özgün bir proteinin sentezinden sorumlu olan ve bu sentezi denetleyen deoksiribonükleik asit (DNA) parçası.Canlıların kalıtımı kromozomların taşıdıkları genetik yüklerce saptanır. Kromozomlar DNA ve proteinden oluşmuştur. Esas işlev yapan kesim DNA parçasıdır. DNA molekülü peşpeşe birbiriyle birleşmiş nükleotidin (baz+5 karbonlu şeker+fosfat) birleşmesinden oluşmuş, çift sarmal bir moleküldür. Bu binlerce nükleotidin belirli sayılardaki parçalarının her biri bir proteinin sentezini denetler ve dolayısıyla bunlardan her biri bir gendir. Bu nedenle bir kromozomun üstünde yüzlerce gen bulunabilir.Genetikçiler zaman zaman genin tanımı için değişik tanımlamalar yapmışlardır. Bunlara göre: gen, kromozomun mutasyona (ani ve kalıtsal değişmeler) uğrayabilen en kısa parçası ya da krossingover sonucunda her iki taraftaki komşularından ayrılabilen en kısa kromozom parçasıdır. Bu iki tanımda genin işlevi dikkate alınmamıştır. Oysa klasik anlamda gen, kromozomda belli bir lokusu işgaleden ve özel bir fenotipik karakterden sorumlu olan bir işlev ünitesidir. Her gen bir ürünle kendini belli eder. Bu ürün ya bir enzim ya da özgün bir proteindir. Gen görevini normal yapıyorsa, bu genin yönetiminde olan enzim oluşabilir. Eğer gen, örneğin bir radyoaktif ışının etkisiyle zedelenir ve değişirse enzim de değişir. Kimi zaman bu değişim yararlı olup canlıya çevresindeki canlılara oranla üstünlük kazandırır. Kimi durumlarda da zararlıdır. Organizma yaşamını sürdüremez. Genlerle enzimler arasında bir bağlantı olduğu öteden bu yana bilinmektedir. Bu bağlantı “bir gen bir enzim” kuramıyla açıklanmaktaysa da bu kuram tüm enzimler için geçerli değildir. Örneğin triptofan şentetaz enzimi yapısal olarak birbirinden değişik iki protein zincirinden oluşur (A ve B) ve her zincir birbirine bitişik iki DNA segmentinin birince belirlenir. Böylece daha önceleri öne sürülen “bir gen-bir enzim kuramı” “bir gen bir polipeptid zinciri” biçimine dönüşmüştür. Bu düşünceden hareketle bir tek polipeptid zincirini belirleyen DNA kesimine sistron adı verilmekte ve genin işleviyle eş anlamda kullanılmaktadır.Günümüzde genlerin yapıları ve etki mekanizmalarına ilişkin bilgilerin büyük çoğunluğu mikroorganizmalarla yapılan deneyler sonucu elde edilmiştir. Özellikle bunlardan EscherichJa coli adlı bakterinin enzim sistemlerine ilişkin bilgiler, gen düzenleme mekanizmasının anlaşılmasında oldukça yararlı olmuştur. Buralardan elde edilen bilgilere göre, genler kabaca iki grupta toplanabilir: Yapısal genler, işlevsel genler. Hücre, herhangi bir maddenin ya da proteinin sentezine gereksinme duyduğunda yapısal genler (strüktürel) bu proteine ilişkin genetik şifreyi taşıyan haberci DNA moleküllerini oluşturur ve bunlar ribozomlara giderek açıklanan biçimde o protein molekülünün sentezlenmesini sağlar. Hücrelerde bazı genlerin çalışmalarını önleyen ve baskılayıcı (repressor) adı verilen proteinler bulunur. Bu maddeleri oluşturan genlere düzenleyici (regülatör) gen denmektedir. Bir ya da birden fazla yapısal gene bitişik olarak bulunan çalıştırıcı (operatör) genler herhangi bir protein sentezletmez. Ancak birbirlerine bitişik olarak duran yapısal genlerin sentez aktivite-sihi, henüz yeterince anlaşılmamış olan bir mekanizmayla, bir çalıştırıcı gen denetler. Düzenleyici genlerle çalıştırıcı genler arasında ve çalıştırıcı gene bitişik olan bir de ilerletici bölge vardır; buraya RNA polimeraz enzimi yapışır. Bu çalıştırıcı genle onun denetimi altında bulunan yapısal genlerin oluşturduğu birime operon adı verilir. Bakterinin içinde bulunduğu ortama (represöre) özgün madde eklenirse bu madde baskılayıcı genin kendine özgü etken ucuyla birleşir ve onun yapısında bir değişmeye yol açar; bunun sonucu olarak öteki uç çalıştırıcıya bağlanamaz. Bu durumda daha önce baskılayıcı yardımıyla düzenleyici genin baskısı altında bulunan çalıştırıcı gen bu baskıdan kurtulur. O da denetimi altında bulunan yapısal genler etkenleştirir. Bu da kendi haberci RNAsını yaparak gerekli protein sentezini başlatır. Bakterilerde aydınlatılan genlerin çalışması olayı, daha gelişmiş canlılarda bu kadar aydınlatılamamıştır. Günümüzde gen bilgilerinde birçok eksiklik olmakla birlikte gen mühendisliği alanında ortaya çıkarılan gelişmelerle bir canlının geni değiştirilebilmektedir. Gen nakliyle tarım, tıp, hayvancılık ve ilaç üretiminde oldukça önemli gelişmeler sağlanmıştır,
Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.
.
You can leave a response, or trackback from your site.
Sağlık Ana Sayfa
Biyografiler
Akademisyenler,
Antropologlar (İnsanbilimciler),
Arkeologlar
Askerler >
Besteciler
Bilim Adamları
Biyologlar
Coğrafyacılar
Dansçılar
Denizciler
Devlet Adamları - Politikacılar
Dilbilimciler
Din Adamları
Diplomatlar
Doğa Bilimciler
Düşünürler
Edebiyatçılar
Eğitimciler
Ekonomistler
Felsefeciler
Fizikçiler
Fotoğrafçılar
Gazeteciler
Gezginler
Gökbilimciler
Gravürcüler
Heykeltraşlar
Hukukçular
İktisatçılar
İmparatorlar-Hükümdarlar
İş Adamları
İstatistikçiler
Karikatürcüler
Kaşifler
Kimyagerler
Koreograflar
Mankenler
Matematikçiler
Mimarlar
Minyatürcüler
Mucitler
Mühendisler
Müzisyenler
Oryantalistler
Osmanlı Padişahları
Pilotlar
Psikologlar
Ressamlar
Şairler
Sanatçılar
Sanatkarlar
Sendikacılar
Seramik Sanatçıları
Sinemacılar ve Tiyatrocular
Sosyologlar (Toplumbilimciler)
Sporcular
Araba Yarışçıları
Futbolcular
Tarihçiler
Tıpçılar
Veterinerler
Yazarlar
Yöneticiler
Yönetmenler
Toplum ve Yaşam
Toplum
Millet
Aile
Antropoloji
Hayvanlar
Sosyoloji
Cinsellik
Ev
Evlilik
Felsefe
Aşk
Biyografiler
Bilim ve Teknoloji Bilim
Bilgisayar
Bilim
Kurgu
Matematik
Aritmetik
Arkeoloji
Biyoloji
Bilim Adamları
Bilişim
Ekonomi
Fizik
Yıldızlar
Astronomi
Uzay
Arkeoloji
Jeoloji
Nükleer
Enerji
Kimya
Zooloji
Mantık
Pedagoji
Enerji
Elektronik
Elektrik
Telekomunikasyon
Teleskop
Ses
Tıp
Tarım
Kültür
Kültür
Dil
Tarih
Edebiyat
Eğitim
Felsefe
Adet
Müze
Müzik
Mitoloji
Basın
Spor
Sinema
Tiyatro
Coğrafya
İklim
İlçeler
İller
Biyocoğrafya
Din
ilahiyat
Allah
Musevilik
Hristiyanlık
Kuran-ı Kerim
Mitoloji