ENERJİ

Bir cisim ya da cisimler topluluğunun iş yapabilme yeteneği. Bu yetenek ( enerji ), cisim ya da cisimler topluluğunda, değişik biçimlerde depolanabilir: Mekanik enerji, elastik enerji, kimyasal enerji, elektrik enerjisi, elektromagnetik enerji, atom enerjisi: ısı enerjisi, ses enerjisi. Ancak bu enerji türleri, iki temel enerjiye dayanır:1) Durum enerjisi (potansiyel enerji). Cismin içinde bulunduğu durumla belirlenen ve enerjinin, sonradan kullanılabilecek biçimde depolanmış hali. Bir kuvvetin etkisi altında bulunan cisimlerde ortaya çıkan durum enerjisi ikiye ayrılır:a) Çekim etkisiyle ortaya çıkan (gravitasyonal) durum enerjisi (EPQ). Bu tür durum enerjisinin nedeni, aralarında belirli bir uzaklık bulunan cisimlerin, birbirlerine etkiledikleri kütlesel çekim kuvvetidir. M kütleli bir cismin çekim alanında ve r uzaklığında bulunan m kütleli cisme etkiyen çekim kuvveti F= G. M. m/r2′dir; m kütleli r1 (r1r) uzaklığına götürebilmek için W= G.M.m (1 /r-1 /r1) büyüklüğünde bir iş kazanmak gerekir. Bu iş, m kütleli cismin gravitasyonal durum enerjisinde aynı büyüklükte bir artışa neden olur: Epg= G.M.m (1 /r-1 /r1) (G= evrensel çekim sabiti). Yeryüzünden h yüksekliğinde bulunan m kütleli bir cismin durum enerjisindeki artış (ya da yer yüzeyine göVe durum enerjisi) aynı biçimde hesaplanır. Yerkürenin yarıçapı Ry=r, kütlesi M ve r1=h olmak üzere bu enerji: Epg= G. M.m. h/ Ry(Ry+h) dir. Eğer h, Ry’ye göre yeteri kadar küçükse bu enerji Epc=G.M.m.h/ Ry2 eşitliğiyle hesaplanabilir. g=G.M/ Ry2 yer çekimi ivmesi olmak üzere bu eşitlik EpG=mgh biçimine indirgenebilir. Bir barajdaki suyun, yüksek bir yerde duran bir taş parçasının potansiyel enerjileri bu eşitlik yardımıyla hesaplanır.b) Elektriksel durum enerjisi (EPE). Bir elektrik alanında bulunan elektrik yüklerinde ortaya çıkan durum enerjisi. Bir Q elektrik yükünden r uzaklığında bulunan başka bir q yükünün potansiyel enerjisi Epe= Q.q/r eşitliğiyle verilir.2) Hareket enerjisi (kinetik enerji). Bir cismin kütle merkezinin hareket halinde bulunduğu sırada sahip olduğu ve hızıyla kütlesince belirlenen enerji. Cisim, hareket biçimine göre, iki türlü hareket enerjisine sahip olabilir:a) Yer değiştirme (translasyon) hareket enerjisi (EKt). v hızıyla hareket eden m kütleli bir cismin yer değiştirme kinetik enerjisi EKT=112 mv2′dir.b) Dönme (rotasyon) hareket enerjisi (EKr). Bir eksen çevresinde dönen cisimlerin hareket enerjisi. W açısal hızıyla dönen bir cismin dönme hareket enerjisi Ekr= 1 /21.W2 eşitliğiyle verilir. I, cismin, dönme eksenine göre “eylemsizlik momenti”dir. Aynı anda her iki hareketi birden yapan bir cismin toplam hareket enerjisiyse bu iki hareket enerjisinin toplamından oluşur. Ek= Ekt+Ekr Yuvarlanan bir bilye ya da tekerleğin toplam hareket enerjisi de böyle hesaplanır. Cismin ya da sistemin belirli bir anda sahip olduğu toplam enerji, durum ve hareket enerjilerinin toplamından oluşur: ET=Ep+Eı. Durum ve hareket enerjileri, mekanik olaylarla daha kolay açıklanabilir. Örneğin, yerden h (metre) yükseklikte hareketsiz duran m (kg) kütleli bir cismin, yere göre durum enerjisi, Ep=m x g x h (kg.m2 /S2)’dir (g yerçekimi ivmesi). Cismin bu durumdaki hareket enerji siysesim hareketsiz (v= O) oldugundan, EK=1 /2 mv2=0′dır. Böylece cismin toplam enerjisi, o naktada sahip olduğu durum enerjisinden oluşur: Et=Ep+0=Ep. Bu cisim, bulunduğu yükseklikten serbest düşmeye bırakılırsa, yerçekimi kuvvetinin etkisiyle hızı ve bunun sonucu olarak da hareket enerjisi giderek artar; buna karşılık yüksekliği ve bunun sonucu olarak durum enerjisiyse giderek azalır. Cismin hızı, yerden fy gibi bir yükseklikte V, gibi bir değere ulaşmışsa, bu noktadaki toplam enerjisi, Et= Ep+Ek= mxgxh, + 1/2 mv,2′dir. Cisim yere ulaştığı anda yüksekliği h=0 olduğundan durum enerjisi de EP=0 olur; buna karşılık hızı en büyük değere ulaştığından, hareket enerjisi de en büyük değere ulaşır: ET=0+Ek=1 /2 mv2. Böylece cismin toplam enerjisi (ET) hareket boyunca değişmemiş, ancak başlangıçta sahip olduğu durum enerjisi, tamamen hareket enerjisine dönüşmüştür. Böyle bir dönüşümün gerçekleşmesi için cismin, hareketi sırasında hiçbir enerji kaybına uğramaması gerekir. Bu durum ancak, enerji bakımından yalıtılmış cisim ya da cisimler topluluğunda gerçekleşir. “Enerjinin korunumu ilkesi” adı verilen bu kurala göre enerji hiçbir zaman yok olmaz ve kendiliğinden oluşmaz; ancak bir enerjiden başka bir enerji biçimine dönüşebilir. Verilen örnekte cisim yere çarptığında enerji kaybına uğramasaydı cisim, ters yönde hareket ederekyeniden başlangıçtaki yüksekliğe çıkar ve olay sürer giderdi. Ancak cismin hareketi ve yere çarpması sırasında enerji kaybına uğraması nedeniyle bu durum gerçekleşmez ve birkaç sıçrayıştan sonra cismin hareketi durur. Cismin yerde hareketsiz konumu enerjinin kaybolduğu kanısını vermekle birlikte gerçekte cismin başlangıçta sahip olduğutoplam enerjisi kaybolmayıp başka enerjilere dönüşmüştür. Bu enerjinin bir bölümü ısı enerjisine dönüşerek cisim ve yeri kuşatan ortama dağılmış; bir bölümü de cisim ve yerin biçim değiştirmesiyle (deformasyon), bir iç enerji olarak depolanmıştır. Aynı biçimde öteki enerji türleri de birbirine dönüşebilir. Atom enerjisinden elektrik enerjisi, elektrik enerjisinden ısı enerjisi ya da hareket enerjisinden elektrik enerjisi elde edilmesi, bu dönüşümün günlük yaşamda en çok karşılaşılan örnekleridir. Bir cismi yerden belirli bir yüksekliğe çıkarabilmek için bu yükseklik boyunca belirli bir iş yapılması gerekir (W=F x h). F, cisme hakettiği yükseklik yönünde uygulanan kuvvettir. Harcanan bu iş, cismin bu işe eşdeğer bir durum enerjisi kazanmasına neden olur (Ep=m x g x h). Bu potansiyel enerji, istenirse sonradan yeniden işe dönüştürülebilir. Bu örnek, iş ile enerjinin eşdeğer kavramlar olduğunu gösterir( W~E) Işık hızına yakın (relativistik) hızlarla hareket eden cisimlerin kütlelerinde ortaya çıkan artış nedeniyle, hareket enerjileri de başka türlü hesaplanır Relativistik hızla hareket eden bir cismin bu hızda sahip olduğu (relativistik) kütle m=mo/yT-v2/c2′dir. Burada m0 cismin hareketsiz haldeki kütlesi, c ise ışık hızıdır. Bu nedenle cismin bu hızla sahip olduğu hareket enerjisi (relativistik enerji) E=m0c2 (1/\/Tv2/c2-1) eşitliğiyle verilir. Bir elektromanyetik dalganın enerjisi, elektrik ve manyetik enerji bileşenlerinin toplamına eşittir. Ancak bir elektromanyetik dalganın enerjisi, dalgaya dik bir birim yüzeyden, birim zamanda geçen enerjinin büyüklüğüyle ölçülür. Bu büyüklüğe “elektromanyetik enerji yoğunluğu” denir. Eo dalganın elektrik bileşeninin genliği; Bo manyetik bileşeninin genliği olmak üzere enerji yoğunluğul= C/8 n (E2o+B2o) eşitliğiyle verilir. Bir elektromanyetik dalganın elektrik ve manyetik bileşenleri birer düzlem dalgadır. Bu nedenle E0=B0′dir ve dalganın enerjisinin yarısı elektriksel, öteki yarısıysa magnetik enerjiden oluşur. Bu nedenle 1= C/4?r Eo2= C/477 B02 yazılabilir. (C=ışık hızı).Bir ucu sabit bir yay öteki ucundan çekilir ya da sıkıştırılırsa, bir potansiyel enerji kazanır. Bu enerjiye “elastik durum enerjisi” denir EPEs-=112 k (x-x0)2: Bu eşitlikte Xo, yayın denge konumunu, uzama ya da sıkışma miktarını belirtir, k ise “yay sabiti” adı verilen ve yayın yapısına bağlı olan bir katsayıdır. Enerji, CGS ölçü sisteminde gr. cm2/S ya da “erg”; MKS ölçü sistemindeyse kg. m2/S yada “jul” birimleriyle ölçülür. Teknikte kullanılan enerji birimiyse “kg x rrfdir (kilogram x metre). Isı enerjisiyse daha çok, bu birimlere eşdeğer olan “kalori” birimiyle ölçülür. Enerjinin ışık eşdeğeriyse 1 jul=0.239 kaloridir.Yerden h yükseklikte hareketsiz duran m kütleli C cisminin potansiyel enerjiden oluşan tüm enerjisi (1), cismin yere düşmesiyle kinetik enerjiye dönüşmüştür (3). C cismi, A ve B noktaları arasında her iki tür enerjiye birden sahiptir.Enerji kaynakları, insanoğlu, tarihin başlangıcından bu yana önce kendi kas güçleri, sonraları evcilleştirdikleri hayvanların gücünü kullanarak uygarlığın oluşmasında çaba gösterdi. Kendinden ve hayvan gücünden sonra en büyük enerji kaynağı olarak güneşi gördü. Tüm canlıların yaşam kaynağı olduğuna inandıkları güneşe ilkel kabilelerin hemen tümü tapardı. Sonraları su gücünden ulaşımda yararlanıldı, giderek rüzgâr da bazı alanlarda enerji kaynağı olarak kullanıldı. Bunların dışında özellikle ısı enerjisi kaynağı olarak ateşin bulunmasıyla odun insan için vazgeçilmez oldu. Bu durum 18. yy’a kadar sürdü. Bu yüzyılda Sanayi Devrimi’nin gerçekleşmesi buhar gücünün makineye uygulanmasıyla gelişen uygarlık, insanlığı uzun süreli olacak başka enerji kaynaklarını bulmaya yöneltti. Buhar gücünden yararlanma, rüzgâr ve su gücünün önemini azalttı, insanlar her türden makineyi çalıştırmak için buhardan yararlanınca odunun yerine fosil kaynaklı kömür denendi. Önce ingiltere’de başlayan maden kömüründen yararlanma, sonraları Fransa ve Almanya’da önem kazandı. Büyük maden ocakları açıldı. 1800′lerde 20 milyonluk dünya üretiminin 18 milyon tonu ingiltere’de çıkarılırken 1860′ta üretim 125 milyon tona, 1890′da 512 milyon tona, 1913′te 1 milyar 388 milyon tona ulaştı. Günümüzde 1,5 milyar tona ulaşarak dünya enerji gereksiniminin birinci kaynağı oldu. 20. yy’ın başında önce suyun hidroelektrik santralları aracılığıyla enerji üretiminde kullanılması, petrolün enerji kaynağı olarak ortaya çıkmasıyla kömür üretiminde yavaşlama görüldü. Buna karşın petrolde artış gözlendi. 1880 de petrol üretimi 800.000 tonken 1900′de 20 milyon tona ulaştı. Günümüzde 2.85 milyon ton. 1 920′lerde taş kömürünün dünya enerji üretimindeki payı % 83, petrolün % 12, gazın % 3, hidroelektrik santrallarının % 2 idi. Günümüzde bu oran kömürde % 45, petrolde % 32, gazda % 14, hidroelektrikte % 9′a ulaştı, ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra insan atom enerjisini denetlemeyi bunu ısı ve elektrik enerjisine dönüştürmeyi öğrenince, bu arada denizlerdeki gel-git olayından, güneşten ve rüzgşrdan daha akılcı yararlanmayı kavrayınca enerji kaynaklarında çeşitlilik oluştu. Bu bağlamda enerji kaynakları şunlardır;Fosil yakıtlar. Milyonlarca yıl önce yaşayan bitki ve hayvan kalıntılarının toprak altında değişik derinliklerde oluşturduğu bu enerji kaynakları çeşitli kalitede petrol, kömür ve doğal gazdır. Yenilenemeyen fosil yakıtlardan kömürün bilinen rezervi bugünkü üretim düzeyinde 80 ile 1300 yıl yetebilir: işletilebilir bilinen rezerv miktarı 650 milyarton olan kömürün,teknikaçıdan işletilebilir ancak daha maliyetli rezerv miktarıysa 10 trilyon ton kadar olduğu sanılmaktadır. Petrolünse 35 ile 100 yıl içinde tükenebileceği hesaplanmaktadır. Ticari açıdan işletilebilen petrol rezervi 100 milyar ton, teknik açıdan işletilebilir ancak maliyetli rezervse 300 milyar tondur. Doğal gaz rezervi de günümüzde belirsizdir ancak saptanabilen miktarı 75.000 km3′tür. Bugünkü düzeyde tüketildiğinde (yılda 1.500 km3), bu rezerv 50-150 yıl yeterli olacaktır, istenilen miktarda çıkarılması ve taşıma kolaylığı nedeniyle fosil kaynakları kullanımda uygundur. Fosilleşmeyen biyolojik enerjiler. Odun bu tür yakıtın en eski ve en çok bilinenidir. Başlangıçta bilinen tek enerji kaynağı olan odunun günümüzde enerji gereksinimi ve karşılanması içindeki payı % 10′dur. Özellikle Afrika ve Güney Amerika’da bol kullanım alanına sahip bu kaynak yeniden ve bol yetiştirme olanaklılığından tükenmesi söz konusu değildir. Bitki artıkları ikinci fosilleşmeyen biyolojik yakıtlardır ancak yakıt olarak kullanılması için özel işlemlerden geçmeleri gerekir. Mayalanma yoluyla elde edilen metan gazı özellikle Çin’de geniş uygulama alanına sahiptir. Bunların dışında hızlı üreyen bitkilerden yakıt kaynağı olarak yararlanma bilinçli olarak sürdürülmektedir. Brezilyada şekerkamışından üretilen alkol az miktarda petrolle karıştırılarak otomobillerde yakıt olarak kullanılmaktadır.Jeotermal enerji. Yerin merkezinde magma olarakadlandırılan sıcak kayalar bazı yerlerde ergiyerek yerin yüzeyine doğru itilir. Sıcak su ya da gayzer (kaynaç) olarak ortaya çıkan bu kaynak dünyanın birçok yöresinde (izlanda, İtalya, Macaristan, Meksika, Japonya, Yeni Zelanda, SSCB, ABD), gerek ısınmak, gerek elektrik enerjisi eldesinde kullanılıyor. Bunun yanında okyanuslardaki Gulf Stream’dan yararlanılması da planlanıyor. Bu amaçla Haiti’de 500 MW’lık deneme bir santral işletilmektedir.Rüzgâr ve su gücü. Güneş enerjisinin dolaylı bir biçimi olan rüzgâr uzun zamandan beri yelken ve yeldeğirmenleri aracılığıyla kullanılıyordu. Günümüzde birçok ülkede olabilecek en büyük verimlilikte rüzgâr türbinleri uygulanmaktadır. Ayrıca 100 m yükseklikte 100 m çapında yeldeğirmenleriyle de 3 MVV’lık enerji üretimi sağlanmaktadır. Sudan öncelikle ırmakların yüksekliklerinden ya da belli bir engelin arkasında toplayıp yüksekten düşürerek elektrik enerjisi elde etme (hidroelektrik santrallar aracılığıyla) 20. yy başından beri uygulanmaktadır. Dünya enerji üretiminde bu kaynağın % 9′luk bir yeri vardır. Son dönemlerde dalga hareketlerinden ingiltere, Japonya ve Norveç’te yararlanılarak enerjiye dönüştürme çalışmaları yapılmaktadır. Gel-git harekeketiyle Fransa’da ticari olarak çalışan bir sistem de geliştirildi. Nükleer enerji, ikinci Dünya Savaşı ndan bu yana kullanılmaya başlanan bu enerji kaynağı uranyumun nükleer bir reaktörde parçalanmasıyla oluşur. Parçalanma anında kütlenin bir bölümü enerjiye dönüşür. Silah olarak düşünülen nükleer parçalanmadan barışçıl amaçlarla yararlanma isteği bu enerjinin doğmasına yol açtı. Ancak bu enerjinin ısı biçiminde açığa çıkması sırasında bol miktarda radyoaktif yayılmaya yol açması ve radyoaktif kül gibi yan ürünlerinin çevreye verdiği zararları korkutucu olmaktadır. Her ne kadar ABD, Kanada, Almanya gibi gelişmiş ülkelerde bu artıklar yeraltında ya da okyanus dibinde 40 yıl süreyle tanklara gömüldüyse de bu güçten daha az zararlı ve temiz yollardan yararlanana henüz sağlanmış değildir. Ayrıca 1970′ lerden sonra değişik topluluklarda nükleer enerjiye karşı başlatılan karşı çıkış doğayı koruma örgütlerince de desteklenince nükleer santral yapımı uzun süre geciktirildi ya da bazı tesislerin kapanmasına yol açtı. Nükleer enerji santrallarının fazla güvenlik önlemleri gerektirmesi, zararları ve pahalıya mal oluşu nedeniyle tercihi zordur. Bunun yanında nükleer işlemler için ticari açıdan işletilebilir gerekli uranyum rezervi 1-2 milyon tondur, yenileri planlanıp yapılmadığı var sayılırsa bu kaynak varolan santrallara 20-30 yıl yetebilir, hızlı üretici reaktörlerin kullanılmasıyla ancak 300 yıl yeter. Ancak bu alanda yeni yataklar bulma çalışmaları, alternatif madde araştırmaları yapılmaktadır. Kimyasal enerji. Bazı kimyasal reaksiyonlardan yararlanarak pil, akü, batarya aracılığıyla enerji sağlanmasını içerir. El fenerleri, araba ve iletişim alanında yararlanılan bu kaynakdar bir alanı içine alır.Güneş enerjisi. Güneş tarihin başlangıcından beri insanlığın değişik’biçimlerde kendilerinden bağımsız yararlandıkları bir enerji kaynağıdır. Hatta denebili’r ki günümüzde tükettiğimiz tüm enerjilerin kaynağını milyonlarca yıldır güneş oluşturmuştur. Güneş enerjisi nükleer bir tepkimeden oluşur. Ancak 150 milyon km uzakta olan bu tepkime bize temiz enerji olarak gelir ve ancak milyarda birinden yararlanırız. Son dönemlerde kollektör adı verilen levhalar aracılığıyla toplanıp yoğunlaştırılarak elektrik, ısı ya da kimyasal enerji olarak yararlanılmaktadır. Çok güneş alan israil, ABD, Fransa ve italya gibi ülkelerde güneş ısısı santralları kullanılmaktadır. Güneş ısısı güneş pilleri aracılığıyla da doğrudan elektriğe dönüştürülmektedir. ABD’nin yaptığı çalışmalarla 2000′lerde toplam dünya enerjisi tüketiminin % 5′i güneş enerjisinden sağlanacaktır. Bu kaynakların dışında deney aşamasında da olsa bir yakıtı fazla kayba uğratmadan elektriğe dönüştürecek çalışmalar yapılmaktadır, Sıcak bir gazın yanma odasında büyük bir hızla iki manyetik kutup arasına üflenmesine dayanan magnetohidrodinamik teknikle elde edilen elektrik enerjisi gerilim ve yüksek akım yoğunluğunda bir doğru akımdır. Ayrıca turbo jeneratörler için gerekli buhar üretiminde de kullanılan bu çifte sistemli tekniğin verimliliği % 55′tir. Ancak 2.000°C’ye dayanıklı malzeme ve güçlü manyetik alan gereksinimi işi zorlaştırmaktadır. Bu alanda SSCB’de deneme için bir jeneratör yapılmıştır. Elektrogazdinamik tekniği adı verilen bir başka teknikteyse yüksek hızda yüksek ısılı bir gaz püskürtülmesi temeli esastır ancak manyetik alan yoktur. Gazdaki parçacıklar duvara sürtünerek elektrik yüklenir ve bunu elektrota ileterek elektrik gerilim doğurmaktadır.Termiyonik elektrik üretimi bir başka deneme halindeki tekniktir. Bu deneyler içinde en umut verici olanı yakıt pilleridir. Bu pillerde elektrik akımı yakıttın yavaş yavaş oksitlenmesiyle sağlanır. Her türlü yakıt kullanılırsa da bileşim açısından en basit olanları (hidrojen) en az sorun yaratanlar olduğundan ötekilere yeğlenir. ABD’de Apollo projesiyle uygulaması geniş ölçüde gerçekleşen bu tekniğin uygulama alanının genişletilmesine ve daha az maliyetle eldesine çalışılmaktadır. Verimliliği % 65 dolayında olan yakıt pillerinde yakıt sürekli sağlanabilirse geleceğin enerji kaynağı olması kaçınılmazdır.Enerji tüketimi. Toplumsal zenginliklerin ve gelişmişliğin dünya üzerindeki dağılımına bağlı olan enerji tüketimi en çok Kuzey Amerika ve Avrupa’da gerçekleşmektedir. Bu ülkelerde kişi başına düşen enerji üretimi yoksul ülkelere göre 200 kez daha fazladır. Örneğin Kanada’da kişi başına yılda 5, 3 varil petrol eşdeğerinde enerji düşerken bu oran Afrika’da, 0.25 varil, ABD’ de 5.1 varil, SSCB’de 2.5 varil, Güney ve Güneybatı Asya’da 0.13 varil, Çinde 0.3 varil, Japonya’da 1,9 varildir. Dünya enerji üretimi sanayileşme düzeyine ve başka öğelere bağlı olarak ülkeden ülkeye değişse de genelde % 38′i sanayide %27’si ulaşımda, %08′i tarımda, % 27’si yerleşimde tüketilir.Türkiye’de enerji. Türkiye’de odun yüzlerce yıl en önemli yakıt olarak kullanıldı ve günümüzde de özellikle evlerde önemini korumaktadır. Odunun yanında gübre olarak kullanılması gereken tezek eskiden beri yoğun olarak enerji kaynağı olarak tüketilmektedir. 15 milyon ton linyite eşdeğer yaklaşık 30 milyon ton tezek tüketiminin yapıldığı varsayılmaktadır. 19. yy’ın sonlarında saptanan Zonguldak yöresindeki kömür günümüzde de etkin biçimde üretilmektedir. Üretilen kömürün yaklaşık 2/3′ü yurt içinde yakıt olarak kullanılır. MTA’nın yaptığı araştırmaya göre 1.380 milyon tonu Zonguldak Havzası’nda olmak üzere toplam ülke rezervimiz 2 milyar tondur. Linyit rezerviyse2.4 milyartonu işletilebilir olmak üzere 6.2 milyar tondur. 1983′te kömür üretimi toplam 24 milyon tona ulaştı. 1973 petrol bunalımından sonra kömüre dayalı enerji santralları yapımı hızlandırıldı. 1970′te 5 olan santral sayısı 1982′de26′ya, kurulu güç 904.7 MVV’den 2.716.7 M W ye çıkarıldı. Bu alanda en büyük yatırım Afşin Elbistan linyit rezerv bölgesinde kurulan Afşin Elbistan Santralı oldu. Petrol rezervi açısından oldukça yoksul olan ülkemizin bilinen petrol rezervi 30 milyon ton kadardır. Üretimse 2-3 milyon ton arasında değişmektedir. Ancak Raman Bölgesi’nde katılaşmış halde önemli petrol bulguları saptanması üzerine (tahmini 280 milyon ton) bazı kimyasal yöntemlerle bunların sıvı hale dönüştürülmesi çalışmaları yapılmaktadır. Bu arada 24 Ocak 1980 kararlarından sonra petrol arama alanında yabancı sermayeyi özendirici önlemlerin alınmasıyla yabancı şirketlerin Türkiye’de petrol arama çalışmaları yeniden hızlandı. 1982′de 10′u yerli 23′ü yabancı 33 şirket arama çalışmalarına girişti. 1983′te üretilebilir petrol rezervimiz 15.149 milyon tondu. Çoğu dışalımla sağlanan yıllık petrol tüketimimizin (14-15 milyon ton) % 41 ‘i ulaşım, % 23′ü sanayi, % 10′u elektrik üretimi, % 6’sı tarımda harcanmaktadır. Toplam 103 milyar kWh elektrik enerjisi üretebilecek kapasitedeki su enerjisi potansiyelinin ancak % 16.4′ü değerlendirilebilmektedir. Türkiye’de ayrıca 3 milyar ton bilinen rezervi, bir o kadar da tahmini rezervi olan bütümlü şist de bir başka kaynak olarak kullanıma hazırdır. 1962′de MTA’nın başlattığı çalışmalarla ülkemizin jeotermal (sıcak su) kaynakları saptanarak 1982 sonuna kadar 26 derin sondaj gerçekleştirilir. 1974′te Denizli Sarayköy’de 500 kVVh’lik deneme santralıyla 1983′te 15 MVV’lik güce ulaştırılarak bu enerji kaynağından da yararlanma yolları açıldı. Böylece birçok yöredeki jeotermal kaynaklar enerji üretiminde değerlenebilecek. Trakya’da Hamitabat yöresinde bulunan doğal gazdan da 1 985′te birinci ünitesi devreye alınan çevrim santralıyla enerji üretiminde yararlanılmaktadır. Bu doğal gaz rezervinin belli bir bölümü de Trakya ve izmit bölgesindeki fabrikalara yakıt olarak aktarılmak üzere boru hattıyla taşınacaktır. Ülkemizde güneş enerjisinden yararlanmak için de çalışmalar asgari düzeyde olsa da başlamış bulunmaktadır. Bu arada kimyasal enerji üretimi de (pil, akü, batarya) yapılmaktadır.Ancak tüm bunlara karşın ülkemizde geleceğin enerji gereksinimini karşılayacak düzeyde kaynak bulmak olanaksızdır. Sözü edilen kömür ve hidroelektrik enerji kaynakları dışındakiler çok az düzeydedir. Planlanmış olmasına karşın pahalı bir yatırım olan ve çevre kirliliği konusunda kuşkular bulunan nükleer santrallar henüz gerçekleşememiştir. 1983′e göre enerji gereksinimimiz enerji üretimimizin iki katıdır. Aradaki fark petrol, kömür, odun ve elektrik dışalımıyla kapatılmaya çalışılmaktadır. Ülkemizde ticari amaçla kullanılan enerjinin % 64′ü petrolden, % 27’si kömürden, % 8′i sudan, % 1 ‘de öteki kaynaklardan ve dışalımdan sağlanmaktadır. Genel enerji tüketiminin % 75′ini oluşturan bu kaynakların dışında geri kalan % 25′i odun ve tezekle karşılanmaktadır.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı,Yurdumuzun maden, su , petrol ve doğal kaynaklarının kamu yararına gereksinmelerine göre geliştirilmesi, kullanılması ve işletilmesi amacıyla 4951 sayılı yasaya dayanarak 25 Aralık 1963′te 4/400 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kuruldu. 22 Şubat 1964′te çalışmaya başladı. Devlet Su işleri, Etibank, Türkiye Kömür işletmeleri, Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü, Türkiye Elektrik Kurumu, Petrol Ofisi ve Türkiye Petrolleri AO gibi kuruluşları yapısında toplayan bakanlığın çalışmaları 1982 ve 1983′te yeniden düzenlendi.Başlıca görevleri. Ülkenin enerji ve doğal kaynaklarını saptayarak bunların işletilmesi, geliştirilmesi, değerlendirilmesi, denetimi ve korunması amacıyla siyasetleri belirlemeye yardımcı olmak, bunlara yönelik tasarı ve tasarımları hazırlamak ya da hazırlatmak, bu kaynakların değerlendirilmesine yönelik çalışmaları yürütmek; üretim, iletim, dağıtım, işletme hizmetlerinin siyasetlerini belirlemek, çalışmaların eşgüdümünü yapmak ve denetlemek; ürünlerin üretim, iletim, dağıtım ve tüketim, fiyatlandırma siyasetini ve gerektiğinde fiyatları belirlemek, ilgili kuruluşların işletme ve yatırım programlarını onaylamak ve değerlendirmek; bu kuruluşları denetlemek, bu görevleri yerine getirmek amacıyla uzun süreli çalışma programları için hazırlık çalışmaları yapmaktır. Bakanlık, merkez örgütüyle (1 Müsteşar, 3 müsteşar yardımcısı, Teftiş Kurulu, Yüksek Fen Kurulu, Araştırma Planlama Koordinasyon Kurulu, Hukuk Müşavirliği, Bakanlık Müşavirliği, Savunma Sekreterliği,Genel Sekreterlik, Özel Kalem, Kontrotörlük, Destek Hizmetleri, Personel Dairesi) bağlı ve ilgili kuruluşlardan oluşur. Bakanlığın ana hizmet birimleriyse; Maden Dairesi Başkanlığı, Enerji Dairesi Başkanlığı, Bağlı ve ilgili Kuruluşlar Dairesi Başkanlığından oluşur.

Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.

Sağlık Ana Sayfa Biyografiler Akademisyenler, Antropologlar (İnsanbilimciler), Arkeologlar Askerler > Besteciler Bilim Adamları Biyologlar Coğrafyacılar Dansçılar Denizciler Devlet Adamları - Politikacılar Dilbilimciler Din Adamları Diplomatlar Doğa Bilimciler Düşünürler Edebiyatçılar Eğitimciler Ekonomistler Felsefeciler Fizikçiler Fotoğrafçılar Gazeteciler Gezginler Gökbilimciler Gravürcüler Heykeltraşlar Hukukçular İktisatçılar İmparatorlar-Hükümdarlar İş Adamları İstatistikçiler Karikatürcüler Kaşifler Kimyagerler Koreograflar Mankenler Matematikçiler Mimarlar Minyatürcüler Mucitler Mühendisler Müzisyenler Oryantalistler Osmanlı Padişahları Pilotlar Psikologlar Ressamlar Şairler Sanatçılar Sanatkarlar Sendikacılar Seramik Sanatçıları Sinemacılar ve Tiyatrocular Sosyologlar (Toplumbilimciler) Sporcular Araba Yarışçıları Futbolcular Tarihçiler Tıpçılar Veterinerler Yazarlar Yöneticiler Yönetmenler

Toplum ve Yaşam Toplum Millet Aile Antropoloji Hayvanlar Sosyoloji Cinsellik Ev Evlilik Felsefe Aşk Biyografiler

Bilim ve Teknoloji Bilim Bilgisayar Bilim Kurgu Matematik Aritmetik Arkeoloji Biyoloji Bilim Adamları Bilişim Ekonomi Fizik Yıldızlar Astronomi Uzay Arkeoloji Jeoloji Nükleer Enerji Kimya Zooloji Mantık Pedagoji Enerji Elektronik Elektrik Telekomunikasyon Teleskop Ses Tıp Tarım

Kültür Kültür Dil Tarih Edebiyat Eğitim Felsefe Adet Müze Müzik Mitoloji Basın Spor Sinema Tiyatro Coğrafya İklim İlçeler İller Biyocoğrafya

Din ilahiyat Allah Musevilik Hristiyanlık Kuran-ı Kerim Mitoloji

Aşk Mesajları Özlü Sözler Atatürkün Hayatı Yemek Tarifleri Kadınlar Sağlık Sağlık Bilgileri Teknoloji kadın Eğitim Sağlık Bilgileri Pasta Tarifleri Kpss Soruları Bayram Mesajları

site ekle