İbrahim SİNASİ

RRR
İbrahim SİNASİ, şair ve yazar (İstanbul 1826-ay.y. 1871). Bir topçu yüzbaşısı olan babasını yitirdiği zaman (1828) iki yaşlarında olduğu için anasının, ana yakınlarının gözetiminde büyüdü, mahallesinin okulunda öğrenime başladı (Tophane’deki Feyzi Mektebi), o dönemde örgütlenmiş ortaöğretim kurumları bulunmadığı için çocuk yaşta Tophane Kalemi’ne memur oldu, yetim çocuklara gösterilen ilgi ve sevecenlikle oradaki büyüklerinden çeşitli dersler aldı (Arapça, Farsça, kitabet, inşa..), iyi bir olanakla da sonradan Müslüman olan (Reşat Bey) M.Chatauneuf adlı bir Fransızdan Fransızca öğrenmek fırsatını buldu. Tanzimat döneminde yürürlüğe konmuş yöntem gereği dilekçesi kabul edilerek Fransa’da maliye öğrenimine gönderildi (1849)- Yurda döndüğü zaman Meclis-i Maarif üyeliğine getirildi (1853-1854), özellikle Reşit Paşa, sonra Yusuf Kâmil Paşa, Fazıl Mustafa Paşa’ca korundu. Gazetecilik yaşamına Agâh Efendi’nin (1832-1885) sahipliğindeki Tercüman-ı Ahval gazetesindeki ortaklığıyla girdi (21 Ekim 1860), yirmi altıncı nüshada çıkan bir anlaşmazlıkla buradan ayrılınca kendi gazetesinin hazırlıklarına girişti ve Tasvir-i Efkâr’i çıkarmaya başladı (27 Haziran 1862). Meclis-i Maarif’deki görevinden ayrılmak zorunda kalınca (1863) yalnız gazetecilik ve kitap basımıyla geçindi, siyasal çatışmalara katılan eski bir arkadaşının (Sait Sermedi) yarattığı kuşku üzerine ikinci kez Paris’e gitti (1865). Bu dönemde üstünde ısrarla çalıştığı belirtilen (Ebüzziya Tevfik) sözlük yazık ki elde değildir. Arada Yeni Osmanlılarla ilişki kurmuşsa da siyasal eylemlere girmediği, yalnız kalmayı yeğlediği bilinir. Yurda dönüşünde (1867) eski tedirginliğinin sürdüğü, Fuat Paşa’nın izniyle üçüncü kez yine Paris’e gittiği kesindir. 1870 Savaşı üzerine İstanbul’a döndüğü zaman sağlıksız ve kuruntuludur. Yalnızlık köşesine çekilir, yalnızca matbaasıyla ilgilenir, bir beyin uru yüzünden ölür (13 Eylül).Türk Teceddüt Edebiyatı, Edebî Yeniliğimiz, Edebiyat-ı Cedide, Tarz-ı Cedit gibi değişik adlarla da anılan Tanzimat Edebiyatı’nı öncelikle şiir değişimi açısından değerlendirmek yanlış olmalıdır. Çünkü bu dönem edebiyatı, asıl devrimini, nesirdeki atılımıyla, yeni getirilen türlerdeki çalışmalarıyla, toplumda yarattığı diyalogla, yetiştirdiği kamuoyu ile, dil alanında yürüttüğü anlayış ve tutumla, halka yönelen bakış açısıyla, toplumsal konuları ve sorunları konu edinen sorumluluk ve görev ilkeleriyle yapar. Bu bakımdan, sanat gücünün yetersizliğine karşın bütün başlangıçlar Şinasi’den çıkar; Şinasi hemen her şeyin ilk ve doğru örneklerini verir. 1860′tan sonra gelişen edebiyatımız, bütün yönlerde Şinasi’nin başlattığı yollardan yürümüştür. Dil yalınlaşmasının ve düşünce nesrinin (düzyazı), gazete yoluyla çoğunluğa açılan edebiyatın, batı tiyatrosunun yerli geleneğe yaslanmış ilk doğru örneğinin, folklor araştıklarıyla halka yönelmenin, devlet ve hükümet karşısında bağımsız bir yazarlık kişiliğinin gücüne kavuşan yeni edebiyatçılık görevinin bütün örnekleri Şinasi’dedir. Basılan ilk eseri Tercüme-i Manzume’dir (1859 2.b.1870)- Şair Evlenmesi adlı tek perdelik oyununun ilkin Tercüman-ı Ahval’de tefrika ettirir (2-5. sayılar; kitap olarak basımı 1860). Şiirlerinden seçmeler (Münhehabat-ı Eş’âr), 12862′de çıkar (Divan-ı Şinasi adıyla Ebüzziya Tevfik’in ilgisiyle 1885′de 3-4. basım). Atasözleri derlemesi ilkin 1863′te basılmıştır: Durutyi Emsâl-i Osmaniye. Tasvir-i Efkâr’daki makalelerinin derleyip basılması da Ebüzziye Tevfik’in emeğiyle -Ölümünden sonra-gerçekleşmiştir Müntehabat-ı Tasvir-i Efkâr (3 cilt, 1885-1895).

Sağlık Ana Sayfa
site ekle