İnsanların her türlü etkinliğinde anlaşmayı sağlayan doğal araç; kendine özgü yasaları olan ve bu yasalar doğrultusunda gelişen, zenginleşen,temeli insanlıkla birlikte oluşmuş sesler düzeni, ilkel topluluklarda insanlar, aralarında iletişim sağlamak amacıyla belirli sesleri çıkararak düşüncelerini duygularını ve yapmak istediklerini birbirine aktararak dil denilen olguyu yarattılar. Dillerin en ilkel biçimlerinde bile, dilin toplumsal bir olgu olduğu görülür. Çünkü çoğu kez gösterdikleri ya da belirttikleri şeyle hiçbir benzerlik taşımayan ses dizileri, yani dil yetisi aracılığıyla insanlar toplumda iletişimi sağlamakta, ortak bilgi ve deneyimlerini sonraki kuşaklara aktarabilmektedirler. Dilin bu özelliği toplumsal evrimleşme sürecinin oluşumunu belirlemektedir. Toplum bilimi (Sosyoloji) açısından dil, toplumda iletişimin ve kültürün oluşturulması amacıyla toplumun ortak bir bilinçle yarattığı ve onayladığı bir göstergeler dizgesidir. Bu niteliğinden dolayı toplumsal bir kurum olan dil, varlığını toplumu oluşturan bireyler arasındaki görünmez bir sözleşmeden alır. Birey dil yetisini kullanarak dil/söz bağlamında dili oluşturmasına karşılık, tek başına dili ne yaratabilir, ne de değiştirebilir. Bu yüzden dil, konuşan kişinin bir işlevi olmayıp bireyin edilgin biçimde aktardığı bir üründür.Dilin toplumca oluşturulması, dille insanların yaşantısı arasındaki karşılıklı ilişkilerin varlığını göstermektedir. Bu da, dilin kültürü ve uygarlığı anlatması anlamına gelir. Değişik kültürlerin ve toplumsal yapıların dilleri birbirlerinden ayrılırlar. Çoğu kez aynı toplum içinde bile, kültür ve ekonomi konumları farklı olanlar dili değişik biçimlerde kullanmaktadır. Örneğin argo, toplumun benimseyip onayladığı dil içinde, toplumla uyum sağlayamamış bireylerin geliştirdiği ve kullandığı bir alt dil ‘durumundadır. Bütün toplumlarda dil, her zaman bir önceki kuşağın kendinden sonrakilere bıraktığı bir kalıt olmuştur ve toplumlar dillerini olduğu gibi kabul edilmesi gereken bir ürün olarak görürler. Bu yüzden dillerde rasgele ve ani değişimler olanaksızdır. Ancak hızla gelişen ve değişen toplum yapılarında, toplumun isteklerine göre dilin yeni baştan olmasa bile, belli oranlarda değiştirilmesi greçekleşebilir. Her dilin kendine özgü bir sözcük dağarcığı, yapısal özellikleri ve kullanım kuralları vardır,
İnsan dili öteki bildirişim sistemlerinden iki ana özelliğiyle ayrılır:
1. Tüm dillerin yapısında iki ayrı katman görülür. Kendi başına anlamları olmayan ses birimleri dilin alt yapısını oluşturur. Bunların bir araya gelmesiyle anlam taşıyan ve bildirişimi sağlayan ana birimler (sözcükler, sözcük grupları) oluşur. Öteki bildirişim sistemlerinde de anlam taşıyan ana birimler vardır. Ancak, bu birimleri oluşturan küçük alt birimler ayrıştırılıp belirlenemez. Dilin yapısının, bu ikili yönü, art birimlerin değişik biçimlerde bir araya getirilerek çok sayıda, değişik göstergeler üretilmesini sağlar. Bu nedenle dil zengin, çok yönlü ve geniş kapsamlı bir bildirişim aracıdır. Buna karşılık öbür bildirişim sistemlerinin, örneğin havyanların bildirişim sistemlerinin, ancak çok basit ve temel kavramları dile getirebilen çok dar bir kullanım alanı vardır.
2. Dilin içerdiği göstergeler yazılı ve sözlü olmak üzere birbirine dönüşümlü iki ayrı iletişim yöntemiyle dile getirilir. Bu özelliğe insan dilinin dışındaki bildirişim sistemlerinde rastlanmaz.20. yy’ın ünlü dilbilimcilerinden Ferdinand de Saussure’e göre. dilin iki ayrı yönü vardır: Dil öncelikle sesletim, dilbilgisi, sözdizimi ve kullanım kurallarını içeren soyut ve toplumsal bir dizgedir. Saussure’ün “langue” diye adlandırdığı, dilin bireyin dışında kalan bu toplumsal yönünü, birey ne değiştirebilir ne de yaratabilir. Türkçe, Fransızca ya da ingilizce dillerinden söz edilince “dil” sözcüğünün bu soyut ve toplumsal anlamı kullanılır. Dilin toplumsal yönünün yanı sıra bireysel yönü de vardır. Bu anlamda dil belirli bir konuşmacının, belirli bir durumda kullandığı somut bir bildirişim dizgesidir. Örneğin: “Ayşe’nin dili çok güç anlaşılıyor” denilince “dil” sözcüğü bu anlamıyla kullanılır. Saussure, dilin bu bireysel kullanımını “parole” (söz) olarak adlandırır.
Dil sözcüğünün geniş, genel anlamlarının yanı sıra, şu anlamlan da vardır:
1. Belli bir çağa, akıma, yazara özgü sözcük dağarcığı ve sözdizimi (Divan Edebiyatı dili, Shakespeare‘in dili).2. Düşünceleri, olayları, somut gerçekleri simgelerle, sanatsal biçimlerle anlatma yöntemi (sinema dili, müzik dili).3. Doğal diller dışındaki bildirişim sağlama araçları (arıların dili).
Diller iki ayrı yöntemle sınıflandırılır. Kökenlerinden (bağlı oldukları kök dilden) yola çıkılarak 7 gruba, ortak yapı özelliklerine göre de 3 gruba ayrılırlar insan topluluklarının kullandıktan bildirişim sistemlerine “doğal dil” adı verilir. Yapay diller, değişik diller konuşan bireyler arasında bildirişim sağlamak amacıyla yapay öğelerden oluşturulan dillerdir. Günümüze kadar 200′den fazla yapay dil yaratılmıştır. Bunların en bilineni Esperanto‘dur. Belirli bilim dallarında, bilimsel çalışmaların daha kolay yürümesi için oluşturulan diller de (örneğin mantık dili, bilgisayar dili) yapay diller grubuna girerler. Tarihsel dilbilim, dilleri kökenlerine göre sınıflandırır. Bu sınıflandırmaya göre aynı kök dilden gelen dillerin oluşturduğu 7 dil ailesi vardır: 1. Hint-Avrupa Dilleri 2. Hami-Sami Dilleri 3. Ural-Altay Dilleri 4. Çin-Tibet Dilleri 5. Japonca, Korece ve Kafkas Dilleri 6. Amerikan Kızılderililerin Dilleri 7. Afrika Dilleri.
Kimi dilbilimciler bu sınıflandırmada birtakım varsayımlardan yola çıkıldığı ve yanlışlıklar olduğu görüşündedirler. Karşılaştırmalı dilbilim, dilleri genel yapı özelliklerine göre sınıflandırır: 1. Bitişimli diller: Dilbilgisel ilişkilerin sözcüklerin köklerine getirilen eklerle belirtildiği diller. Türkçe bu dil gurubuna bağlanır. 2. Bükünlü diller: Dilbilgisel ilişkilerin sözcüklerin köklerinde yapılan değişikliklerle belirtildiği diller. Almanca bu gruba bağlı dillerdendir. 3. Ayrışkan diller: Dilbilgisel ilişkilerin sözcüklerin tümcedeki yerleri ve titremleriyle belirtildiği diller. Çince bu gruptandır.
Yemek borusunun hemen üstünde, dil kemiğine (hiyoid kemik) bağlı konuşma, beslenme tat alma organı. Sağa-sola, öne-arkaya rahatlıkla hareket edebilmesini sağlayan 17 güçlü, çizgili kastan oluşur. Kasların hepsini büyük dilaltı sinirleri yönetir. Beslenmede, güçlü kaslarıyla besinleri yönlendirip öğütmesi için dişlerin arasına iter. Yine bu kaslar sayesinde iyi bir emme ve yutma organıdır. Dilin en önemli görevi tat almadır. Tat almayla oluşan seçicilik, gövdenin gereksinim duyduğu besinlere öncelik tanınmasını sağlar. Dilin yüzeyinde gömülü bulunan ve tat memeciği adı verilen yaklaşık 10 bin kadar sinir ucu bulunur. Bunlar dil kabarcıkları denen çok küçük çıkıntılar içersindedir. Her tat memeciği yüzeye küçük bir delikle açılan tat duyularını alıcı hücre gruplarından oluşur. Dil üzerinde ekşi, tatlı, acı ve tuzlu besinler için duyarlılaşmış ayrı bölgeler bulunur. Dilin orta bölümünde tat alma yeteneği yoktur. Tat memeciklerinin en yoğun olduğu bölgeyse dilin arka bölümüdür. Dil ucu tatlı, dil kökü acı, dil kenarları ekşi ve her yanı (özellikle önü) tuzlu yiyeceklere karşı oldukça duyarlıdır. Yalnız sıvı maddeler tat alma sinirlerini uyarabilir. Kuru cisimler ağızda tat duyusu uyandırmazlar, yalnız dokunma ve ısı duyusu oluşur. Tat alabilmek için besin içinde bulunan kimyasal maddelerin dil papillalarının (dil kabarcıkları) içinde bulunan sinir uçlarına değmesi gerekir. Tatmak için alınan kuru besinler verdikleri dokunma duyusuyla tükürük bezilerini harekete geçirerek, tükürük salgılanmasını sağlayıp tükürükle karışarak sulanır ve tat alınabilir duruma gelirler. Dilde uyarıları sinyaller 12 çift kafa sinirinden ikisi (dil-yutak sinirleri ve dil sinirleri) aracılığıyla beyinin tat merkezine ulaşırlar. Hastalıklarda dilde, oluşan şişme tat alma yeteneğini azaltır. Felç durumlarındaysa hiç çalışamaz duruma gelir. Dil ağız boşluğunu genişletip daraltarak, değişik hacimler yaratıp gırtlaktan gelen seslerin biçim almasını sağlar. Böylece dil, istenilen sesin çıkmasında gösterdiği büyük rolle konuşmanın en önemli organlarından biridir. Dil hayvanlarda avlanma, besinlerin ağıza alınması vb. işlere yardımcı olan bir organdır. Kimi hayvanlarda yapışkan bir tükürükle kaplı olup ileriye doğru fırlayarak kaptığı böceklerin doğrudan ağıza getirilmesine yarar. Bukalemun, kurbağa, ağaçkakan, lama, iguana ve kimi karınca yiyengillerin dilleri bu yapıdadır. Kedi ve benzeri hayvanlardaysa törpüyü andıran sert liflerle kaplı olup besinlerin kolay parçalanmalarını sağlar. Bufa balığı dilini bir piston gibi kullanarak hava boşluğu yaratır ve avının ağzına gelmesini sağlar. Balinaysa ağzına aldığı suyu dişleriyle süzerken, suyun dışarı, atılmasını dil yardımıyla gerçekleştirir. Yalayıcı böceklerde (arı vb.) uzun ve tüylü olan dil, bal özünü toplar. Yılanlar dokunma ve koku alma organı gibi kullandıkları iki uçlu dilleriyle sağı-solu, tat alırmışcasına yoklayarak yön bulurlar. Zürafa, koyun, keçi, at, deve gibi otobur hayvanlarda dil, otların ağıza alınmasında büyük ölçüde yardımcı olur. Sıcak havalarda vücut ısıları, tüyleri yüzünden çok yükselen hayvanlar (köpek, at vb.) dillerini dışarı çıkararak sağladıkları buharlaşmayla ısı kaybı yaratıp vücut ısısının normale dönmesine yardımcı olurlar. Bu tür hayvanların dilleri buharlaşmayı artırmak amacıyla iyice büyümüş ve genişlemiştir.
Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.
Sağlık Ana Sayfa Biyografiler Akademisyenler, Antropologlar (İnsanbilimciler), Arkeologlar Askerler > Besteciler Bilim Adamları Biyologlar Coğrafyacılar Dansçılar Denizciler Devlet Adamları - Politikacılar Dilbilimciler Din Adamları Diplomatlar Doğa Bilimciler Düşünürler Edebiyatçılar Eğitimciler Ekonomistler Felsefeciler Fizikçiler Fotoğrafçılar Gazeteciler Gezginler Gökbilimciler Gravürcüler Heykeltraşlar Hukukçular İktisatçılar İmparatorlar-Hükümdarlar İş Adamları İstatistikçiler Karikatürcüler Kaşifler Kimyagerler Koreograflar Mankenler Matematikçiler Mimarlar Minyatürcüler Mucitler Mühendisler Müzisyenler Oryantalistler Osmanlı Padişahları Pilotlar Psikologlar Ressamlar Şairler Sanatçılar Sanatkarlar Sendikacılar Seramik Sanatçıları Sinemacılar ve Tiyatrocular Sosyologlar (Toplumbilimciler) Sporcular Araba Yarışçıları Futbolcular Tarihçiler Tıpçılar Veterinerler Yazarlar Yöneticiler Yönetmenler
Toplum ve Yaşam Toplum Millet Aile Antropoloji Hayvanlar Sosyoloji Cinsellik Ev Evlilik Felsefe Aşk Biyografiler
Bilim ve Teknoloji Bilim Bilgisayar Bilim Kurgu Matematik Aritmetik Arkeoloji Biyoloji Bilim Adamları Bilişim Ekonomi Fizik Yıldızlar Astronomi Uzay Arkeoloji Jeoloji Nükleer Enerji Kimya Zooloji Mantık Pedagoji Enerji Elektronik Elektrik Telekomunikasyon Teleskop Ses Tıp Tarım
Kültür Kültür Dil Tarih Edebiyat Eğitim Felsefe Adet Müze Müzik Mitoloji Basın Spor Sinema Tiyatro Coğrafya İklim İlçeler İller Biyocoğrafya
Din ilahiyat Allah Musevilik Hristiyanlık Kuran-ı Kerim Mitoloji
