AZINLIKLAR

RRR
Bir ülke nüfusunda egemen durumda bulunmayan; etnik, din, dil ve gelenekler açısından ayrı özellikler gösteren ve bunları korumak isteyen, devlete bağlı yurttaşlar topluluğu. Barış antlaşmalarında en iyi sınır düzenlemeleri bile, ülkede yaşayan halkın içinde değişik dil, din ve etnik özellikler taşıyan grupların bulunmasını engelleyemedi. Bu yüzden hem çoğunluğun içinde ezilmemeleri ve korunmaları, hem devletin temelini sarsacak siyasal yollara sapmamalarını sağlayacak önlemler düşünmek gerekti. Bu durum uluslararası gerginliklere de konu oldu. Bu nedenle Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki barış antlaşmalarıyla azınlıklar sorununa bir çözüm sağlandı: I. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki barış antlaşmaları: Avusturya’nın 1919 St. Germain, Bulgaristan 1919 Neuilly, Macaristan’ın 1929 Trianon. II.Azınlıkların korunmasıyla ilgili özel antlaşmalar: Bağlaşık devletlerle Polonya, Yunanistan, Çekoslovakya, Yugoslavya, Romanya arasında yapılanlar (1919).III. iki yanlı antlaşmalar: Almanya-Polonya arasında (1922), Polonya-Çekoslovakya arasında (1920) olduğu gibi.IV. Tek yanlı açıklamalar: Milletler Cemiyeti, 1920′deki açıklamasıyla yeni üye olacak devletlerin daha önce yapılmış azınlık antlaşma ilkelerini benimsemesi koşulunu koydu. Arnavutluk (1921), Litvanya (1922), Letonya ve Estonya (1923), Irak (1933) azınlıklarla ilgili kuralları benimsedi. Yasa önünde eşitlik, ayrıcalıksız uygulama ve gerçek yurttaşlık olanaklarını getiren bu düzenin işlemesi oldukça zordu. Bu nedenle birçok ülke azınlık sorununu karşılıklı değiş tokuş yoluyla çözümlemeye yöneldi. Zorunlu ve isteğe bağlı değiş tokuş yoluyla Bulgaristan-Yunanistan, Yunanistan-Türkiye, Türkiye-Romanya,Almanya ile komşuları, Bulgaristan-Romanya, Macaristan-Çekoslovakya, Polonya ile SSCB arasında çeşitli tarihlerde azınlıklar değiştirildi.Ülkemizde azınlık sorunu, Fatih’in istanbul’u almasıyla ortaya çıktı ve 19. yy’ın ortalarına kadar tek yanlı çözümlendi (Tanzimat Fermanı’nda olduğu gibi). 1856 Islahat Fermanı’nda azınlık hakları, ilk kez uluslararası yaptırım biçiminde kendini gösterdi. 1878 Berlin Antlaşması, özerklik tanınan Bulgaristan, Karadağ, Sırbistan, Romanya’nın azınlıklarını korumaları yönünde kurallar getiriyor ve ayrıca Osmanlı imparatorluğundaki azınlıkların haklarına, uluslararası önem veren ilkeler taşıyordu. Osmanlı Devleti 1913′te Bulgaristan ve Yunanistan ile iki yanlı azınlık antlaşmaları imzaladı. Lozan Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti azınlıkların haklarını, öteki antlaşmalarla kabul edilen ilkeler çerçevesinde ve komşu ülkelerdeki Müslümanlara aynı haklar sağlanmak koşuluyla onayladı. Lozajı Antlaşması’na göre Türkiyedeki “gayri müslim” azınlıklar Türk yurttaşı sayılacak, her çeşit yurttaşlık haklarından ve siyasal haktan yararlanacak, din, dil, ırk ayrımı yapılmaksızın yasa önünde eşit olacaktır. Azınlıklar, giderlerini kendileri karşılamak üzere, her türlü dinsel ve toplumsal kurum, okul kurabilecek, yönetip denetleyecek, kendi dillerini kullanabilecek, dinsel ayinlerini özgürce yapabilecektir. Günümüzde de azınlık haklarında devletler arasında yapılmış eski antlaşmalar geçerlidir; ancak her ülke, BM’ce benimsenip 1966′da sözleşmeye çevrilen insan Hakları Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Amerika insan Haklan Sözleşmesi çerçevesinde azınlık haklarını korumaya çalışmaktadır. Örneğin 1982′ den başlayarak Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerine uyguladığı baskı ve haklarına yönelik haksız davranış, 1984′te Avrupa Konseyi’nce ele alındı. 1985′te Bulgaristan’ın uluslararası antlaşmaları ve ülkelerarası azınlık antlaşmalarını hiçe sayarak azınlıklar üzerinde yoğun bir asimilasyon siyaseti gütmesi dünya kamuoyunda tepkilere yolaçtı.

Sağlık Ana Sayfa
site ekle