarına Asur-banipal (İÖ 668- 631) döneminde ulaştı. Onun ölümünden sonra Asur toprakları İskitlerin ve Medlerin istilasına uğradı veiÖ612′de Asur İmparatorluğu tarihe karıştı. Asur Devletinin toprakları üzerinde bu kez Yeni Babil Krallığı kuruldu. II. Nabukadnesar (İÖ 604- 562) Babil Kenti’nin yeniden canlandırdı. Onun döneminde yapılan “asma bahçeler” dünyanın yedi harikasından biri sayılır. Nabukadnesar Suriye ve Filistin’i ele geçirerek Kudüs’ teki Yahudileri tutsak alarak Babil’e getirdi. 70 yıl süren bu tutsaklık Yahudilerin tarihinde önemli bir yer tutar. Pers İmparatorluğu’nu güçlü bir devlet haline getiren Büyük Kyros, İÖ 539′da Babil Krallığı’nı ortadan kaldırdı ve Mezopotamya toprakları Perslerin eline geçti. İÖ 331 ‘de Büyük İskender’ in Pers İmparatorluğu’nu ele geçirdiği ana kadar Mezopotamya Perslerin elinde kaldı. İÖ 323′te Büyük İskenderin Babil’de ölümüne kadar bu kez Mezopotamya İskender İmparatorluğu’nun toprakları içinde yer aldı. Bu tarihten sonra parçalanan imparatorluğun topraklan İskender’in komutanları arasında paylaşılınca Mezopotamya Seleukos’un payına düştü. İÖ 141 ‘de bu kez Partlar yöreyi ele geçirdiler. Romalılarla Partlar arasında süren uzun savaşlardan sonra Romalılar Mezopotamya’yı ele geçirdiler. İS 224′te İran’da egemenlik kuran Sasaniler bölgeyi ele geçirdiler ve yaklaşık dört yüzyıl kadar ellerinde tuttular. Roma İmparatorluğu’nun 395′te ikiye ayrılmasında sonra doğuda kurulan Bizans İmapatorluğu, bu dört yüzyıl boyunca Sasanilerle savaştılar ve Mezopotamya’nın çeşitli bölgeleri bu iki güçlü devlet arasında zaman zaman el değiştirdi.Hz. Muhammet’in kurduğu islam Devleti’nin genişlemeye başladığı Halife Ömer döneminde Mezopotamya ele geçirildi (641). Dört halife döneminden sonra kurulan Emevi Devleti ve onu izleyen Abbasi Devleti dönemlerinde Mezopotamya bu devletlerin toprakları arasında yer aldı. Abbasi İmparatorluğu’nun zayıflamasından sonra bölgede kurulan çeşitli devletler Mezopotamya’ya egemen oldular. Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in (1512- 1520) Mısır Seterinden sonra bölgenin denetimi Osmanlı İmparatorluğu’nun eline geçti. Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı imparatorluğu, bu bölgedeki ingiliz ve Fransız egemenliğini tanımak zorunda kaldı. İngilizler 1920′de Mekke Şerifi Hüseyin’in oğlu Faysal Irak hükümdarı olarak tanındı. 1921 ‘de yapılan bir referandumla Faysal kral seçildi. 1932′de İngilizlerin Irak’ a bağımsızlık vermeleriyle Mezopotamya toprakları bu devletin sınırları içinde kaldı.
Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.
.
You can leave a response, or trackback from your site.
Sağlık Ana Sayfa
Biyografiler
Akademisyenler,
Antropologlar (İnsanbilimciler),
Arkeologlar
Askerler >
Besteciler
Bilim Adamları
Biyologlar
Coğrafyacılar
Dansçılar
Denizciler
Devlet Adamları - Politikacılar
Dilbilimciler
Din Adamları
Diplomatlar
Doğa Bilimciler
Düşünürler
Edebiyatçılar
Eğitimciler
Ekonomistler
Felsefeciler
Fizikçiler
Fotoğrafçılar
Gazeteciler
Gezginler
Gökbilimciler
Gravürcüler
Heykeltraşlar
Hukukçular
İktisatçılar
İmparatorlar-Hükümdarlar
İş Adamları
İstatistikçiler
Karikatürcüler
Kaşifler
Kimyagerler
Koreograflar
Mankenler
Matematikçiler
Mimarlar
Minyatürcüler
Mucitler
Mühendisler
Müzisyenler
Oryantalistler
Osmanlı Padişahları
Pilotlar
Psikologlar
Ressamlar
Şairler
Sanatçılar
Sanatkarlar
Sendikacılar
Seramik Sanatçıları
Sinemacılar ve Tiyatrocular
Sosyologlar (Toplumbilimciler)
Sporcular
Araba Yarışçıları
Futbolcular
Tarihçiler
Tıpçılar
Veterinerler
Yazarlar
Yöneticiler
Yönetmenler
Toplum ve Yaşam
Toplum
Millet
Aile
Antropoloji
Hayvanlar
Sosyoloji
Cinsellik
Ev
Evlilik
Felsefe
Aşk
Biyografiler
Bilim ve Teknoloji Bilim
Bilgisayar
Bilim
Kurgu
Matematik
Aritmetik
Arkeoloji
Biyoloji
Bilim Adamları
Bilişim
Ekonomi
Fizik
Yıldızlar
Astronomi
Uzay
Arkeoloji
Jeoloji
Nükleer
Enerji
Kimya
Zooloji
Mantık
Pedagoji
Enerji
Elektronik
Elektrik
Telekomunikasyon
Teleskop
Ses
Tıp
Tarım
Kültür
Kültür
Dil
Tarih
Edebiyat
Eğitim
Felsefe
Adet
Müze
Müzik
Mitoloji
Basın
Spor
Sinema
Tiyatro
Coğrafya
İklim
İlçeler
İller
Biyocoğrafya
Din
ilahiyat
Allah
Musevilik
Hristiyanlık
Kuran-ı Kerim
Mitoloji