Erişkin dişi bireyde yumurta hücresi, yumurta kanallarından (tuba uterina) geçerken spermle karşılaşıp çekirdeklerin birleşmesiyle (döllenme) başlayıp, doğumla sonlanan biyolojik bir süreç. Döllenmeyle henüz zigot yumurta kanalındayken hücre bölünmesi başlar. Döllenmiş yumurta bölünerek dölyatağına (uterus) doğru hareket eder. Döllenmenin 7 ila 10′uncu günleri arasında daha önce özellikle başta progesteron olmak üzere hormonların etkisiyle hücre sayısı ve damarlanması artmış olan dölyatağı mukozasına gelerekya-pışır ve gömülerek tutunur. Bu şekilde gelişmeye başlayan canlı yapı besin ve oksijeni geçişme yoluyla doğrudan ana rahminde alacaktır. Henüz yapısı küçük olduğu için bu tip beslenme biçimi onun için yeterli olacaktır. Gebelik olayıyla birlikte kadında belirgin değişmeler görülebilir, fakat her zaman bu şart değildir. En belirgin işaret adet kanamasının gecikmiş olmasıdır. Eskiden döllenmeden 15 gün geçmesi beklenerek gebelik testi yapılmaktaydı. Artık yeni yöntemlerle bu bekleme dönemini geçirmeye gerek kalmamıştır. Yeni testler hemen gebeliğin başladığını belirtebilmektedir.Daha önce bölünmelere uğramış zigotun endometriumda yuvalandığına (implantasyon) değinilmişti. Bu andaki hücre kümelerine blastomerler denir. Burada’blastomerler.çoğalmay ı sürdürürler. Bir süre sonra dut meyvesi manzarasını alırlar. Bu nedenle bu biçimlerine dutun Latince adından (Morus) esinlenerek “Morula” adı verilir. Fakat Morula evresinde hücre sayısı çok arttığı halde bir hacim artması oluşmamıştır. Moruladaki hücrelerin bir kutupta yoğunlaşmalarıyla bir kümeleşme ortaya çıkar. Bundan embriyo gelişir. Bunlar hücresel bir zarla sarılmıştır. Bu hücresel zara “Trofoblast” denir. Trofoblast embriyoyu besler ve daha sonra esas besleyici unsur olan Plasentaya1 dönüşür. Döllenmeden sonraki 18 günde embriyo ve onu saran zarların toplam büyüklüğü 1 mm’ye ulaşır. Embriyo ve ilgili yapıları en dıştan saran zara “Korion” denilmektedir. Korion “Mezenkim hücrelerinden” oluşur. Bu hücreler ileride embriyoyla plasentayı birbirlerine birleştiren “göbek kordo-nu”na (umbilical cord) dönüşür. Buraya kadar ana rahmindeki yavru için embriyo (cenin) dendi. 8 haftalık olana kadar bu ad kullanılabilir fakat 8. haftadan doğuma kadar geçen zaman içindeyse bu canlı “fetus” (dölüt) adını alır. Embriyo döneminde doğacak çocuğun organ taslakları hazırlanır. Fetus dönemindeyse organ taslaklarından organlar hazırlanır. ,Bü1ün bu olaylar olurken fetus anneden beslenmeyi sürdürür. Annenin kan damarları göbek kordunu aracılığıyla fetusa ulaşır. Böylece anne kanıyla fetus kanı arasında plasenta villusları aracılığıyla dolaylı bir bağlantı ve madde alışverişi sağlanmış olur. Başka bir deyişle, gebelik boyunca anne ve bebek kanı birbirine karışmaz. Gebeliğin sonlarına doğru plasentanın ağırlığı 500 gr’a yüzeyi 250 cm2′ye çapıysa 18 cm’ye yaklaşır. Göbek kordonu 1-2.5 cm çapında ve 30-100 cm boyundadır, içinden iki atardamar ve bir toplardamar geçer. Ayrıca plasenta yalnızca bir aracı organ olmayıp hormon salan bir organdır. Gebelik yaklaşık olarak 280 gün yani 40 hafta sürer. Gebelik süresi başlayarak hesaplanır. 9 ay 10 gün olan gebelik süresi her biri üçer ay süren ve her birine “Trimestr” denilen üç döneme ayrılabilir. Gebeliğin ilk üç ayına “birinci trimestr”, ikinci üç ayına “ikinci trimestr” ve üçüncü ayına da “üçüncü trimestr” denir. Bu sınıflama klinik bakımdan yararlar sağlamaktadır. Yukarıda belirtilen normal gebelik süresinden 15 gün önce ya da 15 gün sonra olan doğumlar “zamanlı doğum” olarak kabul edilir.Gebeliğin 6. haftasının sonuna doğru embriyo 4-5 mm boyuna ulaşır. Bu dönemde kalp ve kalp zarı taslağı (perikard) kol ve bacaklar belirgindir. 8. haftada fetus 22-24 mm boyundadır. Ancak gebeliğin bu döneminde anne rahmindeki canlı bir insanı andırmaya başlar. Kafatası gövdeye oranla büyüktür ve parmaklar görülebilir. 12. haftanın sonunda fetus 7-9 cm boyuna ulaşır. Artık annenin karın muayenesi sırasında elle de hissedilebilir. 20. haftanın sonu gebeliğin tam ortasıdır. Bu dönemde rahimin “Fundus” adlı dip bölümü (en üst bölümü) gebe kadının göbek çukuru düzeyine yükselmiştir. Anne çocuğun hareketlerini hissetmeye başlamıştır. Çocuğun kalp sesleri dinleme aygıtıyla işitilebilir. Bu dönemde fetsıs 300 gr’dan biraz daha ağırdır. 20-24 hafta arasında fetus 600 gr ağırlığına ulaşır. Bu dönemde doğan bir fetus bir süre solunum yapabilir. Ancak daha sonra ölür. 24-28 haftada 37 cm boyunda ve yaklaşık 1.000 gr ağırlığa ulaşır. Bu dönemde doğan fetus kol ve bacaklarını oynatabilir. Çok zayıf bir sesle ağlayabilir. Ancak yoğun bir tıbbi bakımla yaşayabilir. 32-36 haftalarda fetus 47 cm boya 2500 gr ağırlığa ulaşır. Bu dönemde doğanların uygun bir bakımla yaşayabilme olasılıkları çok yüksektir. 40′ıncı haftanın sonunda fetus 50 cm boy ve yaklaşık 3400 gr ağırlığına ulaşır. Artık çocuk her an doğabilecek haldedir. Gebelik sırasında ana rahminde başta değinilenlerin de dışında olaylar gelişir. Bebeğin rahim içine yerleşmesiyle birlikte bebeğin gelişimine uygun olarak rahim de gelişir. Gebelikten önce 50-60 gram kadar olan rahim, gebelik boyunca bebekle birlikte gelişerek, doğuma yakın yaklaşık 1 kg olur. Bebek rahim içinde su dolu bir kese içinde bulunur. Bu su kesesi (amnion kesesi) bebeği hem dışarıdan gelebilecek darbelere karşı korur, hem de bebeğin rahat hareket edebilmesine yardım eder. Ayrıca bebeğin uygun bir sıcaklıkta bulunmasını sağlar. Gebelik olayı gebe kadında birçok organda değişiklikler yapar. Çünkü gebelik anne için bir yüktür. Değişime uğrayan sistemleri şöyle sıralayabiliriz: Deri, memeler, kan, kalp damar sistemi, hormon bezleri, solunum sistemi, böbrekler. Ayrıca gebe kadının metabolizması da oldukça farklı bir hal alır. Menapoza giren bazı kadınlarda ya da gebe kalmayı hayal eden ve çok isteyen bazı kadınlarda yalancı gebelik gelişebilir. Bu tip insanlarda gerçekten gebelikteki bazı işaretler detaklitedilebilir. Örneğin adet kesilmesi, bulantı, halsizlik gibi. Testle gebe olmadığı anlaşılan ve ikna edilen kadınlardatüm gebelik belirtileri hızla kaybolur. Gebelik, en az iki canlının yani anneyleçocu-ğunun yaşamını ilgilendiren bir dönemdir. Bu dönemde her ikisinin de sağlığının en iyi koşullarda korunması gereklidir. Bu nedenle doğum öncesi bakım, gerek anne gerekse çocuk için son derece önemlidir. Doğum öncesi kadının düzenli olarak bir kadın doğum uzmanının denetimine girmesi ilk koşuldur. Gebelikte beslenme de en önemlidir. Bu dönemde önemli bazı besin maddelerine, vitaminlere ve madensel besinlere gereksinme artar. Fakat yemek.yeme konusunda dengeyi elden kaçırmamak gerekir çünkü aşırı beslenmenin getirdiği normalin üstündeki kilo alma, doğum esnasında sorun çıkarabilir. Kadının gebelik sırasında en fazla 11 kilo alması normaldir. Gebelik sırasında annenin artan demir gereksinimi yalnız besinlerle karşılanmadığından, anneye dışarıdan demirli ilaçlar verilmelidir. Gebelik sırasında sigara ve alkol alımının çocukta olumsuz etkileri kesinleşmiştir. Bu nedenle anne adayları bundan kaçınmalıdır. Ayrıca bu dönemde hiçbir ılacın doktoruna danışmadan alınması uygun değildir.Bütün kadınların gebeliği aynı normal düzeyde seyretmez. Bunların gebelikleri riskli gebeliktir. Örneğin daha önce düşük yapanların, dış gebelik geçirmiş olanlar, erken doğum yapmış olanlar sezeryanla doğum yapmak zorunda kalanlar, ölü doğum yapmış olanlar, çok iri. (tosuncuk) çocuk doğurmuş olanlar, çok küçük ya da ileri yaşta ilk doğumunu yapacak olanlar, ancak uzun tedaviler sonucu gebe kalmış olanlar, kan uyuşmazlığı olanlar, çeşitli hastalıkları olanlar bu grubu oluşturur. Dış gebelik. Normal bir gebelikte cenin rahim iç duvarına yuvalanır (Implantasyonnidasyon). Ceninin rahim dışındaki herhangi bir bölgeye yuvalanmasına “dış gebelik” denilmektedir. Dış gebelik, yaklaşık olarak 200 gebelikte bir görülmektedir. Döllenme olayı, yani yumurta hücresiyle erkek döl hücresinin birleşmesi, kadının fallop borusu adını alan tüplerinde gerçekleşir. Döllenen yumurta hücresi ise-hem bölünmelerle çoğalır ve hem de rahime doğru ilerler. Yaklaşık 6-7 gün sonra da rahim içine gelerek yuvalanır ve gebelik boyunca gelişimini sürdürerek, gebeliğin sonunda rahim kasılmalarıyla doğar. Döllenmiş yumurta hücresinin rahim dışında herhangi bir yere yuvalanmasıysa dış gebelik adını alır. Dış gebelik en fazla (% 90) fallop borusunda görülür. Bundan başka, yumurtalıklara, karın boşluğunu ya da rahim dışında, rahime yakın olarak bir yere yerleşebilir. Fallop borusunda döllenmiş olan yumurta hücresinin erkenden yuvalanma özelliği kazanması, rahim içine doğru hareketinin yavaş oluşu ya da fallop borusundaki yapısal bozukluklar dış gebeliğe neden olabilir.Dış
gebelik genellikle ilk 2 ay içinde belirti verirler. Bu belirtiler adet gecikmesinin yanında, kanama ve kasıklarla ağrı biçimindedir. Fakat genellikle, fallop borusu içine yuvalanan bebek, gelişimini sürdürürken, bir süre sonra fallop borusu rahim gibi bü gelişime ayak uyduramayacağından yırtılır. Bu şiddetli bir kasık ağrısıyla kendini belli eder. Fallop borusunun yırtılmasıyla bir iç kanama oluşur, bu iç kanama bazen hastayı şoka soracak kadar ve hatta ölümüne neden olacak kadar şiddetli olabilir. Bu durum hemen cerrahi müdahaleyi gerektirir. Aksi halde hasta kan kaybından dolayı ölebilir. Bazen de fallop borusunda yuvalanan gebelik ürünü (bebek), yırtılma olmadan, karın boşluğuna düşer. Çok ender olsa da gelişimlerini sonuna kadar sürdürebilir.”
Gebelikten kuşkulanan ve özellikle kasık ağrıları ve hafif kanamaları olan kadınların zamanında doktora muayene olmalarıyla gebelik olup olmadığı ve bunun dış gebelik olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır. Böylece, zamanında erkenden teşhis edilen bir dış gebeliğin kötü olabilecek sonuçları önlemiş olur.
Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.
.
You can leave a response, or trackback from your site.
Sağlık Ana Sayfa
Biyografiler
Akademisyenler,
Antropologlar (İnsanbilimciler),
Arkeologlar
Askerler >
Besteciler
Bilim Adamları
Biyologlar
Coğrafyacılar
Dansçılar
Denizciler
Devlet Adamları - Politikacılar
Dilbilimciler
Din Adamları
Diplomatlar
Doğa Bilimciler
Düşünürler
Edebiyatçılar
Eğitimciler
Ekonomistler
Felsefeciler
Fizikçiler
Fotoğrafçılar
Gazeteciler
Gezginler
Gökbilimciler
Gravürcüler
Heykeltraşlar
Hukukçular
İktisatçılar
İmparatorlar-Hükümdarlar
İş Adamları
İstatistikçiler
Karikatürcüler
Kaşifler
Kimyagerler
Koreograflar
Mankenler
Matematikçiler
Mimarlar
Minyatürcüler
Mucitler
Mühendisler
Müzisyenler
Oryantalistler
Osmanlı Padişahları
Pilotlar
Psikologlar
Ressamlar
Şairler
Sanatçılar
Sanatkarlar
Sendikacılar
Seramik Sanatçıları
Sinemacılar ve Tiyatrocular
Sosyologlar (Toplumbilimciler)
Sporcular
Araba Yarışçıları
Futbolcular
Tarihçiler
Tıpçılar
Veterinerler
Yazarlar
Yöneticiler
Yönetmenler
Toplum ve Yaşam
Toplum
Millet
Aile
Antropoloji
Hayvanlar
Sosyoloji
Cinsellik
Ev
Evlilik
Felsefe
Aşk
Biyografiler
Bilim ve Teknoloji Bilim
Bilgisayar
Bilim
Kurgu
Matematik
Aritmetik
Arkeoloji
Biyoloji
Bilim Adamları
Bilişim
Ekonomi
Fizik
Yıldızlar
Astronomi
Uzay
Arkeoloji
Jeoloji
Nükleer
Enerji
Kimya
Zooloji
Mantık
Pedagoji
Enerji
Elektronik
Elektrik
Telekomunikasyon
Teleskop
Ses
Tıp
Tarım
Kültür
Kültür
Dil
Tarih
Edebiyat
Eğitim
Felsefe
Adet
Müze
Müzik
Mitoloji
Basın
Spor
Sinema
Tiyatro
Coğrafya
İklim
İlçeler
İller
Biyocoğrafya
Din
ilahiyat
Allah
Musevilik
Hristiyanlık
Kuran-ı Kerim
Mitoloji