EVLİLİK

kadınla erkek arasında, yasanın tanıyıp koruduğu ve kamu vicdanının saygı duyduğu yaşam ortaklığı. Bireylerin bir ev ya da aile birimi kurmalarının toplumca benimsenmiş ve yaptırıma bağlanmış biçimini oluşturan bu toplumsal kurum günümüzdeki biçimini alıncaya kadar çeşitli dönemlerin üretim biçimiyle belirlenen yaşam tarzına bağlı olarak sürekli bir evrim geçirdi.Tarih. Tarihöncesinden kalan bulgular ve yapılan çeşitli araştırmalar her dönemin kendine özgü yaşam biçiminde, kendine özgü kadın erkek ilişkileri ve yasaları olduğunu gösterdi. Başlıca üretim biçiminin avcılık ve toplayıcılık olduğu ilkel topluluklarda evlilik grup evlilikleri biçimindedir. Bu evlilikler bir topluluk ya da klanda belirli sayıda erkeğin kendi sayıları kadar kadınla evlenerek bir evlilik grubu oluşturmalarıyla gerçekleşirdi. Topluluk , üyeleri kendi gruplarının dışındaki kadın ve erkeklerle ilişkide bulunamazlardı. Bu evlilikte doğan çocuk tüm topluluğun çocuğu olarak benimsenirdi. Babaların belirlenmesinin güçlüğü yanında ananın bilinmesi soyağacının ana tarafından gösterilmesine, bu da kadının aile ve toplumda kesin egemenliği biçiminde yansırdı. Anaerkil topluluklar denen bu toplumlarda çocuğun en yakın akrabası dayıları olurdu.Tarih içinde evliliklerin gelişmesi, tüm topluluğu kapsayan evliliklerin sürekli küçülmesiyle olmuştur. Önce aralarında kan bağı olan yakın akrabaların, daha sonra az ya da çok uzak akrabaların ve en sonunda da yalnızca kayınlıkla akraba olanların kendi aralarında evlenmelerinin yasaklanması, grup halinde evliliklerin bütün türlerini olanaksız kıldı. Grup evlenmelerinin evlenme yasakları nedeniyle ortadan kalkmasıyla, sendiazmik (Syndiosmique) evlenmeler görülmeye başlandı, ilkel toplumları barbar toplumlardan ayıran sınırda, daha çok birincinin üst evresinde, bazı durumlardaysa ikincinin alt evresinde görülen bu evlenme biçiminde erkekler tek kadınla yaşarlar. Ancak erkek için koşullar elverdiği sürece çokeşli bir evlilik sürdürme olanağı da bulunur. Çokeşli evlenmelerin yalnızca erkeğe bir hak olarak tanındığı bu evrede kadının başka bir erkekle ilişkide bulunması şiddetle cezalandırılmasına karşın evlilik bağını erkek kadar kadın da kolayca bozabilir ve çocuklar daha önceden olduğu gibi annenindir. Daha çok bir geçişdönemi evliliği olan bu evlenme biçimi, üretim teknolojisinin gelişmesi, üretim sürecinde erkeklerin git gide daha önemli yerler edinmesiyle ortadan kalktı ve yerini ataerkil düzene ve bu düzenin evlilik biçimi olan tekeşli evliliğe bıraktı. Ataerkil düzeninin en önemli özelliği erkeklerin üretim ilişkilerine bütünüyle egemen olmaları ve yarattıkları artı ürünle kişisel varlık edinmeleridir. Ancak erkeklerin zenginlikleri, soyun anaca belirlenmesi yüzünden, erkeğin çocuklarına değil, ana yakınlarına kalıyordu. Kalıtın çocuklara geçebilmesi için babalarının kesin olarak bilinmesi gerekliliği tekeşli evlilikleri zorunlu kıldı. Babaları kesinlikle bilinen çocuklar yetiştirme amacıyla erkek egemenliği üzerine kurulan bu aile biçiminde evlilik bağını da genellikle erkekler bozuyordu.Tekeşli aile yapısına dayanan evlilikler günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Ancak Sanayi’Devrimi’nden bu yana kadınların da üretim sürecinde yer almaları ve toplumun evriminde bakışımlı olarak kazandıkları haklar artık kesinlikle erkeklerin egemenliğine dayalı evliliklere olanak vermemektedir.Yahudilerde evlilik. Önceleri kadın satın alınır ve evlenecek erkek, kadının ailesine para ya da mal olarak bir başlık öderdi. Sonraları kadının ailesi erkeğe drahoma (gelinin güveye verdiği para ya da mal) vermeye başladı. Bu gelenek günümüzde de sürmektedir. Bazı zamanlar gizli de yapılan evlenme törenleri ilk zamanlar çok görkemli olurdu. Haham, sinagogda damada bir bardak şarap sunar, damat gelinin parmağına altın bir yüzük takardı. Evlilik sözleşmesinin okunmasından sonra tören son bulurdu.Hıristiyanlarda evlilik. Nikâh, evlenecek kızın oturduğu yerdeki papaz ya da vekilince kilisede kıyılır. Törende iki tanığın bulunması gereklidir. Kadın ve erkek evliliği kabul ettiklerini söyler. Bundan sonra dinsel törene geçilir. Önceleri kilisede yapılmayan evlilikler geçerli sayılmaz, butürevlenmelerden doğan çocuklar nesepsiz sayılırdı. Karı-kocadan birisi ölmeden ya da rahip ya da rahibeliğe geçmeden evlilik hiçbir biçimde bozulamazdı. Evlenme gibi boşanmada da kilise hukuku uygulanırdı. Nikâh yapılmadan önce, evlenecek kişiler belli yollarla ilan edilir ve bölgenin din yetkilisi kendileriyle ilgili bir araştırma yaparak evleneceklerin evliliğe ehil olup olmadıklarını saptardı. Daha sonra gelin güveyden Hıristiyanlık esaslarına uyar cakları yolunda söz alınırdı. Günümüzde Hıristiyan toplumlarda evlenme gene genellikle kiliselerde yapılmaktadır. Katoliklerde boşanma yasağı sürmekle birlikte birçok Hıristiyan ülkede eski katı kurallar artık uygulanmamaktadır. Kimi yerlerde kilise nikahıyla birlikte laik nikâh da kıyılmaktadır.Müslümanlıkta evlilik, islam dininde evlilik, hukuksal yönden bir evlilik sözleşmesi demek olan nikâh’m yapılmasıyla gerçekleşir. Nikâh için üç koşul aranır: icap (öneri), kabul ve sözleşme sırasında iki tanığın varlığı. Evlenecek kadın ve erkeğin evlenmelerine dinsel yönden bir engelin olmaması gerektir. Evlenmeyi kadının da erkeğin de karşılıklı olarak icap ve kabul etmeleri islam’da evliliğin bir başka ana koşuludur. Hz. Muhammet bir hadisinde “Nikâh yapmak, benim sünne-timdir. Sünnetimi yapmayan kimse, benim ümmetim değildir.” diyerek evlenmeyi özendirmiştir. Müslümanlıkta, aralarında belli derecede akrabalık ya da hısımlık bulunan kadın ve erkeklerin evlenmeleri haram kılınarak yasaklanmıştır. Şu kişilerle hiçbir zaman, kesinlikle evlenilemez: Kan ve soy akrabalar: Anne, annenin ve babanın anneleri, bir kişinin kızı, torunları; kız kardeş, erkek ve kız kardeşin kızı, hala, teyze. Bir kadın da babası, dedeleri, oğlu, kardeşi, amcası, dayısı ve kardeşlerinin oğullarıyla hiçbir zaman evlenemez. Süt akrabaları: Süt analar, süt anaların anaları ve bu koldan gelen bütün analarla sütbabalar ve onların babaları ve bu koldan gelen bütün babalar, süt kardeşler, süt halalar, süt teyzeler, süt amcalar, süt dayılar ve bu kolların erkek ve kız bütün çocukları ve torunları.Kaynana, kayınbaba, üvey ana, üvey baba, üvey kız, üvey oğul, gelin ve damat.Geçici olarak evlenilmesi yasaklananlar: Bir erkeğin baldızıyla, eşinin halası ve teyzesiyle, eşinin erkek ve kız kardeşinin kızı ile de evlenmesi yasaktır. Ancak, kadın ölecek ya da boşanacak olursa, erkek bunlarla evlenebilir. Bunun dışında, müşrik (Tanrı’ya ortak koşan, birden fazla Tanrı inancında olan) ve mürted (Müslümanken dininden ayrılan) kadınlarla evlenmek de haram kılınmıştır. Müşrik ve mürted olan kadın Müslüman olursa bunlarla evlenilebilir. islam hukukunda nikâhta vekâlete de izin vardır. Kadın ya da erkek, nikâhta bir başkasını kendisine vekil atayabilir. Evlenme için herhangi bir yaş sınırı yoktur. Nikâhta erkek kadına bir mehir (altın, gümüş ya da herhangi bir mal, çıkar) vermek zorundadır. Bunu, evlenecek kızın babasına ya da akrabalarına erkek tarafının verdiği başlık parasıyla karıştırmamak gerekir. Karı-koca arasında ilke olarak mal ayrılığı kabul edilmişse de daha çok mal birliği uygulanmış ve koca karının bütün tasarruflarını kendi eli altında toplamıştır, islam şeriatında erkekler dört kadına kadar nikâh kıyabilir, islam hukuku erkeği kadına göre daha üstün tutmuştur. Kadınlar, erkeğe göre mirastan yarı pay alırlar; iki kadın tanık bir erkeğin yerini- tutar, boşanma hakkına yalnızca erkekler sahiptir, örtünemeden (tesettür) gezemezler. Nikâh, yalnızca erkeğin isteğiyle bozulup boşanma sağlandığından, tek yanlı bir akit niteliğindedir.Evlilik islam hukukunda şu durumlarda son bulur; Boşanma (talak), ölüm, fesih ve Han. Boşanmada erkeğin isteğiyle evlilik birliğine son verilir. Kadının, boşandıktan sonra yeniden evlenebilmesi için iddet denilen üç aylık süreyi doldurması gerekir. Üç türlü boşanma vardır: Talakı rici (cayılabiiir boşanma); erkek, iddet süresi içinde dilerse boşanmadan cayabilir, bu süre içinde böyle bir dilekte bulunmazsa boşanma kesinleşir. Talakı bayın (ayırıcı boşanma): bu tür boşanmada evlilik erkeğin boşanma sözünü ettiği anda sona erer. Talakı selase (üçlü boşanma); önceki türlerdeki boşanmalardan hangisiyle olursa olsun, erkeğin kadını üç defa boşamasıyla bu durum ortaya çıkar. Aynı sonucu, erkeğin boşanma isteğini üç kere art arda söylemesi de doğurur. Bu yolia boşanan eşlerin yeniden evlenebilmeleri için hülle denilen bir yola başvurulur. Hülle için önce kadın iddet süresini doldurur, sonra başka bir erkekle görünüşte nikahlanıp hemen boşanır ve eski kocasıyla yeniden evlenebilir. Evliliğin bir kadının kararıyla sona erdirilmesine fesih denir. Fesih, mehrin verilmemesi, bir arada yaşamayı olanaksız kılacak ölçüde şiddetli geçimsizlik, cüzzam, delilik vb. iyileşmez hastalıklar nedeniyle olur.Zina nedeniyle boşanmayaysa Han adı verilir. Ancak, zinanın dört erkeğin yeminli tanıklığıyla kanıtlanması gerekir. Bu yola, uygulamada daha çok doğan çocukların neseplerini reddetmek amacıyla başvurulmuştu. Kur’an-ı Kerim’de evlilik. Kur’an-ı Kerim’in çeşitli surelerinde evlilikle ilgili birçok ayet vardır. Bunların başlıcaları şunlardır:”…..içinizden bekârları (kadın ve erkek) evlendirin.” “… Nikâh ettiğiniz kadınların mehirlerini seve seve verin. Şayet ondan bir kısmını gönül hoşluğuyla kendileri size bağışlarsa, onu afiyetle yiyin.” “Kadınlarınız sizin için ekilecek bir tarladır, onları dilediğiniz gibi ekin.” “Ey inananlar, karılarınızın mallarına zorla konmayınız, onlara verdiğinizin birazını geri almak için kendilerini sıkıştırmanız sizin için helal olmaz, meğer ki onlar.göz göre göre zinada buiunmuş olsunlar. Onlarla iyi geçinin, onlardan tiksinseniz bile. Olabilir ki sizin tiksindiğinizden Allah sizin için bir iyilik sağlar.’ “Eğer öksüz kızları alafak onların haklarını gözetmekten korkuyorsanız gönlünüzün dilediği kadınlardan iki, üç, dört tane alın. Eğer gene de haksızlık etmekten korkuyorsanız bir kadınla ya da elinizin altındaki köle kadınlarla evlenin. Böylesi sizi eğrilikten alıkoymaya daha elverişlidir.” “içinizden Allah’a inanan özgür kadınları almaya gücü yetmeyenler elleri ‘ altında bulunan inanan kadın kölelerden alsınlar. Allah sizin inancınızı çok iyi bilir. Sizler hep birbirinizden üremesiniz. Böyle olunca o kadınları sahiplerinin izniyle alın. Mehirlerini de töre uyarınca verin, ancak onlar zina etmeyen, namuslu kadınlar olsunlar. Onlar kocaya vardıktan sonra zina edecek olurlarsa onlara özgür kadınlara verilen cezanın yarısı verilecektir. Bu içinizde zina günahını işlemekten korkanlar içindir, yoksa katlanmanız yeğdir”Erkekler kadınları gözeticidirler, çünkü Allah kadınlardan üstün kıldı, onlar kadınları mallarıyla geçindirirler Öyleyse iyi kadınlar boyun eğenler ve iffetlerini koruyanlardır. Başıboş kalmalarından korkarsanız kadınlarınıza öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın, onları dövün. Boyun eğerlerse daha ileri gitmeyin.” “içinizden evli olmayanları, kölelerinizden evli olmayanlarla evlendirin. Yoksullarsa Allah onları kendi vergisiyle varlığa kavuşturur.” “Evlenmeye güçleri yetmeyenlere gelince: Bunlar da Allah kendilerini varlığa kavuşturuncaya kadar arılıklarını korusunlar, iffetli kalmak isteyen kumalarınızı (kocanızın öteki karılarını) zina etmeye zorlamayın.” Günümüzde evlilik. Günümüzde yasalarla düzenlenen evlilik, tarihsel gelişim süreci içinde genellikle toplumsal, ahlaki ve dinsel kurallar çercevesinde gerçekleştirilirdi. Bireylerin evlilik kurumu içindeki karşılıklı durumlarını, hak ve ödevlerini yine bu türden kurallar belirlerdi. Örneğin evliliğin toplumca kutsal bir birliktelik olarak kabul edilmesi hemen her toplumda evlenmelerin dinsel nitelikte birtakım törenlerle yapılması sonucunu doğurmuştur. Günümüzde evliliğin yasalara uygun olarak devlet denetiminde yapılması, evliliği eskiden olduğu gtoi bireylera-rası özel bir sözleşme niteliğinden çıkarmış, toplumsal ve dinsel kurallar önemlerini ve etkinliklerini korusalar bile yasalar önünde ikinci planda kalmışlardır. Bugün dinsel törenler eşlerin isteğine bağlı olarak yasal evliliklerden önce ya da sonra’ yapılmakta, ancak tek başlarına bir evlilik kurumu oluşturamamaktadır.Evlenme hukuki anlamda genellikle şöyle tanımlanır: Tam ve sürekli bir yaşam ortaklığı kurmak üzere bir kadınla bir erkeğin hukukça geçerli bir biçimde birleşmesi. Bu tanım daha çok ideal ve ahlaki özellikler taşımakla birlikte evlenmenin gerçekleştirilmesinden doğan birtakım hukuki sonuçlar da vardır. Bir erkekle bir kadının yasalara uygun yöntemlere göre evlenmesi ve evlenme töreninin yapılmasıyla evlilik birliği doğar. Evlenmenin ilk sonucu budur. Medeni Kanun’un evlilik birliği dediği şey daha çok eylemli olarak kurulmuş olan bir birliktir. Bu birliğin bir konutu vardır ve bu kocanın konutudur. Evlenmenin ikinci sonucu eşlere birtakım haklar ve ödevler tanıması ve yüklemesidir. Evlilik birliğinde kocanın hakları, konutu seçme hakkı, evlilik birliğinin başkanı olması, aileyi temsil etmesidir. Bu haklara karşılık, karının ve çocukların uygun biçimde geçindirilmesi, yani barınma, giyim kuşam, yiyecek giderlerinin sağlanması ödevi kocaya düşer. Kadının hak ve ödevleriyse genellikle evin iç işlerini yönetmekle ve çocukların bakımıyla sınırlandırılmıştır. Bu tek tek hak ve ödevlerin dışında karı ve kocanın evlilik birliğine karşı ortak sorumlulukları da vardır. Medeni Kanun’a göre, eşler birbirlerine karşı evlilik birliğinin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak, çocukların bakım ve eğitimine birlikte özengöstermekyükümlülüğü altına girmişlerdir. Eşler arasındaki bir başka önemli ortak görev eşlerin birbirlerine cinsel yakınlığıdır. Bu konuda herhangi bir kural konulmamış olmasına karşın, bu ödevin yerine getirilmemesi evlilik birliğinin sona ermesine yasal bir neden oluşturabilmektedir.Evlenmenin getirdiği önemli sonuçlardan biri de eşlerin karşılıklı olarak birbirlerinin kalıtçısı olmalarıdır. Bu konuda iki eş arasında bir ayırım yoktur, payları birbirine eşittir. Türkiye’de evlenme. Türkiye’de Medeni Kanun’un 4 Ekim 1926′da kabul edilmesiyle o güne kadar dini temellere dayalı evlilik yanında hukuki evlilik gündeme geldi. Kanunun yetkili kıldığı evlendirme memurunun (kentlerde belediye başkanı ya da onun, evlendirme yetkisi verdiği memur köylerde ihtiyar heyetleri) önünde taraflar birbirleriyle evleneceklerini beyan ettiklerinde evlilik gerçekleşir. Medeni Kanun’a göre erkek 17, kadın 15 yaşını tamamlamadıkça evlenemez. Bazı özel durumlarda yargıç kararıyla bu yaşlar gözetilmez. Uzun yıllar kanuni evlilikle yan yana uygulama ortamı bulan dini evlilik 1970″li yıllardan sonra alınan bazı önlemlerle ancak kanuni evlilikten sonra yapılan bir sembolik uygulamaya dönüştü. Evlenmeyi toplumun manevi sağlığıyla yakından ilgili olduğunu gören Türkiye, evlilik kurumunu anayasal güvenceye almıştır. Gerçekten 1982 Anayasası’ nda da evlilik kurumuna verdiği önemi” 41. maddesiyle dile getirmiştir: Bü maddeye göre:”Aile, Türk toplumunun temelidir.Devlet, ailenin huzur ve’refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.” Evlilik, birbirleriyle evlenmek isteyen kadınla erkeğin bu konudaki istenç ve kararlarını evlendirme memuruna, iki tanık yanında karşılıklı ve açıkça söylemeleri ve evlendirme memurunun sözleşmeyi yaptığını bildirmesiyle oluşan bir hukuksal kurumdur. Erkek 17, kadın 15 yaşını doldurmadıkça evlenemez. Ancak, yargıç olağanüstü durumlarda ve’çok önemli nedenlere dayalı olarak 15 yaşını bitirmiş olan bir erkefğin ya da 14 yaşını bitirmiş olan . bir kadının evlenmesine izin verebilir. Karar verilmezden önce ana,baba ve vasinin dinlenmesi gerekir.Hısımlık,var olan evlilik, yasada belirtileri bekleme süreleri ve bulaşıcı hastalık, evlenme engelleridir.Eşler resmi nikâh yerine dinsel nikâh yapmışlarsa evlenme yok sayılır. Resmi nikâh yapılması koşuluyla ayrıca bir de dinsel nikâh yapılmasına engel bir durum söz konusu değildir. Evlenme töreninden sonra evlendirme memuru eşlere evlen’diklerihi gösteren evlenme cüzdanını verir. Bir yabancıyla evlenen “Türk kadını yine Türk kalır. Bir Türkle evlenen yabana kadın Türk olur. EvlenmeyleTürkyurttaşlığını kazanan yabancı kadın evlenmenin sona ermesi durumunda, bu andan, başlayarak üç yıl içinde diterse eski uyruğuna geçebilir. Evliı’ik eşlerden birinin ölümü ve boşanmayla sona erer.

Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.

Sağlık Ana Sayfa Biyografiler Akademisyenler, Antropologlar (İnsanbilimciler), Arkeologlar Askerler > Besteciler Bilim Adamları Biyologlar Coğrafyacılar Dansçılar Denizciler Devlet Adamları - Politikacılar Dilbilimciler Din Adamları Diplomatlar Doğa Bilimciler Düşünürler Edebiyatçılar Eğitimciler Ekonomistler Felsefeciler Fizikçiler Fotoğrafçılar Gazeteciler Gezginler Gökbilimciler Gravürcüler Heykeltraşlar Hukukçular İktisatçılar İmparatorlar-Hükümdarlar İş Adamları İstatistikçiler Karikatürcüler Kaşifler Kimyagerler Koreograflar Mankenler Matematikçiler Mimarlar Minyatürcüler Mucitler Mühendisler Müzisyenler Oryantalistler Osmanlı Padişahları Pilotlar Psikologlar Ressamlar Şairler Sanatçılar Sanatkarlar Sendikacılar Seramik Sanatçıları Sinemacılar ve Tiyatrocular Sosyologlar (Toplumbilimciler) Sporcular Araba Yarışçıları Futbolcular Tarihçiler Tıpçılar Veterinerler Yazarlar Yöneticiler Yönetmenler

Toplum ve Yaşam Toplum Millet Aile Antropoloji Hayvanlar Sosyoloji Cinsellik Ev Evlilik Felsefe Aşk Biyografiler

Bilim ve Teknoloji Bilim Bilgisayar Bilim Kurgu Matematik Aritmetik Arkeoloji Biyoloji Bilim Adamları Bilişim Ekonomi Fizik Yıldızlar Astronomi Uzay Arkeoloji Jeoloji Nükleer Enerji Kimya Zooloji Mantık Pedagoji Enerji Elektronik Elektrik Telekomunikasyon Teleskop Ses Tıp Tarım

Kültür Kültür Dil Tarih Edebiyat Eğitim Felsefe Adet Müze Müzik Mitoloji Basın Spor Sinema Tiyatro Coğrafya İklim İlçeler İller Biyocoğrafya

Din ilahiyat Allah Musevilik Hristiyanlık Kuran-ı Kerim Mitoloji

Aşk Mesajları Özlü Sözler Atatürkün Hayatı Yemek Tarifleri Kadınlar Sağlık Sağlık Bilgileri Teknoloji kadın Eğitim Sağlık Bilgileri Pasta Tarifleri Kpss Soruları Bayram Mesajları

site ekle