Ana-babalarla oğul döller arasındaki benzerlikler ve ayrılıkları bir ya da daha fazla sayıda döller boyunca inceleyen biyoloji dalı, kalıtım bilimi. Bu benzerlik ve ayrılıkların ortaya çıkmasında rol oynayan başlıca iki etmen vardır:1) Kalıtım; ana-babanın üreme hücreleri yoluyla bireye ilettikleri kimyasal emirlerdir. Örneğin bir türün temel gelişme tasarımı ana ve babanın kalıtım yoluyla alınır. 2) Çevre; Bireylerin yaşadıkları, çevre genellikle çok karmaşık olup bireyi tüm yaşamı boyunca etkileyen tüm maddeleri, güçleri ve öteki organizmaları kapsar. Genetikçiler ana-babalarla oğul döller arasındaki benzerlik ve ayrımlara yol açan tüm bu etmenlerle ilgilenip, bu benzerlik ve ayrımların nasıl ortaya çıktığını ve kalıtsal özelliklerin biçimlenmesinde çevrenin etkisini bulmaya çalışırlar. Bu konudaki ilk tutarlı çalışmaları Gregor Mendel (1822-1884) yaptı. Mendel, genler ya da kromozomlar ve hücre bölünmesi konusunda bilgi sahibi olmadan giriştiği çalışmalarında öncelikle çok sayıda benzer ana-baba kullandı. Bu nedenle, birçok çiftleşmeden elde ettiği oğul döllerini, bir tek çiftleşmenin çok büyük bir ailesiymiş gibi bir araya getirdi. Bunun sonucu olarak, incelenecek çok sayıda oğul döl elde etti. Ancak öne sürdüğü ilkeler yalnızca çiftleşme deneylerinden sağladığı kanıtlara dayanıyordu, ikinci olarak matematiği, biyolojide kullanma yeniliğini gösterdi. Ayrıca, belirli özellikler üzerinde durmak ve bunlarla matematiksel yönden uğraşmak için oğul döllerde tüm özellikleri birden inceleme yerine, bir tek özellik açısından değişiklik gösteren bitkiler üzerinde durdu. Ele aldığı çeşitli özellikleri olan bezelyeleri çaprazlaması sonucu önce Fi dölü adını verdiği birinci dölü elde şttikten sonra F, dölü bireylerini kendileştirerek (kendi kendine tozlaştırma) F2 dölünü elde ediyordu. Bunun sonucu yuvarlak bezelyeyle buruşuk tohumlu bezelye çaprazlandığında F, dölünün tümü yuvarlak tohumlu bezelyelerden oluşmuş, F, dölündekiler kendileştirilince dölde 5474 yuvarlak, 1850 buruşuk bezelye humu ortaya çıkmıştı. Sarı ve yeşil taneli bezelyeler çaprazlanınca da F, dölünün tümü sarı taneli olmuş, sarıların kendileşmesiyse 6022 sarı, 2001 yeşil tohumun ortaya çıkmasına neden olmuştu. Öteki çalışmalarında da buna benzer sonuçlar ortaya çıkaran Mendel, bunların hesapları sonucu genler arasında baskınlık ve çekingenlik olduğunu gördü. Örneğin yuvarlak tohumların,buruşuk tohumlar üzerine baskın olduğunu buldu. Yuvarlak tohum karakterinin baskın bir elemanın bulunuşundan ileri geldiğini varsaydı. Mendel’e göre herhangi bir karakter bakımından bir bitkide birbirine benzeyen ya da farklı olan iki bulunur. İki allel farklı olduğunda biri görünür (baskın), ötekiyse gizli kalır (çekinik). Alleller değişmeden bir olasılıkla gametlere dağılırlar. Döllenmede üreme hücreleri gelişigüzel birleşir, bunun sonucunda oğul döllerde karakterler önceden kestirilebilen bir oranda ortaya çıkar. Mendel’in araştırmalarından çok sonra, ancak 1910′da genetik elemana gen adı verildi. Mendel’in genetik çalışmaları 1865′te bir rapor biçiminde yayımlandı. Bundan sonraki yıllarda çok çeşitli bitkiler ve hayvanlar üretme deneylerinde kullanıldı. Ölümünden birkaç yıl sonra çalışmaları onun araştırdığı çiftleşme sorunları üzerinde ayrı ayrı çalışan Alman Kari Correns, Hollandafı Hugo de Vries ve Avusturyalı E. T. von Seysenegg adlı üç biyologca bulunup, yapılacak olan kalıtsal incelemelerin üzerine kurulabileceği bir temel olarak gösterildi; böylece çağdaş genetik bu temele dayanarak doğdu.Daha sonra hücre yapısı ve bölünmesi konularındaki gelişmeler genetiğin ilerlemesini sağladı. ABD’Iİ hekim Sutton (1877-1916), yaptığı çalışmalarla genlerin belirli fiziksel birimler olarak kromozomlar üzerinde özel yerlerde bulunduğunu ileri sürdü. Her gen çiftinin bir alleli bulunduğunu ve bunların da karşılıkları iki kromozom üzerinde yerleştiğini kanıtlamaya çalıştı. Bu olayın doğruluğunu mayoz bölünme ve döllenme olaylarında kromozomların davranışlarıyla açıkladı. Sotton’un kalıtımın kromozom varsayımını destekleyen ilk kanıtların çoğu bir tek organizmanın incelenmesinden elde edilmişti. Bu organizma çürümeye yüz tutmuş meyveler üzerinde uçan sirkesineği denilen ufak bir sinekti.1910′da Thomas Hunt Morgan sirkesi-nekleriyle yaptığı çalışmalarda eşeye bağlı kalıtımı saptadı. Bu kalıtımla canlıların çoğunda erkek ve dişiler arasında bir kromozomda yapısal değişiklik olduğu ve’ bunun sonucu cinsiyet ayrımının doğduğu ortaya çıktı, iki eşeyde üyelerin birbirine benzemeyen kromozom çiftineyse eşey kromozomları denir. Örneğin kromozom sayısı 2n=46 olan insanda dişi eşeyde kromozom sayısı 44+XXile gösterilirken erkekte 44+XY ile gösterilir. Genetik bilimindeki ilerlemelerle eşey kromozomlarının yalnızca eşeyi saptamakla kalmayıp kimi hastalık genlerini de üzerinde taşıdığı kanıtlanmıştır.Canlılardaki tüm genlerin kalıtımının Mendel kurallarına uymadığı da saptanmıştır. Buna göre eksik baskınlık (ekivalentlik), komplemanter genler, farklı dominant genlerden birinin tek başına olduğu zaman etki gösterememesi, farklı dominant genlerin birlikte bulundukları zaman ayrı ayrı bulunmaları durumuna göre değişik etki göstermeleri, engelleyici genler, etkisi kumulatif olmayan polimerik genler, epistasi, etkisi polimerik genler gibi olaylar Mendel’in kurallarına terstir. VVatson ve Crick’in DNA’nın yapısını aydınlatmaları daha sonra da DNA ile RNA’nın sentez ve çalışmalarının iyice anlaşılabilmesi genetik yasalarının tümüyle oluşmasını sağladı. Genetik bilimindeki bu ilerlemeler insan sağlığı ve günlük yaşamında önemli olanaklar yarattı. Örneğin artan insan nüfusuna karşı tarım ve hayvancılık alanında fazla ürün elde etme çalışmalarında tümüyle genetik yöntemler kullanılmaya çalışılmaktadır. Bunlar içinde mutasyon (kalıtsal değişmeler) ve melezleme çalışmaları başta gelmektedir. Deneysel mutasyonlarla elde edilen üstün özellikli canlılar kendi içlerinde çaprazlanarak birçok üstün karakterin aynı canlı üzerinde birikmesi sağlanmaktadır. Böylece insanlara besin olabilecek daha üretken bireyler elde edilebilmektedir. Kimi hastalıklar tümüyle kalıtsal bozukluklardan oluştuğundan genetik bilimi insan sağlığıyla da yakın ilişki içindedir. Son yıllarda genetik biliminin vardığı aşama gen mühendisliği olup bununla bir canlıya istenen gen takılabilmekte ve o genin yeni canlının yapısında çalışabilmesi sağlanmaktadır. Örneğin; bakterilere aktarılan genlerle, insanlar için gerekli olan birçok madde onlara sentez ettirilmekte ve sonradan ayrılarak kullanılmaktadır. Günümüzde birçok yeni madde denenmekle birlikte insülin, büyüme hormonu, intesteron gen mühendisliğiyle elde edilmektedir.
Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.
.
You can leave a response, or trackback from your site.
Sağlık Ana Sayfa
Biyografiler
Akademisyenler,
Antropologlar (İnsanbilimciler),
Arkeologlar
Askerler >
Besteciler
Bilim Adamları
Biyologlar
Coğrafyacılar
Dansçılar
Denizciler
Devlet Adamları - Politikacılar
Dilbilimciler
Din Adamları
Diplomatlar
Doğa Bilimciler
Düşünürler
Edebiyatçılar
Eğitimciler
Ekonomistler
Felsefeciler
Fizikçiler
Fotoğrafçılar
Gazeteciler
Gezginler
Gökbilimciler
Gravürcüler
Heykeltraşlar
Hukukçular
İktisatçılar
İmparatorlar-Hükümdarlar
İş Adamları
İstatistikçiler
Karikatürcüler
Kaşifler
Kimyagerler
Koreograflar
Mankenler
Matematikçiler
Mimarlar
Minyatürcüler
Mucitler
Mühendisler
Müzisyenler
Oryantalistler
Osmanlı Padişahları
Pilotlar
Psikologlar
Ressamlar
Şairler
Sanatçılar
Sanatkarlar
Sendikacılar
Seramik Sanatçıları
Sinemacılar ve Tiyatrocular
Sosyologlar (Toplumbilimciler)
Sporcular
Araba Yarışçıları
Futbolcular
Tarihçiler
Tıpçılar
Veterinerler
Yazarlar
Yöneticiler
Yönetmenler
Toplum ve Yaşam
Toplum
Millet
Aile
Antropoloji
Hayvanlar
Sosyoloji
Cinsellik
Ev
Evlilik
Felsefe
Aşk
Biyografiler
Bilim ve Teknoloji Bilim
Bilgisayar
Bilim
Kurgu
Matematik
Aritmetik
Arkeoloji
Biyoloji
Bilim Adamları
Bilişim
Ekonomi
Fizik
Yıldızlar
Astronomi
Uzay
Arkeoloji
Jeoloji
Nükleer
Enerji
Kimya
Zooloji
Mantık
Pedagoji
Enerji
Elektronik
Elektrik
Telekomunikasyon
Teleskop
Ses
Tıp
Tarım
Kültür
Kültür
Dil
Tarih
Edebiyat
Eğitim
Felsefe
Adet
Müze
Müzik
Mitoloji
Basın
Spor
Sinema
Tiyatro
Coğrafya
İklim
İlçeler
İller
Biyocoğrafya
Din
ilahiyat
Allah
Musevilik
Hristiyanlık
Kuran-ı Kerim
Mitoloji