Archive for the ‘Demokrasi ve İnsan Hakları’ Category

Nitelikli Eleman Yetiştirmenin Ülke Ekonomisi Açısından Yararları

Friday, November 7th, 2008

Nitelikli Eleman Yetiştirmenin Ülke Ekonomisi Açısından Yararları

Demokratik toplumlarda bireylere kazandırılmak istenen özelliklerin başında, karar verme yeteneğine sahip olmaları gelir.

Birey özgür yaşama süreci boyunca birçok kararlar vermek zorunda kalır. Bu bireylere tanınan seçme özgürlüğünün bir sonucudur. Bireyin yaşamı boyunca vereceği en önemli kararın başında meslek seçimi gelir.

EĞİTİM ve DEMOKRASİ İLİŞKİSİ

Friday, November 7th, 2008

EĞİTİM ve DEMOKRASİ İLİŞKİSİ

İnsan, davranışlarının büyük çoğunluğunu eğitim yolu ile kazanır. Aile, okul, çevre ve iş yeri insanın eğitildiği yerlerdir. Bunlardan en önemlisi ise, programlı birer eğitim kurumları olan okullardır.

Okullar, bireylerin demokrasiyi yaşayarak öğrendikleri yerlerdir.

Okullardaki sınıf başkanı seçimleri, eğitici kol çalışmaları öğrencilerin demokratik davranışlar kazanmasında önemli rol oynar.

Okullarda demokratik davranışların kazandırılmasında yönetici ve öğretmenlere önemli görevler düşmektedir.

Öğretmen ve yöneticiler öğrencileri, kız ve erkek, zengin ve yoksul, yetenekli ve yeteneksiz şeklinde ayrıma tabi tutmazlar. Her çocuğa eşit davranırlar, bu da demokratik yaşamın gereğidir.

Öğrenciler, okulda paylaşmayı, karşılıklı olarak düşünce ve görüşlere saygı göstermeyi kurallara uymayı öğrenirler.

Arkadaşlık ilişkileri, sevgi, hoşgörü ve eşitlik içinde olmalı şiddet ve ayrımcılık içermemelidir.

Eğitimde disiplin çok önemlidir. Yalnız disiplin denince akla şiddet uygulama gelmemelidir.
Planlı ve düzenli çalışma alışkanlığı kazandırma gelmelidir. Planlı ve düzenli çalışma alışkanlığı kazanmak, demokratik yaşamı benimseme açısından önemlidir.

Eğitim sadece okulda verilmez. Aile, işyeri ve çevre de insan eğitiminde önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle ailede, işyerinde ve çevredeki davranışlar ve uygulamalar demokratik olursa, bireyin davranışları da demokratik olacaktır.

Gazete, televizyon ve diğer kitle iletişim araçları ile halk eğitim merkezleri ve cami gibi yerlerin demokratik kuralların öğretilmesinde önemli bir yeri vardır.

Kamuoyu ve Basın ilişkisi

Friday, November 7th, 2008

Kamuoyu ve Basın ilişkisi

Kamuoyu ile basın arasında ciddi bir ilişki vardır. Basın, verdiği haber ve yorumlarla kamuoyunun oluşmasını sağlar. Eğer basın ve yayın araçları olmasa, yurttaki ve dünyadaki gelişmeler öğrenilemez, kamuoyu da oluşmazdı.

Kamuoyu, sesini basın yolu ile duyurur. Bu nedenle kamuoyu ile basın ilişkisi karşılıklıdır.

Basın, kamuoyu oluşturmak için yanlı yayın yapmamalıdır. Bu durum kamuoyunun yanlış yönlendirilmesine, yönetici ve ilgililere karşı yanlış tepki gösterilmesine neden olur. Bu durumda, yöneticiler yanlış kararlar alabilir, ülke ve toplumun çıkarları zedelenmiş olur.

Basın üzerine düşen görevin bilincinde olmalıdır. Yansız ve doğru haber yapmalıdır. Çünkü yapılan yayınlar ülkenin geleceğini etkilemektedir. Toplum yanlış ve yanlı yayın yapan televizyonları izlemeyerek, gazete ve dergileri almayarak tepkilerini göstermelidir.

Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın daha başında basın ve kamuoyunun önemini kavramıştır. Nitekim kamuoyunu doğru bilgilendirmek ve kamuoyunun doğru oluşmasını sağlamak amacıyla, Hakimiyeti Milliye Gazetesi’nin çıkarılmasını sağlamıştır. Bunun yanında kamuoyundan haberdar olmak ve ülkedeki gelişmeleri yakından takip etmek için Anadolu Ajansını kurdurmuştur. sağlamıştır.

İnkılâpları yaparken düşüncelerini önce basına açıklamış, belli bir kamuoyu oluştuktan sonra inkılâpları yapmıştır.

Atatürk ulusal birlik ve beraberliğin böyle sağlanacağına inanmıştır.

Basın ve Yayının Önemi

Friday, November 7th, 2008

Basın ve Yayının Önemi

Basın; kitap, dergi, gazete gibi belli zamanlarda çıkan, basılı ve yazılı araçların tümüne denir.

Yayın; televizyon, radyo, kitap, gazete, dergi, broşür, afiş gibi araçlar vasıtası ile halka duyurulan haberlerdir.

Basın ve yayının en önemli görevi, yurtta ve dünyada olup biten olayları, çeşitli kişi ve kuruluşların görüşlerini halka duyurmaktır. Basın ve yayının en önemli özelliği, kamuoyu oluşmasındaki en önemli etkenler olmasıdır. Özellikle televizyon, radyo, gazete, dergi ve bilgisayar kamuoyunun oluşmasındaki en önemli toplu iletişim araçlarıdır.

Çevremizde ve dünyada olup bitenleri basın ve yayın yoluyla öğreniriz. Bu açıdan basın ve yayının önemi büyüktür. Televizyondan izleyerek ya da gazete, kitap, dergi okuyarak başka toplumları, yenilikleri öğrenir, kendi toplumumuza da bu yeniliklerin gelmesi için çalışırız.

Basın ve yayın yalnızca kamuoyu oluşturmaz. Aynı zamanda halkın görüşlerini yayınlayarak yöneticilerin dikkatini çeker. Görülen aksaklıkları ortaya koyar, yöneticiler de bu aksaklıkları giderir. Nitekim Atatürk, “Basın ulusun sesidir.” diyerek bu durumu en iyi şekilde açıklamıştır.

Basın ve yayın araçları özgürce kullanılmalıdır. Ancak basın ve yayın araçları kullanılarak halk, kişisel amaçlar doğrultusunda kullanılmak istenebilir. Ya da yanlış yönlendirilebilir. Bu nedenle basın ve yayın araçları dikkatli kullanılmalıdır. Basın ülke çıkarlarına ve vatandaşların haklarına saygılı olmalıdır. Basın ve yayın araçları yanlı kullanılmamalıdır.

Basının hataları, basın özgürlüğü kısıtlanarak giderilemez.

Atatürk bu konuda, “Basın özgürlüğünden doğan sakıncaların giderilme vasıtası yine basın özgürlüğünün kendisidir inancındayız.” demiştir.

Kamuoyunun Toplumdaki Yeri ve Önemi

Friday, November 7th, 2008

Kamuoyunun Toplumdaki Yeri ve Önemi

Kamuoyu toplumsal sorunların çözümünde ve bunalımların önlenmesinde önemli bir yere sahiptir.

Özellikle demokratik hayat için kamuoyunun düzenli bir şekilde oluşması gerekir.

Gazete, dergi televizyon gibi kuruluşlarda sürekli belirli kişi ve kuruluşların görüşlerinin dile getirilmesi sakıncalıdır. Bu durumda tüm toplumun sorunları dile getirilemez veya yeterli çözüm üretilemez. Bu nedenle kamuoyunun oluşmasını sağlayan araç gereçler, kişi ve kuruluşlar ne kadar çoksa, toplum sorunlarının dile getirilmesi ve çözümü de o kadar kolay olur.

Toplumdaki bazı sorunların çözümü için kamuoyu oluşturulabilir.

Bir tabi afet ya da deprem sonunda, devlet imkanları yetersiz kalabilir.

Bu gibi durumlarda basın - yayın araçları, dernek ve kuruluşlar aracılığı ile kamuoyu oluşturularak toplumun afetzedelerin yardımına koşması sağlanabilir. Böylece devletin yükü de hafifletilebilir. Bütün bunlar kamuoyunun önemini ortaya koymaktadır.

Kamuoyunu Oluşturan Etkenler

Friday, November 7th, 2008

Kamuoyunu Oluşturan Etkenler

Kamuoyu kendiliğinden oluşmaz. Kamuoyunun oluşabilmesi için, öncelikle toplumu ilgilendiren bir sorunun olması gerekir. Bu sorun, çeşitli kişi ve kurumlar arasında tartışılarak kamuoyu oluşur.

Kamuoyunun oluşmasında en fazla etkili olan araçlar televizyon, radyo, telefon, bilgisayar, gazete ve dergilerdir. Sorunlar bu araçlar vasıtası ile tartışılır.

Kamuoyunun oluşmasında kitaplar, sinema, tiyatro, dernek ve vakıfların da etkisi büyüktür. Sinema ve tiyatrolarda işlenen konular topluma önemli mesajlar verir. Belli konuları işleyerek toplumu aydınlatır ve yönlendirir.

Atatürkçü düşünce derneği, tüketici haklarını koruma derneği, gazeteciler ve yazarlar vakfı gibi kuruluşlar, toplum çıkarlarının korunması için gönüllü olarak çalışırlar. Toplumdaki bu sivil örgütlerin çalışmaları ne kadar serbestse, o kadar demokratik bir sistem oluşur.

Kamuoyunun Tanımı

Friday, November 7th, 2008

Kamuoyunun Tanımı

Bütün toplumu ilgilendiren herhangi bir konuda, halkın benimsediği ortak görüşe kamuoyu denir.

Toplumu ilgilendiren konularda farklı görüşlerin olması doğaldır. Bu konular gazete, dergi, televizyon gibi basın yayın kuruluşları ile, toplantı ve gösteriler yolu ile dile getirilerek tartışılır. Halkın çoğunluğunun benimsediği düşünce, kamuoyunun genel görüşü olur.

Yöneticiler bu konuyu dikkate almak zorundadır. Kamuoyu, bir lider ya da kuruluşun görüşleri doğrultusunda oluşabilir.

DEMOKRASİNİN KORUNMASINDA BİREYLERE DÜŞEN GÖREVLER

Friday, November 7th, 2008

DEMOKRASİNİN KORUNMASINDA BİREYLERE DÜŞEN GÖREVLER

Demokratik sistemin en iyi şekilde işleyebilmesi, toplumun demokrasiyi benimsemesine bağlıdır. Bireyler evde, okulda, sokakta ve işyerinde demokrasinin gereklerine uyarlarsa, o toplumda demokratik sistem işler. Demokrasinin yerleşmesinde eğitimin büyük payı vardır. Bu nedenle aile ve okulun önemi büyüktür. Bir atasözünde “Ağaç yaş iken eğilir.” denmiştir. Buradan da anlaşılacağı gibi demokrasi eğitimi küçük yaşlarda başlamalıdır.

Siyasi Partiler

Friday, November 7th, 2008

Siyasi Partiler

Demokrasilerde yöneticiler halk tarafından seçilir. Seçilen yüzlerce temsilcinin bir araya gelip tek tek görüş bildirmesi ve kararlar alması zordur.

Bu nedenle ülke sorunlarının çözümü konusunda aynı görüş ve düşünceyi paylaşan insanlar bir araya gelerek gruplar oluştururlar. Bu gruplara siyasi parti denir. Her siyasi partinin siyasi, sosyal, ekonomi gibi alanlarda belli görüş ve düşünceleri vardır. İsteyen vatandaşlar kendi düşüncesine uygun bir partiye üye olabilir.

Ülkemizde Kurtuluş Savaşı’ndan hemen sonra Halk Fırkası kurulmuş. Cumhuriyet’in ilanından sonra, Cumhuriyet Halk Partisi adını almıştır. Ülke bir süre bu tek parti ile yönetilmiştir. Atatürk farklı düşünce ve görüşlerin ortaya çıkması ve hükümetin denetlenmesi için muhalefetin de olmasını istemiş, bu amaçla yeni partiler kurdurmuştur. Ancak bu partiler ama-

çından saptığı için kapatılmıştır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de şartlar değişmiştir. Bu nedenle 1945′te yeni partiler kurulmuştur. 1946′da ilk kez, birden çok partinin katıldığı seçimler yapılmıştır. Böylece, Türkiye’de çok partili hayat başlamıştır.

Siyasi partiler anayasaya ve kanunlara bağlı olarak faaliyetlerini sürdürürler. Bütün partiler devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü kabul ederler. İnsan haklarına saygılı olmak zorundadırlar. Millet egemenliğini esas alırlar. Demokratik ve laik cumhuriyet ilkelerine bağlıdırlar.

Demokrasilerde, hükümeti kurma görevi genellikle seçim sonuçlarına göre, en fazla oyu alan partiye verilir. Hükümeti kuran partiye iktidar partisi denir. Eğer en çok oyu alan parti yeterli çoğunluğa sahip değilse diğer partilerden biriyle veya birkaçıyla anlaşarak hükümeti kurar. Buna Koalisyon denir. Hükümet dışında kalan partilere ise Muhalefet denir.

Muhalefette kalan partilerin de çok önemli görevleri vardır. Parlamentoda (tüm milletvekillerini içinde bulunduran kurum) bulunduklarından hükümetin çalışmalarından haberdardırlar. Bu çalışmaları denetlemek, yanlışlıklara karşı çıkmak ve halka duyurmak, kamuoyu oluşturmak muhalefetin görevidir. Ayrıca hükümetten farklı olan görüş ve düşüncelerini de ortaya koyarlar.

Eşitlik

Friday, November 7th, 2008

Eşitlik

Bir toplumda bireylerin toplum ve devlete karşı, hak ve ödevler açısından eşit olması, kanunlar önünde herkesin aynı haklara ve ödeme sahip olmasıdır.

Yani toplum içindeki her ferdin devletin ve toplumun devamı, refah ve mutluluğun artması için üzerine düşen görevleri yapması, bunun yanında devlet ve toplum imkanlarından herkesin aynı ölçüde yararlanması demektir.
Örneğin, tüm vatandaşların 1 (bir) oy hakkının olması, herkesin devlet okullarında ücretsiz okuyabilmesi, herkesin gelirine göre vergi vermesi, toplumda eşitliğin birer göstergesidir.

Eşitlikte ırk, cinsiyet, din, dil, mezhep farkı gözetilmez. Herkes temel hak ve özgürlüklerden eşit olarak yararlanır. Herkes mahkemelerde ve kanun önünde aynı haklara sahiptir. Cezalar uygulanırken hiç kimse için ayrıcalık gösterilmez. Toplum düzenini bozan herkese farklılık gözetmeden, aynı yaptırımlar uygulanır.

Eşitlik her çalışanın aynı maaşı, her öğrencinin aynı notu alması demek değildir. Herkesin çalıştığı kadar emeğinin karşılığını almasıdır. Az çalışanın az, çok çalışanın çok almasıdır.

Eşitlik ve özgürlük fikrinin gelişmesinde, kamuoyunu yönlendiren siyasi kurumların, gazete, dergi, televizyon gibi basın - yayın organlarının önemi büyüktür. Ancak en öncelikli olan eğitimdir. Bireylere, aile, okul ve iş hayatında eşitlik ve özgürlük bilinci aşılanmalıdır.