İKLİM

Belli bir yerde hava koşullarının mevsimlik ve yıllrk gidişinin, uluslararası düzeyde varılmış bir karara göre 30 yıl boyunca gösterdiği ortalama durum, iklim sözcüğü, geçmişte, iklimi yeryüzünün kutuplara doğru yaptığı eğimin etkilediğine inanıldığından, eski Yunancada eğim yapmak anlamına gelen “klinein” sözcüğünden türetilmiştir. Hava koşulları her ne kadar değişken de olsa, bu değişim tanımlanabilir bir düzen içinde olur; çünkü, astronomi (örneğin dünyanın güneşe uzaklığı), havabilim (genel hava akımı), coğrafya (yükselti) ya da insanbilim (kentleşme) gibi etkenler hava koşulları üzerine sürekli etkilerde bulunarak iklimi belirler. Dünya üzerinde nüfusun dağılışıyla iklim doğrudan ilişkilidir; Doğu ABD, Avrupa, Hindistan, Çin ve Japonya iklim bakımından insan yaşamasına çok elverişlidir;geri kalan yerlerdeyse,bir kural olarak, insanın yaşaması, havabilim (meteoroloji) süreçlerini değiştirme biçimiyle doğru orantılıdır. Yeryüzündeki çeşitli iklimler, ortak özelliklerine göre gruplara ayrılır; büyük iklim (makroklima) kuşağının alanı yüzlerce kilometreyi kapsar;örneğin, trcfpikal iklim ya da kutup iklimi birer büyük iklim grubudur. Büyük iklim kuşağı içindeki değişik iklimlere bölgesel iklim, bölgesel iklim içindeki değişikliklere küçük iklim (mikroklima) adı verilir.Büyük iklim kuşakları: iklim kuşaklarının en yaygın kullanılan sınıflandırmasını Rus kökenli Alman Vladimir Köppen (1846-1940) geliştirdi; Köp-pen yöntemi, gözleme dayalıdır, ısı ve yağış ölçümleri üzerine kuruludur. Köppen, 11 iklimi kapsayan 5 grup (A, B, C, D, E) saptadı: A- Tropikal iklimler. Yağmur ve savan iklimi olarak ikiye ayrılır. En soğuk ayın ısı ortalaması 18°C’nin altına düşmez; en kurak aydaysa en az 60 mm. yağış vardır. Yağış 60 mmnin altına düşerse, savan iklimi adı verilir. Savanlar yaz yağmurlarıyla yeşillenir; aralarında yer yer korulara da rastlanır. Tropikal iklimlere, genelde ekvatorun çevresindeki yılın her döneminde yağış alan ya da yağmurların yılda iki kez yoğunlaştığı kuşaklarda rastlanır. B- Kurak iklimler. Bozkır ve çöl olarak iki temel iklime ayrılır. Buharlaşan su oranının yağıştan çok olduğu bölgelerin iklimidir. Bu iklime Batı ABD’de, Kuzey ve Güney Afrika’da güneybatı ve Orta Asya’da, Avustralya’nın çeşitli. Ilıman deniz iklimi (Akdeniz kıyılan) kesimlerinde rastlanır. Kurak iklimler, genelde hava kütlelerinin alçaldığı yerlerde görülür.C- D- Ilıman deniz ve ılıman kara iklimleri. Ilıman deniz ikilim (C), kurak dönemi olmayan deniz iklimi, kışları kurak geçen deniz iklimi, ve yazlan kurak geçen deniz iklimi olarak üçe, ılıman kara iklimiyse (D) kurak dönemi olmayan kara iklimi, kışları kurak geçen kara iklimi olarak ikiye ayrılır. Ilıman deniz ve kara iklimlerinde ortalama ısı yılın en soğuk.ayında 18°C’nin altında, en sıcak ayındaysa 10°C’nin üzerindedir; kurak iklimlere göre, yağışlar daha çoktur. Deniz iklimi okyanusların etkisi altındadır; büyük su ve kara kütleleri arasındaki ısı değişimi nedeniyle kış ısı ortalaması daha yüksektir. Deniz iklimlerinde yıl boyunca ısı değişiklikleri kara iklimlerine göre daha azdır. Ilıman deniz iklimi Doğu ABD, Batı Avrupa, Akdeniz, Doğu’nun büyük bir bölümü, Güney Afrika ile Güney Amerika’nın güney bölümleri, Avustralya’nın güney ve doğu kıyılarında görülür; ılıman kara iklimiyse yalnızca kuzey yarımkürede Alaska, Kanada, Batı SSCB ve Sibirya’yı etkisi altına alır. E- Kutup iklimleri. Yılın en sıcak ayında ısı ortalaması 0°C ile -10°C arasında olan tundra iklimlerine ve yılın en sıcak ayında ısı ortalamasının donma noktasının altında olduğu buzul iklimlerine ayrılır. Kuzey yarıküredeki tundra iklimleri karasaldır ve yıllık ısı değişimleri büyük, yağışlar azdır. Güney yarıkürede-tundra iklimlerine Antarktika çevresindeki küçük adalarda rastlanır. Bu adalarda denizin etkisi güçlüdür; yıllık ısı değişimi azdır ve yağış boldur.Buzul iklimlerinde, yıllık ısı değişimi fazladır; yağış çok düşüktür. Arktika, Antarktika, özellikle Himalaya ve And gibi yüksek dağlarda görülür. Bölgesel iklim. Geniş iklim kuşakları içinde yerel enerji dengesindeki değişikliklere bağlı olarak, çevreden farklı bölgesel iklimler ortaya çıkar. Bölgesel iklimlere engebeli bölgelerde, karanın hemen yanında bir su yüzeyi bulunan kıyı bölgelerinde ve insan etkinliklerinin enerji dengesini kırsal kesime göre farklılaştırdığı kentlerde rastlanır.Engebeli bölgeler. Gündüz saatlerinde dağ yamaçları düz alanlardan daha çok ısınır. Yamacın üzerindeki hava kütlesi yükselir ve basınç,, azalır. Sonuçta, vadideki soğuk hava bir yamaç akTmı oluşturur; yukarı doğru akar. Ge.celeriyse, soğuyan hava aşağı doğru akarak vadinin en çukur kesimine çöker; bu tür alçak bölgeler geceleri çok soğuk olur. Uzun ve düz vadilerde, tepe ve vadi rüzgârları aşağı yukarı benzer biçimde oluşur. Rüzgârlar geceleri vadi boyunca aşağı doğru, gündüzleriyse tam ters yönde eser. Özellikle kuzey-güney doğrultusunda uzanan vadi yamaçlarının tümü aynı derecede ısınmaz. Engebeli bölgelerde yüzey biçimlerine bağlı hava basıncı değişimlerinden kaynaklanan rüzgâr türleri de vardır; yerel adları olan bu rüzgâr türleri, alçalan sıcak hava akımları, alçalan soğuk hava akımları ve engebenin hızlandırdığı hava akımları olarak üçe ayrılır. Ayrıca engebeler rüzgârları da yönlendirir. Kıyı bölgeleri. Bir kara parçasının büyük bir su kütlesiyle birleştiği bölgelerde, enerji dengesinde önemli değişiklikler oluşur; sonuçta kıyı bölgeleri, kendi bölgesel iklimlerini geliştirirler. Tropikal bölgelerde gündüzleri herğün, ılıman bölgelerdeyse yılın yaz aylarında deniz rüzgârları görülür; deniz rüzgârı estiğinde kıyı bölgesinin ısısı düşerse de havadaki nem oranı artar; bu bölgelerde yağış, gök gürültüsü ve şimşek daha az görülür. Kutuplara yakın enlemlerde sağanak yağmurlar yağar.Kent iklimi. Kentlerle kırsal bölgeler arasındaki iklim değişikliği enerji dengesinde, hava dolaşımında ve ısı konumundaki değişikliklerden kaynaklanır. Gece ve gündüz, kış ve yaz, kentlerin ısıları çevrelerine göre daha yüksektir. Ayrıca buharlaşma olmadığındam, enerji fazlası havayı ısıtır; kentin ısısı yükselir. Rüzgârın hızıysa, kentteki yapı yoğunluğuna bağlı olarak düşer. Öte yandan, rüzgârlar dar sokaklarda ya da apartmanların çevresinde esmek zorunda kaldıklarından, çok yüksek hızla rüzgârlar da görülebilir. Kentlerde bulut ve yağış oluşumu da hızlıdır. Yerel iklim. Her toprak parçası.üzerindeki hava kütlesinin kendine özgü bir ‘ ısısı, nem oranı ve rüzgâr düzeni vardır. Yüzey engebeliyse toprağa ulaşan güneş ışınlan başka bir etmen oluşturur; yerel iklimler ayrıca bölgesel iklimlerin yol açtığı olayların etkisinde kalır. Yeryüzünden uzaklaşarak belli bir yükseklice gelindiğinde birçok yerel iklim tek bir iklime dönüşür. Yerel iklimler yalnız yeryüzüne yakın hava kütleleri üzerinde etkilidir ve en iyi biçimde, yoğun bulutlar ya da güçlü rüzgârlar gibi “makro” etmenlerin olmadığı durumlarda gözlenebilir. Orman iklimi. Tümüyle bitki örtüsünce belirlenmiş yerel bir iklimdir. Yakındaki bir ormanın etkisiyle ortaya çıkan iklime de orman kenarı iklimi adı verilir. Özellikle yaz aylarının güneşli günlerinde, yaprakları aşabilen güneş ışınlarının azlığına bağlı olarak orman: daki ısı, ormanm dışındaki ısının çok altına düşer; geceleriyse ağaçların tepesinde ısı çok düşüktür. Yaprak örtüsünün yoğun olmadığı ormanlarda en düşük ısıya yer düzeyinde rastlanır. Güneş ışınlarının yanısıra yapraklar da yağışları belirleyebilir; örneğin iğne yapraklılar, yılın her döneminde yağmur toplar. Öte yandan, ılıman bölgelerde yapraklarını döken ağaçlar, geniş yapraklarıyla daha çok yaz aylarında yağmur toplarken, kışın tümüyle etkisizdir, iğne yapraklılar da kışın daha az yağış toplar. Ormanlar kar örtüsünün kalınlığı üzerinde de etkilidir. Ayrıca ağaçlar rüzgârı da keserler. iklimin insan yaşamındaki yeri. Değişik insan yaşam biçimi çeşitliliğinde iklimin payı büyüktür. İklim, toprağın yapısını ve bitki örtüsünü etkileyerek, toprakların ne biçimde kullanılacağını ve .beslenme türünü belirler. Isı ve atmosferdeki nem oranı da büyük ölçüde yerleşim biçimlerini, konutların türünü, giyim alışkanlıklarını, sağlığı ve sanayiyi etkiler.iklim ve üretim. Tropikal ve subtropikal bölgelerde yağışlar ya çok fazla ya da az ve topraklar verimsiz olduğundan üretim fazlasının oluşması güçtür. Tropikal bölgelerin arasında uzanan “yoksul” kuşakta, kişi başına düşen ulusal geliri öteki ülkelerden daha çok olanlar vardır; ancak bu ülkelerde ulusal gelirin daha çok olmasının nedeni, petrol dışsatımları (örneğin, Suudi Arabistan) ya da gelişmiş ülkelerin yatırımlarıdır (örneğin Singapur). Brezilya’nın da, Sao Paulo’nun sanayisi çok gelişmiş olduğundan kişi başına düşen ulusal geliri yüksektir. Tropikal ve subtropikal bölgelerde güçlü güneş ışınları gibi fiziksel etmenlerce engellenir: bu bölgelerde yer alan ülkeler, su baskınları, kuraklıklar ve kasırgalar gibi iklimle ilgili yıkımlardan ılıman bölgelerdeki ülkelere göre daha çok etkilenirler. Tarımsal üretimde iklimin ve toprağın önemi büyükse de, en önemli etmen insandır.iklim ve sağlık. Yetersiz güneş ışığı D vitamini eksikliğine (raşitizm), güçlü güneş ışınları da yanıklara, giderek uzun süre içinde cilt kanserine yol açar. Genelde, iklim ısınmaya başladıkça yangılı hastalıklar daha sık görülür; bulaşıcı hastalıkların yayılmasında da suyun önemli bir katkısı vardır. Ayrıca, ısı arttıkça bakteri ve parazitlerin yaşama olasılıkları artar. Batı Avrupa gibi soğuk ve nemli iklimler, romatizma gibi hastalıklara ortam sağlar. Endüstrileşmiş bölgelerdeyse daha çok bronşit, astım ve akciğer kanseri görülür. Hava koşullarındaki beklenmedik değişimlerin ardından, trafik kazalarıyla birlikte her tür kazalarda artış görülürse de her insanın bu yöndeki duyarlılığı aynı değildir. İklim ve yaşam biçimi, iklim toprağın yapısını ve bitki örtüsünü etkilediği gibi, toprağın kullanılma biçimini de belirler. Örneğin, ılıman bölgelerdeki iklim, tahıl ve hayvan üretimi için son derece uygundur. Bu bölgelerde çok büyük çapta çiftçilik ve küçük alanlarda yoğun ekim yapılabilmektedir, iklim ısındıkça, toprağın kullanım olanakları daralır ve ancak çok büyük alanlara seyrek ekim yapılır. Kurak bölgelerde yaşayan kimi insanlar, mevsim yağışlarından yararlanabilmek için, göçebeliği benimserler, insanlar hava koşullarının üretkenlik üzerindeki etkileri yüzünden, kendilerini iklimden korumanın yollarının aramışlardır; çok açık bir örnek giysilerle konutlardır. Araştırmalar, ortalama ısının yazları 15°C, kışları 5°C, ortalama nem oranının da gün ortalarında % 60′a yakın olduğu bölgelerde insanların daha etkin çalıştıklarını göstermiştir. iklim değişimleri. Dünya yüzünde, oluşumundan bu yana sayısız iklim değişimlerinin yer aldığı yerbilimsel (jeolojik) bulgulardan anlaşılmaktadır daha sonraki değişimlerle ilgili olaraksa bitkisel ve tarihsel ipuçları vardır. 1680′den bu yana iklim değişimleri havabilim gereçleriyle saptanmaktadır. En eski dönemin ikliminden ancak genel çizgilerle söz edilebilirse de, merkezi kutup bölgeleri olan birçok buz çağının yaşandığı anlaşılmaktadır. Son birkaç milyon yılldır, sırayla yinelenen soğuk ve sıcak dönemlerle kendisini belli eden bir iklim görülmektedir. Buzul dönemleri, kuzey yarıküredeki kıtasal buz tabakalarının genişlemesine yol açmıştır. Son Buz Çağından (VVeichsel Buzul Dönemi) önceki, sonraki ve aradaki ısılar incelendiğinde,sıcak ve soğuk dönemler arasındaki değişikliklerin çok belirgin olmadığı, çünkü her iki dönemde de ısı dalgalanmalarının büyük olduğu ortaya çıkmıştır. Son buz çağından beri ısı aralıksız yükselmemiştir: tam tersine günümüzden çok daha sıcak dönemler olduğu gibi (örneğin yaklaşık 7000 yıl öncesi) soğuk dönemler de olmuştur (örneğin 4500 yıl öncesi). Tarih sonrasında, en iyi bilinen sıcak dönem 900 ve 1150 arasına rastlar (Sıcak Orta Çağlar). 1550 ile. 1850 arasındaki dönemse oldukça soğuk geçmiştir (Küçük Büz Çağı). Söz konusu dönemlerin ilkinde, Vikingler izlanda ve Grönland’da sömürgeler kurmuşlardır. Küçük Buz Çağında ise Grönland’da yaşamaya son verilmiştir. Bu soğuk dönem tüm Avrupa’da tarımı etkilemiştir. Örneğin. 1695-1697 arasında Finlandiya nüfusunun % 25-30′u açlıktan ölmüştür. 185Ö’den sonra ikiim düzelmeye başlamış, bu yıldan sonraki en sıcak dönem 1910-1950 arasına rastlamıştır. Bugünkü iklim daha çok. 19. yy sonlarını andırmaktadır.

Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.

Sağlık Ana Sayfa Biyografiler Akademisyenler, Antropologlar (İnsanbilimciler), Arkeologlar Askerler > Besteciler Bilim Adamları Biyologlar Coğrafyacılar Dansçılar Denizciler Devlet Adamları - Politikacılar Dilbilimciler Din Adamları Diplomatlar Doğa Bilimciler Düşünürler Edebiyatçılar Eğitimciler Ekonomistler Felsefeciler Fizikçiler Fotoğrafçılar Gazeteciler Gezginler Gökbilimciler Gravürcüler Heykeltraşlar Hukukçular İktisatçılar İmparatorlar-Hükümdarlar İş Adamları İstatistikçiler Karikatürcüler Kaşifler Kimyagerler Koreograflar Mankenler Matematikçiler Mimarlar Minyatürcüler Mucitler Mühendisler Müzisyenler Oryantalistler Osmanlı Padişahları Pilotlar Psikologlar Ressamlar Şairler Sanatçılar Sanatkarlar Sendikacılar Seramik Sanatçıları Sinemacılar ve Tiyatrocular Sosyologlar (Toplumbilimciler) Sporcular Araba Yarışçıları Futbolcular Tarihçiler Tıpçılar Veterinerler Yazarlar Yöneticiler Yönetmenler

Toplum ve Yaşam Toplum Millet Aile Antropoloji Hayvanlar Sosyoloji Cinsellik Ev Evlilik Felsefe Aşk Biyografiler

Bilim ve Teknoloji Bilim Bilgisayar Bilim Kurgu Matematik Aritmetik Arkeoloji Biyoloji Bilim Adamları Bilişim Ekonomi Fizik Yıldızlar Astronomi Uzay Arkeoloji Jeoloji Nükleer Enerji Kimya Zooloji Mantık Pedagoji Enerji Elektronik Elektrik Telekomunikasyon Teleskop Ses Tıp Tarım

Kültür Kültür Dil Tarih Edebiyat Eğitim Felsefe Adet Müze Müzik Mitoloji Basın Spor Sinema Tiyatro Coğrafya İklim İlçeler İller Biyocoğrafya

Din ilahiyat Allah Musevilik Hristiyanlık Kuran-ı Kerim Mitoloji

Aşk Mesajları Özlü Sözler Atatürkün Hayatı Yemek Tarifleri Kadınlar Sağlık Sağlık Bilgileri Teknoloji kadın Eğitim Sağlık Bilgileri Pasta Tarifleri Kpss Soruları Bayram Mesajları

site ekle