Yeryüzünü fiziksel, iktisadi, beşeri, siyasal yönlerden inceleyen bilim dalı. Yerkürenin tümü bu bilimin konusu içine girer. Coğrafya birçok yardımcı bilimle (jeoloji, jeofizik, pedoloji, petrografi, hidroloji, astronomi, meteoroloji, zooloji, botanik, jeopolitik, etnoloji, antropoloji, sosyoloji, etnografya, kartografya, topografya, jeodezi, istatistik, ekonomi, tarih) iç içedir. Coğrafya biliminin oluşmasında, sözü edilen bu bilimler, tek tek ya da birlikte etkin rol oynamıştır. Coğrafya deneye bağlı bir bilim olmayıp salt incelemeye ve araştırmaya dayalı bir bilimdir. Araştırma, inceleme, gözlemler sonucu sağlanan bilgiler, önce betimlenerek derlenir, sonra açıklanır. Betimleme, gözlenen konu ya da olayın çeşitli özellik ve nitelikleriyle yazı, çizgi, harita ya da fotoğraf aracılığıyla tanıtımıdır. Coğrafya betimlemelerinde önemli olan, gözlemi yapılan yerin ya da bölgenin topografya özelliklerini saptayıp bir haritada belirtmektir. Ayrıca, coğrafya araştırması için düzenlenen gezilerde gerekli biçim, kesit, profil ve krokilerin doğru çizilmesi, fotoğrafların özenle çekilmesi de önem taşır. Coğrafya, “Genel Coğrafya” ve “Ülkeler Coğrafyası” biçiminde iki ana bölüme ayrılır.Genel Coğrafya: Gerek antropoloji gerekse fiziksel yönden yeryüzünü bir bütün olarak ele alır. Çok değişik olan coğrafya olay ve konularının her birini ayrı ayrı hem genel hem de yerel (bölgesel) olarak inceler. Coğrafya olay ve konularının oluşumunu, yayılma biçimlerini araştırıp saptar. Coğrafya öğeleri olan ırmaklar, dağlar, ovalar, göller,çöller, denizler, kentler vb yanı sıra jeoloji etkenleri, atmosfer hidroloji, insan,doğa ilişkisi gibi konular da genel coğrafyanın alanı içine girer. Gözlem ve karşılaştırma yoluyla, olaylar ve konular sınıflandırılıp kurallara bağlanır.Genel coğrafya dört bölüme ayrılır: Fiziksel Coğrafya; Biyocoğrafya; Beşeri Coğrafya ve iktisadı Coğrafya. Fiziksel Coğrafya: Yüzey biçimleri, hava, su gibi yeryüzünün cansız öğeleri bu bölümde incelenir. Yer biçim bilim (jeomorfoloji) iklirnbilgisi (klimatoloji), subilgisi (hidrografi), ana deniz bilim (aşinografi) fiziksel coğrafyanın alt bölümleridir. Matematik coğrafya da fiziksel coğrafyanın bilgilerinden oluşmuş bir başka coğrafya dalıdır. Matematik coğrafya, dünyanın ölçülerini ve çeşitli noktaların yerlerini saptamaya çalışır. Bunun için de enlem ve boylam sistemlerinden yararlanır. Biyocoğrafya: insan dışındaki canlıların (bitki ve hayvanlar), yeryüzündeki olaylarla ilişkileri, birbirlerinden etkileşimleri, yeryüzüne dağılışları, bu dağılışın nedenleri, oluşturdukları topluluk çeşitleri ve bunların nedenlerinin araştırılıp incelenmesi biyocoğrafyanın konusunun içine girer. Beşeri Coğrafya: insan topluluklarının yeryüzüyle ilişkilerini inceler, insanların yeryüzündeki dağılımı, yerleşme bölgeleri, bu bölgelerin nitelik ve özellikleri, beslenme, giyecek, barınak, araç-gereç, yeryüzündeki insan soyları, diller, inanışlar, yerleşme biçimleri, ülke ve ulusların kültürleri beşeri coğrafyanın konusunu oluşturur. Nüfus Coğrafyası (Demografik Coğrafya) Beşeri Coğrafya’nın önemli bir dalıdır. Tüm yeryüzünde ya da belirli bir bölgedeki insan nüfusunun belli süreler içinde azalıp çoğalma nedenlerini inceleyerek nüfusun yapısını saptayıp tanımlar.İktisadi Coğrafya: Ekonomi olaylarının dünyadaki, belli bir ülkedeki, bölgedeki kenteki akım biçimi ve dağılımını; bunun öteki coğrafya olaylarıyla ilişkisini inceleyip ortaya koyar ve nedenlerini araştırır.Ülkeler Coğrafyası: Yeryüzündeki belli bir bölgeyi kendine konu edinir. Bu bölge bir anakara olabileceği gibi anakaradaki herhangi bir ülke, bir bölge, yöre, akarsu, dağ, körfez, deniz, ova vb. olabilir. Amaç, incelenen yerin coğrafya koşullarıyla belirlenmiş özelliklerini saptamaktır. Ayrıca, çeşitli coğrafya olaylarının o yerle ilişkisi de incelenir. Özel Coğrafya da denilen bu coğrafya dalında, araştırma yapılırken ilk olarak o yerin dağ, ova, yayla vb. gibi yüzey biçimleri belirlenir. Tüm bu bilgilere bitki örtüsü, insan toplulukları, hayvanlar, iklim gibi öteki coğrafya öğeleri de eklenir. Ülkeler (Devletler) Coğrafyası, Karalar Coğrafyası, Bölge Coğrafya Monografları Ülkeler Coğrafyasının alt bölümleridir.Kartografya: Harita Bilimi de denilen bu dal, coğrafyanın özgün ve özgül anlatım aracıdır. Haritacılık tekniği, günümüzde öteki tekniklerin gelişmelerine de bağlı olarak büyük gelişmeler göstermiştir.Tarih. Eski çağlarda Mezopotamya kavimlerinde, Mısır’da, Kalde’de ilkel haritaların yapıldığı bilinmektedir. İÖ 3000′den daha eski tarihlerde yapılan kimi Babil tabletleri, haritaların ilk örnekleri olarak kabul edilir. Güneydoğu Asya adalarından Okyanusyadaki adalara özel tekneleriyle giderlerken Polinezyalılar da yaptıkları “Çubuk Haritalar”dan yararlanmışlardır, ilkel haritalar coğrafya amacının dışında, av bölgelerinin sınırlarının saptanmasr, bir yolun belirlenmesi, ticaret ve savaş için de yapılmıştır.Çağdaş haritaların ilk örneğiniyse İÖ 575′te Eski Yunan’da Thales’in çömezi Miletoslu Anaksimandros’un yaptığı kabul edilir. Anaksimandrosjyerküreyi silindir bir prizma biçiminde düşünmüş ve bunun üstteki dairesel yüzeyini yaşanan yeryüzü olarak kabul etmiştir. Miletoslu bilginin haritasında dikdörtgen biçimindeki dünya, basınçlı hava üzerinde duruyor gösterilmiştir. Anaksimandros, haritasını çizerken dünyayı yalnız matematik ve fiziksel açıdan incelemiştir. İÖ 516′da yine Miletoslu bir bilgin olan Hekataios, harita çizerken tarihsel öğelerden de yararlandı. Çizdiği haritada dünyayı okyanus üstünde yüzen düz bir tepsi biçiminde gösterdi. Deniz ve kara ticaretinin gelişerek büyük boyutlara ulaşması, iskender’in (İÖ 356-322) Hindistan’a kadar uzanan seferi harita çizimini ve dolayısıyla coğrafyayı bir bilim olarak daha da geliştirdi. Daha sonra Dikaiarkhos (İÖ 347-285), çizdiği haritada matematik ve fiziksel öğelerin dışında yaptığı jeoloji çalışmalarının verilerinden de yararlandı. Eratosthenes (İÖ 3. yy) ise, haritasında enlem,boylam öğelerini sistemli bir biçimde kullandı. Coğrafya sözcüğünü de ilk olarak o oluşturdu. Bu dönemden başlayarak dünyanın düz değil, yuvarlak bir küre biçiminde olduğu inancı hemen tüm Yunan bilginlerince benimsenmişti. Hipparchus, İÖ 2. yy’da enlem kuşaklarını (Klimata) belirleyerek tanımını yaptı. Yer’i 360 dereceye bölerek inceleme yöntemini getirdi. Enlem,boylamları geliştirerek bilimsel tanımlarını yaptı. Marinus ve Batlamyus gibi bilginler de bu yolu izlediler. Bunun ve matematik, tarih, jeoloji bilgilerinin yanı sıra Eski Yunan’da coğrafyanın oluşumunda birçok değişik öğeden yararlanıldı. Güneş, ay, gelgit olayları incelendi; volkanlar, akarsuların toprakları aşındırması konuları üzerinde çalışmalar yapıldı. Bütün bu çalışmalar Eski Yunan’da coğrafyanın oir bilim olarak ortaya çıkışı kadar büyük ölçüde gelişmesini de sağladı. Romalılar döneminde, coğrafya bilimindeki gelişme yavaşladı. Romada bu konudaki çalışmalarıyla: Strabon (İÖ 58-İS 25.)ye Ptolemaios (Batlamyus) (108-168) dikkati çekti. Strabon, büyük bir bölümü günümüze kadar gelen Geographumena ya da Geographika (Coğrafya) adlı 17 ciltlik eserinde kavimlerin, insanın ve imparatorlukların fiziksel dünyayla olan ilişkilerini anlattı; kültürel, tarihsel ve bölgesel bilgilerin sentezini yaptı. Türkiye’de daha çok Batlamyus adıyla bilinen Ptolemaios ise, yazdığı eserde dünyanın bilinen her yanının coğrafyaca incelenmesi gerektiğini öne sürdü. Ptolemaios ayrıca Çin’den Britanya’ya kadar uzanan bir alanı belirleyen bir harita da çizdi. Coğrafyacılığının yanı sıra matematikçi ve gökbilimci de olan Claudios Ptolemaios, Geographike Hiphegesis (Coğrafya Kılavuzu) adlı eserinde yerel ayrıntıların haritacılarca incelenmesi gerektiği tezini savundu. Bilginin bu eseri 16. yy’da da birçok kez basıldı. Ortaçağda birçok bilim dalı gibi coğrafya da geriledi. Avrupa, tutucu Hıristiyan görüşün etkisi altında yeniden dünyanın yuvarlak değil düz ve daire biçiminde olduğu görüsünü benimsedi.Avrupa bu durumdayken, Doğuda islam ülkeleri Yunan coğrafya anlayışını daha da geliştirdi. Ptolemaios’un eserleri Doğu dillerine çevrildi. Dünyanın küre biçiminde olduğu görüşü benimsendi. Enlem ve boylam kavramları haritalarda daha ayrıntılı bir biçimde uygulandı, islam ülkelerinde 7. yy’da başlayan bu gelişme 13. yy’a kadar sürdü. Bu süre içinde Müslümanlar, doğuda Çin’e, batıda Kuzey Afrika yoluyla ispanya ve Sicilya’ya kadar yayılmıştı, islam coğrafyacı ve gezginler dünyanın birçok yerini dolaştı. Bilim adamları birçok doğu hükümdarınca inceleme ve araştırmalarını sürdürmeleri için özendirildi. Suver’üI Ekâlim (iklimlerin Görüntüleri) adlı islam ülkeleri atlasının yazarı Belhî (847-934); Kitabül Mesalik ve’l Memalik (Ülkeler ve Yollar Kitabı) adlı kitabın ortak yazarları ibni Havkal ve istahrî; El Mes’ûdi. ibni Fadlan, idrisi Ebul Fida, ibni Batuta (1304-1369) vb. bu dönemin önde gelen islam coğrafyacılarındandır. Batılı kaynaklar, özellikle Abbasiler döneminde coğrafyanın altın çağını yaşadığını, islam bilginlerinin coğrafyaya geniş katkıları olduğunu belirtir, islam coğrafyacılarının etkileri sonucu ortaçağın sonlarında Batı’da coğrafya yine ön plana çıkarak gelişme gösterdi, ispanya ve Sicilyadaki Müslüman bilginlerin, Haçlı Seferleri’nin, ipek Yolu ile Doğu’ya gidip dönen Avrupalıların (Marco Polo, Plan Carpin, Russbrroeck vb.), Arapça coğrafya eserlerinin Batı dillerine çevrilişinin bu ön plana çıkış ve gelişmede büyük etki ve katkısı oldu. Bütün bunlara Rönesans da eklenince bir bilim olarak coğrafya, Batı’da hızla gelişmeye başladı. Kopernik ve Galileo, Yer’in küre biçiminde olduğunu kabul ettirmeyi başardılar. Matbaanın bulunuşu (1451), Amerika’nın keşfi, daha ileri teknikte ve aslına uygun haritalar yapılmasına yol açtı. 1520′de Schöner’ in düzenlediği haritada ilk kez Amerika Anakarası’na da yer verildi. 1617′ye kadar Ptolemaios’un ünlü coğrafya eserinin birçok Latince basımı gerçekleştirildi. Bu tarihten başlayarak coğrafyada Ptolemaios anlayışı bırakıldı ve bu bilim dalı çağdaşlaşma sürecine girdi. Coğrafyadaki gelişme de belirtilmeye değer olay ve kişiler tarih dizisine göre şöyle sıralandı: 7570 Flamand Mercador, silindir projeksiyonlu dünya haritasını yaptı. 1570: Abraham Ortelius, Theatrum Orbis Terrarum (Yeryüzü Merkezi) adlı eserini yayımlamaya başladı. 53 bakır levha üzerine kazılmış 70 haritadan oluşan bu atlas, çağdaş coğrafyacılardan çoğunun katılmaları ve gezginlerin son gezilerinde elde ettikleri bilgilere dayanılarak sistemli bir biçimde hazırlanan coğrafya atlaslarının ilki oldu. 1619: Cluver, çağdaş tarih ve siyasal coğrafyanın temellerini attı. 1650: Varenius, Geographia Generalis (Genel Coğrafya) adlı eserini yayımladı. Bu eserde ilk kez Genel Coğrafya, Özel Coğrafya ayrımı yapıldı. Aynı yıllarda ingiliz Edmund, rüzgârlar, buharlaşma ve. okyanus akıntıları üzerinde çalışmalar yaptı. Birçok ülkede coğrafya amaçlı bilimsel geziler düzenlenmeye başlandı.7749: Fransız doğa bilgini Georges Louis Buffon, l’Historie Naturelle (Doğa Tarihi) adlı ünlü eserini yayımlamaya başladı. Yayımı 1 789′da tamamlanan bu eserde bilgin, oluşum ve evrim kuramı üzerinde durdu, ırkları sınıflandırdı ve doğa tarihiyle ilgili birçok veriyi bir araya topladı.18yy’da termometre, higrometre, barometre gibi aygıtlar bulunup jeodezi (yer düzlemini ölçme bilimi) ilerledikçe coğrafya da bunlardan geniş ölçüde yararlanıp ilerledi. Gerek karalarda, gerekse denizlerde coğrafya amaçlı geziler yoğunlaştı. 1 9. yy’ın sonlarında James Cook’un yolculukları bunlardan en önemlisi oldu.19. yy’da coğrafya, matematik ve anlatıma (tasvir) sıkı sıkıya bağlılıktan kurtulmaya başladı ve sayıları artan dallara ayrıldı. Bu konuda Alman gezgin ve doğa bilimcisi Alexander Humboldt (1769-1859), Anadenizbilim ve iklim bilgisi’ni oluşturarak öncü oldu. Kari Ritter (1779-1859), Humboldt’un çalışmalarını tamamlayıp geliştirdi. Die Erdkunde im Verhaltnis zur Natur und Geschichte des Menschen (Doğa ve insan Tarihine Oranla Coğrafya) adlı eserinde bölgesel coğrafya kavramı üzerinde durdu. Humboldt,Ritter ikilisi, çağdaş coğrafyanın bölgesel, sistematik ve beşeri temellerini atmış oldular. Bölgesel Coğrafya, Conrad Malte Bruns’un çalışmalarıyla daha da gelişip kişilik kazandı. Sistematik Coğrafya ise Physikalischer Atlas (Fiziksel Atlas) (1837-1848) adlı eserin sahibi Heinrich Berghaus, Physical Geography (Fiziksel Coğrafya) (1848) adlı eserin sahibi Mary Somerville’in çalışmalarıyla gelişme gösterdi. Oscar Peschel, Georg Cornelius, Kari Gerland, Ferdinand von Richthofen, Friedrich Ratzel gibi coğrafyacılarsa Beşeri Coğrafyanın gelişmesine katkıda bulundular. 19. yy’ın başlarında ilk ulusal coğrafya derneği (Paris Coğrafya Derneği) 1821 ‘de kuruldu.Bu bilim dalına gösterilen ilgi, Avrupa’nın her ülkesinde artan bir hızla çoğaldı. 19. yy’ın sonlarına doğru Avrupa’nın birçok üniversitesinde artık coğrafya enstitüleri kurulmuş bulunuyordu.20. yy’da coğrafya bağımsız bir bilim dalı olarak gelişmesini sürdürdü. Gelişme, coğrafyanın bütün dallarında oldu. Çağdaş coğrafyacılar yeryüzünü fiziksel, ekonomik, beşeri ve siyasal yönden çok ayrıntılı bir biçimde, çağdaş tekniğin tüm olanaklarından yararlanarak incelediler. Bu alanda coğrafya biliminde bir birlik oluşturmak için ulusal kuruluşlar arasında işbirliğine gidildi. Yüzyılın başlarında Uluslararası Coğrafya Birliği kuruldu. Sürekli yayınların, atlasların, bibliyografyaların, topografya ve öteki konularla ilgili haritaların sayıları arttığı gibi nitelik ve düzeyleri de yükseldi. P. Vidal de la Blache, L. Gallois, Emmanuel de Martonne, Jean Brunhes, Baugling, Chol-ley, Demangeon, Cvijic , Blanchard, Ahlman, Gaussen, Dudley Stamp, J. Herberstson, VVİlliam Morris Davis, Ellen Churchill Davis, Ellsvvorth Huntington gibi coğrafyacılar bilimin çeşitli dallarında yaptıkları araştırma, inceleme ve çalışmalarıyla coğrafyaya büyük katkılarda bulundular.Türklerde coğrafya. Bu bilim dalındaki ilk çalışmalar Türkiyede Osmanlılar döneminde başladı ve astronomiyle matematiğe bağlı olarak gelişti. Rüknettin Ahmet’in Kazvini’nin Acaibü’l Mahlukat ve Garaib’ül Mevcudat (Varlıkların Garipleri Yaratıkların Acayipleri) adlı coğrafya ve kozmografya ile ilgili eserini çevirerek Çelebi Sultan Mehmet’e (Saltanatı: 1413-1421) vermesi, Osmanlılarda bu konuda bilinen ilk etkinliktir. Daha sonra kimi Türk bilginleri de coğrafya ve kozmografya eserleri yazdılar. Bunlar arasında en önemlileri Ali Kuşçu (öl. 1 474) ve onun torunu olan Mirim Çelebi’dir (öl. 1525) Fatih Sultan Mehmet’in buyruğla Ptolemaios’un coğrafya eseri aslından Türkçeye çevrildi. 16. ve 17. yy’da imparatorluğun sınırları genişlerken yer ve deniz coğrafyasında da ilerlemeler görüldü. Piri Reis ve Şeydi Ali Reis’in yaptıkları haritalar ve gittikleri yerlerle ilgili olarak yazdıkları kitaplar bu dönemin önemli coğrafya eserleri olarak kabul edilir. Çeşitli coğrafya bilgileri içeren Kâtip Çelebi’nin Cihannüma’sı, Evliya Çelebi’nin 10 ciltlik Seyahatnamesi de aynı dönemin önemli eserleri arasında yer alır. 18. yy’da Avrupalı araştırmacıların birçok kozmografya ve coğrafya eseri Türkçeye çevrildi. Tanzimat’tan sonra (1839) coğrafya öğrenimi için kimi gençler Avrupa’ya gönderildi. 1894′ten sonra ülkedeki topografya çalışmaları hızlandı. Darülfünun 1915′te yeni düzenlemelerle öğrenime başlayınca Edebiyat Fakültesi’ne bağlı Coğrafya Bölümü de yeniden düzenlendi. Yurt dışından gelen öğretim üyeleri ve Faik Sabri (Duran), Prof. ibrahim Hakkı (Akyol), Hamit Sadi (Selen) gibi hocaların çalışmalarıyla coğrafya öğrenimi yaygınlaştı. Bu çalışmalara koşut olarak harita, meteoroloji, hidroloji, madencilik, jeoloji, toprak araştırmaları konularındaki çalışmalarda da ilerlemeler oldu. Cumhuriyet döneminde 1933′teki üniversite reformu sırasında coğrafya alanındaki çalışmalar artarak yoğunlaştı. 1935′te DTCF’de. üikedeki ikinci coğrafya bölümü kuruldu. Ali Tanoğlu, Reşat izbudak, Cemal Arif Alagöz gibi öğretim üyeleri ve yabancı hocalar, birçok coğrafyacı yetiştirdi. 1950′den sonra DTCF’de yalnız Türk öğretim üye ve görevlileri ders vermeye başladı. Cumhuriyet döneminde, coğrafya alanında üniversite dışında da yoğun çalışmalar oldu. 1935′te MTA (Maden Teknik Arama Enstitüsü) kurularak jeoloji araştırmaları geliştirildi. 1 937′de kurulan Devlet Meteoroloji Enstitüsü, daha sonraki yıllarda çalışmalara başlayan DSİ (Devlet Su işleri), TEK (Türkiye Elektrik Kurumu), EİE (Elektrik işleri Etüd idaresi) gibi kuruluşların ve Harita Genel Müdürlüğü’nün çalışmaları, Türkiye’de coğrafya biliminin daha da gelişmesine önemli ölçüde katkı sağladı.
Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.
.
You can leave a response, or trackback from your site.
Sağlık Ana Sayfa
Biyografiler
Akademisyenler,
Antropologlar (İnsanbilimciler),
Arkeologlar
Askerler >
Besteciler
Bilim Adamları
Biyologlar
Coğrafyacılar
Dansçılar
Denizciler
Devlet Adamları - Politikacılar
Dilbilimciler
Din Adamları
Diplomatlar
Doğa Bilimciler
Düşünürler
Edebiyatçılar
Eğitimciler
Ekonomistler
Felsefeciler
Fizikçiler
Fotoğrafçılar
Gazeteciler
Gezginler
Gökbilimciler
Gravürcüler
Heykeltraşlar
Hukukçular
İktisatçılar
İmparatorlar-Hükümdarlar
İş Adamları
İstatistikçiler
Karikatürcüler
Kaşifler
Kimyagerler
Koreograflar
Mankenler
Matematikçiler
Mimarlar
Minyatürcüler
Mucitler
Mühendisler
Müzisyenler
Oryantalistler
Osmanlı Padişahları
Pilotlar
Psikologlar
Ressamlar
Şairler
Sanatçılar
Sanatkarlar
Sendikacılar
Seramik Sanatçıları
Sinemacılar ve Tiyatrocular
Sosyologlar (Toplumbilimciler)
Sporcular
Araba Yarışçıları
Futbolcular
Tarihçiler
Tıpçılar
Veterinerler
Yazarlar
Yöneticiler
Yönetmenler
Toplum ve Yaşam
Toplum
Millet
Aile
Antropoloji
Hayvanlar
Sosyoloji
Cinsellik
Ev
Evlilik
Felsefe
Aşk
Biyografiler
Bilim ve Teknoloji Bilim
Bilgisayar
Bilim
Kurgu
Matematik
Aritmetik
Arkeoloji
Biyoloji
Bilim Adamları
Bilişim
Ekonomi
Fizik
Yıldızlar
Astronomi
Uzay
Arkeoloji
Jeoloji
Nükleer
Enerji
Kimya
Zooloji
Mantık
Pedagoji
Enerji
Elektronik
Elektrik
Telekomunikasyon
Teleskop
Ses
Tıp
Tarım
Kültür
Kültür
Dil
Tarih
Edebiyat
Eğitim
Felsefe
Adet
Müze
Müzik
Mitoloji
Basın
Spor
Sinema
Tiyatro
Coğrafya
İklim
İlçeler
İller
Biyocoğrafya
Din
ilahiyat
Allah
Musevilik
Hristiyanlık
Kuran-ı Kerim
Mitoloji