METAFİZİK

METAFİZİK, ilk ilkeler ve gerçekliğin doğasını araştıran felsefe dalı. Felsefe, hepsi de tüm insanlığı ilgilendiren sorunlar konusunda yorumlar getiren dört ana düşünce alanına bölünür. Bu alanlardan birincisi ahlak sistemi ve doğruluktur, ikincisi estetik alan, üçüncüsü, bilim teorisi (episteoloji) dördüncüsü, bu kronolojik bir sıra olmasa da metafiziktir. Bu bölümde, “Varlık nedir?», «Bir dış dünya var mıdır?», «Beden ile ruh arasındaki ilişkiler nelerdir?», «Tanrı var mıdır?», «Ruh Ölümlü müdür, ölümsüz müdür?» gibi sorulara yanıt aranır. Ayrıca, bilginin nereden geldiği, neleri bilebileceğimiz de araştırılır. Ama metafizikteki asıl” araştırma konuları,evren Tanrı ve ruhtur.Filozoflar tarih boyunca, metafizik sözcüğüne farklı anlamlar verdiler; metafizikten yana oldular ya da onu eleştirdiler ve yerdiler.Metafizik sözcüğü, ilk olarak İ.Ö. 1. yy’da, Rodoslu Andronikos’ca ortaya atıldı Andronikos, Aristoteles ‘in (İÖ 384-322) eserlerini derlerken, fiziğe ilişkin bölümden sonraki yazılara, «metafizik», yani «fizikten sonra gelen» yada «fizikötesi» adını verdi. Aristoteles’in bu eserinde incelediği konular daha sonra, metafiziğin konulan olarak kabul edildi. Metafizik konular deyince, duyularımızı ve algılarımızı aşan konular, anlaşıldı. Aristoteles bu eserinde incelenen konulara «ilk felsefe» diyordu, ilk felsefe, yani metafizik, «varlığı, varlık olarak» inceliyor; genel olarak var olmanın koşullarını, kaç çeşit nedenden söz edilebileceğini, var olanların en üst katında bulunan yetkin varlığı yani Tanrıyı ele alıyor ve açıklıyordu. Metafizik daha sonraları, kapsamı genişletilerek, duyusal görünüşlerin ötesiyle ilgili araştırmaların tümünü ifade etmek için kullanıldı. Skolastikte, metafiziğin konusu teolojininkiyle özdeşti. Yani metafizik de, tanrının varlığını, niteliklerini yarattığı varlıklarla ilişkilerini ve ayrıca bu varlıkların gerçek niteliklerini inceliyordu. Ancak metafizik, teolojoden farklı olarak bu soruları vahiy ve imana başvurmaksızın, Sadece akıl yoluyla çözmek istiyordu. Ortaçağın sonuna kadar, felsefenin temel konusunu metafizik oluştur-duysa da, bilimlerin ilerlemesiyle, felsefe içinde de.. metafiziğe karşı olumsuz ve eleştirici bir tavır ortaya çıktı. Duyularımızı ve algılarımızı aşan konuları inceleyen metafiziğin, sağlam bilgiler veremeyeceği ileri sürüldü Metafiziğin; felsefenin geniş alanında yeri olup olmadığına ilişkin tartışmalar yapıldı. Birçok filozofun bu konudaki düşüncelerini özetlemek gerekirse: David Hume’a (1711-1776) göre bilgi sezgisel deneylerden gelmektedir. Yargılar dışında hiçbir şey bilinmez ve bunların doğruluğunu test-etmek olanaklı değildir. Neden-sonuç ilişkisi kavramı yanlıştır. Yargılar birbirini izler bunlarla bir neden sonuç ilişkisi kurulamaz. Metafizik o halde, var olmayan bilginin arayışıdır. Verimsiz, zaman tüketici ve saçmadır. Olasılık unsurunun çok büyük olması nedeniyle, spekülatif düşünce anlamsız bir arayıştır. John Dewey (1859-1952) metafiziğin, felsefenin yararsız ve sahte bir dalı olduğunu ileri sürdü. İmmanauel Kant (1724-1804), metafiziğin var olmayan sorunlarla ilgilendiği sonucuna vardt. Matematik ve fizikte, son gerçeklik konusunda geçerli bilgiye erişebilinir. Bu bilgi evrensel olarak doğrudur. Kant’a göre, metafizikçiler bu bilginin gözlenen ya da varsayılan verilerir biçimi ve aralarındaki ilişkiye ait olduğunu gözardı etmektedirler. Deneyimlerin ötesine geçmek olanaklı değildir. Şeyler var olmalıdır, yoksa onlarla ilgili deneyim sahibi olunamaz. Nesnel gerçekliklerin varlığı ile ilgili şüpheciliğin hiçbir temeli yoktur. Aynı şekilde, insanın, bunların aslında ne olduğunu bilme yeteneğinin olmadığı konusunda da kuşku yoktur. Metafizik, yanlış düşünceler, sezgisel tepkilerin mantıklı düşünceyle karıştırılması ve tutarsız görüşler toplamıdır. Metafizikçiler, sezgisel dünyayla boşuna anlamaya çalıştıkları olgusal dünya, ancak deneyim yoluyla öğrenilebilir. Gerçek (sezgisel), görünür (olgusal) hiçbir zaman bir araya getirilemezler. Bu eleştirilerin zamanla artmasıyla birlikte felsefede metafiziğe oranla bilgi kuramı ağır basmaya başladı.Giderek felsefe eleştirici bir tutum benimsedi İlkçağda felsefe (philosophia) sözcüğünün taşıdığı ilk anlama, yani doğruyu arama, hazır çözüm ve açıklamalarla yetinmeme tutumuna, yeniden ama başka bir düzeyde bir kez daha dönüldü.

Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.

Sağlık Ana Sayfa Biyografiler Akademisyenler, Antropologlar (İnsanbilimciler), Arkeologlar Askerler > Besteciler Bilim Adamları Biyologlar Coğrafyacılar Dansçılar Denizciler Devlet Adamları - Politikacılar Dilbilimciler Din Adamları Diplomatlar Doğa Bilimciler Düşünürler Edebiyatçılar Eğitimciler Ekonomistler Felsefeciler Fizikçiler Fotoğrafçılar Gazeteciler Gezginler Gökbilimciler Gravürcüler Heykeltraşlar Hukukçular İktisatçılar İmparatorlar-Hükümdarlar İş Adamları İstatistikçiler Karikatürcüler Kaşifler Kimyagerler Koreograflar Mankenler Matematikçiler Mimarlar Minyatürcüler Mucitler Mühendisler Müzisyenler Oryantalistler Osmanlı Padişahları Pilotlar Psikologlar Ressamlar Şairler Sanatçılar Sanatkarlar Sendikacılar Seramik Sanatçıları Sinemacılar ve Tiyatrocular Sosyologlar (Toplumbilimciler) Sporcular Araba Yarışçıları Futbolcular Tarihçiler Tıpçılar Veterinerler Yazarlar Yöneticiler Yönetmenler

Toplum ve Yaşam Toplum Millet Aile Antropoloji Hayvanlar Sosyoloji Cinsellik Ev Evlilik Felsefe Aşk Biyografiler

Bilim ve Teknoloji Bilim Bilgisayar Bilim Kurgu Matematik Aritmetik Arkeoloji Biyoloji Bilim Adamları Bilişim Ekonomi Fizik Yıldızlar Astronomi Uzay Arkeoloji Jeoloji Nükleer Enerji Kimya Zooloji Mantık Pedagoji Enerji Elektronik Elektrik Telekomunikasyon Teleskop Ses Tıp Tarım

Kültür Kültür Dil Tarih Edebiyat Eğitim Felsefe Adet Müze Müzik Mitoloji Basın Spor Sinema Tiyatro Coğrafya İklim İlçeler İller Biyocoğrafya

Din ilahiyat Allah Musevilik Hristiyanlık Kuran-ı Kerim Mitoloji

Aşk Mesajları Özlü Sözler Atatürkün Hayatı Yemek Tarifleri Kadınlar Sağlık Sağlık Bilgileri Teknoloji kadın Eğitim Sağlık Bilgileri Pasta Tarifleri Kpss Soruları Bayram Mesajları

site ekle