RRR
ELEKTRİK, mekanik, ısıl, kimyasal olaylarla etkisini gösteren enerji türü. En genel tanımıyla atomların yapısını oluşturan ve atom çekirdeğinden ayrılarak serbest kalabilen elektron, iyon, proton gibi küçük parçacıkların hareketidir.Elektrik yükü ya da elektrik miktarı maddenin temel özelliklerindendir. Pozitif (+) ve negatif (-) olmak üzere iki cins elektrik yükü vardır. Bunların adlandırılmalarında hiç bir matematiksel anlam bulunmayıp serbestçe seçilmişlerdir. Atom çekirdeğini oluşturan temel parçalardan biri olan proton, pozitif; öteki atom alt parçacığı olan elektronsa negatif yüklüdür. Bir elektronun yükü 1,602 x 10-19Coulomb olup 6.3 x 1018 elektronluk yük-1 Culomb (C) değerindedir. Nötral bir atomda eşit sayıda proton ve elektron bulunacağından, atom yüksüzdür, ancak çeşitli işlemler sonucunda, madde, pozitif ya da negatif yük kazanabilir. Bunlardan en basiti atomların ya da moleküllerin iyonlaşmasıdır. Bu olay atomların elektron yitirmeleri ya da kazanmalarıyla gerçekleşir. Bir atomun elektron kazanması sonucu negatif iyon, elektron yitirmesiyle pozitif iyon oluşur. Elektronlar ait oldukları maddenin atom yapısına göre çeşitli biçimlerde hareket ederler. Yalıtkanlar (Dielektrik maddeler). Bir yalıtkan, serbestçe dolaşabilen elektronlara sahip değildir. Dışsal bir elektrik alanı, yalıtkan maddenin içindeki elektronları bir yöne sürükleyemez, ancak pozitif yüklü çekirdeğe göre küçük bir yer değiştirme sonucu elektronlar, maddenin polarmasına neden olur. İletkenler. Bir iletkende, tüm atomlar bir ya da daha çok elektron vererek metalin içinde serbestçe dolaşan bir elektron denizi oluştururlar. Herhangi bir dış gücün, örneğin, bir elektrik alanının etkimesi karşısında bu elektronlar metalin bir ucundan öteki ucuna sürüklenirler. Elektronların bu hareketi elektrik akımını oluşturur. Yarı iletkenler. 1950′den bu yana transistor, diyot ve benzeri elemanların yapımında kullanılan yarı iletkenler yalıtkanlarla iletkenlerin arasında özelliklere sahiptir. Yarı iletkenlerin iletkenlikleri sıcaklıkla (thermistör) ya da voltajla (varistör) değişir. En çok kullanılan yarı iletkenler germanyum, silikon, selenium, telliryumdan yapılırlar. Birçok yarı iletken aynı anda pozitif ve negatif yük taşıyıcıları içerir. Pozitif yük taşıyıcıların çoğunlukta olduğu yarı iletkenler P tipi, öncelikle negatif taşıyıcıların bulunduğu yarı iletkenlerse N tipi adını alır.Elektrostatik. Durgun haldeki yüklerin arasındaki kuvvet etkileşmelerini inceler. Q, ve Q2 simgeleriyle gösterilen, boyutlarına oranla birbirlerini ayıran aranın çok büyük olduğu yükler,noktasal yük olarak tanımlanırlar. Noktasal yükler arasındaki güç etkisi Coulomb yasası ile belirtilir. F=kQ,Q2 / R2 formülüyle özetlenen bu yasada, F her bir yüke etkiyen gücü, R yükleri ayıran arayı, k ise kullanılan birimlere ve ortama bağlı olan bir katsayıyı gösterir. Elektrik alanı kavramı. Bir Q yükünün, uzayın herhangi bir noktasında bulunan +1 birimlik yüke uyguladığı güç elektrik alanı olarak tanımlanır. E=k Q / R2 formülünde E simgesiyle gösterilen elektrik alanına yerleştirilen bir Q2 yüküne etkiyen güçse F=E Q2 formülüyle belirtilir.Elektrik alanı kavramının oluşturulmasının en önemli nedeni, bu kavramın enerjinin korunumuyla olan ilgisidir. Bir cismi kaldırmak için, cisme etkiyen gravitasyonel güce karşı bir iş yapmak gerekmektedir.Kaldırılan cisimse konumundan ötürü bir potansiyel enerji kazanmış olur. Aynı biçimde, sabit yüklerin elektrik alanı içinde bulunan bir yükü alan vektörünün zıt yönünde hareket ettirebilmek için yapılan iş sonucunda, taşınan yük konumundan ötürü birelektrik potansiyeli kazanır. Vab potansiyel farkı,A noktasından B noktasına hareket ettiğinde + 1 birimlik yük miktarı başına düşen iş miktarı olarak tanımlanır. Bu tanım Vab =W / Q formülüyle özetlenir.Bu formülde Vab/, volt cinsinden potansiyel farkı, W ise A ve B noktaları arasında taşınan Q yükü için gerekli iş miktarıdır. Potansiyel farkı elektronları harekete geçiren güç, elektrik akımını sağlayan etkidir, bu akım iki nokta aynı potansiyele gelinceye kadar sürer. Akım, elektrik yüklerinin hızı olarak da tanımlanabilir. Birimi Amperdir (A). I=Q / T ya da Q =/l dt formülü uygulanarak akımın değeri (I) bulunabilir. Q Coulomb cinsinden elektrik miktarını, t ise saniye cinsinden zaman birimini belirtmektedir.Üreteçler. Elektrik akımını oluşturmak için maddede doğal olarak bulunan artı ve eksi yükler birbirini çektiğinden iki kutbun ayrılması ancak sisteme dışarıdan bir güç etkidiğinde gerçekleşir. Bu işlem çeşitli yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Bundan en eskisi sürtünme etkisiyle yüklerin birbirinden ayrılmasıdır. Çok daha önemli bir yük ayırma işlemi akümülatördür. Derişik asit çözeltisine yerleştirilmiş biri bakır öteki çinko iki elektrot akümülatörü oluşturur. Pozitif yüklü metal iyonları elektrotlardan ayrılarak çözeltiye karışır. Böylece elektrotlar negatif elektrikle yüklenirler. Her iki metalin çözünme özellikleri birbirinden ayrı olduğundan elektrotlardan bir ötekine göre daha negatiftir. Bu iki elektrot çözelti dışından bir iletkenle birleştirildiğinde yük ayrımından ötürü bir elektrik akımı oluşacak, negatif yüklü elektronlar daha az negatif yüke sahip elektroda akacaktır. Akümüla-törlerde üretilen elektrik akımının yönü ve değeri zamana göre sabittir. Bu tip akıma doğru akım (DC) denir. Elektrik jenaratörlerindeyse yüklerin ayrımı mekanik enerji etkisiyle gerçekleşir. Herhangi bir dış mekanik enerji kaynağı, tel sarımları bir manyetik alan içinde döndürerek tellerde Faraday endüksiyonu nedeniyle bir elektrik gücünün doğmasına neden olur. Jeneratörlerle üretilen elektrik akımının yönü ve değeri (genliği) zamanın bir fonksiyonu olarak değişir. Bu tip akıma alternatif akım (AC) denir. Yük ayrımını sağlayarak elektrik üreten öteki sistemler şunlardır: fotoelektrik, termoelektrik, piezoelektrik. Basit devre elemanları/Direnç. Elektrikte direnç, hidrolik sistemlerdeki boru sürtünmelerine ya da mekanik sistemlerdeki sürtünmeye benzetilebilir.’ Bir elektrik yük direncini geçerken enerji yitirir. Bu nedenle akım yönü doğrultusunda bir potansiyel düşmesi görülür, iletkeni geçen elektrik akımının büyüklüğüyle iletkenin uçları arasındaki potansiyel ayrımı Ohm yasasıyla belirlenmiştir. Yasanın formülü V=IR olup I, iletkeni kateden akımın amper (A) biriminden büyüklüğünü; V, iletkenin iki ucu arasındaki potansiyel farkının volt (V) cinsinden değerini, R ise iletkenin direncini Ohm (Q) cinsinden gösterir. R, direncinin değeri iletkenin yapıldığı maddeye, uzunluğuna ve kesit alanına bağlıdır. Bu etkenler R= p L / A formülüyle belirlenir (L= iletkenin uzunluğu. A= kesit alanı, p= maddeye özgü katsayı). Direnç gösteren devre elemanları paralel ya da seri biçimde birleştirilir. Seri bağlamada, toplam direnç seri bağlanan dirençler toplamına eşittir: R = R, + R2 +…….+ Rn-Paralel bağlamadaysa toplam direnç1 /R=1 /R,+1 /R?+……+1 /Rn formülüyle bulunur.Çok kollu karmaşık devrelerde seri ve paralel direnç formüllerini kullanmak oldukça güçleşir. Bu gibi devrelerde akım şiddeti ve gerilim Ohm yasalarının yanı sıra, Alman fizikçisi Gustav Robert Kirchoff’un ortaya koyduğu Kirchoff yasaları yardımıyla bulunur. Bu yasaların ilki bir elektrik devresinin herhangi bir noktasına gelen akımların toplamıyla o noktadan giden akımların toplamının eşit olduğunu belirten ikinci yasaysa kapalı bir devre üzerindeki gerilim düşmelerinin toplamının, toplam gerilim yükselmesine eşit olduğunu belirtir.Kondansatör: Elektrik depolayan devre elemanı. Kondansatörleri kateden akımi=Cdv/dtformülüyle belirtilir. Doğru akım uygulandığında dv/dt=0 olacağından kondansatörden akım geçmez, elektrik yükü depolanır. Kondansatörün kapasitesi C, Q ile doğru, E ile ters orantılıdır: C=Q/eV. Q Coulomb, V volt olarak belirtildiğinde C’nin birimi (F) faraddır. Ancak farad birimi çok büyük bir birim olduğundan, pratikte (/m F) mikrofarad ve (PF) pikofarad birimleri kullanılır. Bir kondansatörün depoladığı enerji W= 1 / 2 CV2 formülüyle bulunur.Bobin: Manyetik alanda enerji toplayan devre elemanı. Bir bobinin uçları arasındaki gerilim farkıV=Ldi/dt formülüyle bulunur.Doğru akım devrelerinde akım sabit olduğundan “di” sıfıra eşittir. Böylece bobin bu tip devrelerde endüktans özelliği göstermez, basit bir iletkendir. Bobinin endüktansı alternatif akımda görülen bir özelliktir. L ile gösterilen enduktansın birimi Henry’dir. Büyük bir birim olduğundan pratikte (m H) milihenry ve (j H) mikrohenry birimleri kullanılır. Bir bobinde depolanan enerji W=1 / 2 Ll2 formülüyle hesaplanır. Alternatif akım. Günümüzde elektrik enerjisinin üretimi ve dağıtımında değişen akım ve voltajlar kullanılmaktadır. Bunun ötesinde, birçok cihazda haberleşme ve denetim sistemlerinde kullanılan elektronik sinyalleri sinüs dalgası biçimindedir. Bu tip akımların üreteçlerinin çalışmaları elektromanyetik endüksiyon ilkesine dayalıdır. Bunlara alternatör adı verilir. Endüstride yaygın olarak kullanılan turbo alternatörler 6.000-15.000 volt arası gerilimler üretebilir. Bunlar 1.500-3.500 devir/dakika hızıyla dönen türbinlerce döndürülen, 2-4 kutuplu birkaç metre çapında eksenli üreteçlerdir. Üretilen akımın herhangi bir andaki değeri l(t)= İm sin (wt+Q) formülüyle bulunabilir (İm: en yüksek akım, W: açısal hız).Sİnusfonksiyonun periyodik olmasından ötürü I akım değeri belirli zaman aralıklarıyla aynı değere sahip olacaktır. Bu zaman aralıklarına (T) peryot adı verilir ve 2777W=T formülüyle bulunur. Bir peryot boyunca oluşan dalgaya saykıl adı verilir. 1 saniyede oluşan saykıl sayısıy-sa frekansı (f) oluşturur, birimi hertzdir. (Hz). 1 T =fElektrik iletim ve Dağıtım Sistemleri. Elektriğin üretimi ve dağıtımı çeşitli sistemler aracılığıyla yapılır. 1950′lere gelince’ye kadar alternatif akımın yanı sıra doğru akımın da dağıtımı yapılıyordu. Daha sonra dünyada daha çok alternatif akım dağıtılmaktadır. Alternatif akımın dağıtım giderinin ucuz olması, bir voltajdan ötekine kolayca çevrilebilmesi bu seçimi etkileyen unsurlardandır. Ayrıca alternatif akım gerektiğinde doğru akıma çevrilebilir. Doğru akımın benimsendiği yerlerse yüksek bir hızın gerektiği, motorlar için hızlı bir çevrime gerek duyulan alanlar ve elektrokimyasal işlemlerdir.Doğru akım, küçük miktarlarda da olsa depolanabilir. Oysa, alternatif akım depolanamaz, üreteçlerin çalışması süresince elde edilir. Buna karşın doğru akımın iletilebilme uzaklığı sınırlıdır. Ayrıca doğru akım voltaj çevrimleri pahalı ve verimsizdir. Tüm bu nedenlerden ötürü dünyada çoğunlukla alternatif akım dağıtılmaktadır. Elektrik iletimi (transmisyon), elektriğin üretici istasyonlardan ara istasyonlara taşınmasıdır. Dağıtımsa elektrik gücünü ara istasyonlardan tüketiciye ulaştırma işlemidir. Elektrik iletiminin en önemli sorunlarından biri ısınma nedeniyle iletkenlerde oluşan.iletilen akımın karesiyle orantılı enerji yitimidir, iletilen güçse gerilim ve akımın çarpımıyla orantılıdır. Bu nedenle gerilim artırıldığında- akım düşecek, böylece iletilen elektrikteki güç yitimi en alt düzeye indirgenecektir.Ancak, beraberinde yalıtım güçlüğü sorununu getirdiğinden gerilim artışı belirli değerlerle sınırlanmıştır, iletim gerilimleri 33 KV, 66 KV, 110 KV, 132 KV, 220 KV, 275 KV ve 400 KV olabilir, iletilen akımın frekansı ise ingiltere ve Avrupa’da 50 Hertz, ABD’de 25 ve 60 Hz, Türkiye’de ise 50 Hz’dir. iletilen elektriğin gerilimi çok yüksek olduğundan, tüketim merkezlerinin yakınlarında, dağıtıcı trafolarda gerilim düşürülür. Elektrik dağıtım sistemleri, bölgesel ve ekonomik koşullara göre seçilir. Bu sistemler faz sayılarına göre çeşitli gruplara ayrılır. Tek fazlı dağıtım hattı 2 iletkenden oluşur. Çok fazlı sistemlerde her bir yalıtılmış iletken çiftine bir alternatif gerilim uygulanır. Gerilim alternasyonları değişik iletken çiftlerinde” değişik zamanlarda başlatılırsa, akımlar arasında bir faz farkı oluşur. Dünyada en yaygın olan çok fazlı sistem trifaze (üç fazlı) taşıma sistemidir. Dağıtım sistemlerinde kullanılan standart voltajlar şunlardır: Aydınlanma, ısıtma ve düşük güç üretimi için 110-220 Volt: endüstriyel ısıtma ve 25 hp’nin altındaki motorlar için 208-240 V; yüksek güç gerektiren birimler (500 KW ve yukarısı) için 2400-6600 V. Bunların yanı sıra 440-600 volt arası gerilimler dağıtım giderlerinin düşüklüğü nedeniyle tercin edilir.Tarih. İÖ 600 yıllarında Miletli filozof Thales, kumaşa sürtüldüğünde kehribarın hafif cisimleri, saman ve tahta parçalarını çekme gücünde olduğunu gördü. Statik elektrik böylece ilk kez gözlenmiş oldu. ingiliz fizikçisi VVİlliam Gilbert (1540-1608) aynı- deneyleri yineleyerek statik elektriği belirtmek için kehribarın Yunanca karşılığı olan elektron sözcüğünden “electricity” sözcüğünü türetti. 1570′e doğru Gilbert, amberden başka cisimlerinde elektriksel özelliklerinin olduğunu kanıtladı. Ayrıca, manyetizma ve elektrik kavramlarını birbirinden ayırarak “Bir mıknatıs yalnızca manyetik cisimleri çeker,elektrik ise herşeyi” cümlesi ile bu fikrini ifade etti. Çalışmaları sırasında ilk elektrik ölçüm aracı olan ilke! bir elektroskobu yapmayı başardı. Gilbert, 1600′de yayımladığı “De Magnete,Magneticisgue Corporibus” adlı eserinde dünyanın mıknatıs özelliklerini taşıdığını öne sürdü. 50 yıl sonra 1650′de Otto von Guericke (1602-1686) ilk elektrikli aracı .yapmayı başardı. Bu araç, elektriklendiği zaman kuştüyü, iplik parçaları gibi cisimleri çekebilen dönen bir sülfür küreden oluşmaktaydı. Daha önemlisi, von Guericke, küçük kıvılcımların elektriklenme sırasında ortaya çıktığını ve benzer yüklü parçacıkların birbirini ittiğini gözledi. 1729′da İngiliz fizikçisi Stephan Gray (1696-1736) iletkenlik ve yalıtkanlık kavramlarını geliştirdi. 4 yıl sonra Parisli Charles François de Gisternay du Fay (1698-1739) 2 cins elektrik bulunduğunu ortaya koydu, bunları cam (pozitif) ve reçine (negatif) elektrikleri diye adlandırdı. Ayrıca “Benzer yükler birbirini iter, değişik yükler çeker” tümcesiyle temel elektrik yasalarından birini oluşturdu. Çalışmalarını sürdüren Du Fay, sıvı ve katı tüm cisimlerin cam içine yerleştirildiklerinde elektriklendiklerini, kolayca elektriklenen cisimlerin kötü iletken olduklarını gözledi. 1 745′te de Alman matematikçisi Pieter von Masshchen broek (1692-1761) statik elektrik üretmeye ve depolamaya yarayan leyden şişesini buldu. 1 yıl sonra ABD’Iİ devlet adamı ve filozof Benjamin Franklin (1706-1790) artı ve eksi yüklerin tanımlanmasını önerdi. Ayrıca ünlü uçurtma deneyiyle oluşan elektriğin atmosferde de bulunduğunu kanıtladı. 1771′de italya’nın Pavia Üniversitesinde doğa tarihi öğretmeni olan Alessandro Volta (1745-1827) elektrometreyi buldu. 1785′te Fransız Charles Augustin de Coulomb (1736-1806) iletken bir cismin iç yüzeyinin elektrikle yüklenemiyeceğini kanıtladı. Daha sonraları, elektrik niceliği birimine onun anısına “coulomb” adı verildi. Elektrik konusunda ilk önemli buluş 1800′de Alessandro Volta’nın ilk gerçek üreteci yapmayı başarması oldu. ingiliz kimyacı Humphry Davy’nin (1778-1 829) elektrik arkım elde etmesi ve elektrikten telgraf aracılığıyla haberleşme alanında yararlanılabileceği görüşü Volta’nın çalışmalarının geliştirilmesinin sonucudur. 1820′de Fransız fizikçi Andre Marie Ampere (1775-1836) elektrik terminolojisi oluşturarak elektrik konusunda çeşitli kitapçıklar yayımladı. Kopenhag Üniversitesi’nden Christian Oersted (1775-1851) ve Ampere’in açıkladığı ilkeler ölçümlemelerin mıknatıslar yardımıyla yapılabileceğini ortaya çıkardı, ingiliz kimyacı ve fizikçisi Michael Faraday (1791-1867), Humphry Davy ile çalışmaları sırasında ilkel bir elektrik motoru yapmayı başardı. Bunun yanı sıra Faraday, elektrik sürtünmeyle oluştuğu zaman ortaya çıkan pozitif ve negatif yüklerin birbirine eşit olduğunu ileri sürdü. Kapasitans birimine “farad” adı onun anısına verilmiştir. 1832′de Thomas Johan Seeback (1770-1831) ve Salomo Christoph Scheveigger (1779-1 857) adlı Alman fizikçiler elektrik tarihine geçecek önemli buluşlar yaptılar. Seeback elektromotor güç kavramının varlığını ortaya koydu. Scheveigger ise gerçek anlamda ilk galvanometreyi yaparak bir devrede dolaşan akım niceliğinin ‘ölçülebilmesini sağladı. 1827′de Alman fizikçi Georg Simon Ohm (1787-1854) kendi adıyla anılan elektrik yasasını açıkladı: Ohm Kanunu “belirli bir devrede Amper cinsinden akım, voltaj cinsinden gerilimin ohm cinsinden dirence bölümüne eşittir. Albany Akademisi profesörü Joseph Henry (1797-1878). 1831′de özendüksiyon elektromotor gücünü buldu: ayrıca, zil, elektromanyetik telgraf, elektrik devreleri için role gibi buluşları da gerçekleştirdi: anısına endüksiyon birimine “henry” adı verildi. Aynı yıl, Faraday manyetizmayla elektrik üretmeye çalışırken-bir trafo yapmayı başardı, ayrıca dinamoyu da geliştirerek bir iletkenin bir manyetik alanda dik açılarla hareket ettirildiğinde bir gerilim oluşturacağını ortaya koydu. 1833′te Faraday bileşiklerin elektrik etkisiyle ayrışmasını gözleyerek bu. olaya elektroliz adını verdi, incelemeleri sonucu elektrik akımınca ayrıştırılan elektrolit miktarının, akıma ve akımın uygulandığı süreye orantılı olduğunu saptayarak adıyla anılan Faraday yasasın buldu. Shilling’in 1834′teki deneylerinden yararlanan, Alman fizikçi VVİlhelm Eduard Vveber (1804-1891) ile Alman fizik ve matematikçisi Kari Friedrich Gauss (1777-1855) birlikte bir elektromanyetik telgraf sistemi geliştirdiler. Çalışmalarında 9.000 feet uzunluğunda tek tel ve manyetik bir iğne kullanan bu iki bilim adamı, haberleşme için sadece 5 ayrı işaretin yeterli olduğunu kanıtladılar. Aynı zamanda matematik elektrik kuramının yaratıcısı olan Gauss’un anısına manyetik alan birimine “gauss” adı verildi.James Clark Maxwell bilinen tüm elektrik olaylarını birleştirerek Coulomb, Oersted, Ampere, Ohm ve Faraday’ın yasalarına dayanan tek bir kuram durumuna getirdi (1864). Maxwel, bu çalışmaları doğadaki tüm manyetik ve elektriksel olayları açıklayabilecek, güçlü bir matematik kuramıyla birleştirdi. Ayrıca, kuramı, elektromanyetik dalgaların uzayda yayılabileceğini belirtiyor; bu da ışığın bir cins elektromanyetik dalga olduğu sonucunu doğuruyordu.Işığın iletimi, kırınımı, girişimi gibi olayları açıklayan Maxwell kuramı 4 denklemle özetlenir: Birinci denklem, uzayın herhangi bir noktasında bulunan bir elektrik yüküne etki edebilecek güç olarak tanımlanan elektrik alanını çevredeki manyetik akımın zaman birimindeki değişimine bağlıyordu. Bu Faraday’ın gözlediği endüksiyon olayıydı, ikinci denklem, çevredeki manyetik alanla elektrik alanının zaman birimindeki değişimi arasında ilişki kuruyordu. Diğer iki denklem elektrik ve manyetik alanların uzaysal özelliklerini açıklıyordu. Bunlardan biri, yoğunlaşmış bir yükün elektrik alanı bu yükten ayrıldığı mesafenin karesiyle ters orantılı olarak tanımlanır.Einstein’in özdeşleştirmesi: 1905′te Albert Einstein, görecelilik kuramını geliştirdiği zaman, elektromanyetik kuramı da yeni bir boyut kazandı. Manyetizmanın ve manyetik alanın kavranabilmesi, görecelilik kuramının elektriğe uygulanmasının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkıyordu. Böylece ilke olarak tüm manyetik etkiler de görecelilik kuramının hareket eden yüklerin oluşturduğu elektrik akımına uygulandığında kolayca anlaşılabiliyordu.Endüstride elektrik. Elektriğin endüstride uygulanması, ilk kez 1837′de Thomas Davenport’un (1802-1851) geliştirdiği elektrik motorlarıyla başladı, ilk motoru, sabit, dikey bir kalıcı U mıknatısı ve U biçiminde bir elektromanyetik mıknatıs taşıyan yatay bir şafttan oluşuyordu. Daha sonra, kalıcı U mıknatıs yerine elektromıknatıs kullanarak dakikada 450 devirli bir motor yaptı. 1840′ta Sanwel F. B. Morse (1791-1872) telgrafı bularak elektriğin haberleşme alanında kullanılmasını sağladı. Kısa sürede tüm dünyaya yayılan bu buluş, 1850′de ingiltere’nin Dover ve Fransa’nın Calais kentleri arasına telgraf teli çekilmesiyle yeni bir boyut kazandı. 1857′de Berlinli VVerner von Siemens alternatif akım üretmeyi başardı. Aynı yıl elektrik enerjisiyle çalışan ilk lokomotif VVashington Baltimore arasında deneme yolculuğu yaptı. 1875′te Alexander Graham Bell (1847-1922) telefonu buldu. Aynı yıl Edvvard VVeston (1850-1936) ilk kez elektrik ark fırınlarının endüstride uygulanabileceğini ortaya koydu. 1879′da California Electric Light Company adlı şirket ilk kez halka satmak amacıyla elektrik üretim ve dağıtımına başladı. Kasım 1879′da Thomas Alva Edison (1847-1931) ilk elektrik lambasının patentini aldı. Bu ilk ampul, havası alınmış bir tüp içinde bulunan platin bir telden oluşuyordu. 1882′de Edison günümüzde kullanılan trifaze dağıtım şebekesini buldu. 1885-1890 arası alternatif akımın üretimi ve kullanımı konularında önemli gelişmeler kaydedildi. Aynı yıllarda doğru akımın kullanımında sınırlamalar olduğu, özellikle iletilebilme uzaklığının birkaç kilometreyi geçmemesi gibi önemli bir dezavantaja sahip olduğu anlaşıldı. 1886′da VVİlliam Stanley ilk ticari alternatif akımla aydınlatma şebekesini kurarak alternatif akımın yararlarını somut bir şekilde ortaya koydu. 1888′de VVestinghouse Electric Company fircnasından Nikola Tesla (185.6-1943) dönen manyetik alan ilkesini açıklayınca firma, bu yeni ilkeye dayanarak bir seri endüksiyon motorunun yapımına başladı. Aynı şirket 1895′te Niagara Şelalesi’nde ilk yüksek kapasiteli hidroelektrik sistemi gerçekleştirdi. 5.000 buhar beygiri gücünde, 2 fazlı 220 volt gerilim üreten bu sistem 1924′e kadar çalıştı. 1890′da VVİlliam Kemmler adlı katil ilk kez elektrikli sandalyede idam edildi. 1917′de elektrik enerjisiyle çalışan ilk savaş gemisi USS New Mexico denize indirildi. Yapımı 2 yıl süren bu gemi 7.000 beygir gücünde 4 motorla itiliyordu. 1895′te Gugliemo Marconi, (1874-1937) telsiz telgraf üzerinde çalışmalara başladı. 1897′de bir mil . uzaklığa kadar tel kullanmaksızın sinyal göndermeyi başardı. 1901′deyse Marconi, Atlas Okyanusu’nu geçen ilk sinyalini yolladı. 1920′de, Pittsbourg’ da KDKA istasyonu, ilk radyo programının yayınını başlattı. 1924′te Rus kökenli.Vladimir K. Zvvorykin, VVestinghouse Şirketi’nin araştırma laboratuvarlarında ilk televizyon sistemini geliştirdi. 1928′deyse WGY radyo istasyonu ilk televizyon yayınını gerçekleştirdi, Elektriğin iletişim alanındaki uygulamaları yepyeni bir alanın, elektroniğin doğmasıyla sonuçlandı. Elektronların boşlukta, gazların, yarı iletkenlerin içindeki hareketlerini inceleyen bu bilim dalının uygulamaları her geçen gün artarak elektronik endüstrisini oluşturdu.Günümüzde elektrik enerjisi büyük ölçüde kömür ve petrol kullanan termik santrallardan elde edilmektedir.Bunu doğal gaz, santralları, nükleer santrallar ve su kaynağına dayanan hidroelektrik santralları izlemektedir. Özellikle gelişmiş ülkeler daha ucuz ve bol elektrik enerjisi için teknik olanaklarını kullanarak gittikçe yeni enerji kaynakları ve bol elektrik üretimi elde etmektedirler. Gelişmekte olan ülkelerse kalkınmaları için, gerekli bu önemli gereksinimlerini çok kez pahalı yatırımlarla ancak dikkatle gerçekleştirmeye çalıştıkları santrallarla sağlamaktadırlar. 1983′te 8.000 milyar kilovat saat olan dünya elektrik enerjisi üretimi 1984′lerde 8.900 milyar kilovat saate ulaştı. Bu toplamın % 95′i gelişmiş sanayi ülkelerine aittir (ABD % 30, SSCB % 18, Avrupa % 30, Kanada % 10; Japonya % 7).Türkiye’nin dünya elektrik enerjisi üretimi içindeki payı % 0.3 gibi küçük bir orandadır (1984′te 34.484 milyar kwh). Bu üretim gereksinim için yetersiz olduğundan 1.8 milyar kVVh bir bölüm de SSCB ve Bulgaristan’dan dışalım yoluyla sağlanmaktadır. Ülke içindeki üretim Türkiye Elektrik Kurumu’nun işlettiği,66 santralla (27’si termik. 38′i hidrolik, 1 ‘i doğal gaz) sağlanmaktadır. 1 985 sonu itibariyle 32 bine yakın köy elektriğe kavuşturuldu. Ancak gereksinim üretimin gerisinde kaldığından 1975′lerden başlayarak özellikle büyük kentlerde belli bir program içinde elektrik kesintileri ve ileri ya da geri saat uygulamaları yapıldı. Günümüzdeyse yalnız ileri ve geri saat uygulamasıyla yetinilmekte bunun yanında özellikle başta planlanmış termik safitrallar olmak üzere hidroelektrik santrallar devreye sokularak kesinti yapılmadan gereksinim karşılanmaya çalışılmaktadır. Bu arada özel sektör de elektrik enerjisi üretimine özendirilerek ve 2 nükleer santral planlanarak açık kapatılmaya çalışılmaktadır.
Sağlık Ana Sayfa
