çıkarlarını savunmak, belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek için birden fazla kişinin istekleriyle kurdukları yasal topluluk (cemiyet). Belirli amaçları gerçekleştirmek için sürekli propagandaya girişebilen ve siyasal karar organları (yasama ve yürütme) üzerinde dolaylı etki yapmaya çalışan dernekler bir örgütlenme biçimidir.Dernekler, kazanç sağlama amacına yönelmiş ticaret etkinliklerinde bulunamazlar. Siyasal partilerin, devleti oluşturan kuruluşların ve özel yasal sosyal güvenlik kurumlarının dernek kavramı dışında tutulması gerekir. Dernek olgusu daha çok kent toplumunun bir özelliği olup 19. yy başlarında ABD ve ingiltere’de ortaya çıktı. Çağımızdaysa başta ABD olmak üzere, ingiltere, Almanya ve Fransa’da dernek sayısının hızla arttığı görülmektedir. ABD’de 17.000 nüfuslu bir kentteki dernek sayısı 357; Almanya’da 1971′de 30.000 nüfuslu bir kentteki dernek sayısı 300 idi.Ülkemizdeyse bu sayı şöyledir;Dernekler, günümüz toplumunu çağdaş yapan sanayileşme olgusunun getirdiği yeni kurumlardan biri olup toplumsal ve ekonomik yapıyla siyasal yapıyı etkilemeye çalışırlar. Çoğulcu toplumda, çoğulcu demokrasiyi gerçekleştirmede bir öğe olan baskı gruplarını oluşturan birimlerden dernekler, belirli bir insan kitlesinin görüş ve düşüncelerinin siyasal düzeye ulaşmasında etkin olurlar. Örneğin, Türkiye Kiracılar Derneği, 1955′te çıkarılan kiraların dondurulması konusundaki yasaya kadar etkin işlevini yerine getirmiş ve başarılı olmuştur. Yine Doğayı Koruma Dernekleri ve Esnaf Dernekleri zaman zaman işlevlerini yerine getirerek karar alma kurumları üzerindeki etkinliklerini yürütmüşlerdir.Dernek tüzüğünün öngördüğü özellikleri taşımak koşuluyla çıkarı olan ya da ilgi duyduğu bir derneğe üye olan kişi, derneğin taşıdığı amaca göre, bir hizmet sağlama, toplumsal bir etkinlikte bulunma gibi işlerde yer alma olanağına kavuşur ve kentsel yaşamın getirdiği karmaşık yapı sonucu oluşan yalnızlığı üzerinden atarak toplumsal bütünleşmeye katılmış olur. Pek çok düşünür, kentsel yaşamın bağlarını önemli ölçüde gevşettiğini ileri sürdükleri aile ve akrabalık bağları yerine toplumsal bütünleşmenin dernekler yoluyla sağlandığını savunmaktadır. Dernekler, daha çok toplumsal işler görmek üzere kurulur. Eskiden derneklerin öncülüğünde başlatılan birçok hizmeti günümüzde devlet, üstlenmek zorunda kalmıştır. Yaşlıların bakımı, kimsesiz çocukların ve sakatların korunması gibi konularla ilk olarak dernekler ilgilenmişlerdir. Kültürel alandaki etkinlikler de derneklerin önemli işlevlerindendir. Bunlar derneklerin sağlıklı bir toplumsal yapı ve siyasal mekanizmanın oluşumu için önemli olduğunu göstermektedir. Dernek kurma özgürlüğünün Türkiyedeki gelişimi. Dernek kurma özgürlüğünü ilk düzenleyen metrn 1909 Anayasası’nın 120. maddesidir: “Osmanlılar hakkı içtimaa maliktir. Devleti Osmaniyenin tamamiyet-i mülkiyesini ihlal meşrutiyet ve hükümeti tağyir ve Kanuni Esasi ahkâmı hilafında hareket edabı umumiyeye mugayir cemiyetler teşkili memnudur,” Bu tür sınırlamalar daha sonraki anayasalarda da yer aldı. Yine aynı yıl Cemiyetler Kanunu’nun benimsenmesi üzerine çok sayıda derneğin kurulduğu gözlendi. O günün birtakım dernekleri günümüzdeki siyasal parti ve sendikaların karşıladığı gereksinimi sağladı. Fransız Dernekleri Kanunu örnek alınarak hazırlanan Cemiyetler Kanunu (1909) derneklerin kurulması için ruhsat alınması zorunluluğunu getirmeyip kurulduktan sonra hükümete haber verilmesini gerekli saydı. Bildirim ve ilan yükümüne uymayan derneklerin hükümetçe etkinlikten alıkonulacağı ve sorumlularının para cezasına çarptırılacağı yasada yer alan hükümler arasındadır. 18. madde, hükümetin dernekleri denetleyebileceğini ve toplantı yerlerini açık tutmaya zorlayabileceğini belirtir. Bu yasa, Cumhuriyet döneminden ve Medeni Kanun’un 1926′da kabulünden sonra da yürürlükte kalarak 1938′ e kadar uygulandı. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, ülkenin içinde bulunduğu durum nedeniyle bölücü ve işbirlikçi derneklerin yanında, ulusal hak ve yararları savunucu dernekler de kuruldu. Bunlardan en önemlisi, Kurtuluş Savaşı’nın çekirdeğini oluşturan “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”dir (11 Eylül 1919). Bu dernek Sivas Kongresi’nde verilen bir karar sonucu çeşitli adlar artında kurulmuş olan “Müdafaa” (savunma) derneklerini birleştirme amacıyla kuruldu. Medeni Kanun’a kadar geçen süre içinde 1909 tarihli Cemiyetler Kanunu, kişi topluluklarını düzenleyen belli başlı tek yasa olarak yürürlükte kaldı.1 924 Anayasası, dernek kurma özgürlüğüne ilişkin iki hüküm taşır: “Şahsi masuniyet vicdan, tefekkür, kelam, neşir, seyahat, akit, şayüamel, temellük ve tasarruf, içtima cemiyet, şirket hak ve hürriyetleri Türklerin tabii hukukundandır (70. mel.). “Ukudun, sayü amelin, temellük ve tasarrufun, içtima atın, cemiyetlerin ve şirketlerin hududu hürriyeti kanunlar ile busarrahtır” hükmü taşıyan 79. madde ise derneklerin bağlı olacağı sınırları yasalara bıraktı.Bu durum, hükümetlerin tutumuna göre çok sınırlama yapılabileceği gibi daha iyiye de götürme kapısını açık tutmaktaysa da bu tür hükümler, daha çok kısıtlama eğilimine yönelik olarak kullanıldı.Cumhuriyet döneminin başlangıç yıllarında, II. Meşrutiyet döneminde olduğu gibi devlet ileri gelenlerinin girişimleriyle kamuya yararlı birtakım derneklerin kurulması sağlandı. Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu, Tayyare Cemiyeti, izmir Verem Mücadele Cemiyeti vb. 1938′de yürürlüğe giren 3512 sayılı yeni Cemiyetler Kanunu, kuruluş tüzügünün ilgili yerlere bildirilmesiyle derneğin tüzel kişilik kazanacağını ve derneklerin birlik kurmasını izin koşuluna bağladı, ülke dışında kurulacak dernekleri de içine aldı. Hükümete verilen etkinlikten alıkoyma yetkisi (33., 34. m.) daha sonra mahkeme kararına bırakıldı. 4919 sayılı ve 5 Haziran 1 946 tarihli yasayla Cemiyetler Kanunu birtakım değişikliklere uğradı. Buna göre, dernekler, tüzüklerinde dernek olarak kurulmak isteğini açığa vurmakla tüzel kişilik kazanırlar. Amaçları, yasaya, ahlaka ve genel adaba aykırı derneklerin kurulamayacağı kaydı eklendi. 5 Mayıs 1 952 gün ve’5927 sayı, 2 Temmuz 1964 tarih ve 490 sayılı yasalarla iki değişiklik daha getirildi. 27 Mayıs 1960′tan sonra çıkarılan 1961 Anayasası ile dernekler yeni bir anayasal düzenlemeye kavuştu. 1961 Anayasası’nın 29. maddesi, 20 Eylül 1971 anayasa değişikliğiyle şu biçimi aldı: “Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılışında uygulanacak şekil ve usuller kanunda gösterilir. Kanun, Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması maksadıyla sınırlar koyabilir. Hiçbir kimse derneğe üye olmaya ya da dernekte üye kalmaya zorlanamaz. Dernekler, kanunun gösterdiği hallerde hakim kararıyla kapatılabilir. Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlakın koruması bakımından gecikmede sakınca bulunan hallerde de, hakim kararına kadar kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle faaliyetten alıkonulabilir”.1961 Anayasası ve daha sonra 1971′ de yapılan anayasa değişikliği sonuçta yeni bir Dernekler Kanunu çıkarılmasına yol açtı.22 Kasım 1972 tarih ve 1630 sayılı yeni Dernekler Kanunu 1938 tarihli Cemiyetler Kanunu’nu yürürlükten kaldırarak 1983′e kadar geçerlilik kazandı. Bu yasanın 3. maddesi: “Demekler, tüzüklerinde dernek olarak kurulma isteğini açığa vurmakla ve tüzüklerini kuruldukları yerin en büyük mülki amirine vermekle tüzel kişilik kazanırlar,” hükmünü getirdi. 4. maddesi kurulması yasak dernekleri saydıktan sonra, 6. maddesi derneklerin uluslararası etkinliklerde bulunamayacaklarını belirtti. Derneklerin uluslararası etkinlikte bulunabilmeleri için Bakanlar Kurulu’nun izni gerekli kılındı. Dernekler üzerindeki denetim, kanunun 40., 41. ve 42. maddelerinde, genel, mali ve kolluk denetimi olarak ayrı ayrı maddelerde düzenlendi.1730 sayılı Dernekler Kanunu’nun birtakım maddeleri 18-20 Aralık 1973 tarih ve 3/37 sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla yürürlükten kaldırıldı. 12 Eylül 1980′den sonra yasal alanlarda yapılan köklü düzenlemelerden sonra 1 982 Anayasası’nın 33. maddesi “Dernek Kurma Hürriyeti” başlığı altında, derneklerin uyması gereken anayasal sınırı belirledi: “Herkes önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir.Dernek kurabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve belgelerin, kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir. Bu bilgi ve belgelerin kanuna aykırılığının tespiti halinde yetkili merci, derneğin faaliyetinin durdurulması veya kapatılması için mahkemeye başvurur. Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz. Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir. Dernekler, 13. maddedeki genel sınırlamalara aykırı hareket edemeyecekleri gibi; siyasi amaç güdemezler, siyasi faaliyette bulunamazlar, siyasi partilerden destek göremez ve onlara destek olamazlar; sendikalarla, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve vakıflarla bu amaçla ortak hareket edemezler. Kuruluş amaç ve şartlarını kaybeden yahut kanunun öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmeyen dernekler, kendiliğinden dağılmış sayılır. Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hakim kararıyla kapatılabilir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli güvenliğin, milli egemenliğin, kamu düzeninin, başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması ve suçların önlenmesi bakımından gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, hakim kararına kadar kanunen yetkili kılınan merciin emriyle faaliyetten alıkonulabilir. Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensupları ile kamu hizmeti görevlilerinin dernek kurma haklarına başkaca sınırlamalar getirilmesine veya bu hürriyeti kullanmalarının yasaklanmasına engel değildir. Bu madde hükmü vakıflara ve bu nitelikteki kuruluşlara da uygulanır.” Bu madde hükmüyle dernek kurma özgürlüğüne geniş ölçüde sınırlamalar getirildi.7 Ekim 1983 tarihli Dernekler Kanunu, anayasanın bu hükmü ışığında hazırlanarak 1972 tarihli Dernekler Kanununu yürürlükten kaldırdı. Ülkelerin belirli sosyal ve siyasal çalkantılar içinde bulundukları dönemlerde, baskı gruplarının (bu arada derneklerin) etkinlikleri doğal boyutlarını aşabilir. Türkiye’de 1972′den sonra hızlanan anarşik olaylarda dernekler, sağ ve sol kamplarda yerlerini alarak anarşiye belirli ölçülerde katıldığı gözlenmiş gerçeklerdir. 1982 Anayasası ve 1983 tarihli Dernekler Kanunu hazırlanırken bu durum dikkate alınmış ve dernekler siyasal niteliklerinden arındırılmışlardır.
Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.
.
You can leave a response, or trackback from your site.
Sağlık Ana Sayfa
Biyografiler
Akademisyenler,
Antropologlar (İnsanbilimciler),
Arkeologlar
Askerler >
Besteciler
Bilim Adamları
Biyologlar
Coğrafyacılar
Dansçılar
Denizciler
Devlet Adamları - Politikacılar
Dilbilimciler
Din Adamları
Diplomatlar
Doğa Bilimciler
Düşünürler
Edebiyatçılar
Eğitimciler
Ekonomistler
Felsefeciler
Fizikçiler
Fotoğrafçılar
Gazeteciler
Gezginler
Gökbilimciler
Gravürcüler
Heykeltraşlar
Hukukçular
İktisatçılar
İmparatorlar-Hükümdarlar
İş Adamları
İstatistikçiler
Karikatürcüler
Kaşifler
Kimyagerler
Koreograflar
Mankenler
Matematikçiler
Mimarlar
Minyatürcüler
Mucitler
Mühendisler
Müzisyenler
Oryantalistler
Osmanlı Padişahları
Pilotlar
Psikologlar
Ressamlar
Şairler
Sanatçılar
Sanatkarlar
Sendikacılar
Seramik Sanatçıları
Sinemacılar ve Tiyatrocular
Sosyologlar (Toplumbilimciler)
Sporcular
Araba Yarışçıları
Futbolcular
Tarihçiler
Tıpçılar
Veterinerler
Yazarlar
Yöneticiler
Yönetmenler
Toplum ve Yaşam
Toplum
Millet
Aile
Antropoloji
Hayvanlar
Sosyoloji
Cinsellik
Ev
Evlilik
Felsefe
Aşk
Biyografiler
Bilim ve Teknoloji Bilim
Bilgisayar
Bilim
Kurgu
Matematik
Aritmetik
Arkeoloji
Biyoloji
Bilim Adamları
Bilişim
Ekonomi
Fizik
Yıldızlar
Astronomi
Uzay
Arkeoloji
Jeoloji
Nükleer
Enerji
Kimya
Zooloji
Mantık
Pedagoji
Enerji
Elektronik
Elektrik
Telekomunikasyon
Teleskop
Ses
Tıp
Tarım
Kültür
Kültür
Dil
Tarih
Edebiyat
Eğitim
Felsefe
Adet
Müze
Müzik
Mitoloji
Basın
Spor
Sinema
Tiyatro
Coğrafya
İklim
İlçeler
İller
Biyocoğrafya
Din
ilahiyat
Allah
Musevilik
Hristiyanlık
Kuran-ı Kerim
Mitoloji