Kimya

Maddenin nitelik ve özelliklerini, yapısını, bileşimindeki değişiklikleri, çeşitli şekillere dönüşmesini, ayrı ayrı maddelerin birbirine etkisini inceleyen ve elde edilen sonuçları yasalarla bağlayan bilim dalı. Adını Eski Yunancada iksir, özsu anlamına gelen khimeia’dan alır. Kimya bilimi tarihsel süreç içinde bakır ve kalayı gümüş ve altına çevirmeye çalışan simyat biliminden doğdu. 15. yy’da bilimsel bir nitelik kazandı, 18. yy’dan sonra hızla gelişti, 20. yy’da da doruk noktasına ulaştı. Kimyanın konusu olan madde, fiziğinde konusu olmakla birlikte, fizikle kimya
arasında yöntem değişikliği vardır. Fiziğe göre cisimle madde arasında bir fark yoktur. Kimya ise cismi maddeden ayırır. Demir, kurşun, taş, toprak, hava, su vb her şey maddedir. Bunlardan yapılan her şey de cisimdir. Örneğin: Demir boru, kurşur levha, taş kabartma, toprak testi vb. Bu örnekler içinden kimya demir boruyla değil, demirin kendisiyle ilgilen ir. Ancak, kimyanın öteki bilim dalları arasında özellikle fizik
ve biyoloji
yle çok yakın ilişkileri vardır. Fiziğin maddenin enerji biçimlerini inceleyen dalıyla kimya birbirini tamamlar. Bu yakınlık nedeniyle yakın zamanlarda fizikokimya adıyla yeni bir bilim dalı geliştirildi. Aynı biçimde biyolojiyle olan yakınlığı nedeniyle biyokimya dalı da geliştirildi. Kimya bilimi , incelediği maddelere göre inorganik ve organik kimya olmak üzere iki ana dala ayrılır, inorganik kimya, karbonu içermeyen tüm kimyasal bileşimleri ve cansız maddeleri inceler. Karbonik asitin oksitleri, metal bağlantıları ve tuzları da inorganik kimyanın inceleme alanı içindedir. Organik kimya karbon bağlantılarının tümüyle ilgilenir. Organik kimyanın uygulama alanı son derece geniştir. Bu nedenle organik kimya kendi içinde de Alifatik Kimya, Aromatik Kimya, Albümin Kimyası, Büyük Molekül Kimyası, Şeker Kimyası gibi dallara ayrılmıştır. Uygulama alanı bakımından kimya analitik, sentetik ve preparatif olmak üzere üç ana dala ayrılır. Analitik kimya maddelerin ya da madde bileşimlerinin ve bilinmeyen maddelerin tanınmasıyla ilgilenir. Sentetik kimya karmaşık bağlantıları kimyasal yoldan oluşturmaya çalışır. Preparatif kimya ise maddeyi içinde bulunduğu bağlantılardan ayırarak elde etmeye çalışır. Bu dallanmaların yanı sıra kimya, uygulama kimyası ve kuramsal kimya olmak üzere iki ana dala daha ayrılır. Kuramsal ya da başka bir deyişle genel kimya, Kimyasal olayların yasalarının oluş biçimlerini inceler. Bu dalda fizikokimya ön plana çıkar ve kimyasal gelişmelerin fiziksel neden ve sonuçlarını ineeter.Bu dal da kendi içinde elektrokimya. fotokimya, termodinamik, kristalle kimyası, magnetokimya gibi alt dallara ayrılır. Uygulama kimyası, kimyasal buluşları uygulama alanına sokar. Kimya sanayiinin temelini oluşturan bu dala teknik kimya adı da verilir. Son zamanlarda bu dallara ek olarak mineraller kimyası, besin maddeleri kimyası, tarım kimyası, fizyoloji kimyası gibi dallar da geliştirildi. Tarih. Madde ve maddedeki değişimler daha ilkçağdaki Yunan filozoflarından bazılarının ilgisini çekmiş ve bu olayları incelemişlerdir. Demokritosve Epikuros gibi filozoflar atom kuramını ortaya atarak “evren, boş mekândan, sonsuz büyük sayıda, sonsuz küçük boyutta taneciklerden oluşmuştur. Bu tanecikler bozulmaz, değiştirilmez ve bölünmez. Bu taneciklere atom denir. kuramını ortaya atmışlardır. Bu kuram deneysel olarak kanıtlanamadığından bir düşünce, birfelsefe olmaktan öteye gidemedi. Daha sonraları Aristoteles’in dünyanın ateş, toprak, su ve havadan oluştuğunu ileriye sürdüğü kuramı yüzyıllarca geçerliliğim korudu. Ancak bu kuramın da yanlışlığı kimya biliminin 1500 yıl gibi çok uzun bir süre ilerlemesini engelledi. 14.-15. yy’lar arasında yaşamış olan simyacılar (alşimistler) maddeyi değişebilir bir eleman olarak kabul ettiler. Özellikle değerli metallerden altın ve gümüşü daha çok bulunan metallerden ve çeşitli nesnelerden elde etme çalışmaları yüzlerce yıl sürdü. Ancak bilimsellikten uzak yapılan bu çalışmalar, bilime katkıda bulunacak birtakım gerçekleri de ortaya çıkardı.Doğunun ünlü adları arasında Cabir (8. yy), Razı (9, yy), ibnı Sına (980-1037) ve ibnı Rüşt (1126-1198) kimya bilimine katkıda bulunan kişiler arasındadır. 12.-16. yy’lar arasında yaşamış olan Batılı simyacılar da bizmutu element haline getirmeyi, ispirto, antimon, arsenik, sülfirik ve hidroklorik asiti yapmayı başardılar. Bu dönemin ünlü simyacıları arasında Alain de Lille (1120-1202), Albert le Grand (1193-1280), Vıncent de Beauvaıs (1190-1264), Roger Bacon (1214-1294). Raymond Luile (1235-1315) sayılabilir. 16. yy’da isviçreli Paracelsus (1493-154İ), Alman Georg Bauer Agrıcola (1494-1555), Fransız Bernard Palıssy (1510-1589), 17. yy’da Jan Baptıstvan Helmont (1577-1644) yaptıkları çalışmalarla ve geliştirdikleri yeni yöntemlerle kimya bilimine bilimselliği kattılar. Kimya bilimim Aristoteles’in dört temel eleman kuramından kurtaran ilk kimya bilgim ingiliz Robert Böyle (1627-1691) oldu. Boyie, kimyaya yaptığı katkılarla modern kimyanın kurucusu sayılır Maddesel değişimleri ilk kez sistemi bir biçimde inceleyen Fransız kimyacısı Antoine Laurent Lavoısıer (1743-1794) oldu. Lavoısıer ile başlayan bilimsel kimya araştırmaları sonucunda birçok yasa oluşturuldu. Proust’ un “kimyasal bileşiklerde sabit oranlar yasası”, ingiliz kimyacısı John Dalton’ un (1766-1844) “kat oranlar yasası”, isveçli kimyacı Barzelıus’un “eleman simgeleri” ve “atom ağırlıklarına ilişkin buluşları kimyanın ana ilkelerini oluşturdu.19. yy’da J. Dalton’un yemden gündeme getirdiği atom kuramı üç varsayıma dayanıyordu. Molekül varsayımına göre, madde, molükel denilen ve birbirlerinden boşluklarla ayrılan çok küçük parçacıklardan oluşur. Moleküller sıcaklığa bağlı olarak artan bir hızla hareket halindedirler. Atom varsayımına göre, moleküllerden de küçük parçacıklar vardır. Bunlara da atom adı verilir. Molekül serbest haldeki bir kimyasal bileşimin en, küçük parçasıdır. Buna göre molekül atomlardan oluşan bir bütündür. Örneğin en basit bileşiklerden bin olan su molekülünde iki hidrojen, bir oksijen atomu vardır. Avogadro varsayımına göre de aynı sıcaklıkta ve aynı basınç altında eşit gaz hacımlarında eşit sayıda molekül vardır.Fransız kimyacısı Gay Lussac (1778-1850) hacımlarla ilgili yasayı bularak Dalton ve Proust’un görüşlerim doğruladı. Fransız Louıs Berthoiet’ (1827-1907) termokimyayı kurdu. Rus kimyacısı Mendelyev (1834-1907) basit maddeleri sınıflandırdı. Faraday (1791-1867) gazları sıvılaştırmayı başardı, italyan Alessandro Volta’nın 1807′de bulduğu pil, kimyasal analize uygulandı ve alkali madenler element halinde elde edildi. VVillıam Ramsay (1852-1916) havanın bileşiminde bulunan neon, argon, ksenon ve kripton gazlarını buldu. Justus Lıebıg (1803-1878) kioroforumu ve kloralı buldu. Louıs Pasteur (1822-1895) mayalanmayı inceledi, dısimetn yasalarını kurdu. Pıerre Curie (1859-1906) ve Mane Curie (1867-1934) radyoaktiviteyi, Rutherford (1871-1937) elementlerin başka maddelere- dönüşümünü buldular.Çağımızın ilerleyen teknolojisiyle kimya da koşut bir gelişme göstermektedir. Kimya sanayi; yukarıdaki buluşların ışığı altında dev adımlarla geiışt ve geniş bir uygulama alanı buldu. Kimyasal elementlerin simgeleri. Kimyasal elementlerin keşfedilmesindekı sayıların ve bileşik adetlerinin giderek artması tüm elementlere birer simge verilmesi gerekliliğini doğurdu, ilk simge düşüncesini J: Dalton ortaya attı. Dalton yasalarını açıklarken örnek verdiği molekül ve atomları bazı şekillerle açıklamaya çalıştı. Ancak, öğrenilmesi ve akılda kalması son derece güç olan bu şekillerin yerme Berzelıus, her element atomunun bir ya da ıkı harfle sımgeieştırılmesı gerektiğini savundu ve bir düzen ileriye sürdü. Onun savına göre her element bir simge aldı. Örneğin: Oksijen (O). Hidrojen (H), Klor (Cl), Sodyum (Ma) gibi Bileşikler, bileşiği oluşturan elementlerin simgeleriyle değerlendirildi. Bu değerlere kimyasal formül denildi. Elementlerin sınıflandırılması. Basit maddeler bazı fiziksel ve kimyasal özelliklerine göre sınıflandırılır. Fiziksel özellikler; adi sıcaklıkta ametaller katı, sıvı ya da gaz halinde, metallar ise (cıva dışında) katı halde bulunur. Madenlerin yüzeyleri düzeltildikçe parlaklıkları artar. Isıyı ve elektriği iletirler, biçim verebilirler. Dayanıklı ve serttirler. Kimyasal özellikler; ametaller hidrojen dışında elektronegatif özellik taşırlar ve genellikle anyon görevin yerine getirirler. Madenler elektropozitif özelliktedir. Elektrolizle katyon haline getirilebilir. Bugün bilinen element sayısı 103′tür. Bunlardan 92’si doğada bulunur. Geri. kalanlar ise, atom hakkında bilgiler geliştikten sonra yapay olarak elde edildi. Bulunan elementlerin tümünü tanımak, aralarında bir bağıntı kurmak, incelemeleri kolaylaştırmak için gerekliydi. Bu bağıntıyı kura! ve yasalara bağlamak gerekiyordu. Bu amaçla 1869′da Rus bilgim Dimitri ivanovıç Mendelyev ve Alman kimyacı Lother Meyer, birbirlerinden ayrı olarak ama aynı sıralarda çevrimsel (periyodik) sistem düşüncesini ortaya attılar. iki bılgmın de başlangıçtaki amaçları o zamana kadar doğada bulunan elementleri gruplandırmaktı. Bunun için elementleri atom ağırlıklarına göre sıralamak yöntemini benimsediler. Bu yöntemle sıralama yaparken, elementlerin bazı özelliklerinin atom ağırlıklarına bağlı olduğu görülür. Atom ağırlıklarının değişmesine bağlı olarak elementlerin bazı özelliklen de değişiyordu. Mendelyev bu değişiklikleri kapsayan bir sınıflandırma yaptı. Elementler, atom ağırlığı en küçük olandan en büyük olana doğru sıralandığında, dokuzuncudan başlayarak, ilk sekiz maddeyle büyük benzerlikler gösteren maddelerin bulunduğu belirlendi. Mendelyev bu özelliği bırtabloda topladı. Benzer özellikler gösteren elementler bir araya getirilince, yedi ayrı küme oluştu. Bunlara grup adı verildi. Buna göre: 1- sütunda hidrojen ve alkali madenler, 2- sütunda toprak alkali madenler, 3- sütunda bor. alüminyum ve üç değerli mâdenler, 4-sütunda karbon, silisyum ve dört değerli elementler, 5- sütunda azot, fosfor, arsenik, antimon gibi üç değerli ametailar. 6- sütunda kükürt, oksijen ve bunlara benzeyen ametaller, 7-sütunda flüor, klor. brom, iyot gibi halojenler, O sütununda ise havanın ender gazları yer aldı. Mendelyev bu 8 grubu yan yana sıralayarak tablosunu oluşturdu. Ancak, tabloda bazı boşluklar görüldü. Mendelyev, bu boşluklarda da elementlerin bulunması gerektiğini, ancak o gün bu elementlerin bilinmemesi nedeniyle tabloda boşluklar kaldığını ilen sürdü. Gelişmeler bu görüşü doğruladı. Boşluklar bulunan yeni elementlerle dolduruldu. Böylece Mendelyev’in sisteminin doğruluğu kesin olarak kanıtlandı. 1956′da kurulan bir uluslararası komisyon elementlerin, simgelen, sabit değerlerini belirledi ve bu değerlen uluslararası niteliği kavuşturdu. Bu belirlemede, katı ve sıvı haldeki basit cisimlerin yoğunlukları adı sıcaklıkta ve 4°C’dekı suya göre alındı. Gazların yoğunlukları ise havaya göre belirlendi. Ergime ve kaynama sıcaklıkları atmosfer basıncı altında ve santıgrad cinsinden değerlendirildi. Bazı hallerde, atmosfer basıncı sıvı halde kararlı olmadığı için, basınç altında bir ergime sıcaklığı ve atmosfer basıncında süblimleşme sıcaklığı değer olarak benimsendi. Bu tarihten sonra bulunan yeni elementler de aynı esaslara göre değerlendirildi ve özellikleri belirlendi. Ayrıca tablo Mendelyev’ıh yaptığı gibi atom ağırlıklarına göre değil, atom numaralarına göre yeniden düzenlendi. Böylece tabloda görülen bazı eksiklikler de giderildi.

Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.

Sağlık Ana Sayfa Biyografiler Akademisyenler, Antropologlar (İnsanbilimciler), Arkeologlar Askerler > Besteciler Bilim Adamları Biyologlar Coğrafyacılar Dansçılar Denizciler Devlet Adamları - Politikacılar Dilbilimciler Din Adamları Diplomatlar Doğa Bilimciler Düşünürler Edebiyatçılar Eğitimciler Ekonomistler Felsefeciler Fizikçiler Fotoğrafçılar Gazeteciler Gezginler Gökbilimciler Gravürcüler Heykeltraşlar Hukukçular İktisatçılar İmparatorlar-Hükümdarlar İş Adamları İstatistikçiler Karikatürcüler Kaşifler Kimyagerler Koreograflar Mankenler Matematikçiler Mimarlar Minyatürcüler Mucitler Mühendisler Müzisyenler Oryantalistler Osmanlı Padişahları Pilotlar Psikologlar Ressamlar Şairler Sanatçılar Sanatkarlar Sendikacılar Seramik Sanatçıları Sinemacılar ve Tiyatrocular Sosyologlar (Toplumbilimciler) Sporcular Araba Yarışçıları Futbolcular Tarihçiler Tıpçılar Veterinerler Yazarlar Yöneticiler Yönetmenler

Toplum ve Yaşam Toplum Millet Aile Antropoloji Hayvanlar Sosyoloji Cinsellik Ev Evlilik Felsefe Aşk Biyografiler

Bilim ve Teknoloji Bilim Bilgisayar Bilim Kurgu Matematik Aritmetik Arkeoloji Biyoloji Bilim Adamları Bilişim Ekonomi Fizik Yıldızlar Astronomi Uzay Arkeoloji Jeoloji Nükleer Enerji Kimya Zooloji Mantık Pedagoji Enerji Elektronik Elektrik Telekomunikasyon Teleskop Ses Tıp Tarım

Kültür Kültür Dil Tarih Edebiyat Eğitim Felsefe Adet Müze Müzik Mitoloji Basın Spor Sinema Tiyatro Coğrafya İklim İlçeler İller Biyocoğrafya

Din ilahiyat Allah Musevilik Hristiyanlık Kuran-ı Kerim Mitoloji

Aşk Mesajları Özlü Sözler Atatürkün Hayatı Yemek Tarifleri Kadınlar Sağlık Sağlık Bilgileri Teknoloji kadın Eğitim Sağlık Bilgileri Pasta Tarifleri Kpss Soruları Bayram Mesajları

site ekle