Önceden hazırlanmış program dizileri yardımıyla, kullanıcıların verdiği komutları uygulayarak bu programlarda belirtilen işlemleri öngörülen sıraya göre yerine getirip istenilen sonuç bilgileri yazı, grafik (çizelge) ya da görüntü biçiminde açıklayan, temel yapısı karmaşık elektronik devrelerden oluşan otomatik aygıt. Bilgisayarlar girdi ve çıktılarının niteliklerine göre analog ve dijital olarak iki ana türe ayrılır. Bunların en yaygını ve günümüzde mikro düzeyli yapılarıyla evlere kadar girmiş olanı dijital türden olanlardır (ikinci türün açıklaması için bak. Analog bilgisayar). Bilgisayarların tarihçesi, insanoğlunun hesap işlemlerini kolaylaştırmak için kullandığı ilk araç, İÖ 600′de Uzakdoğu’da icat edilen, günümüzde ilkokul çağına erişen çocuklara basit toplama çıkarma işlemlerini öğretmek için kullanılan ve dilimizde adına “çörkü” denen hesap tahtasıdır. Bundan sonraki ilk gelişme 1614′te iskoç matematikçisi John Napier’nin (1550-1617) düzenleyip yayımladığı logaritma cetvellerinin ortaya çıkarılmasına dayanır. Bu tarihten yaklaşık 10 yıl sonra, ingiliz matematikçisi rahip William Oughtred bu cetvelleri bir dairesel fildişi levha üzerine işleyerek günümüzdeki sürgülü hesap cetvellerinin ilk örneğini ortaya çıkardı. Blaise Pascal (1623-1662) 1642′de masa tipi ilk hesap makinesini yaptı. Pascal’ın hesap makinesinde sayı haneleri yan yana dizili dişli çarklardan oluşuyor ve çarklar üzerinde açılan 10 dişten her biri ondalık sayılardan birini karşılıyordu.Yalnızca toplama ve çıkarma işlemleri yapabilen bu makine sonraları geliştirilerek çarpma ve bölme işlemlerini de yapabilir duruma getirildi. Çağdaş hesap makinelerinde de çarpma ve bölme işlemleri bu geliştirilmiş Pascal yöntemiyle yapılmaktadır. Matematikçi Gottfried VVİlhelm von Leibniz (1646-1716) 17. yy’ın ikinci yarısında “adım adım hesaplayıcı” (stepped reckoner) adını verdiği yeni bir hesap makinesi geliştirdi. Dişli çark yöntemiyle çalışan bu makinede eldeler bir sonraki haneye aktarılabiliyordu. Tam anlamıyla başarılı ilk hesap makinesini 1820′de Charles XavierThomas geliştirdi. Çok satılan bu makinede sayıları yazma, kaydetme ve hesaplama özellikleri vardı. Ara sonuçları iç yapısındaki bir bellekte saklayabilen çağdaş bilgisayarların temel çalışma ilkesini ilk bulan ingiliz makine ustası ve matematikçi Charles Babbage’dir (1791-1871). Babbage’ın 19. yy başlarında tasarladığı çözümleme makinesi (analytical engine) adını verdiği komutları kaydedip her biri 50 rakamlı 1.000 sayıyı mekanik bir bellekte saklayabilecekti. Babbage girdi olarak da 1801′de J.M. Jacquard’m dokuma tezgahlarının denetimi için geliştirdiği delikli kartları kullanmayı düşünüyordu. Çağdaş bilgisayar özelliklerinin çoğunu içeren bu makine ingiliz hükümetinin para yardımını kesmesi ve o çağdaki makine araç ve gereçlerinin yetersizliği nedeniyle tamamlanamadı. 1875′te F.J. Baldvvin ve W.T. Odhner’in ayrı ayrı geliştirdikleri hesap makinelerinde, Leibnizt çarkının çevresindeki dişli,sayısı değiştirilebilir duruma getirilmişti. Daha ince çarklı ve küçük hacimli olması nedeniyle daha kullanışlı olan Odhner’in makinesi daha sonra yapılan hesap makinelerine örnek oldu. Elektromekanik ve elektronik bilgisayarların ilk örneği 1940′ta ABD’deki Bell Telefon laboratuvarlarında geliştirildi. Telefon ve telgraf sistemlerinde kullanılan röle ve devre elemanları (radyo, lambaları vb.)yardımıyla geliştirilen ve günümüzdekilere. oranla hızı oldukça düşük olan bu bilgisayar özel amaçlı olduğundan, yalnızca belirli bir işlemin sonuçlarını veriyordu.Çağdaş bilgisayarların öncüsü olan çok amaçlı ilk elektromekanik bilgisayar Harvard Üniversitesi profesörlerinden Dr. Howard H. Aiken’ce 1939′da tasarlandı. Harvard IBM işbirliğiyle1944′te gerçekleştirilen ve ASCC (automatic sequence controlled calculator) ya da Mark I olarak tanımlanan bu bilgisayar elektromanyetik rölelerle çalışıyor ve girdi olarak delikli kartları kullanıyordu.Otomatik bilgi işlem sistemleri alanındaki ilk büyük gelişme, Dr. John von Neuman’ın buluşundan yararlanılarak 1946′da gerçekleştirilen, yapısal bellekli kâğıt şerit ya da kartlar üzerine geçirilip bilgisayara dıştan yüklenen program komutları doğrudan yapısal belleğe kaydedilerek anında erişim özelliği sağlanmış ve çalışma hızı artırılmış oluyordu.Aynı yılda Pennsylvania Üniversitesi profesörlerinden,J.W. Mauchly ve J.P Eckert ENIAC (electronic numerical integrator and calculator) adını verdikleri, tümüyle elektronik, ilk bilgisayarı gerçekleştirdiler. Ancak bu bilgisayarda programlar belleğe yüklenemiyor ve komutlar karmaşık bir düzenle dıştan veriliyordu. Bu tarihi izleyen yıllarda büro makineleri üreten başlıca Amerikan firmaları çeşitli bilgisayarlar geliştirdiler ve 1951 de Remington Rand (daha sonraları Sperry Band) seri üretime geçerek UNIVAC adını verdiği bilgisayarları satışa çıkardı Elektronik devreleri elektron tüplerinden oluşan ve bu nedenle çok büyük boyutlu olan bu bilgisayarların yerini sonraları transistorlu, entegre devreli ve en sonunda yonga (chip) ve mıkroyonga teknolojisiyle üretilen ve boyutları giderek küçülen çok amaçlı büyük, orta ve mini bilgisayar sistemleri aldı Bilgisayarların yapısı. Bir dijital bilgisayarın donanım (hardvvare) adı verilen fiziksel yapısı özellikleri, nitelikleri ve işlevleri acısından birbirlerinden tümüyle ayrı. üç temel birimden oluşur: Merkez işlem Birimi (Central Processor); Ana Bellek ve Veri Saklama Birimleri (Main Memory, Storage Units) ve girdilerle çıktıları sağlayan Çevre Birimleri (Peripheral Input Output Devices). Bu donanım birimleri, bilgisayara yüklenen programların tümünü içeren yazılım (softvvare) paketiyle birlikte, bir bilgisayar sistemi oluştururlar. Merkez işlem Birimi. (Central Processing Unit CPU): Aritmetik ve mantık (logic) işlemlerini yerine getiren (arithmetic and Logic Unit) ve sistemin çalışmasını denetleyen (Control Unit) ki ayrı birimden oluşur. Ana Bellek (main memory, store):içinde program komutları ve bunlarla ilgili, anında erişilmesi gereken verilerin saklandığı, çok pahalı ve sistemin can damarı olan birimdir. Büyük çapta bir bilgisayar sisteminde içerdikleri bilgilerin erişim süre ve olanaklarına göre belirli bir sırayla düzenlenmiş değişik türden birden çok bellek bulunur. Ana gövdenin içinde yer alan sistem belleğinde, ana bellek dışında, ara sonuçların saklandığı bir geçici bellek ve standart olarak kullanılan programlarla ortak erişimli verilerin saklandığı bir ya da birden çok yalnızca okunabilir türden bellek (readonly memory, ROM) yardır.Bir bilgisayarın verimi çalışmada ve {programlarda öngörülen işlemlerin yapılış hızına bağlıdır. Bu hızı etkileyen etkenlerin başlıcaları: Erişim süresi (accesstime): Belirli bir adreste saklı verilerin okunması için gönderilen darbenin alınışıyla, bu verilerle ilgili çıktıların sağlanması arasında: geçen süredir.Yazışma süresi (vvrite time): Bir veri bitînin (1 ya da 0) bellekteki yerine kaydedilmesi için gerekli olan süredir. Bellekte saklı verilerin okunup çıktı olarâk verilmesi için geçen süre belleğin yapısına göre değişir. Doğrudan ya da gelişigüzel erişimli bellekler (randomaccess memory, RAM) ardışık erişimli belleklerden (serial, sequential access memory) daha hızlıdır. Belekler fiziksel özelliklerine göre uçucu, (volatile) ve kalıcı (permanent) olarak iki sınıfa.ayrılır. Sistemi çalıştıran elektrik gücü kesildiği anda içinde saklı bilgiler otomatik olarak silinen bellekler uçucu olarak tanımlanır. Uçucu bellekler statik ve dinamik türden olabilir. Yalnızca okunan türden (ROM) bellekler uçucu olamaz: ROM’ların kalıcı türden olmaları zorunludur. Büyük sistemlerde CPU ile anabellek arasında yer alan bir tampon bellek (buffer memory) kullanılır. Çok yüksek hızlı olan bu bellekte anında uygulanacak program yordamları (program routines) ve bunlarla ilgili veriler saklanır. Sistemin yazılım paketiyle ilgili ve yalnızca gerektiği zaman kullanılan bilgilerin tümü. çok büyük kapasiteli, daha ucuz ve çok daha yavaş çalışan, ana bilgisayarın dışında kalan çevresel veri saklama birimlerinde (perıpheral storage units) saklanır. Çeşitli işler için kullanılan büyük bilgisayarlarda, tüm kalıcı bilgiler bilgi bankası (data bank) denilen bu tür depo belleklerde tutulur. Çevresel veri saklama birimleri genellikle manyetik nitelikte, hareketli yüzeyli, seri (ardışık) ya da erişimli belleklerdir. Büyük bilgisayar sistemlerinde kullanılan manyetik şeritli bellekler seri erişimli. manyetik davul (drum) ve büyük manyetik diskli bellekler gelişigüzel erişimidir. Davul bellekler diskli olanlardan daha hızlı ancak daha küçük kapasitelidir. Kalıcı türden olan bu belleklerin birim bit başına düşen maliyetleri oldukça düşüktür.Daha geç geliştirilen büyük sistemlerde ana sistem belleği olarak katı hal (solidstate) manyetik köpük ve Josephson bellekleri kullanılmaktadır. Ayrıca, masa tipi mini bilgisayarlarda kullanılan küçük boyutlu sabit (hard) ve esnek (floppy) diskler ve disketler de sistem kapasitesini artırmak için kullanılan veri saklama birimleridir. Çevre(peripheralequipment): Verilerin bilgisayara yüklenmesini sağlayan giriş birimleriyle, sonuç bilgileri kullanıcıya ileten çıkış birimlerinden ve kalıcı bilgilerin saklandığı depo belleklerden oluşur (Input Output Uniss). Veri girdileri delikli kart. kâğıt şerit, manyetik şerit, kâğıt üzerinde yazı, grafik ve diyagramlar olabilir. Buna göre de. girdi birimi olarak kart delici, kâğıt şerit okuyucu, manyetik şerit birimi, optik karakter okuyucu ya da klavye ve ekranlı terminaller kullanılır.Sonuç bilgiler, kullanılan sistemin özelliğine göre delikli kart. kâğıt şerit, manyetik şerit, sürekli kâğıt rulolar-ya da ekran görüntüsü olarak verilebilir. Buna göre de sırasıyla kart ve delikli kâğıt şerit okuyucu, manyetik şerit birimi,yazıcı ve ekranlı terminaller kullanılırTemel çalışma ilkeleri. Bilgisayar, kendisine verilen hammaddeleri (temel bilgi ve komutları) bir makine ve önceden belirlenen yöntemler yardımıyla işleyerek bilgi üreten çok yönlü bir üretim aracıdır. Bu nedenle, her üretim aracı gibi. bir bilgisayarın çalışabilmesi ve üretim yapabilmesi için gerekli beş temel öğe vardır: Hammadde, makine, yöntem, insan ve ürün. Bir bilgisayarı normal üretim araçlarından ayıran başlıca özellikler yüksek hız, çok yönlülük ve depolama kapasitesinin büyüklüğüdür. Örneğin, normal bir insanın yedi haneli on sayıyı güçlükle toplayabildiği bir dakikalık süre içinde yüksek hızlı bir bilgisayar bir milyarı aşkın aritmetik işlemi kolaylıkla ve hatasız olarak yapabilir. Aynı bilgisayarın manyetik şerit ya da disk tipi veri saklama birimlerinde New York, Londra gibi büyük başkentlerin telefon rehberleri içindeki bilgilerin tümü saklanabildiği gibi, bir saniyelik sürede 15.000 abonenin numarasına bakılabilir. Ayrıca, yine aynı bilgisayar yardımıyla, en basit denklem çözümlerinden en karmaşık uydu yörünge hesaplarına, zamanlı verim çizelgelerinden büyük yapılan tasarım çizimlerine kadar çok çeşitli işlemler en kısa sürede gerçekleştirilebilir. Kısaca, düşünebilme, iç güdüsel davranış, karar verebilme gibi insanlara özgü birtakım hareket ve iş eylemleri dışında, bilgisayarlar, gerekli öğeler sağlandığında, her türden istemleri yapabilirler. Bilgisayarların hammaddesi bir denklemin bilinen sabit değerleri, ücret bordrolarıyla ilgili bilgiler, bilimsel deneylerden elde edilen sonuç değerler, adresler, ürün çeşitlerinin adları vb. gibi alfabetik karakter ve rakamlarla belirtilebilen verilerdir. Ancak, bu verilerin girdi olarak kullanılabilmesi için bilgisayarın anlayabileceği bir biçime dönüştürülmesi gerekir. Bu kodlama işlemi bilgisayarın tipine (türüne) ve özelliğine göre kart ve şerit delici, sistem ve terminal klavyeleri, el yazısı karakter ve rakamları okuyup elektrik darbelerine dönüştüren optik okuyucu, ekran üzerinde gezdirilen ışıklı kalem gibi giriş (input) birimleriyle yapılır. Bu hammadde girdilerini işleyerek bilgi üreten makine bölümü bilgisayarın merkez işlem birimi (CPU) oluparitmetik ve mantık işlem birimi (arithmetic and logic unit, ALU) ve sistemin çalışmasını denetleyen kontrol biriminden (CU) oluşur. CPU kontrol ve işlem birimleri akım ve gerilim darbelerinin varlığı ve yokluğuna göre çalışan iki konumlu elektronik devrelerden oluştuğundan, veri girdi ve çıktıları 1 ve 0 rakamlarının değişik bileşimleriyle belirtilir. Bu nedenle de, aritmetik işlemlerde ondalık sayı sistemi yerine iki rakamlı ikili (binary) sayı düzeni uygulanır. Bu düzende akım darbesinin varlığı 1, yokluğu 0 olarak gösterilir. Sayı haneleri de en sağdan başlayarak 2 sayısının üsleri kadar artırılır. Örneğin 2° =1 olduğundan, birler hanesi 1×1=1 ya da .1×0=0 olur. Buna göre ikili düzende yazılmış, örneğin, 101 sayısı 22+0+2°=4+0+1=5, 1010 sayısı 23+0+ 21 +0 = 8+0+2+0 = 10 sayısına eşdeğerdir. Tek sayılarda birler hanesi 1, çift sayılar-daysa O’dır. ikili (binary) sayıların teorisini 19, yy’ın ortalarında ingiliz matematikçisi George BOOLE (1815-1864) ortaya koyup yayımlamış, Boole Cebiri denilen ve simgesel mantık biliminin temeli olan ikili – sayı işlemleri düzenini geliştirmiştir.Bilgisayarın üretim yöntemi, uygulanan programlarla belirlenir, işte bir bilgisayarı bilinen mekanik ve elektro mekanik hesap makinelerinden ayıran ve ona birden çok amaca yönelik çok yönlü bir aygıt özelliği kazandıran öğe üretilecek bilgi türüne göre değişik biçimlerde önceden hazırlanan sistem belleğine yüklenen (kaydedilen) bu programlardır. Bilgisayarın ya da CPU’ nun bu programlarda yazılı komutlara uyarak nasıl çalıştığı bir benzetme yapılarak açıklanabilir. Sistem belleği, rafları içleri boş dosyalarla dolu bir dosya dolabı gibidir. Program komutları, her biri belirli bir tanım kodu (adres) taşıyan dosyalardan birine yerleştirilir. Bilgisayar çalışır konuma getirilince adres kodu en küçük olandan başlayarak bu komutları dosyalarından çıkarıp okuyarak içlerinde yazılı işlemleri sırasıyla yerine getirir işlemler bitince sonuçlar benzer biçimde boş olan dosyalara yerleştirilir. Dosyalar içindeki bu veriler bir alfanümerik karakter, byte ya da sözcük niteliği taşıyan ve uzunlukları buna göre değişen veri dizilerinden oluşur. Bu komutların istenildiği gibi ve kendi eylemleri sonucu değiştirilebilir nitelikte olmaları nedeniyle, bilgisayar olabildiğince ayrıntılı ve karmaşık işlemleri çok kısa bir sürede gerçekleştirebilir. Ancak, bir bilgisayarın sadece kendisine verilen komutları, nedenini, doğruluğunu tartışmadan yerine getirdiği unutulmamalıdır. Örneğin, telefonu aylarca kapalı kalmış bir aboneye 50.000 liralık telefon faturası çıkaran bir bilgisayar bu yanlışlığı kendi beceri eksikliğinden değil, programcının vermiş olduğu yanlış bir komut nedeniyle yapar. Bu nedenle programcılık kişilerin en küçük bir dikkatsizliğini bağışlamayan ve her komutun bir başka komutla olan ilişkisinin değişen koşullarda ayrı etkileşimler oluşturacağı bilincini taşıyarak üstlenilmesi gereken bir iştir. Özel bir amaca yönelik programları, o amaca hizmet eden bilgisayarın kullanıcısı hazırlar ya da bir programcıya hazırlatabilir. Ancak, muhasebe hesapları, ücret bordroları, stok kontrolü, fiyat ve satış analizleri gibi pekçok işyeri İçin ortak olan programlar çoğunluktadır. Yazılım (softvvare) tanımlanan bu programlar bilgisayar donanımı ve yazılımı üreten kuruluşlarca hazırlatılıp program paketleri olarak kullanıcılara satılmaktadır. Programlar, program dili denilen özel bir kodlama yöntemiyle yazılırlar. Özellikle mikrobilgisayar teknolojisinin geliştirilmesi ve ev masa tipi bilgisayarların satışa çıkmasından sonra sayıları hızla artan program dillerinin öncüleri olan COBOL (Common Business Oriented Language). ALGOL (Algorithlic Langu.age) ve FORTRAN (Formula Translation) özellikle genel iş sorunlarının (COBOL), karmaşık matematik problemlerinin (FORTRAN) çözümünde ve daha çok büyük sistemlerde kullanılmaktadır. Mikrobilgisayar teknolojisinin yaygınlaşmasından sonra geliştirilen BASIC (Beginner’s Ali Purpose Symbolic Instruction Code) ve PASCAL gibi çok kolay uygulanabilen yeni program dilleriyse masa tipi kişisel bilgisayarların çok kısa bir sürede dünya çapında, yaygınlaşmasında başlıca etkenlerden biri olmuştur. Bilgisayarların en verimli bir biçimde kullanılmasında, en başta sistem analistleri olmak üzere, sırasıyla programcı ve sistem operatörleri en önemli elamanlardır. Sistem analisti, bilgisayarı kullanacak olanlarla görüşüp isteklerini öğrendikten sonra bu isteklere en uygun olan sistem donanım ve yazılım düzenini planlar. Programcı da planlanan bu yazılım düzeninin gerektirdiği programları hazırlar ve herhangi bir aksaklık olmaması için uygulamaları sürekli olarak denetler. Bilgisayar ya da sistem operatörü de hazırlanan programlardaki komutların sisteme yüklenmesi girdi ve çıktıların doğruluğunun denetlenmesi gibi görevlerle yükümlüdür. Bilgisayar dilleri, insanlar arasında olduğu gibi bilgisayarla haberleşme için kullanılan sistem de bir dil oluşturur. Dil, semboller, bu sembollerdenyapılan sözcükler ve sözcüklerin geçerli biçimde kullanılmasını sağlayan sentaks kurallarından oluşur. Bilgisayarlara yaptırılmak istenen iş, program olarak, araca,tanıyıp anlayacağı bir dilde verilir. Bu dile bilgisayar dili ya da programlama dili denir. Bilgisayar dilinin kullanıcının alıştığı dillere benzemesi, aracın kullanılmasını kolaylaştırır. Bununla birlikte, haberleşme dilinin aracın yaptığı işlemlere de yakın olması istenir. Geliştirilmiş olan bir dil böylece aracın kendi işlem komutlarıyla kullanıcının işlemleri anlatım biçimi arasında ortalama bir çözüm olmalıdır.Bellek adreslerini açık olarak belirterek aracın sayısal işlem kodlarını kullanan dile MAKİNE DİLİ (MACHİNE CODE) adı verilir. Bir aracın özel komutlar sayıca çok olduğundan, bu tür dillerin öğrenilmesi zordur. Ayrıca komutların sayısal bir biçimde kodlanması da zordur. Kodlama, çoğunlukla 16 tabanına (hexadecimal) göre yapılır. Komutlar en element işlemleri gerçekleştirdiklerinden bu tür bir dilde yazılan programlar uzun ve karışık yapılı olurlar. Ancak bu dilde yazılan programların çalışma hızları yüksektir. Araç dillerinin bu sakıncalarından kurtulmak için. kullanımı ve anlaşılması kolay programlama dilleri geliştirilmiştir. Bilgisayar dilleri düzeylerine göre sınıflandırıldığı gibi amaç ve sağladıkları olanaklara göre de sınıflandırılırlar. Bilimsel ve teknik konulara elverişli diller.ticari ve iş uygulamalarına elverişli dillerden farklıdır. Ayrıca kimi diller bigisayarla yakından haberleşmeyi, karşılıklı etkileşmeyi de etkin olarak sağlar.Günümüze kadar pek cok bilgisayar dili geliştirilmiştir. Bunlardan yaygın olarak kullanılanları: Ticari uygulamalı dillerin en yaygını COBOL (Common Business Oriented Language): hemen hemen ingilizce gibidir. Bu nedenle öğrenilmesi ve programların başkalarınca anlaşılması kolaydır. Bilimsel ve teknik konularda yaygın olarak ALGOL (Algoritmıc Language) ve FORTRAN (Formula Translation) kullanılır. Bunların her ikiside yüksek düzeyli dillerdendir. Fortran geliştikçe adı da FORTRAN. FORTRAN II, FORTRAN IV VS FORTRAN olarak değişmiştir.
Ansiklopedimizin içinde Google destekli arama yapın.
.
You can leave a response, or trackback from your site.
Sağlık Ana Sayfa
Biyografiler
Akademisyenler,
Antropologlar (İnsanbilimciler),
Arkeologlar
Askerler >
Besteciler
Bilim Adamları
Biyologlar
Coğrafyacılar
Dansçılar
Denizciler
Devlet Adamları - Politikacılar
Dilbilimciler
Din Adamları
Diplomatlar
Doğa Bilimciler
Düşünürler
Edebiyatçılar
Eğitimciler
Ekonomistler
Felsefeciler
Fizikçiler
Fotoğrafçılar
Gazeteciler
Gezginler
Gökbilimciler
Gravürcüler
Heykeltraşlar
Hukukçular
İktisatçılar
İmparatorlar-Hükümdarlar
İş Adamları
İstatistikçiler
Karikatürcüler
Kaşifler
Kimyagerler
Koreograflar
Mankenler
Matematikçiler
Mimarlar
Minyatürcüler
Mucitler
Mühendisler
Müzisyenler
Oryantalistler
Osmanlı Padişahları
Pilotlar
Psikologlar
Ressamlar
Şairler
Sanatçılar
Sanatkarlar
Sendikacılar
Seramik Sanatçıları
Sinemacılar ve Tiyatrocular
Sosyologlar (Toplumbilimciler)
Sporcular
Araba Yarışçıları
Futbolcular
Tarihçiler
Tıpçılar
Veterinerler
Yazarlar
Yöneticiler
Yönetmenler
Toplum ve Yaşam
Toplum
Millet
Aile
Antropoloji
Hayvanlar
Sosyoloji
Cinsellik
Ev
Evlilik
Felsefe
Aşk
Biyografiler
Bilim ve Teknoloji Bilim
Bilgisayar
Bilim
Kurgu
Matematik
Aritmetik
Arkeoloji
Biyoloji
Bilim Adamları
Bilişim
Ekonomi
Fizik
Yıldızlar
Astronomi
Uzay
Arkeoloji
Jeoloji
Nükleer
Enerji
Kimya
Zooloji
Mantık
Pedagoji
Enerji
Elektronik
Elektrik
Telekomunikasyon
Teleskop
Ses
Tıp
Tarım
Kültür
Kültür
Dil
Tarih
Edebiyat
Eğitim
Felsefe
Adet
Müze
Müzik
Mitoloji
Basın
Spor
Sinema
Tiyatro
Coğrafya
İklim
İlçeler
İller
Biyocoğrafya
Din
ilahiyat
Allah
Musevilik
Hristiyanlık
Kuran-ı Kerim
Mitoloji