Evrenin, doğanın,
toplumun ve
insanın
deney ve
akıl yürütme yoluyla nesnel açıklaması, araştırılması, yönlendirilmesi. Başlangıçta
bilim yoktu; ama insanın çevresinde olup bitenleri
anlama, açıklama yönlendirme çabası vardı. Bu çaba ilkin, kendini
din,
mitoloji ve büyü biçiminde gösterdi. Olgulardan, olaylardan kalkılıyor ama yeterli bir
bilgi birikimi olmadığı için neden-sonuç bağlantısı, olguların dışında,ötesinde birtakım gizli güçlerde aranıyordu. Sözgelimi doğa olayları gök tanrılarının ruh hallerine bağlanıyor (fırtına =
Zeus’un gazabı);
yağmurdan önce
kurbağaların bağrıştıkları gözleminden hareketle yağmur yağdırmak için kurbağa biçimine bürünerek kurbağa gibi bağırmak (büyü) gerekir sanılıyordu. Bütün bunlarda söz konusu olan insanın, olaylara edilgin bir seyirci kalmaması, nedenlerini araştırması, belli bir
mantık çerçevesi içinde açıklaması hatta doğayı denetimi altına alma çabasıydı. Kısacası mitoloji, din ve büyüde bilimsel düşünce tohum halinde bulunmaktaydı, insanlığın gelişme süresi içinde, mitoloji, geçmişin sislerine karışırken din ve büyü kendi yollarına yöneldiler: İÖ 8. yy’da
Hindistan’da, Yunanistan’da theogonia (tanrıların doğuşu), cosmogonia (evrenin doğuşu) açıklamaları gibi. Ancak bu dönemde temel soru yalnızca evrenin kaynağına ilişkin değildi; insanın dünyadaki yeri, ödevi gibi konular da irdelenir olmuştu. Bir başka deyişle evrenin doğuşuna ilişkin düşüncelere
ahlak arayışı da eşlik ediyordu. Bilimsel düşünce henüz mitoloji ve din, ahlak anlayışlarından oluşan bir bulamaçtan kopmuş değildi. Bilimsel düşüncenin arınması yönünde çok önemli bir adım İÖ 6. yy’da
Miletos’ta (
Milet) atıldı,
iyonyalı düşünür
Thales”ilk
madde” sorunlarını gündeme getirdi ve suyu her şeyin başı, kökü, ana maddesi olarak niteledi.
Tales’in yanıtından çok, sorusu, daha doğrusu o soruya götüren akıl yürütmesi önemliydi: Hiçten hiçbir şey oluşmaz. O halde her varolan ve yok olmayacak, tüm bilinen varlıkların türediği bir ilk madde olsa gerekti.
Düşünce tarihinde Thales’in sonradan başka Yunan
düşünürlerce geliştirilen, derinleştirilen, değişik yanıtlarla karşılanan bu sorunsalı bilimsel düşüncenin başlangıcı kabul edilir. Bununla birlikte bu aşamada bilim felsefeyle özdeşti. Gerçekten ilkçağ Yunan düşüncesinde “philosophia” sözcüğü sonradan kazanacağı “felsefe” anlamı kadar “bilim” anlamına da geliyordu. Bilimin,
felsefeden de arınıp bağımsız bir varlık kazanması daha sonra ve parça parça gerçekleşecek çok uzun bir süreç izleyecekti. Bunda bilimin sürekli gelişen ve çeşitlenen birçok dallara ayrılması ve her bilim dalında bilimsel düşüncenin gelişmesinin, felsefeden sıyrılıp bilimleşmesinin, eşdeyişle salt kavramları düzeyinde bir akıl yürütme olmaktan çıkıp gözleme ve deneye dayanan, “teknik” biçiminde uygulamaya konan ve “öznel yargılar” olmaktan çıkıp pratiğin sınavından geçen “nesnel yasalar”a dönüşen bir nitelik kazanmasının değişik zamanlarda olması da rol oynayacaktı. Sözgelimi
gökbilimden (
astronomi) önce cok uzun süre yıldız bilim (
astroloji),
kimyadan önce simya egemen oldu; tarih felsefesinden, siyaset felsefesinden tarih bilimine, siyaset bilimine geçiş ancak 19,yy’da başladı:
dilbilim, ruh çözümlemesi 20. yy’da ortaya çıktı. Bilimsel düşüncenin ve giderek bilimlerin doğup gelişmesine toplumsal ilerleme belirleyici bir rol oynadı. Toplumun
iktisat evrimi içinde beliren her teknik gereksinim, bilimin itici gücünü oluşturdu. Sözgelimi bilim dalı olarak ilkin
matematik ve özellikle de
geometrinin oluşmasında tarlaların sınırlarının, yüzölçümünün kesin olarak saptanması gereği belirleyici oldu. Öte yandan, toplumsal, siyasal sorunlar, dinsel dogmalar, bilimin gelişmesini engelleyici bir rol oynadılar. Bu açıdan, düşünce tarihi, bilim ile dinin, kurulu düzenin temel ideolojisinin mücadelesi tarihidir. İÖ 4. yy’dan İS 16. yy’a kadar gecen 2000 yıl boyunca dinsel dogmaların yanında egemen felsefe ve bilim anlayışı
Aristoteles düşüncesi oldu. Aristoteles, zamanında, bilim ve felsefeye gerçekten büyük adım attırmış, birçok bilim dalını saptamıştı. Ama düşüncesinin özellikle Batı’da nerdeyse Kutsal Kitap ile eş düzeyde tutulması, bilimin gelişmesini uzun süre geciktirdi. Bilimsel düşünce, 16.-17. yy’da Copernicus, Galilei. Kepler ile birlikte gökbilim alanında yeni bir atılım gerçekleştirdi ve
burjuvazinin belırıp feodal egemenliğe karşı açtığı mücadele içinde sürekli ilerledi. Descartes. Nevvton. Lavoisier. Danton, Buffon. Laplace Mendelevev, Darwın Lyell
Adam Smith, Ricardo matematikten
zoolojiye,
fizikten kimyaya,
jeolojiden
ekonomi politiğe kadar geniş bir yelpazede gelişen bilimin başlıca kilometre taşları oldular. 1 9. yy’da
Karl Marx ve Engels tarihe bilimsel bir temel kazandırdılar,
toplumbilim doğdu. Daha sonra
Albert Einstein (
Albırt Aynştayn). Planck, Di’rac vb. doğa bilimini daha büyük bir doğruluk ve kesinliğe kavuştururken Freud ruh çözümlemesini (psikanaliz). Kinsey ve Masters, Johnson
cinsellik bilimini, Jakobson dilbilimini vb. kurdular. Bilimin hızla gelişmesi ve çeşitlenmesi birçok düşünürü doğrudan doğruya bilimin kendisiyle bilimlerin sınıflandırılması, bilim tarihi, bilimin doğuşu,eş deyişle hangi noktadan sonra bilim dışından bilime geçildiği gibi konular üzerinde derinleşmeye yöneltti. Bunun sonucu olarak bilim felsefesi, bilgi kuramı, bilgi-bilim (epistemoloji, gnozeoloji) gibi yeni düşünme alanları açıldı. Bilimlerin sınıflandırılması, düşünce tarihi içinde ilk denemesi Aristoteles’e kadar uzanan bir geçmişe ve çok çeşitli sınıflama önerilerine karşın henüz hemen herkesçe paylaşılan bir yapıya erişememiştir. En yaygın ayrım bilimi, toplum bilimleri (tarih, siyaset, ekonomi vb), doğa bilimleri (fizik, kimya, biyoloji vb.), insan bilimleri (psikoloji, psikanaliz, seksoloji vb,) ve düşünce bilimleri (matematik, mantık) olarak kümelendirilmektedir.
(Pasta Tarifleri, Kek Tarifleri, Tatlı Tarifleri, Börek Tarifleri, Salata Tarifleri, Sütlü Tatlılar)
Ne var ki her bilimin kendi kümesi içinde olduğu kadar komşu kümelerdeki başka bilimlerle de çakışması ve bu durumun bilimlerin gelişmesi ölçüsünde giderek daha da artması, bilim dalları arasında kesin sınırlar koymayı dolayısıyla belirgin bir sınıflamayı olanaksız kılmaktadır.
Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.
.
You can leave a response, or trackback from your site.
Sağlık Ana Sayfa
Biyografiler
Akademisyenler,
Antropologlar (İnsanbilimciler),
Arkeologlar
Askerler >
Besteciler
Bilim Adamları
Biyologlar
Coğrafyacılar
Dansçılar
Denizciler
Devlet Adamları - Politikacılar
Dilbilimciler
Din Adamları
Diplomatlar
Doğa Bilimciler
Düşünürler
Edebiyatçılar
Eğitimciler
Ekonomistler
Felsefeciler
Fizikçiler
Fotoğrafçılar
Gazeteciler
Gezginler
Gökbilimciler
Gravürcüler
Heykeltraşlar
Hukukçular
İktisatçılar
İmparatorlar-Hükümdarlar
İş Adamları
İstatistikçiler
Karikatürcüler
Kaşifler
Kimyagerler
Koreograflar
Mankenler
Matematikçiler
Mimarlar
Minyatürcüler
Mucitler
Mühendisler
Müzisyenler
Oryantalistler
Osmanlı Padişahları
Pilotlar
Psikologlar
Ressamlar
Şairler
Sanatçılar
Sanatkarlar
Sendikacılar
Seramik Sanatçıları
Sinemacılar ve Tiyatrocular
Sosyologlar (Toplumbilimciler)
Sporcular
Araba Yarışçıları
Futbolcular
Tarihçiler
Tıpçılar
Veterinerler
Yazarlar
Yöneticiler
Yönetmenler
Toplum ve Yaşam
Toplum
Millet
Aile
Antropoloji
Hayvanlar
Sosyoloji
Cinsellik
Ev
Evlilik
Felsefe
Aşk
Biyografiler
Bilim ve Teknoloji Bilim
Bilgisayar
Bilim
Kurgu
Matematik
Aritmetik
Arkeoloji
Biyoloji
Bilim Adamları
Bilişim
Ekonomi
Fizik
Yıldızlar
Astronomi
Uzay
Arkeoloji
Jeoloji
Nükleer
Enerji
Kimya
Zooloji
Mantık
Pedagoji
Enerji
Elektronik
Elektrik
Telekomunikasyon
Teleskop
Ses
Tıp
Tarım
Kültür
Kültür
Dil
Tarih
Edebiyat
Eğitim
Felsefe
Adet
Müze
Müzik
Mitoloji
Basın
Spor
Sinema
Tiyatro
Coğrafya
İklim
İlçeler
İller
Biyocoğrafya
Din
ilahiyat
Allah
Musevilik
Hristiyanlık
Kuran-ı Kerim
Mitoloji