Posts Tagged ‘Sözcük Anlamı’

Eş Anlamlı Sözcükler

Monday, January 5th, 2009

Eş Anlamlı Sözcükler (Eş Anlamlı Kelimeler)

Aynı varlık ya da kavramı karşılayan farklı sözcüklere “eş anlamlı sözcükler” denir. Eş anlamlı sözcüklerin yazılışla­rı farklı, anlamları ise aynıdır. Eşanlamlı sözcükler aynı kavra­mı karşılar, birbirinin yerine kullanılabilir; aralarında hiçbir anlam farkı yoktur. Genellikle bir dile başka dil­lerden gelen sözcükler ile o dilin kendi söz varlığında­ki sözcükler arasında eş anlamlılık görülür.

Örneğin, “ev-konut, imtihan-sınav, mektep-okul, hürriyet-özgürlük, bellek-hafıza, cevap-yanıt, kıla-vuz-rehber, amaç-gaye-hedef-maksat, kaybetmek-yitirmek” sözcükleri aynı anlamda kullanıldığında eş­ anlamlıdır.
Ancak bir sözcüğün başka bir sözcükle eşanlamlı olup olmadığını cümledeki kullanımına göre belirlemek da­ha doğru olur. Örneğin “kara” sözcüğünün eş anlam­lısı “siyahtır.
Ancak “Onun gibi kara gün dostu adam az bulu­nur.” cümlesinde “kara” sözcüğünün eş anlamlısı “si­yah” değil, “kötü”dür.
“Bu soruların tıpkısını geçen yılki sınavda da sor­muşlar.”
“Bu kalem, benim masamdakinin aynısıydı.”
Bu cümlelerde geçen “tıpkısı” ve “aynısı” sözcükleri aynı anlamdadır.
“Odasındaki el dokuması, değerli halıları toplamış.” “Kıymetli eşyalarını ayrı bir kutuya yerleştirmiş.”
Bu cümlelerde geçen “değerli” ve “kıymetli” sözcük­leri Eş Anlamlı kelimelerdir.
“O eskiden güçlü bir çocuktu.”
“Pehlivanlardan kısa boylu olanı daha kuvvetliydi.”
Bu cümlelerde geçen “güçlü” ve “kuvvetli” sözcükle­ri anlamdaş sözcüklerdir.
Eşanlamlılık farklı sözcüklerin aynı anlama gelmesiyle olabileceği gibi, aynı sözcüğün farklı cümlelerde aynı anlama gelmesiyle de olabilir. Örneğin “batmak” söz­cüğünü farklı cümlelerde kullanalım:
I. Ülkenin en ünlü turizm şirketi batmış. II. Çamurda oynayan çocuğun üstü başı batmış.
III. Onun bu sözleri bana battı.
IV. Kayıklardan biri gölün bu bölümünde batmış.
V. Okyanusta çarpışan gemiler batmış.
“Batmak” sözcüğü I. cümlede “iflas etmek”, II. cüm­lede “kirlenmek”, III. cümlede, “dokunmak, rahatsız
etmek” anlamında kullanılmıştır. IV. ve V. cümlede ise “bir sıvının üstündeyken içine gömülmek” anlamın­da kullanılmıştır. O halde bu cümlelerde “batmak” sözcüğünün sadece IV. ve V. cümledeki kullanımları anlamdaş sözcüklerdir.

Yan Anlam

Tuesday, November 4th, 2008

YAN ANLAM
Bir sözcüğün dilde zamanla kazandığı ikinci anlama “yan anlam” denir. Yan anlam, gerçek anlam değildir; ama bir gerçek anlam gibi dilde yerleşmiştir. Dilimizde ismi olmayan varlıklara benzerlik yoluyla verilen isim­ler birer yan anlamdır.
“Sıranın gözü, ayakkabının burnu, uçağın kanadı, tencerenin ağzı” örneklerindeki altı çizili sözcükler, yan anlama birer örnektir. Çünkü, bu sözcüklerin karşıladı­ğı varlıklar, başka varlıklara benzetilerek adlandırılmış­tır. Bu tür sözcüklere “yakıştırmaca” da denmektedir.
Yan anlamı sadece yakıştırmaca olarak bildiğimiz söz­cüklerle sınırlandırmak doğru değildir. Örneğin, “kırıl­mak” sözcüğünün gerçek anlamı, “bir veya birkaç parçaya ayrılmak”tır. Biz bu sözcüğü “Suya dik ge­len ışık kırılır.” biçiminde kullanırsak bu, “kırılmak” sözcüğünün yan anlamı olur. Çünkü burada “kırıl­mak”, “yön değiştirmek” anlamında bir fizik terimi ol­muştur artık. “Benimle ilgili sözlerini duyunca ona kırıldım.” cümlesinde olduğu gibi “gücenmek, incin­mek” anlamında kullanırsak bu da sözcüğün mecaz anlamı olur.
Görüldüğü gibi mecaz anlamda, gerçek anlamdan büsbütün uzaklaşma söz konusudur. Bu cümlelerden de anlaşılacağı gibi sözcüğün gerçek, yan ve mecaz anlamları vardır.

Gerçek Anlam (Temel Anlam)

Tuesday, November 4th, 2008

Gerçek Anlam (Temel Anlam)

Sözcüğün dilde ortaya çıkışıyla birlikte kazandığı te­mel anlama “gerçek anlam” denir. Herkesçe bilinen en yaygın anlamdır gerçek anlam. Bir sözcüğü tek ba­şına söylediğimizde o sözcüğün zihnimizde canlandır­dığı anlam temel anlamıdır.
“İnce” sözcüğünü ele alalım.
“Kardeşim hep ince uçlu kurşun kalem kullanır.”
cümlesinde bu sözcük gerçek anlamıyla kullanılmıştır. Çünkü “ince” dediğinde zihnimizde kalın karşıtı olan, nesnelerin eni ile ilgili kavram belirir.
“Çocuk, ağır kutulardan birini güçlükle taşıyordu.” “Dün kaybettiği saatini kütüphanede bulmuş.”
“Karşı tepelerdeki güzelim ormanlar yanmış.” “Çocuklardan biri ipin ucundan sıkıca tuttu.”
“Odanın tam olarak aydınlanması için bir lambaya daha ihtiyacımız var.”
Bu cümlelerde altı çizili sözcükler temel anlamlarıyla kullanılmıştır.

Anlam Genişlemesi

Tuesday, November 4th, 2008

Anlam Genişlemesi
Bir varlığın bir türünü anlatan, kullanılış alanları sınırlı olan sözcüklerin zamanla o varlığın bütününü, bütün türlerini anlatır duruma gelmesine, daha geniş alanlar­da kullanılmaya başlanmasına “anlam genişlemesi” denir.
Örneğin, Türkçede “ödül” sözcüğü eskiden sadece “güreşlerde kazananlara verilen bir mükâfat” anla­mında kullanılırken, günümüzde “her türden yarışma sonunda verilen mükâfat” için kullanılmaktadır.
Öte yandan kimi sözcükler zamanla yeni anlamlar ka­zanabilir. Buna da “anlam genişlemesi” denir. Bu tür sözcükler çok anlamlıdır.
Örneğin, “yüz” sözcüğünün ilk anlamı “suraf’tır. An­cak bu sözcük, zamanla suyun yüzü (yüzey), evin ön yüzü (taraf, cephe), yorgan yüzü (bir şeyin görünen bölümünü kaplamakta kullanılan kumaş) anlamlarını da kazanarak anlam genişlemesine uğramıştır.
Yine “tatlı olmayan” anlamında kullanılan “acı” söz­cüğü acı yeşil (koyu), çok acı çekti (ıstırap) anlamların­da kullanılmaya başlanmış, dolayısıyla sözcük birden çok anlamı ifade etmeye başlamıştır.
Buradan da anlaşılacağı üzere sözcüklerin bazıları tek anlamlı, bazıları da çok anlamlıdır.

Anlam Daralması

Tuesday, November 4th, 2008

Anlam Daralması
Dilde bazı sözcükler önceden pek çok kavramı veya nesneyi karşılarken zamanla bu kavram ya da nesne­lerden sadece birini karşılayacak şekilde kullanılmaya başlanır. Sözcüğün, zaman içinde geçmiştekinden da­ha dar bir anlamı, önceden ifade ettiği anlamın sade­ce bir bölümünü ifade eder hale gelmesine “anlam daralması” denir. Bu, genel bir anlamdan özel bir an­lama geçiş olarak da nitelendirilebilir.
“Yemiş” sözcüğü eskiden “tüm meyveler” için kulla­nılırken, günümüzde bu meyve türlerinden sadece bi­ri için, “incir” için kullanılmaya başlanmıştır.
“Davar” sözcüğü eskiden “sahip olunan mal, mülk, varlık” anlamında kullanılırken, günümüzde sadece sahip olunan küçükbaş hayvan anlamında kullanıl­maktadır.
“Savcı” sözcüğü eskiden “sözcü, elçi, peygamber”
anlamlarında kullanılırken, günümüzde sanıkları ko­vuşturan hukuk adamı anlamında kullanılmaktadır.
“İl” sözcüğü eskiden “ülke” anlamında kullanılırken, günümüzde ülkenin bir bölümü olan “vilayet” anla­mında kullanılmaktadır. Görüldüğü gibi bu sözcüklerin anlamında bir daralma olmuştur.

SÖZCÜKLERDE ANLAM ÖZELLİKLERİ

Tuesday, November 4th, 2008

SÖZCÜKLERDE ANLAM ÖZELLİKLERİ
Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir araçtır. Çağlar boyunca, kendi kuralları içerisinde ya­şayan ve gelişen canlı bir varlıktır. Hiç kuşku yok ki dil­de sözcüklerin önemi çok büyüktür.
Anlamı olan ya da cümle kuruluşunda görev üstlenen tek veya çok heceli ses öbeklerine “sözcük” denir. “Kuş, bahçe, koşmak, umut, gibi, o, sen, kadar…”
birer sözcüktür. Sözcükler, bir dilin kelime dağarcığını meydana getirir