Yer yuvarının en iç bölümünde bulunan ve dünyanın toplam kütlesinin % 32’sini, hacminin % 16′ sini oluşturan bölüm. Yer çekirdeği iç ve dış çekirdek olmak üzere iki bölüme ayrılır. Yeryüzünden 2.890 km derinlikte manto son bulur ve burada dış çekirdek başlar. Jeofizikçiler bu sınırı VVİechert Gutenberg süreksizliği olarak adlandırırlar. Temel maddesi ergimiş durumda demir,nikel karışımından (% 90-92 Fe, % 10-12 Ni) oluşan iç çekirdekte yoğunluk, 1.012.3 gr/cm3, basınç 1.350-3.340 kilobar, sıcaklığıysa yaklaşık 3.700°G’dir. 5.150 km derinlikten sonra iç çekirdek başlar. Buradaki ortamın yoğunluğu 13.6 gr/cm3, basıncı 3.600 kilobar ve sıcaklığıysa 3.700°C’dir. iç çekirdeğin kristal durumda demir-nikel karışımından oluştuğu sanılmaktadır. Kimi Jeofizikçiler, yer yuvanının bu bölümünden S dalgalarının geçmemesini, burasının sıvı durumda bulunduğu biçiminde yorumlamaktadır.ÇEKİRDEK, canlıların yapıtaşı olan hücrelerin sitoplazması içindeki en önemli yapı. “Nukleus” adı da verilir. Çekirdekler hücrelerin denetim merkezleridir. Hem hücredeki kimyasal tepkimeleri hem de hücrenin bölünmesini bir başka deyişle çoğalmasını denetler. Canlı hücrelerde çekirdek, ışığı sitoplazmaya oranla daha fazla kırdığı için genellikle hücrenin merkezinde parlak bir küre biçiminde görülür. Bakteri ve benzeri canlılarda belirgin bir çekirdek yapısı görmek olası değildir. Ancak bunlarda yapılan incelemeler çekirdek içeriğinin olduğunu yalnızca çekirdek zarının bulunmadığını göstermiştir. Gelişmiş canlıların bir bölümünün kimi hücrelerindeyse hiç çekirdek bulunmaz. Bunların en belirgin örneği memelilerin alyuvar (eritrosit) hücreleridir.Çekirdeğin biçimi bulunduğu hücreye göre değişebilir. Genelde küresel, kübik ve çok yüzlü hücrelerde çekirdek küre biçiminde; prizmatik ve mekik biçimindeki hücrelerde elipsoid; yassı hücrelerdeyse çekirdekler yassı olur. Düzensiz çekirdek taşıyan hücreler de vardır, insan akyuvar (lökosit) hücreleri bunlara örnek gösterilebilir, insan akyuvar hücreleri kendi içlerindeki çekirdek biçimine göre değişik isimler alırlar. Bunların çekirdek biçimlerine bakılarak tanınmaları ve sayılarak yüzdelerinin saptanması birçok hastalığın tanısında önemli ipucudur. Çekirdeklerin biçimleri kimi zaman etkin, kimi zamansa edilgen olarak değişebilir. Çekirdeklerin büyüklükleri ayrı doku ve hücrelerde çok değişiktir. Çekirdek büyüklüğü 1-600 mikron metre arasında değişir. Genellikle en büyük çekirdekli hücreler olgun yumurfa hücreleridir.Hücrelerin büyük bölümü tek çekirdeklidir. Kimi hücreler iki ya da daha fazla çekirdek içerebilirler (yetişkin ve yaşlı insanların karaciğer hücreleri ve kıkırdak hücrelerinde olduğu gibi). Çekirdeğin birden fazla olmasının nedeni hücre bölünmesi sırasında çekirdek bölünmesi gerçekleştikten sonra onu bir sitoplazma bölünmesinin izlememesidir.Çekirdeklerin hücre içindeki yerleri sabit değildir. Embriyonik hücrelerde hücrenin merkezinde olmalarına karşın, hücre ayrımlaşmasının ilerleyen evrelerinde yeni biçimler aldıklarından, hücrenin cinsine göre o hücrelerin bir bölgesine yerleşirler. Kimi bitkisel dokularda da orta bölümü çok büyük bir kofulca (vakuol) doldurulduğundan çekirdek sitoplazmayla birlikte hücre zarının hemen altına çekilmiştir. Çekirdeklerin kimyasal bileşimleri incelendiğinde şu maddeler görülür: % 50-% 80 su, % 50-% 20 kuru madde. Kuru ağırlığının; % 79′u protein, % 19′u DNA (Deoksıribonükleik asit) ,%2’si RNA (Ribonükleik asit) ve öteki maddelerdir. Bu maddeler içinde en önemlisi DNA’dır. DNA proteinle birlikte canlıların kalıtım şifrelerini üzerinde taşıyıp bir kuşaktan öteki kuşağa o canlı türünün özelliklerini taşıyan kromozomları oluşturur. DNA molekülü nükleotidlerin (Baz+beş karbonlu şeker+fosfat) birleşmesinden oluşmuştur. Bir tek kromozomun üzerinde on bine yakın nükleotid bulunabilir. Çekirdeklerin içindeki DNA içerikleri her canlı türü için sabittir. Çekirdekteki RNA ise daha çok haberci RNA tipindedir. Görevi çekirdekteki yönetici molekül DNA’dan aldığı protein senteziyle ilgili şifreli buyruğu protein sentezinin yapıldığı yerler olan sitoplazmadaki ribozomlara getirmektir. Çekirdek mikroskopta yapısal olarak incelendiğinde dışında “Karyoteka” adı verilen çekirdek zarı görülür. Bu zarı ışık mikroskobuylajgörme olasıdır. Zarın elektron mikroskobik yapısı oldukça karışıktır. Çekirdek zarı sitoplazmayla çekirdeğin ilişkisini sağlamak amacıyla delikli yapıdadır. Çekirdek zarının iç bölümünde “karyolenf” adı verilen çekirdek sıvısı bölümü yer alır. Karyolenf; yapışkan ve homojen görünüşlü bir sıvıdır. Çekirdek sıvısı içerisinde, birçok hücrede bir,kimierindeyse birden fazla sayıda çekirdekçik “nukleolus” adı verilen parlak, yuvarlak, küçük cisimcikler görülür. Hücre bölünmesi sırasında çekirdek zarında ve çekirdekte çok büyük değişmeler saptanır. Hücre bölünmesi öncesi (interfaz) çekirdeğin içinde çekirdekçik ve küçük kimi ipliksi yapılara (kromatin) rastlanmasına karşın, bölünmenin ilerleyen evrelerinde yoğun ipliksi bir yapı göze çarpar (profaz). Giderek bu karışık yumak biçimindeki ipliksi yapı kalınlaşır ve boyu kısalır. Daha sonra en kalın biçimlerini alırlar. Bu yapılar yukarıda sözü edilen kromozomlardır. Bu evrede bunların sayısını saptamak olasıdır ve her canlı türü için o türe özgü bir sayı ortaya çıkar. Örneğin tüm normal insanlarda kromozom sayıldığında yirmi üçü anneden yirmiiüçü babadan gelen 46 kromozom bulunur. Hücre bölünmesinin daha sonraki evrelerinde çekirdek zarı ortadan kaybolduğundan çekirdek gereci tümüyle sitoplazmaya geçer, çekirdekçik kaybolur. Çekirdek zarının yeniden belirgin duruma gelmesi, ancak hücre bölünmesinin telofaz evresinden sonra hücrenin iki kutbuna çekilen kromozomların çevresinde oluşur. Ayrıca daha sonra çekirdeğin içinde yeniden çekirdekçiklerin sentezlenip görünür duruma geldiği saptanır.
Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.
.
You can leave a response, or trackback from your site.
Sağlık Ana Sayfa
Biyografiler
Akademisyenler,
Antropologlar (İnsanbilimciler),
Arkeologlar
Askerler >
Besteciler
Bilim Adamları
Biyologlar
Coğrafyacılar
Dansçılar
Denizciler
Devlet Adamları - Politikacılar
Dilbilimciler
Din Adamları
Diplomatlar
Doğa Bilimciler
Düşünürler
Edebiyatçılar
Eğitimciler
Ekonomistler
Felsefeciler
Fizikçiler
Fotoğrafçılar
Gazeteciler
Gezginler
Gökbilimciler
Gravürcüler
Heykeltraşlar
Hukukçular
İktisatçılar
İmparatorlar-Hükümdarlar
İş Adamları
İstatistikçiler
Karikatürcüler
Kaşifler
Kimyagerler
Koreograflar
Mankenler
Matematikçiler
Mimarlar
Minyatürcüler
Mucitler
Mühendisler
Müzisyenler
Oryantalistler
Osmanlı Padişahları
Pilotlar
Psikologlar
Ressamlar
Şairler
Sanatçılar
Sanatkarlar
Sendikacılar
Seramik Sanatçıları
Sinemacılar ve Tiyatrocular
Sosyologlar (Toplumbilimciler)
Sporcular
Araba Yarışçıları
Futbolcular
Tarihçiler
Tıpçılar
Veterinerler
Yazarlar
Yöneticiler
Yönetmenler
Toplum ve Yaşam
Toplum
Millet
Aile
Antropoloji
Hayvanlar
Sosyoloji
Cinsellik
Ev
Evlilik
Felsefe
Aşk
Biyografiler
Bilim ve Teknoloji Bilim
Bilgisayar
Bilim
Kurgu
Matematik
Aritmetik
Arkeoloji
Biyoloji
Bilim Adamları
Bilişim
Ekonomi
Fizik
Yıldızlar
Astronomi
Uzay
Arkeoloji
Jeoloji
Nükleer
Enerji
Kimya
Zooloji
Mantık
Pedagoji
Enerji
Elektronik
Elektrik
Telekomunikasyon
Teleskop
Ses
Tıp
Tarım
Kültür
Kültür
Dil
Tarih
Edebiyat
Eğitim
Felsefe
Adet
Müze
Müzik
Mitoloji
Basın
Spor
Sinema
Tiyatro
Coğrafya
İklim
İlçeler
İller
Biyocoğrafya
Din
ilahiyat
Allah
Musevilik
Hristiyanlık
Kuran-ı Kerim
Mitoloji