DÜNYA

RRR
Güneş sisteminin dokuz gezegeninden biri. Güneşe 149 milyon kilometre uzaklıkta olup yarıçapı 6.377.397 m’dir. Merkür ve Venüs’ten sonra güneşe en yakın gezegendir. Birçok söylenceye ve tartışmaya konu olan dünyanın oluşumu günümüzde içerisinde yer aldığı güneş sisteminin oluşumuyla birlikte ele alınmaktadır. Dünyanın oluşumuna ilişkin öne sürülen kuramlar iki ana grupta toplanabilir: ilkinde ilkel bir yıldızın, kendi kendine geçirdiği evrimle oluştuğu öne sürülürken ikincisinde bir yıldızı başka bir yıldızın etkilemesiyle oluştuğu savunulmaktadır. Bu iki kuramdan yola çıkarak çeşitli yorumlar yapılmaktadır. Tüm sistemin başlangıçta sıcak kor durumdan zamanla soğuyarak oluştuğunu savunan yorum ya da güneşe uzaklığına göre her gezegenin başlangıçta aynı sıcaklıkta, yığışım sonucu olarak oluştuğunu ileri süren yorumlar bunların en önemlisidir.Güneş sisteminin bilimsel anlamda incelenmesine, yaklaşık 200 yıl önce Kant ve Laplace ile başlandı. Bu araştırıcıların görüşleri güneş ve gezegenleri oluşturan ilkel gaz,toz. bulutunun, dönme sonucu, basık bir disk biçiminde, enerji yitimi yüzünden soğuyup bilinen sistemi oluşturduğu biçimindeydi. Laplace’ın bu varsayımı gezegenlerin hareket düzeniyle Herrchel’in nebulalarla ilgili gözlemlerine dayanır. Ancak, o dönemde, enerjinin korunumu yasaları, gazların kinetik kuramı ve bilinen düzene karşıt gezegenlerin varlığı bilinmediğinden bu varsayım çok uzun süreli olmadı. Günümüzde güneş sisteminin oluşumu konusunda benimsenen varsayımların temelini yine gaz-toz bulutu kuramı oluşturmaktadır. Bu görüşü savunan Urey dünyanın 4.500 milyon yıl önce, partikül bulutlarının birleşmesinden soğuk bir kütle olarak oluştuğunu, daha sonra da radyoaktif elementlerden yayınlanan ısının etkisiyle eridiğini ve çok uzun zaman sonra radyoaktif elementlerin azalmasıyla yeniden katılaşmanın olduğunu ileri sürdü.Oluşumunun yanı sıra biçimi de uzun süre tartışmalara konu oldu. ilk başlarda dünyanın düz olduğu kabul edilmekteydi, ilk kez Pythagoras İÖ 600′de ay tutulması anında gölgenin biçiminin ay ve güneşin biçimine benzemesinden dünyanın da yuvarlak olduğunu ileri sürmüştür, ilk önemli yorum ve ölçmeyi geometrik olarak Eratosthenes İÖ 300′de yaptı. Benzer ölçmeler Roma döneminde, 9. yy’da Arabistan’ da ve 17. yy’da Avrupa’da uygulanarak günümüzde bilinene yakın yarıçapı değerleri elde edilmiştir. Kuramsal olarak Clairaut’un ortaya attığı yerin basıklığı değerleri, 1957′de uzaya gönderilen ilk uydu verileri alınana kadar tartışıldıysa da sonucun hemen aynı olduğu saptandı. Elde edilen uydu verilerine göre kuzey kutbu ortalama deniz düzeyinden 10 m yüksek, güney kutbunun 30 m aşağı olduğu saptandı. Dünyanın kütlesinin hesaplanması ancak Nevvton’un çekim yasası nı ortaya koymasından sonra gerçekleşti. Kütlesi 5.967×1027 gr olup yoğunluğu da 5.5 gr/cm3 olarak bulunmuştur.Dünyanın yüzeysel özellikleri. Dünya yüzeyinin yaklaşık % 71′i su kütlesiyle kaplıdır. Yakın zamana kadar dünyanın iç yapısı konusundaki tüm çalışmalar yüzeyin yaklaşık % 28′ini kaplayan kara kütleleri üzerinde yapılmaktaydı. Ancak, son yıllarda sağlanan teknolojik gelişmeler dünyanın su kütlesi altındaki yüzeysel özelliklerinin incelenmesini de olanaklı kıldı. Dünyanın kara ve deniz örtülerinin dağılımlarına bakıldığında, karasal örtünün % 65′inin kuzey, geriye kalanının da güney yarım kürede bulundukları görülür. Hem kara hem de deniz örtüsünün altındaki tabanda sıradağların, binlerce kilometre uzunluğundaki kırıkların, volkanların, büyük düzlüklerin bulunmasına karşın bunların temelde birbirinden küçük de olsa kimi ayrılıklar gösterdiği saptanmıştır. Dünyanın yüzeysel özelliklerinin başında dikkati en çok yükseltiler ve çukurluklar çeker. Dünyanın en yüksek noktası 8.848 m ile Everest olup sırasıyla Aconcagua (6.959 m), Chimborazo (6.273 m), Cotopaxi (5.895 m) ve Kilimancaro (5.895 m) gibi yükseltiler onu izler. Dünyanın en derin yerleriyse Manan Çukuru (10.900 m), Tonga Çukuru (10.800 m), Porto Çukuru (9.200 m), Sonda Çukuru (7.450 m). Dünya üzerinde bulunan en büyük adalar. Grönland (2.130.800 km2), Yeni Gine. (785.000 km2), Borneo (734.000 km2), Madagaskar (585.000 km2), Battın Adası (512.000 km2), Sumatra (420.000 km2) ve Büyük Britanya (218.000 km2) olarak sıralanmaktadır.Dünyanın iç yapısının incelenmesinde jeofiziğin önemli bir kolu olan sismolojiden yararlanılır. Özellikle deprem dalgalarının yer içinde yayılmasının incelenmesi sonunda, dünyanın, en dışta; karalarda 35-40 km, denizlerde 15-20 km kalınlıkta, 2.900 km derinliğe kadar uzanan “manto” bölgesini 5.190 km, derinliğe kadar sıvı özelliği olan dış çekirdek izler. Bu noktadan dünyanın merkezine 6.371 km derinliğe kadar yeniden katı özellikte olan iç çekirdek bulunmaktadır. Bu bölgeler dünyanın yüzeyinde incelenebilen dünyanın ısısı, manyetik alanı gibi büyüklüklerin kaynağını oluşturması yanında yeryüzünün biçimlenmesindeki etkileri açısından önemlidir.Günümüzde dünya haritasında birbirinden ayrı görülen tüm kara kütlelerinin 300-350 milyon yıl önce bir arada bulunmakta olduğu, kara kütlelerinden toplanan kayaç örneklerinin mıknatıslanmalarını ve buradan hareketle geçmiş dönemlerdeki yerlerini saptamaya yönelik çeşitli çalışmalar sonunda ortaya konmuştur. Karasal kütlelerin oluşumunu açıklamak için 1658′de Frencham ve Placet adlı araştırmacılar yeni ve eski okyanusların “NuhTufanı” ndan sonra gittikçe birbirinden ayrıldığını öne sürmüşlerdi. 1900′de, A. Humbolt ise Atlas Okyanusu’nun vadi içinde büyük bir ırmak olduğunu ve daha sonraları vadi kıyılarının suyun etkisiyle açılmış olacağını ve “Nuh Tufanf’nın da bu nedenle oluştuğunu ileri sürdü. 1911-1928 arası yaptığı çalışmalarla Baker, Atlas Okyanusu’ nun zıt kıyılarında bulunan dağ kuşaklarının birbirine uygun olduğu görüşünü ortaya koydu. Bu arada 1912′de Alfred VVegener, kabuk örtüsünün iki ayrı düzeydeki yüzeyleriyle abisal deniz tabanının var olduğunu ve kabuk içindeki böyle bir ayırımda kabuğun üst bölümünün granit gibi hafif kayaçların alt bölümlerinin de bazalt, gabro gibi daha yoğun olan ve okyanus tabanını oluşturan kayaçların bulunduğunu ortaya attı. Bunun yanı sıra ayrı kıtalarda görülen benzer jeolojik özelliklerin varlığından da yararlanarak “kıtaların kayması” kuramını ortaya koydu. Kıtaları kaymaya zorlayan güç manto bölgesindeki madde akımlarıdır. Bu bölgede ağır kütleler çökerken hafif kütleler yükselmekte ve böylece kütle akımı oluşmaktadır. “Konveksiyon akımları” adlı verilen bu oluşumda ısının da önemli rolü vardır. Çünkü manto içinde ısınan kütlenin yoğunluğu azalınca hafifleyerek yukarı çıkacak ve yanlara doğru etki yaparak kabuğun bir bölümünün manto içine dalmasına neden olacaktır. Bunun sonucu, dünyanın bir yerinde yeryüzüne bir kütle çıkışı olmuşsa bir başka yerinde de kütle batması olacaktır. Bu olay genellikle okyanus tabanlarında görüldüğünden “okyanus altı yayılması” olarak adlandırılır. Okyanus altı yayılmasının en belirgin kanıtı okyanuslar üzerinde yapılan manyetik alan ölçümü sonuçlarıdır. Yapılan ölçümler okyanus ortasının belirli bir yerinden sonra değişiklikler gösterir. Bu “belirli bir yer” konveksiyon akımı sonunda kabuktan okyanus tabanına akan kütlenin yeridir ve “okyanus ortası sırtı” olarak adlandırılır. Kaliforniya Oşinografi Enstitüsü araştırmacılarının okyanus ortası sırt eksenine dik doğrultu üzerinde yaptıkları ölçümlerden elde edilen sonuçların gelişi güzel olmadığını; issu değişmelerin çok düzenli olarak dünya manyetik alanından yüksek ve düşük değerler verdiğini ortaya çıkardı. 1963′ te Matthevvs, zebra çizgilerine benzeyen bu okyanus ortası sırt dizgelerinin oluşumunu açıkladı. Bu araştırmacıya; göre volkanik kayaçlar sürekli olarak okyanus ortası sırttan dışarı çıkmakta ve soğurken dünya manyetik alanının doğrultusunda mıknatıslanma kazanmaktadır. Daha sonra bu oluşum manyetik alanın terslenmesiyle de süreceğinden ve okyanus ortası sırtın her iki yanında simetrik olacağından sağlanan manyetik ölçüler zebra çizgilerine benzer biçimde bir yüksek bir düşük değerler gösterir. Her yeni çıkan volkanizma eskiden soğumuş olanları yanlara doğru iterek okyanus tabanının yayılmasını oluşturur. Bu oluşum 300-350 milyon yıl önce bir arada bulunan büyük kara kütlelerinin günümüze kadar birbirlerinden nasıl ayrıldığını açıklamaktadır. Doğal olarak okyanus altı yayılımı, günümüzde de sürmektedir ve günümüzden milyonlarca yıl sonra kara kütlelerinin yerleri değişmiş olacaktır.Dünyanın fiziksel olaylarının birçoğu dolaylıya da dolaysız olarak ısıyla ilgilidir. Günümüzde dünyanın ısısıyla ilgili olarak ölçülebilecek tek büyüklük ısı akışıdır. Bu büyüklük 1 cm2′den 1 saniyede açığa çıkan ısı miktarı olarak tanımlanır.Dünya üzerinde ısı akısının değişimini elde edebilmek için karalar ve okyanus tabanlarında ölçüler yapılarak ısı akısının genellikle okyanus ortası sırtlarda, Alp Dağlarfnda, Karpatlar ve Kafkaslar’da, Jeotermal alanlarda Yüksek Baltık, Hindistan gibi kalkanlarda, okyanus çukurluklarında düşük olduğu saptanmıştır. Isı akısının yüksek ve düşük olması konveksiyon akımlarıyla ilişkilidir. Dünyanın günümüzdeki ısısının incelenmesi yanında geçmiş jeolojik zamanlardaki ısının saptanması da amaçlanmıştır. Böylece, dünyadaki iklim değişmeleri yanında oluşumu konusuda ortaya atılan kuramlara da yaklaşımların yapılması sağlanmıştır. Paleoısı denilen bu çalışmalar Urey’in katkılarıyla geliştirildi. Bu çalışmalarda, okyanuslarda yaşayan hayvanların fosilleri yanında öteki karbonat yığışımlarının izotop analizlerinden yararlanıldı. Büyük Okyanus’ta 250 m derinlikten alınan örnekler üzerinde yapılan ölçülerden 32 milyon yıl önce sıcaklığın okyanus altında 11 °C fazla olduğu. 22 milyon yıl önce farkın 7°C’ye düştüğü ve 1 milyon yıl önce de hemen hemen günümüzdeki sıcaklıkta olduğu saptandı. Çalışmaların ortaya çıkardığı başka sonuç da ilk buzul çağının da 18.000 yıl önce başladığıdır. Dünyayı etkileyen güçlerin başında yerçekimi gelmektedir. Nevvton’un çekim düşüncesine göre, bir cismin çekim etkisi, varlığının sonucudur ve çevresinde belirli bir çekim alanı oluşturur. Bunun sonucu olarak, kütlelerin çekim etkileşmesi, yer içinde birçok olayların doğuş ve gelişmelerinin nedeni olmaktadır. Örneğin ağır kütlelerin yer içine dalması dünya yüzeyindeki dengenin bozulmasına neden olmakta bunun sonucu olarak depremler oluşmaktadır. Teknolojik olanakların artmasıyla dünyanın çekim gücü de daha geniş alanlarda daha duyarlı olarak incelenmiş ve sonuçta dünyanın yüksek ısı akısı gösteren bölgeleri, sığ okyanus bölgeleri, volkanik alanları ve ince tortul örtü bölgeleri pozitif çekim değerlerine, yerkabuğunun manto içine daldığı ada yaylarını çevreleyen derin çukurluklarda da negatif çekim değerleriyle karşılaşılmıştır. Bu ölçüler, dünya içindeki kütle dağılımının düzensizliğini göstermesi açısından önemlidir. Dünyanın sahip olduğu manyetik alanın kaynağı dünyanın içindedir. Manto çekirdek sınırında oluşan akımların yol açtığı elektrik alanlar manyetik alanı oluşturur. Manyetik alanının üçte biri de dış kaynaklı olup güneştir. Tüm bu bilgilerin saptanmasından önce, 11. yy’da Arap ve iran denizcilerinin yollarını pusulayla buldukları bilinmektedir. 16. yy’ın sonlarında Gilbert, yayımladığı De Magnel adlı kitabında dünyanın küresel bir mıknatıs olduğunu açıkladı. 1698-1700 arası Halley ilk olarak Atlas Okyanusu’nun kuzey ve güneyinde manyetik ölçümler yaparak önce okyanusun manyetik haritasını daha sonra da dünyanın manyetik haritasını hazırladı.Dünya Bankası (World Bank-WB), ya da Uluslararası İmar ve KalkınmaBankası (International Bank tor Reconstruction and Development-IBRD), 44 ülkenin katılmasıyla Temmuz 1944′te ABD’nin Bretton VVoods Kenti’nde toplanan Birleşmiş Milletler(BM) Para ve Maliye Konferansı sonucu kuruldu (27 Aralık 1945). Merkezi VVashingtondadır. 1 5 Kasım 1947′ de BM’nin uzmanlık kuruluşlarından biri oldu. Türkiye’nin de 19 Şubat 1947′ de üye olduğu bankanın amacı ikinci Dünya Savaşı sonunda ülkelerin ekonomilerindeki çöküntüyü gidermek, kalkınmayı gerçekleştirmek üzere yatırımlara parasal ve teknik destek sağlamaktır. Banka ayrıca özel sermaye birikiminin yeterli olmadığı alanlara da yatırım yapar. Sanayi, ulaşım, madencilik, sulama, tarım, ormancılık, elektrik gibi tasarımlara da katkıda bulunur, uluslararası sermaye akımına destek olur. Üye ülkelerce üstlenilen 21 milyar dolarlık anamalının % 10′u yatırılmıştır. Banka ödünç verme ve tahvil çıkarma yöntemiyle çalışır. Üye ülkelerin temsilcilerinden oluşan idare Konseyi’nce yönetilen banka 15-20 yıl vadeyle % 5-6 faizle kredi sağlar. Etkinliğinin artmasıyla 1956′da Uluslararası Finansman Kuruluşu (IFC) ve 1960′ta Uluslararası Kalkınma Birliği (IDA) adıyla iki ayrı kuruluş oluşturdu. 1966′ da kurulan Uluslararası Yatırım Bölgelerini Araştırma Merkezi’ni de (ICSID) destekler.Dünya Demokratik Gençlik Federasyonu (World Federation ofDemocratic Youth WFDY), 10 Kasım 1945′te Londra’da toplanan Dünya Gençlik Konferansı’nda kuruldu. Komünist rejimi benimseyen ülkelerle komünist olmayan ülkelerin komünist gençlik kuruluşları üyedir; günümüzde 100 milyon genci temsil eden 200′ü aşkın ulusal gençlik örgütü Prag’ın Nazilerce işgalinde direnen üniversite gençliği anısına 17 Kasım’ı Dünya Öğrenci Günü olarak, 10-17 Kasım’ı da Dünya Gençlik Haftası olarak duyurdu. Merkezi Pragdadır. Uluslararası Öğrenci Birliği (International Unions of Studenfs IUS) ile bağlantılı çalışır.Dünya Gençlik örgütü (World Assembly of YbuWAY), Batılı ülkelerin (Kanada, ABD, Belçika, İngiltere, Fransa, italya ve Türkiye) gençlik kuruluşlarının öncülüğüyle 1948′de ingiltere’de toplanan Dünya Gençlik Konferansı sonucu kuruldu. Ülkemizi Türkiye Milli Talebe Federasyonu’nun temsil ettiği bu kuruluşa 1951 ‘den başlayarak, Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı katıldı. 54 ülkenin üye olduğu teşkilatın merkezi Brükseldedir. FAO, UNESCO, ILO ve CE (Avrupa Birliği) ile bağlantısı vardır. Amacı, insan Hakları Evrensel Beyannamesi ışığı altında: ırklar arasında saygıyı artırmak; gençliğin gereksinim ve sorunları konusunda bilgi toplamak; gençlik kuruluşlarına yöntem, teknik ve eylem açısından bilgi sağlamak; ülkeler gençleri arasında düşünce alışverişini gerçekleştirmek; gençlik etkinliklerinin gelişmesine katkıda bulunmak; gönüllü gençlik kuruluşlarının danışma komitelerinin kurulmasında işbirliği yapmak; gönüllü ve devlete bağlı, uluslararası kuruluşlarla ilişki kurmak ve sürdürmek; bağımlı ülkelerde gençlik eylemlerini bağımsızlık yolunda yönlendirmektir.Dünya Kiliseler Konseyi (WorldCouncil ot Churches WCC), Dünyadaki bağımsız Hıristiyan kiliseleri arasında işbirliğini ve sorumluluğunu güçlendirmek amacıyla 1948′de Amsterdam’da 1′47 kilisenin bir araya gelmesiyle kuruldu;Dünya Meteoroloji örgütü (VVoridMeteorological Organization WM0), tüm dünyada meteoroloji çalışmalarını düzenlemek, bu alanda daha verimli sonuç alınmasını sağlamak ve ülkelerarası meteoroloji haberlerinin etkili, hızlı işleyişini gerçekleştirmek amacıyla VVashington’da 22 Eylül 1947-14 Ekim 1947 arasında toplanan Milletlerarası Meteoroloji Örgütü Yöneticiler Konferansı’nda kurulması kararlaştırıldı. 7 Şubat 1948′de imzalanan bir sözleşmeyle kuruldu 20 Aralık 1951 ‘de de Birleşmiş Milletler’e bağlanarak BM’nin uzmanlık kuruluşu oldu. Merkezi Cenevre’de bulunan WM0′ nun amacı; yeni meteoroloji istasyonları kurmak, bu amaçla ilgili olarak her ülkenin uzaya yerleştirilen uydularıyla elde edilen bilgilerden yararlanmasını sağlamak, istasyonların yönetimini standartlaştırmak, meteoroloji haberlerine hızlılık kazandırmak, havacılık, denizcilik, tarım, yol durumu gibi konularda meteorolojiyi etkin kılmak, meteoroloji alanında yapılacak araştırmaları desteklemektir. VVMO’nun 4 yılda bir toplanan ve meteoroloji yöneticilerince temsil edilen Dünya Meteoroloji Kongresi, Yürütme Komitesi, Meteoroloji Bölge Birlikleri, Teknik Komisyonlar ve Sekreterlikken oluşan organları vardır.Dünya Nimeti, Norveçli yazar Knut Hamsun’un (1859-1952) romanı: Markens Gröde (1917). Kuzey Norveç’ in ıssız bölgelerinde emek karşılığı hükümetçe dağıtılan ham topraklara yerleşen isak, çalışmayı ibadet değerinde sayan tutumuyla çevresini yeşertir, rastlantıyla tanıştığı inger ile birleşerek verimli ve yeterli bir çitfliğe sahip olur (Sellenraa). Sağlıklı iki erkek çocuktan sonra doğurduğu dudağı yarık kızını, kendi kötü yazgısını çekmemesi için ortadan kaldıran İnger cezasını hapishanede çekerken kent yaşamının bütün kötü eğilimlerini edinirse de toprağına dönünce kurtulur hepsinden. Büyük oğul başarısız bir ticaret girişiminden sonra Amerika’ya yollanır; babasının izinde giden küçük oğul Sivert, dünya nimeti olan topraklarının yönetimini üstlenirken yaşlı ana babasına dirlik sağlar, isak ile Inger’in gittikçe yerleşime açılan toprak komşularını da yan çizgide sergileyen roman, Voltaire’in Candide’ini sonuçlandıran ilkeyi tez yapmış gibidir: “// faut planter nötre jardin: Bahçemizi ekip biçmeliyiz.” Çeşitli dillere, Behçet Necatigil’in emeğiyle Türkçeye kazandırılan bu eserin, yazarın Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmasında (1920) olumlu bir etki sağladığı kabul edilir.Dünya Posta Birliği, (Unıversal Postal Ûnon-UPU), ülkelerarası posta işlerini örnek kurumlar konumuna getirmek amacıyla teknik alanda atılan adımların 1947′de Paris’te yapılan 12. Dünya Posta Konferansı’nda Birleşmiş Miletler bünyesine katılma kararına dönüşmesi ve bu kararın 15 Kasım 1947′de BM’de benimsenmesi üzerine kuruldu. Türkiye 14 Mayıs 1952′de 13. Konferans’a katıldı, 14 Şubat 1955′te de üye oldu. 1947′de de BM’ye katılma kararı aldı. 1874′ten başlayarak gelişen Posta Birliği yaklaşımları böylece bu olumlu sonuca ulaşmış oldu. Dünya Posta Birliği’nin amacı; Ülkelerarası posta işlemlerinin belli düzenekler içinde yapılmasını, posta işlem ve araçlarında standartlaşmayı ulusların posta sistemlerinde hızlılığı, otomatikleşmeyi, haberleşme uydularından yararlanmayı ve her ülkenin belli aralıklarla haberleşme uydularına sahip olmasını sağlamaktır. UPU’nun 5 yılda bir toplanan bir konferansı, her yıl toplanan bir Yürütme Kurulu, uluslararası posta sözleşmeleri konusunda görüş bildiren, ulusal posta idareleri arasında bağlantı sağlayan, posta işleri konusunda bilgileri toplayıp yayımlayan ve merkezi Bern’de olan ülkelerarası Büro gibi organları vardır.Dünya Sağlık örgütü, (World Healt Organization-VIHO), Uluslararası sağlık sorunları konusunda gerekli önlemleri almak, yardım ve işbirliğini sağlamak üzere BM Sosyal ve Ekonomik Konseyi’nin çağırısıyla 19 Haziran 1 946′da toplanan Uluslararası Sağlık Konferansı’nda kurulması kabul edildi. 22 Temmuz 1946′da tüzüğü benimsenerek yürürlüğe girdi. Türkiye 9 Haziran 1974′te VVHO’ya katıldı. Böylece 1907′den başlayan ülkelerarası sağlık dayanışması etkin ve geniş kapsamlı örgütlenmeye WH0 ile ulaştı. WH0′ nun başlıca görevleri: Uluslararası önlemlerle sağlık koşullarını geliştirmek, salgın hastalıkları önlemek, sağlık konusunda kamuoyunu aydınlatmak, üye devletlerin sağlık örgütlerini güçlendirmek, tıp öğrenimini geliştirmektir. VVHO’nun 3 organı vardır; 1) Dünya Sağlık Genel Kurulu, 2) Yönetim Kurulu, 3) Genel Müdürlük. Merkezi Cenevre’de olan VVHO’nun 1 50.000 ciltlik bir kitaplığından başka 400′den fazla tıp ve üniversite yönetimi ve kitaplığıyla, bağlantısı vardır. WHO 1950′den başlayarak dünyanın birçok bölgesinde ya da ülkesinde o ülke için sorun olan hastalıklar konusunda (sıtma, çiçek, verem) kampanyalar düzenleyerek etkin çalışmalar yaptı. 1979′a gelindiğinde bu kampanyalar sonucu çiçek hastalığı artık sorun olmaktan çıktı. 1980′den başlayarak da 1990′a kadar çocuk ölümlerini azaltmak için çocuk ölüm oranlarının yüksek olduğu ülkelerde aşılama kampanyalarıyla her yıl 3.5 milyon çocuğun kurtarılması hedeflenmektedir. Eylül 1 985′te ülkemizde UNlCEF’in de katılımıyla başlatılan aşılama kampanyasında 5 milyona yakın çocuk 3 dönem içinde aşılandı.

Sağlık Ana Sayfa
site ekle