Doğum

Yeni oluşmuş yavru organizmanın bağımsız kalması. Doğum kendiliğinden olabileceği gibi birtakım aletler yardımıyla da olabilir (forseps vb.). Genel olarak bir çocuğun dünyaya gelmesi, anne karnında 275-’280 gün kalmasından sonra gerçekleşir. Bu süreyi aşan durumlarda geç doğum oluşur. 275 günden önce gerçekleşen doğumlaraysa erken doğum adı verilir. Erken ve geç doğumlar yeni doğacak bebek ve anne için tehlikelidir. Bu tür doğumlarda ölüm oranı normal doğumlara göre daha yüksek olup doğuştan anormallikler de (sakatlıklar, zekâ geriliği) fazladır. Çocuğun şu ya da bu günde doğmasının nedenleri uzun süredir çözümlenememiştir. Doğum gününü belirleyen olgunun annenin mi yoksa çocuğun mu vücudundaki değişikliklerden kaynaklandığı anlaşılamamıştır. Ancak genel kanıya göre çocuğun anne rahminden dışarı çıkmasına yol açan etken, hipofizin salgıladığı bir hormondur. Gebelik süresi sonunda bu hormonların etkisiyle rahim kasları büzülmeye başlar ve doğum sancıları oluşur. Başlangıçta hafif ve kısa süreli olan bu sancılar her yarım saatte bir gelir geçer. Doğum anı yaklaştıkça da şiddetlenir ve sıklaşır. Rahmin isteme bağlı olmayan kasılmalarına, karın kaslarının düzenli kasılmaları da katılır. Böylece, dünyaya gelecek yavrunun ilk haberleri ulaşmış olur. Artık doğum çok yakındır. Doğum sancılarının başlamasıyla annenin de yapacağı birtakım hareketler ve kasılmalarla doğuma yardımcı olması gerekir. Ayrıca çocuğun dölyatağından çıkabilmesi için, vücudunun başlıca bölümleri olan baş ve omuzlarıyla, kalçalarının birtakım hareketler yapması gerekir. Annenin hareketleri, önce, dölyatağı kasının istemsiz ve ağrılı kasılmaları daha sonra da ebenin kadına kendini zorlamasını (halk dilinde ıkınma) söylemesi üzerine dölyatağı kasıyla birlikte istemli olarak çalışan karın kaslarının çabasıyla olur.Dölüt, başının en dar çapını leğen kemiğinin en geniş çapına uydurmaya çalışır. Bunun için de başını bükerek döndürmesi gerekir. Dölütün başı, çeper kemikleri arasındaki çapıyla leğen kemiğinin üst boğazını aşınca, bir başka deyişle baş, leğen boşluğuna girince, tıpta girme hareketi denen olay oluşur. Leğen boşluğuna çapraz biçimde girmiş bulunan baş, ananın çatı kemiği altına gelecek biçimde döner ve ana rahminden dışarı çıkmaya başlar Dölütün omuz çapı, ananın çatı kemiği (kuyruk sokumu) eksenine uyar. Doğum çalışmasını oluşturan hareketler, dölütün içinde ilerlediği boşluğun yanlarını çeşitli yönlerden zorlamasına yol açar, bu da ananın derece derece sancılanmasına neden olur.Hipofiz bezinin çıkardığı hormonların etkisiyle oluşan kasılmalar sonucu, dölyatağı alt halkasının oluşumu, döl yatağının genişlemesi ve su kesesinin oluşumu gerçekleşir. Doğum sırasında dölyatağı boynu genişleyerek 9.5 cm çapında bir delik durumunu alır. Kanla karışık sümüksü zar salgısı bu genişleme sırasında oluşur ve boyunun sümüksü zar tıkacının yerinden söküldüğü anlaşılır. Ebe dölyatağı yoluna parmağını sokarak boyunun açıklık derecesini inceleme yoluyla doğum pozisyonunu anlar. Su kesesi, dölyatağının genişleyen deliğinde, çocuğu saran amnion ya da amnios (dölütü çevreleyen zarların en içinde bulunanı) zarı içindeki sıvının basıncıyla şiddetle gerilen dış zarlardan oluşur. Bu kese kendiliğinden yırtılır ya da ebe yırtar. Normal olarak su kesesi doğumun birinci bölümünden sonra patlarsa da kimi zaman bu kese çok daha önce, doğumun ilk aşamasının başında ya da daha doğum başlamadan patlayabilir, içindeki su da boşalır. Bunlara kuru doğum adı verilir.Su kesesinin rahim ağzını genişletme görevi olduğu için, doğum süresinden önce patlaması doğumun biraz daha güç ve uzun sürmesine neden olur. Ergotin, çavdar mahmuzu ve hipofiz bezi arka dilimi salgısı gibi maddeler dölyatağının kasılmalarını hızlandırır. Halk arasında sancı iğnesi denilen olay bu maddelerin anne vücuduna şırınga edilmesidir. Uyuşturucu maddeler ve morfin bu kasılmaları engeller. Bu nedenle ağrıyı kesmek için anneye bu tür ilaçlar verilmez. Afyon, papaverin, klorhidrat ve barbital özlerinden oluşan birtakım ilaçlar kas tonu-sunu (gerimini) azaltarak sancıları hafifletir.Doğumun ne kadar süreceği, çocuğun iriliğine, rahim kaslarının genişleme yeteneğine ve daha başka nedenlere dayanır. Ancak doğum olayının ortalama süresi ilk doğumda 16 saat, sonraki doğumlarda 10 saat kadardır. Kadının kasılmalardan ötürü duyduğu sancılar önce aralıklı daha sonra sıktır. Sonra su kesesi yırtılır. Yırtılma sırasında rahime gelen su berrak olmalıdır. Renkli olursa, dölütün rahatsız olduğu anlaşılır ve taşikardi (kalbin hızlı atması) de bunu doğrular. Doğum dendiğinde yalnız çocuğun doğması anlaşılırsa da tıp bakımından doğum, dölütün dölyatağındaki yaşamı boyunca onu yaşatan doğumdan sonra işlevi kalmayan ek organların da {plesentea halk dilinde son) dışarı atılmasıyla sonlanır. Bu atılma yarımya da bir saatte gerçekleşir; iki saate kadar olmazsa bir doktor çağırmak gerekir. Sonun doğması normal olarak 3 evrede oluşur: Sonun (placenta, etene) ve zarların yerlerinden kopup ayrılması; bu elementlerin dölyatağından dışarıya atılması ve dölyatağı yolundan dışarı çıkması. Sonun doğmasını çabuklaştırmak için kordonu çekmek çok tehlikelidir. Dölyatağından ne çıkmışsa saklayıp ebeye göstermek gerekir. Doğum tamamlandıktan sonra, vulva dıştan sabunla yıkanıp temizce kurulandıktan sonra merküressein ile dezenfekte edilir ve hasta, bacakları ayrık olmamak üzere uzanmış durumda bırakılır. Doğum tamamlanınca dölyatağı yeniden büzülerek gebeliğin dördüncü ayındaki durumunu alır; dibi yaklaşık göbek düzeyinde bulunur, bu sıradaki yüksekliği 20 cm, ağırlığı 1.500 gr’dır. Bu ölçüler daha sonra 7 cm’ye ve 70 gr’a düşecektir. Kadın, doğumdan sonra normal olarak birkaç gün biraz kan kaybeder, rengi solar, baygın, ölmek üzereymiş gibi bir duyguya kapılır. Doğum şoku denilen bu durum 30-40 saat kadar sürer. Ancak bu şok dölyatağındaki bir yaradan kaynaklanıyorsa uzar, kendi haline bırakılırsa ölüme yol açar. Böyle bir durumda hekim yetişinceye kadar yatağın ayak tarafı yükseltilerek hastanın başı aşağı düşürülür, vücudu sıcak su torbalarıyla ısıtılır, kuvvetli friksiyonlar (ovma) yapılır, kalbi kuvvetlendirici ilaçlar verilir; vilkamfre ve adrenalin şırınga edilerek kan nakli yapılır. Doğumların % 96’sında çocuğun önce başı çıkar. Rahmin içinde dölütün normal duruş biçimi baş aşağı kollar ve bacaklar kıvrık durumdadır. Bunun için doğum sırasında önce başın dışarı çıkması normaldir. Kafanın yuvarlak ve bir ölçüde sert oluşu da doğum sırasında rahmin ağzını açmak konusunda büyük yardımcıdır. Çocuğun rahim içindeki duruşu başka türlü de olabilir; doğumdan önce yüz, kol ve bacağın çıkması da olasıdır. Doğumların % 3′ ünde çocuğun önce kalçaları sonra ayakları çıkar. Bunlara ters doğum denir. Bununla birlikte gebeliğin büyük bir bölümünde çocuğun rahim içinde ters dururken doğuma yakın düzelmesi çok görülen bir şeydir, Doğan çocuğun ilk yaptığı hareket ağlamaktır.Çünkü ana rahmindeki sıcak çevreden ansızın daha soğuk çevreye çıkmak, çocuğun yaşamında büyük değişikliktir. Ayrıca doğum sırasında rahimden geçerken de vücudu sıkışmıştır. Öte yandan doğumla birlikte çocuğun anne vücudundaki kan’ dolaşımıyla bağlantısı kesilir, oksijen ve besini artık bu kaynaktan alamaz. Böylece ağlamakla ciğerlerini genişletir ve gereksinimi olan oksijeni doğrudan doğruya dışardaki havadan alır. Bilindiği gibi yumurtayla tohum hücresinin birbirleriyle birleşmesi fallop borusu içerisinde olur. Sonra aşılanan yumurta boru içinde aşağı doğru kayarak rahim içine yerleşir. Ancak kimi zaman aşılanan yumurta bu yolculuğun sonuna ulaşamadan bir yerde takılı kalır. Bu durum dış gebelik dediğimiz sakıncalı durumu oluşturur. Böyle bir gebelikten canlı bir çocuğun doğması olanaksızdır. Bu nedenle ameliyat kaçınılmazdır. Gebelik kadının yalnız üreme organlarını değil, tüm organlarını etki altında bırakır, doğumsa döl yolundaki organları etkiler. Bebeğin dışarı çıkışı sırasında rahim boynu, vagina, dış cinsel organları hayli genişler. Ancak bu değişiklikler geçici olup yıpranan organların onarılması kısa- sürede gerçekleşir. Doğumdan’ sonra kadının yatakta yatma süresi genel olarak bir ya da iki haftadır. Bu onun bedeninin durumuna ve doğumla ilgili organlarının daha çabuk ya da daha yavaş normale dönmesine bağlıdır. Köylü kadınlar çoğunlukla üç gün yattıktan sonra ayağa kalkar ve işe giderler. Hatta bazı ilkel kabilelerde doğuran kadın ancak birkaç saat dinlenir. Doğumun mutlaka çok sancılı geçmesi gerekmez. Basit kabilelerde ve köylüler arasında doğum çök basit ve kolay geçer. Bunun nedeni kadının sürekli açık havada, bol güneşte yaşaması, aldığı besinlerin bol vitamin içermesi, iskeletinin iyi gelişmiş olmasıdır. Aynı zamanda çok ağır işlerde çalışması karnındaki bebeğin çok büyümesini engeller. Buna karşın kent yaşamının sinirleri gergin tutması nedeniyle gebelik ve doğumla ilgili kasları yeterince gelişmemiş olan kentli kadında doğum güçtür. Bu yüzden günümüzde sezaryen ameliyatları kentlerde oldukça artmıştır. Bu ameliyatlarda önce karın sonra rahim açılarak çocuk dışarı alınır. Doğumun son aşaması olan plesentanın (sonun) yapısı mineral ve protein bakımından oldukça zengindir. Hayvanlar doğumlarından sonra plesentayı yerler. Bu onlar için hazır besindir. Afrika’da birtakım ilkel kabilelerde de doğumdan sonra sonun yendiği bilinmektedir. Son yıllarda ABD’de doğum sonrası, plesentanın yenmesi yaygınlaşmaktadır. Doğum sonrası hastalıkları günümüzde oldukça azalmış olup bunların en önemlileri enfeksiyonlara bağlı olanlardır. Sorumlu mikrop, genellikle bir streptokok, kimi zaman da gazlı kangren etkeni olan Bacillus perfringens’tir. Bu rahatsızlıklar genellikle uzamış doğumlardan ya da dezenfekte edilmemiş ortamda yapılmış doğumlardan sonra görülür. Zarların erken yırtılması da enfeksiyon hazırlayıcı etmenlerdendir. Hastanede doğan çocuklar dezenfekteli suda yıkanır. Göbekleri gazlı bezlerle sarılarak mikrop kapması önlenir. Yeni doğmuş çocukların gözleri ışıktan çok etkilendiğinden göz kaslarını rahatlatıcı merhemler sürülür. Evdeki doğumlarda suyu dezenfekte etmek için tuz, gözler içinse limon kullanılır. Bebek doğduktan 4-5 saat sonra meme emmeye başlar. Anne sütü yeterliyse bebek yalnız meme emerek 6 ay beslenebilir; yetersizse başka süt ve pirinç unuyla beslenmesi yapılır. Günümüzde tıp teknolojisindeki gelişmeler doğumun daha kolay ve ağrısız olmasına da katkıda bulunmaktadır. Buna doktor gözetiminde vücudu ve bazı kasları geliştiren ekzersizler ve psikolojik hazırlık da eklenince anne ağrısız doğuma hazır hale-gelmek-tedir. ABD ve SSCB’de bazı yöntemler denenerek (su içinde doğum Doğum Videoları) ağrısız doğuma ulaşılmak istenmektedir.

Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.

Sağlık Ana Sayfa Biyografiler Akademisyenler, Antropologlar (İnsanbilimciler), Arkeologlar Askerler > Besteciler Bilim Adamları Biyologlar Coğrafyacılar Dansçılar Denizciler Devlet Adamları - Politikacılar Dilbilimciler Din Adamları Diplomatlar Doğa Bilimciler Düşünürler Edebiyatçılar Eğitimciler Ekonomistler Felsefeciler Fizikçiler Fotoğrafçılar Gazeteciler Gezginler Gökbilimciler Gravürcüler Heykeltraşlar Hukukçular İktisatçılar İmparatorlar-Hükümdarlar İş Adamları İstatistikçiler Karikatürcüler Kaşifler Kimyagerler Koreograflar Mankenler Matematikçiler Mimarlar Minyatürcüler Mucitler Mühendisler Müzisyenler Oryantalistler Osmanlı Padişahları Pilotlar Psikologlar Ressamlar Şairler Sanatçılar Sanatkarlar Sendikacılar Seramik Sanatçıları Sinemacılar ve Tiyatrocular Sosyologlar (Toplumbilimciler) Sporcular Araba Yarışçıları Futbolcular Tarihçiler Tıpçılar Veterinerler Yazarlar Yöneticiler Yönetmenler

Toplum ve Yaşam Toplum Millet Aile Antropoloji Hayvanlar Sosyoloji Cinsellik Ev Evlilik Felsefe Aşk Biyografiler

Bilim ve Teknoloji Bilim Bilgisayar Bilim Kurgu Matematik Aritmetik Arkeoloji Biyoloji Bilim Adamları Bilişim Ekonomi Fizik Yıldızlar Astronomi Uzay Arkeoloji Jeoloji Nükleer Enerji Kimya Zooloji Mantık Pedagoji Enerji Elektronik Elektrik Telekomunikasyon Teleskop Ses Tıp Tarım

Kültür Kültür Dil Tarih Edebiyat Eğitim Felsefe Adet Müze Müzik Mitoloji Basın Spor Sinema Tiyatro Coğrafya İklim İlçeler İller Biyocoğrafya

Din ilahiyat Allah Musevilik Hristiyanlık Kuran-ı Kerim Mitoloji

Aşk Mesajları Özlü Sözler Atatürkün Hayatı Yemek Tarifleri Kadınlar Sağlık Sağlık Bilgileri Teknoloji kadın Eğitim Sağlık Bilgileri Pasta Tarifleri Kpss Soruları Bayram Mesajları

site ekle