FİZİK

Evrenin yapısını ve evrende oluşan olayların içeriğini neden ve sonuçlarıyla birlikte ortaya koymayı amaçlayan pozitif bir temel bilim dalı. Esas olarak cansız varlıklarla ve bu varlıkları kapsayan olay ya da olaylar zinciriyle ilgilenir. Bu bakımdan fizik ve kimya bilimleri arasında büyük bir benzerlik vardır ve iki bilim dalı arasında kesin bir ayırım yapma olanağı yoktur. Aralarındaki en belirgin ayrım ikisinin de konu edindiği sorunlardan ve kullandıkları yöntemlerden ileri gelir. Ancak fizikte elde edilen sonuçlar, ortaya konulan her yeni buluşu ve gelitirilen yöntemlerden çoğu, kimyasal araştırmaların da temelini oluşturur. Fizikte kaydedilen bu gelişmeler, tıpkı kimyada olduğu gibi biyoloji, tıp, astronomi, jeoloji gibi pozitif bilim dallarının tümünde, geniş biçimde kullanılmaktadır. Bu yönüyle fizik, öteki pozitif bilim dallarına sürekli bilgi ve yeni teknoloji sağlayan; kendisi de o bilim dallarındaki gelişmelerden bir ölçüde yararlanan, bir başka deyişle onlarla sürekli bir bilgi alış verişi içinde bulunan bir bilimdir.Fiziği pozitif bir temel bilim dalı yapan en önemli öğelerden biri, deneye, gözlem ve sayısal ölçümlere dayanan bir bilim olmasıdır. Fiziğin inceleme alanı içerisine giren ve sadece çok az bir bölümü duyu organlarımızca algılanabilen bu olaylardan birçoğu, ancak çok duyarlı ölçü araç, gereç ya da düzenekleriyle gözlenebilir. Böylece bir bakıma evrenin gizlerini ortaya koymayı amaçlayan fizik bir yandan gözlem ve ölçülere dayanan deneysel yöntemlerden yararlanırken öte yandan, kuram, varsayım, hipotez gibi düşünsel yöntemlerden de yararlanır. Bir fiziksel olayın içeriği (oluşum biçimi, özellikleri ve sonuçları) ise her iki yöntemle elde edilen bulguların, varılan sonuçların birbirine uygunluğu ölçüsünde, açıklık kazanabilir. Yöntemlerden hangisinin öncelikle kullanılacağı, olayın ortaya konuluş biçimine bağlıdır. Kimi zaman bir gözlem sırasında ortaya konulan bir fiziksel olayın açıklaması uygun model ya da yasalarla açıklanırken; kimi zaman da tamamen düşünsel yöntemlerle elde edilen sonuçların doğruluğunu kanıtlamak için deneysel yöntemlere başvurulur. Olayın doğru ya da gerçeğe yakın bir açıklamasının yapılabilmesi için her iki yöntemle elde edilen sonuçların kabul edilebilir bir hata sınırı içinde bir uygunluk göstermesi gerekir. Gerçekte bilimsel yaklaşımın esas amacı da deney ve ölçü sonuçlarını açıklayan, belirli model ve temei yasalara dayanan kuramların geliştirilmesidir. Buna karşılık fizikte birçok olay ve fiziksel sistemlerin davranışları aynı temel yasalarla açıklanabilir. Matematiksel birer bağıntı biçiminde açıklanabilen bu yasalar böylece, deneysel ve düşünsel yöntemler arasında bir köprü görevi üstlenirler.Bir fiziksel olayı açıklamak için ortaya konulan kuram ya da yasalar çoğu zaman, belirli fiziksel ya da matematiksel sınırlar içinde geçerli olur. Daha genel bir kuramsa, sınırsız sayılabilecek boyutlarda geçerliliğini korur. Bunun tipik bir örneği, hareket olayını açıklayan Newton yasalarıdır. Bu yasalar normal hızlarla hareket eden cisimlerin hareketlerini tam olarak açıklamasına karşın, ışık hızına yakın hızlarla hareket eden cisimlerin hareketlerini açıklayamazlar: Bu tür hareketlerse Alman fizikçisi A. Einstein’ın (1879-1955) ortaya koyduğu ve daha genel bir kuram olan Özel Görecelilik Kuramı ile açıklanabilmektedir. Bu kuram ya da yasanın geçerliliğini yitirmesi ya da deneysel yöntemlerle elde edilen sonuçlarla kuram ya da yasa arasında bir çelişkinin ortaya çıkması durumunda yeni kuram ya da yasaların geliştirilmesi gerekir. Sonuç olarak birer yasa biçiminde matematiksel olarak açıklanan deneysel bulgu ve bilgiler daha sonra yeni bilgilerin- elde. edilebilmesi amacıyla yeniden deneysel fiziğin kullanımına sunulur. Böylece deneysel ve kuramsal fizik, sürekli bir etkileşim içindedir. Kuramsal fizik esas olarak matematik biliminden yararlanır ve sürekli olarak yeni matematiksel bilgi ve yöntemlerin geliştirilmesini gerektirir. Deneysel fizikse daha çok ölçme ve ölçü sonuçlarının değerlendirilmesine bağlı olduğundan, büyük oranda teknolojiden yararlanır. Bu nedenle deneysel fizik, elde edilen bilgilerin teknolojik olarak değerlendirildiği uygulamalı fizikle de sürekli bir etkileşim içindedir. Deneysel fizikle uygulamalı fizik arasındaki bu yakın ilişki, teknolojinin hızla gelişmesini ve böylece yeni ve çok önemli fiziksel buluşların ortaya çıkmasını sağlamıştır.Pozitif bir bilim dalı olan fiziğin doğuşundan günümüze kadar olan tarihsel gelişimi, birbirinden kesin çizgilerle ayrılan başlıca üç aşamada gerçekleşmiştir: Klasik fizik, modern fizik ve bugünkü fiziği kapsayan çağdaş fizik. Klasik fizik. 19. yy’ın sonlarına kadar fizik esas olarak klasik mekanik, ısı ve sıcaklığı içeren olaylar (termodinamik), çok sayıda parçacıklardan oluşan fiziksel sistemlerin hareketi, hareketsiz (durgun) ya da hareket halindeki akışkanların mekaniği, elektrik, ışınım ve mıknatıslık olaylarını kapsayan konularla ilgilenmiş ve fiziğin temel araştırma konuları olan madde ve enerjiyi, birbirinden ayrı iki fiziksel olgu olarak değerlendirmiştir. 19. yy’ın sonlarına kadar geçerliliğini koruyan bu görüş ve düşüncenin, fiziksel araştırmaların temel ilkesini oluşturduğu fiziğin bu dönemine klasik fizik adı verilmiştir. Fiziğin ilk temel konusunuysa klasik mekanik oluşturur. Bu konudaki ilk önemli bilgilerin kaynağı sabit ivmeli hareketleri inceleyen Gaiileo Galilei’dir (1564-1642). Aynı alanda Johannes Kepler (1571,1690) astronomik gözlemler yaptı ve uydu ve gezegenlerin hareketlerini düzenleyen yasaları, deneysel olarak ortaya koydu. Klasik mekaniğe olan en önemli katkılar ingiliz bilgini Sir Isaac Nevvton’un (1642-1727) araştırmaları ve ortaya koyduğu buluşlardır. Nevvton daha çok- matematiksel yöntemlerden yararlanarak birbirine bağlı kuram ve yasalarla klasik mekaniğin hızla gelişmesini sağladı. Klasik mekaniğin gelişmesi 18. yy’da da sürdü; termodinamik, elektrik ve mıknatıslık gibi konularsa ancak 19. yy’ın sonlarına doğru anlaşılabildi. Bu gecikmenin en önemli nedenlerinden biri, deneysel yöntemlerin gereği olan teknolojinin, o sıralarda yeteri kadar gelişmemiş olmasıdır. 19. yy’ın sonlarından başlayarak özellikle elektrik ve magnetik olaylarla ilgili araştırmalar giderek hızlandı. Bu tür fiziksel olayları açıklayan ve geçerliliğini belirli sınırlar içinde günümüzde de koruyan yasala-rıysa, ingiliz fizikçisi James Clark Maxwell ortaya koydu.Modern fizik. 19. yy’ın sonlarına doğru, o zamana kadar geçerli olan klasik fizik yasalarıyla açıklanamayan ve ancak deneysel olarak gözlenebilen, oluşum biçimi ve özellikleri bilinmeyen yeni olayların varlığı ortaya kondu. X ışınlarıyla radyoaktivitenin bulunuşu, atom kavramının yeni boyutlar kazanması bu olaylardan bir bölümüdür. Mikroskopik boyutlardaki bu tür fiziksel olayları konu edinen fiziğin bu dönemine modern fizik adı verildi. Bu dönemde Alman fizik bilgini Albert Einstein’ın (1879-1955) ortaya koyduğu Özel Görecelilik Kuramı uzay ve zaman kavramlarına yeni boyutlar kazandırdı. Maddenin yapısını açıklayan atom kuramları, kuvantum kavramı kuvantum kuramı ile bütünleşerek bu konudaki bilgi birikimi hızla arttr; klasik fiziğin tersine maddeyle enerji arasında yakın bir ilişki olduğu ve giderek bu iki fiziksel kavramın, aynı bir olgunun iki değişik biçimi olduğu kanıtlandı. Böylece fiziği doğuşundan bu yana ana sorunlarını oluşturmuş olan madde ve enerji kavramları da tamamen değişik anlamlar kazandı. Klasik fizikte karşılaşılan birçok kavram, az ya da çok anlam değişikliğiyle modern fizikte de kullanılmaktadır. Bu nedenle modern fizik, klasik fiziğin bir uzantısı olarak kabul edilmektedir. Çağdaş fizik. Fiziğin, 1930′lu yıllardan başlayarak hızla gelişen; nötron, nötrino ve atom çekirdeğinin yapısno bulunan öteki temel taneciklerle çekirdek bölünmeleri (fisyon), nükleer enerji gibi olayları; ayrıca yıldızlardan ve öteki gökcisimlerinden yayınlanan ışınları (kozmik ışınlar) konu edinen ve günümüzde de geçerli olan dönemi. Fiziğin bu döneminde elde edilen yeni bilgiler mikrodevre elemanlarının hızla gelişmesine ve böylece uzay çağı, bilgisayar çağı gibi kavramların doğmasına dünyada teknolojinin hızla gelişmesine yol açtı. Fiziğin hızla gelişmesi, ortaya birbirinden değişik kavramlarla özellikleri ve sonuçları birbirinden önemli ayrılıklar gösteren fiziksel olayların ortaya konulmasına da yol açmıştır. Bu nedenle fizik zamanla, konuları ve uğraş alanları bakımından değişik dallara ayrılmıştır: Genel fizik, atom ve molekül fiziği, çekirdek fiziği, yüksek enerji ve plazma fiziği, katı hal fiziği gibi ana dallara ayrılan fiziğin tüm ana dalları alt bilim dallarına ayrılır.

Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.

Sağlık Ana Sayfa Biyografiler Akademisyenler, Antropologlar (İnsanbilimciler), Arkeologlar Askerler > Besteciler Bilim Adamları Biyologlar Coğrafyacılar Dansçılar Denizciler Devlet Adamları - Politikacılar Dilbilimciler Din Adamları Diplomatlar Doğa Bilimciler Düşünürler Edebiyatçılar Eğitimciler Ekonomistler Felsefeciler Fizikçiler Fotoğrafçılar Gazeteciler Gezginler Gökbilimciler Gravürcüler Heykeltraşlar Hukukçular İktisatçılar İmparatorlar-Hükümdarlar İş Adamları İstatistikçiler Karikatürcüler Kaşifler Kimyagerler Koreograflar Mankenler Matematikçiler Mimarlar Minyatürcüler Mucitler Mühendisler Müzisyenler Oryantalistler Osmanlı Padişahları Pilotlar Psikologlar Ressamlar Şairler Sanatçılar Sanatkarlar Sendikacılar Seramik Sanatçıları Sinemacılar ve Tiyatrocular Sosyologlar (Toplumbilimciler) Sporcular Araba Yarışçıları Futbolcular Tarihçiler Tıpçılar Veterinerler Yazarlar Yöneticiler Yönetmenler

Toplum ve Yaşam Toplum Millet Aile Antropoloji Hayvanlar Sosyoloji Cinsellik Ev Evlilik Felsefe Aşk Biyografiler

Bilim ve Teknoloji Bilim Bilgisayar Bilim Kurgu Matematik Aritmetik Arkeoloji Biyoloji Bilim Adamları Bilişim Ekonomi Fizik Yıldızlar Astronomi Uzay Arkeoloji Jeoloji Nükleer Enerji Kimya Zooloji Mantık Pedagoji Enerji Elektronik Elektrik Telekomunikasyon Teleskop Ses Tıp Tarım

Kültür Kültür Dil Tarih Edebiyat Eğitim Felsefe Adet Müze Müzik Mitoloji Basın Spor Sinema Tiyatro Coğrafya İklim İlçeler İller Biyocoğrafya

Din ilahiyat Allah Musevilik Hristiyanlık Kuran-ı Kerim Mitoloji

Aşk Mesajları Özlü Sözler Atatürkün Hayatı Yemek Tarifleri Kadınlar Sağlık Sağlık Bilgileri Teknoloji kadın Eğitim Sağlık Bilgileri Pasta Tarifleri Kpss Soruları Bayram Mesajları

site ekle